Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1696 E. 2022/6400 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mücerretlik↗ tahkikat↗ ön inceleme duruşması↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ dava sebebi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacının markaları ile başvuru konusu işareti ilk gördüğünde ve duyduğunda farklı iki işaret olduğunu hemen algılayabileceği, zira "MEKE " ibareli işaretin "MEK" ibaresini içerse de işaretin bütün olarak anlamsal, görsel ve sescil olarak davacı markalarından belirgin biçimde farklı olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek bulunmadığı görülürse, mahkemece ön inceleme duruşmasının tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemler yapıldıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirilebileceği (HMK 138, 142. maddeler), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili olmadığı, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Kurum YİDK kararının iptali ve davalı marka başvurusunun hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu marka başvurusuna konu işaretin davacıya ait itiraza mesnet markalar ile 556 sayılı KHK m. 8 vd. hükümleri kapsamında iltibas oluşturmayacağı, kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyor olması hususu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 556 sayılı KHK m. 8/1-b hükmü ile marka tescilinde nispi ret nedeni, m. 42/1-b hükmü ile de hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda itiraza mesnet davacının “MEK” ibareli seri markalarının kapsamındaki mal ve/veya hizmetler, davalı başvurusu olan "MEKE" ibareli marka kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerle aynı ve/veya benzer durumdadır. Genel izlenim olarak taraf markaları arasında, ortalama tüketiciler yönünden iltibas veya karıştırma ihtimaline sebep olacak derecede sessel, işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu görülmektedir. Nitekim Dairemizin 2010/4323-2011/15558 sayılı kararı ile "MEK" ve "MEKO" markalarının da benzer olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda, anılan emsal kararımız ve taraf markaları arasındaki emtia ve ibare benzerliği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6454 E. 2011/12973 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:e-defter
Benzer bu kararda1- Davalılar vekilinin 03.05.2011 tarihli cevabi karar düzeltme dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği anlaşıldığından, usule uygun olmayan davalılar vekilinin karar düzeltme istemli dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2244 E. 2022/6023 K.
Ortak:tahkikat · ön inceleme duruşması · iltibas
İncelediğiniz kararda… psamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir «tahkikat» yapılmasına gerek bulunmadığı görülürse, mahkemece ön «inceleme duruşmasının» tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemler yapıldıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirilebileceği (HMK 138, 142. maddeler), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca «iltibas» değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili olmadığı, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmişt …
… ince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacının markaları ile başvuru konusu işareti ilk gördüğünde ve duyduğunda farklı iki işaret olduğunu hemen algılayabileceği, zira "MEKE " ibareli işaretin "MEK" ibaresini içerse de işaretin bütün olarak anlamsal, görsel ve sescil olarak davacı markalarından belirgin biçimde farklı olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
8 vd. hükümleri kapsamında «iltibas» oluşturmayacağı, «kötüniyet» iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… şvuru markası ile davacının "Lindt" asıl unsurlu itiraza mesnet markaları arasında hiçbir benzerliğin olmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir «tahkikat» yapılmasına gerek bulunmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, mahkemece ön «inceleme duruşmasının» tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemler yapıldıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yarg …
İlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu "linna" markası ile davacının “lindt, lindor” ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun anlamında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de «dahil» «iltibas» oluşacak düzeyde benzerlik olmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle ortak mal ve hizmetler açısından tüketici nezdinde «iltibasa» yol açacak şekilde benzerlik nedeniyle davacının itirazının 556 sayılı KHK. m.8/1-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gibi, davacı 556 sayılı KHK. m.8/4 uyarınca tanınmışlığa dayalı olarak da markasının zarar göreceği iddiası açısından da mahkemece herhangi bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda «eksik incelemeye» dayalı yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu "linna" markası ile davacının “lindt, lindor” ibareli markaları arasında 6769 sayılı Kanun anlamında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de «dahil» «iltibas» oluşacak düzeyde benzerlik olmadığı, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle ortak mal ve hizmetler açısından tüketici nezdinde «iltibasa» yol açacak şekilde benzerlik nedeniyle davacının itirazının 556 sayılı KHK. m.8/1-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gibi, davacı 556 sayılı KHK. m.8/4 uyarınca tanınmışlığa dayalı olarak da markasının zarar göreceği iddiası açısından da mahkemece herhangi bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda «eksik incelemeye» dayalı yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14675 E. 2012/21178 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… ince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının «mücerret» bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacının markaları ile başvuru konusu işareti ilk gördüğünde ve duyduğunda farklı iki işaret olduğunu hemen algılayabileceği, zira "MEKE " ibareli işaretin "MEK" ibaresini içerse de işaretin bütün olarak anlamsal, görsel ve sescil olarak davacı markalarından belirgin biçimde farklı olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… psamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir «tahkikat» yapılmasına gerek bulunmadığı görülürse, mahkemece ön «inceleme duruşmasının» tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemler yapıldıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirilebileceği (HMK 138, 142. maddeler), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca «iltibas» değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili olmadığı, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmişt …
8 vd. hükümleri kapsamında «iltibas» oluşturmayacağı, «kötüniyet» iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında «iltibasa» neden olacak şekilde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf ‘ ETİMEK, PEYMEK, MEK’ ibareli markalarıyla davalının tescil talebinde bulunduğu ‘ FOMEK’ ibareli marka arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Bu itibarla mahkemece, davalının marka başvurusunun davacı markalarıyla «iltibas» oluşturacağı ilke olarak kabul edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki
Benzer bu karardaMahkemece uyuşmazlığın çözümü noktasında alınan «bilirkişi raporları arasında çelişki» bulunduğu gibi, dosyada mevcut 13.09.2010 tarihli ayrık bilirkişi ve 01.02.2011 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında da belirtildiği üzere davacının ‘MEK’ ibareli …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1696 E. , 2022/6400 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2018/269 E. - 2019/123 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.12.2020 tarih ve 2019/775 E. - 2020/1221 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “MEK” ibareli 29 ve 30. sınıflarda markalar ile “ETİMEK+HİTİT Güneşi” ibare ve biçimli içeren 20.12.2001/2649-2 sayılı tasarım belgesinin sahibi olduğunu, “ETİ MEK” markasının tanınmışlığı T/02202 numarası ile kayıt altına alınmış olduğunu, bununla birlikte “ETİ MEK” markasının üzerinde kullanıldığı ürün ambalajının da 2001/02649 sayı ile endüstriyel tasarım olarak müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının "MEKE" ibare ve biçimli 29.
30. 32. sınıf ürünl ve hizmetleri içeren 2017/13864 sayılı marka tescil başvurusunun müvekkilinin tanınmış markalarına iltibas ve tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturacağını, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceği gerekçesiyle başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2018/M-4543 sayılı kararla reddedildiğini ileri sürerek davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, markaların iltibas ve benzerlik değerlendirilmesi yapılırken markaların bölünüp parçalanmadan, bütün hali değerlendirilme yapılması gerektiğini, davacı tarafından iltibas yaratacağı ileri sürülerek itiraza ve davaya konu edilen tescilli markalarının tamamı “MEK” ibaresini destekleyen güçlendiren esas unsurlarla birlikte tescil edildiğini ve kullanıldığını, “ETİ MEK”, “PEY MEK”, “ETİ MİNİMEK” gibi, davacı tarafından markalar
parçalanmakta hecelere ayrılmakta ve zoraki bir iltibas tehlikesi yaratılmaya çalışılmakta olduğunu, bilinirliğinin “ETİ MEK” şeklinde olduğunu, “MEK” ibaresi tek başına marka olarak tanınmış olmadığını, diğer davalı TPMK tarafından itirazın reddi gerekçesinde belirtildiği üzere MEK ibaresinin kısa bir ibare olduğunu ve kısa ibareler arasında küçük farklılıklar markalar arasında benzerlik kurulmaması sonucunu doğurduğunu, davaya konu müvekkili tarafından tescil başvurusunda bulunulan markanın Meke olduğunu, davacının tescilli bulunan davaya gerekçe markalarının içinde bulunan MEK ibaresinden tamamen farklı olduğunu, iltibas, benzerlik söz konusu olmadığını, bu nedenle TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, yapılan işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu, başvuru konusu "MEKE" ibareli işaretle, davacıya ait redde mesnet alınan markaların anlamsal, görsel ve sescil olarak bütünü itibarı ile bıraktığı izlenim itibarı ile ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadıklarını, davacının markasının tanınmış olmasının da sonuca etkili bulunmadığını, başvurunun bir tasarım içermediğini, tasarım tescilinin markasal koruma sağlamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacının markaları ile başvuru konusu işareti ilk gördüğünde ve duyduğunda farklı iki işaret olduğunu hemen algılayabileceği, zira "MEKE " ibareli işaretin "MEK" ibaresini içerse de işaretin bütün olarak anlamsal, görsel ve sescil olarak davacı markalarından belirgin biçimde farklı olduğu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra, başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek bulunmadığı görülürse, mahkemece ön inceleme duruşmasının tamamlandığını bildirip, bu konuda gerekli işlemler yapıldıktan sonra, tahkikata gerek olmadığını belirterek, tarafların bu konuda beyanlarını almak suretiyle yargılama kesitlerini aynı oturumda arka arkaya gerçekleştirilebileceği (HMK 138, 142. maddeler), Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmamasının sonuca etkili olmadığı, davacının "MEK" ibareli markalarıyla davalının "MEKE" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1.
maddesinin koşullarının olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Kurum YİDK kararının iptali ve davalı marka başvurusunun hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu marka başvurusuna konu işaretin davacıya ait itiraza mesnet markalar ile 556 sayılı KHK m. 8 vd. hükümleri kapsamında iltibas oluşturmayacağı, kötüniyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyor olması hususu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 556 sayılı KHK m. 8/1-b hükmü ile marka tescilinde nispi ret nedeni, m. 42/1-b hükmü ile de hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda itiraza mesnet davacının “MEK” ibareli seri markalarının kapsamındaki mal ve/veya hizmetler, davalı başvurusu olan "MEKE" ibareli marka kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerle aynı ve/veya benzer durumdadır. Genel izlenim olarak taraf markaları arasında, ortalama tüketiciler yönünden iltibas veya karıştırma ihtimaline sebep olacak derecede sessel, işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu görülmektedir. Nitekim Dairemizin 2010/4323-2011/15558 sayılı kararı ile "MEK" ve "MEKO" markalarının da benzer olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda, anılan emsal kararımız ve taraf markaları arasındaki emtia ve ibare benzerliği dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838378600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz