İstirdat | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1906 E. 2022/6293 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedel kaydı↗ teminat bonosu↗ talil↗ aktif husumet yokluğu↗ kesin delil↗ lehdar↗ teminat senedi↗ yemin teklifi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ciranta↗ menfi tespit davası↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ lehtar↗ aktif husumet↗ bedelsizlik↗ pasif husumet yokluğu↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ tespit davası↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ keşideci↗ bono↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ teminat↗ kesin hüküm↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; senette ... ve ...'in borçlu, ...'ın ise lehdar konumunda olduğu, senette keşideci, ciranta, lehtar konumunda olmayan Daima Tekstil'in davacı sıfatı, Budaklar Tekstilin ise davalı sıfatının bulunmadığı, senetler üzerinde bedelinin nakden ahzolunduğuna ilişkin kayıt olup, davalı tarafın, davacı şahıslara borç para verdiğini iddia ettiği, bu iddianın senet metni üzerindeki nakden ibaresi ile uyumlu olduğu, davacı şahısların ise senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiği, senet metnini talil eden davacının bu iddialarını kesin delil ile ispatlamak zorunda olduğu, ancak yazılı delilin davacılar tarafından dosyaya sunulmadığı, yemin deliline de açıkça dayanmadıkları görüldüğünden, karşı tarafa yemin de teklif edilmediği gerekçesiyle; Daima Tekstil ... Ltd. Şti.'nin açtığı davanın aktif husumet yokluğundan, Budaklar ... Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, ... ve ... tarafından ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu senetlerde, borçlu olarak davacı gerçek kişilerin isim ve imzalarının bulunduğu, lehtar kısmında davalı ... isminin bulunduğu, bonolar üzerinde nakden bedel kaydı bulunduğu, davacılar vekilinin senet metnini talil ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının, bonoların aralarındaki ticari ilişkide, teminat bonosu olarak verildiğini ispatlayamadığından, ticari defter ve belgelerin incelenmemesi sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacı ... ve Tansu’nun keşidecesi olduğu, davalı ...’in de lehtarı olduğu bononun davacı şirketin, davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlar için teminat olarak verildiğini, kumaşların davalı şirketten alındığını ileri sürerek senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup, mahkemece, yukarıda özetlenen nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
Somut olayda, davacıların, iddiasını ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında üç aşamalı bir ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davacılar senet metnini talil etmiş olmakla evvel emirde, senetlerin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altındadır. Öyleyse, davacıların iddiasını ispat için, davada taraf şirketlere ait ticari defterlere dayanması hukuken kabul edilebilir olmakla birlikte, ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesi isabetli olmadığı gibi, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece verilecek hükmün, davacı şirket ile davalı şirkete ticari ilişkiye ilişkin tespitler barındıracak olmasına ve şirketlerin senetten doğan haklarını da etkileyecek bulunmasına göre, işbu davada davacı şirket ile davalı şirketin sıfatının bulunduğununda kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davacıların senetlerin teminat amacıyla verildiği iddiasının ispatı için dayandığı diğer delilleri ile birlikte taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme ile yapılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirmeye dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle istinaf istemlerinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · kambiyo senedi · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaMenfi «tespit davalarının» bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» «teminat» amacıyla verildiğinin ve «bedelsiz» kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan «menfi tespit» davasında «ispat külfeti», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu senetlerde, borçlu olarak davacı gerçek kişilerin isim ve imzalarının bulunduğu, «lehtar» kısmında davalı ... isminin bulunduğu, «bonolar» üzerinde nakden «bedel kaydı» bulunduğu, davacılar vekilinin senet metnini «talil» ettiği, «ispat yükü» kendisinde olan davacının, bonoların aralarındaki ticari ilişkide, «teminat bonosu» olarak verildiğini ispatlayamadığından, «ticari defter» ve belgelerin incelenmemesi sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar senet metnini «talil» etmiş olmakla evvel emirde, senetlerin «teminat» amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani «bedelsiz» kaldığını «ispat yükü» altındadır.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8450 E. 2015/5664 K.
Ortak:talil · lehdar · ispat külfeti · ispat yükü · keşideci · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; senette ... ve ...'in borçlu, ...'ın ise «lehdar» konumunda olduğu, senette «keşideci», «ciranta», «lehtar» konumunda olmayan Daima Tekstil'in davacı sıfatı, Budaklar Tekstilin ise davalı sıfatının bulunmadığı, senetler üzerinde bedelinin nakden ahzolunduğuna ilişkin kayıt olup, davalı tarafın, davacı şahıslara borç para verdiğini iddia ettiği, bu iddianın senet metni üzerindeki nakden ibaresi ile uyumlu olduğu, davacı şahısların ise senedin «teminat senedi» olduğunu iddia ettiği, senet metnini «talil» eden davacının bu iddialarını «kesin delil» ile ispatlamak zorunda olduğu, ancak «yazılı delilin» davacılar tarafından dosyaya sunulmadığı, «yemin deliline» de açıkça dayanmadıkları görüldüğünden, karşı tarafa yemin de teklif edilmediği gerekçesiyle; Daima Tekstil ...
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu senetlerde, borçlu olarak davacı gerçek kişilerin isim ve imzalarının bulunduğu, «lehtar» kısmında davalı ... isminin bulunduğu, «bonolar» üzerinde nakden «bedel kaydı» bulunduğu, davacılar vekilinin senet metnini «talil» ettiği, «ispat yükü» kendisinde olan davacının, bonoların aralarındaki ticari ilişkide, «teminat bonosu» olarak verildiğini ispatlayamadığından, «ticari defter» ve belgelerin incelenmemesi sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Menfi «tespit davalarının» bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» «teminat» amacıyla verildiğinin ve «bedelsiz» kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan «menfi tespit» davasında «ispat külfeti», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
Benzer bu karardaDava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Oysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakden kaydı · protokol · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, kural olarak «ispat yükünün» davacıya ait olduğu, davalının takibe konu senedin «protokolde» belirtilen senet olmayıp müvekkili tarafından verilen borç para karşılığı düzenlendiğini savunduğu, böylelikle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat külfetinin» yer değiştirdiği, bu durumda borç para verdiğini davalının kanıtlamasının gerekeceği, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ka …
Oysa, davalının savunmasından hareketle dava konusu senedin düzenleme «sebebinin» «talil» edilmiş olduğu sonucuna varılamayacağı aşikar olup, senedin dahi "«nakden" kaydı» ile düzenlenmesi karşısında «ispat yükünün» davacıda olduğunun kabulü gerekir.
Dava, «keşideci» davacının «lehdar» olan davalıya dava konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık «ispat külfetinin» hangi tarafa ait olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının savunmasından hareketle senedin düzenleme «sebebini» «talil» etmiş olduğu ve «ispat yükünün» yer değiştirdiği, bu bağlamda ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle, davacının davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1906 E. , 2022/6293 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.10.2017 tarih ve 2016/1154 E- 2017/860 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.12.2020 tarih ve 2018/349 E- 2020/2322 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin tekstil işi ile uğraştıklarını ve Daima Tekstil'in de yetkilileri olduklarını, davalılarında tekstil işi ile uğraştığını, davacı müvekkillerinin davalı şirketten kumaş sipariş ettiğini ve kumaş piyasasında çok yaygın olduğu üzere davalı tarafından müvekkillerinden teminat istendiğini, sipariş edilen kumaşlara teminat olmak üzere istirdatı istenen 30/06/2016 tarihli 100.000 USD bedelli ve 30/9/2016 tarihli 100.000 USD bedelli senetlerin teminat olarak verildiğini, kumaş alım satım işleminin gerçekleştiğini müvekkillerinin söz verdikleri kumaşları davalıdan aldıklarını ancak verilen teminat senetlerinin taraflarına iade edilmediğini ayrıca icra takibine konu edildiğini belirterek senetlerin istirdatına ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; Daima Tekstil'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını çünkü icra takibine konu kambiyo senetlerinin alacaklısının ..., borçlularının ... ve ... olduğunu, davalılardan Budaklar Tekstilin ise borç ilişkisi bulunmaması nedeniyle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, esas iddia yönünden ise davacının iddiasının kesin delille ispatlaması gerektiğini, davacıların müvekkilinden kumaş aldıklarını ancak karşılığında müşteri çekleri verdiklerini, davaya konu bonoların bu ticari alışveriş ile ilgisinin bulunmadığını, davacı şahısların bu ticari ilişkiden bağımsız olarak müvekkilinden elden borç para aldıklarını, senetler incelendiğinde ihdas nedeninin nakden yazılı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; senette ... ve ...'in borçlu, ...'ın ise lehdar konumunda olduğu, senette keşideci, ciranta, lehtar konumunda olmayan Daima Tekstil'in davacı sıfatı, Budaklar Tekstilin ise davalı sıfatının bulunmadığı, senetler üzerinde bedelinin nakden ahzolunduğuna ilişkin kayıt olup, davalı tarafın, davacı şahıslara borç para verdiğini iddia ettiği, bu iddianın senet metni üzerindeki nakden ibaresi ile uyumlu olduğu, davacı şahısların ise senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiği, senet metnini talil eden davacının bu iddialarını kesin delil ile ispatlamak zorunda olduğu, ancak yazılı delilin davacılar tarafından dosyaya sunulmadığı, yemin deliline de açıkça dayanmadıkları görüldüğünden, karşı tarafa yemin de teklif edilmediği gerekçesiyle;
Daima Tekstil ... Ltd. Şti.'nin açtığı davanın aktif husumet yokluğundan, Budaklar ... Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, ... ve ... tarafından ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu senetlerde, borçlu olarak davacı gerçek kişilerin isim ve imzalarının bulunduğu, lehtar kısmında davalı ... isminin bulunduğu, bonolar üzerinde nakden bedel kaydı bulunduğu, davacılar vekilinin senet metnini talil ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının, bonoların aralarındaki ticari ilişkide, teminat bonosu olarak verildiğini ispatlayamadığından, ticari defter ve belgelerin incelenmemesi sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacı ... ve Tansu’nun keşidecesi olduğu, davalı ...’in de lehtarı olduğu bononun davacı şirketin, davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlar için teminat olarak verildiğini, kumaşların davalı şirketten alındığını ileri sürerek senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup, mahkemece, yukarıda özetlenen nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
Somut olayda, davacıların, iddiasını ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında üç aşamalı bir ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davacılar senet metnini talil etmiş olmakla evvel emirde, senetlerin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altındadır. Öyleyse, davacıların iddiasını ispat için, davada taraf şirketlere ait ticari defterlere dayanması hukuken kabul edilebilir olmakla birlikte, ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesi isabetli olmadığı gibi, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece verilecek hükmün, davacı şirket ile davalı şirkete ticari ilişkiye ilişkin tespitler barındıracak olmasına ve şirketlerin senetten doğan haklarını da etkileyecek bulunmasına göre, işbu davada davacı şirket ile davalı şirketin sıfatının bulunduğununda kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davacıların senetlerin teminat amacıyla verildiği iddiasının ispatı için dayandığı diğer delilleri ile birlikte taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme ile yapılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirmeye dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle istinaf istemlerinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838307000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz