Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1800 E. 2022/5752 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 309↗ ıslah harcı↗ kabul beyanı↗ tashih↗ tavzih↗ menfi tespit davası↗ vekalet ücreti takdiri↗ kötüniyet tazminatı↗ vekâlet ücreti↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ıslah↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ menfi tespit↗ vekalet ücreti↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, davalı vekilinin 07/09/2020 tarihli duruşmada kabul beyanında bulunduğu, HMK'nın 311.maddesi gereğince kabulün davaya son veren taraf işlemi olduğu, davalı tarafından yapılan kabulün HMK'nın 309. maddesine uygun olduğu, davalının icra takibi yapmasında kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2751 ve Bakırköy 8. İcra Dairesi'nin 2012/22991 takip sayılı dosyalarında davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacı lehine vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının ileri sürülerek genel mahkemede menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğunun açık olmasına, davacı vekilince dosyaya sunulan 07/09/2020 tarihli ıslah dilekçesinin ıslah harcı da yatırılmaması nedeniyle usule uygun bir ıslah dilekçesi olmaması nedeniyle dikkate alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bu anlamda dilekçenin davalıya tebliğ edilmemesinde de bir hak kaybının söz konusu olmamasına göre, davalı vekilinin bu yönlerdeki istinaf talebinin reddine; 6100 sayılı HMK'nın 312/2. maddesinde "Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmü yer aldığı, davalı tarafça, yargılamanın ilk duruşmasında davanın kabul edilmiş olmasına, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmeden çok önce icra takibi başlatılması sebebiyle davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin sabit olmasına göre mahkemece, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2020 tarih ve 2020/131 E., 2020/525 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davalının kabul beyanı sebebiyle davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2751 Esas ve Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/22991 Esas sayılı dosyaları sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin tavzih talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın yargılama giderlerine yönelik istinaf talebinin kabul edildiği ve buna göre davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın yazımı sırasında sehven ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki davalı tarafa vekalet ücreti tahmiline yönelik kısmın olduğu gibi kaldığı gerekçesiyle, “Dairenin 2020/2520 Esas ve 2020/430 Karar sayılı, 17/12/2020 günlü kararının; ''2/5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'nin 3/1 ve 6. maddelerine göre, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' şeklindeki hüküm fıkrasının tavzih suretiyle ''2/5- Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,'' şeklinde düzeltilmesine,” karar verilmiştir.
28/01/2021 tarihli tavzih kararı davacı vekili tarafından temyiz edimiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304. maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre tavzih yoluyla hüküm fıkrası değiştirilemeyeceğinden, eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen 28/01/2021 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2483 E. 2024/631 K.
Ortak:ıslah harcı · kabul beyanı · tashih · tavzih · menfi tespit davası · vekalet ücreti takdiri · tespit davası · kötü niyet tazminatı · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının ileri sürülerek genel mahkemede «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunduğunun açık olmasına, davacı vekilince dosyaya sunulan 07/09/2020 tarihli «ıslah» dilekçesinin «ıslah harcı» da yatırılmaması nedeniyle usule uygun bir ıslah dilekçesi olmaması nedeniyle dikkate alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bu anlamda dilekçenin davalıya tebliğ edilmemesinde de bir hak «kaybının» söz konusu olmamasına göre, davalı vekilinin bu yönlerdeki istinaf talebinin reddine; 6100 sayılı HMK'nın 312/2. maddesinde "Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise «yargılama giderlerini» ödemeye mahkûm edilmez." hükmü yer aldığı, davalı tarafça, yargılamanın ilk duruşmasında davanın kabul edilmiş olmasına, icra takibine konu çeklerdeki imzaların da …
Trf.'nin 3/1 ve 6. maddelerine göre, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' şeklindeki hüküm fıkrasının «tavzih» suretiyle ''2/5- Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına,'' şeklinde düzeltilmesine,” karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2020 tarih ve 2020/131 E., 2020/525 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davalının «kabul beyanı» sebebiyle davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4.
Benzer bu kararda… n 17.12.2020 tarihli ve 2020/2520 E., 2020/430 K. sayılı kararıyla; icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının ileri sürülerek genel mahkemede «menfi tespit davası» açılmasında davacının «hukuki yararının» bulunduğu, «ıslah» dilekçesinin «ıslah harcı» da yatırılmaması nedeniyle usule uygun bir ıslah dilekçesi olmaması nedeniyle dikkate alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu anlamda dilekçenin davalıya tebliğ edilmemesinde de bir hak «kaybının» söz konusu olmadığı, davalı vekilinin bu yönlerdeki istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 312 nci maddesinin ikinci fıkrasının “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise «yargılama giderlerini» ödemeye mahkûm edilmez.” hükmünü içerdiği, davalının yargılamanın ilk duruşmasında davayı kabul ettiği, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmeden çok önce icra takibi başlatılması sebebiyle davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin ... olduğu, Mahkemece, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin yerinde görülmediği, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin kısmen reddi ile kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, «kabul beyanı» sebebiyle davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4.
D.Bölge Adliye Mahkemesinin Tavzih Hakkında Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/2520 E., 2020/430 K. sayılı «tavzih» kararıyla; davalının «yargılama giderlerine» yönelik istinaf talebinin kabul edildiği, buna göre davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararın yazımı sırasında sehven İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki davalıya «vekalet ücreti» tahmiline yönelik hüküm fıkrasının olduğu gibi kaldığının anlaşıldığı, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin «yargılama giderleri» kapsamında kaldığı, 6100 sayılı Kanun’un 312 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.” hükmü gereğince davalının yargılamanın ilk duruşmasında davayı kabul etmesine, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmeden çok önce icra takibi başlatması sebebiyle davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin ... olduğu, davalının yargılama giderlerinden hukuken sorumlu tutulamayacağı, Mahkemece takdir edilecek vekalet ücretinin de yargılama gideri kapsamında olmasından dolayı ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulü bu yönde olduğu halde İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple kaldırılıp yenide hüküm kurulması sırasında hata edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin tavzih talebinin kabulü gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli, 2020/2520 E. ve 2020/430 K. sayılı, kararının “.....5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine” şeklindeki hüküm fıkrasının tavzih suretiyle '”Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına,” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
2.Davalı vekili 09.01.2023 tarihli «tashih» talepli dilekçesi ile; davanın kabulüne dair gerekçeli kararın 11.01.2021 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, hükümler arasında lafzi hatalar bulunduğunun görüldüğünü, bu hususta «tavzih» taleplerinin kabul edildiğini, tavzih talebinin kabulü nedeniyle temyiz başvurusundan «feragat» edildiğini, ancak davacının tavzih kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurması neticesinde kararın bozulduğunu, bozma kararına uyularak tavzih taleplerinin reddedildiğini, gerekçeli kararın açıklamalar kısmında “davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin ... olmasına göre Mahkemece davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmiş olmasının hatalı bulunduğu, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden «yargılama giderleri» yönünden verilen kararın kaldırılmasına, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği” yönünde lehlerine açıklamada bulunarak kararın bu yönde değerlendirilmesi hususuna yer verildiği halde hüküm kısmında «vekalet ücretine» hükmedildiğini, hüküm gerekçesinde ardarda yer ... iki hükmün çeliştiğini, yargılama giderleri arasında harçların ve vekalet ücretlerinin yer aldığını, ancak yargılama giderleri davacının üzerinde bırakılması gerekirken vekalet ücretine hükmedilmesinin hata içerdiğini, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalı müvekkili aleyhinde yargılama giderlerine hükmedilmesinin 6100 sayılı Kanun’un 312 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırılık taşıdığını, davanın açılmasına müvekkilinin hal ve davranışlarının sebebiyet vermediğini, takiplere konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığı hususunun ceza mahkemesinde görülen kovuşturma dosyasında yapılan «imza incelemesi» ile ortaya çıktığını, bu nedenle takibe konu çeklerde davacın adı altında bulunan imzaların üçüncü bir kişiye ait olabileceğinin müvekkilince bilinemeyeceğini, davada kabul ettikleri noktanın ceza mahkemesinde öğrendikleri imzanın davacıya ait olmadığı hususu olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırılık taşıdığını, hükmün tashihi başvurusunda bulunma zorunluluğunun doğduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmün hatalı olduğunu kabul etmesi nedeniyle temyiz «kanun yoluna başvurusundan feragat» edildiğini, bozma kararına uyularak tavzih talebinni reddine karar vermesinin müvekkili bakımından telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına sebebiyet verdiğini …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kanun yoluna başvurudan feragat · başvurunun feragat nedeniyle reddi · temyiz kanun yolu · gerekçeli kararın tebliği · infazda tereddüt · imza incelemesi · peşin karar harcı · kanun yolu
Benzer bu kararda… lge Adliye Mahkemesinin öncelikle istinaf başvurularının kısmen reddedip kısmen kabul ettiğini, gerekçeli kararda lafzi hatalar bulunduğunun görüldüğünü, bu hususta «tavzih» talebinin Bölge Adliye Mahkemesince kabul edildiğini, tavzih talebinin kabulü nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararına dair temyiz başvurusundan «feragat» ettiklerini, ancak davacının tavzih kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurması neticesinde bozulan karara uyularak tavzih talebinin reddedildiğini, söz konusu ek karar neticesinde gerekçeli kararın özüyle çeliştiği açıkça ... olan lafzi hataların düzeltilmesi ve hukuka aykırılık arz eden kararın bozulması istemiyle temyiz kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm kurulan gerekçeli kararda açıklamalar ile gerekçeli karar hükümleri arasında birbiriyle çelişen ve «infazda tereddüt» oluşturacak «maddi hatalar» bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının açıklamalar kısmında davalının yargılamanın ilk duruşmasında davanın kabul etmesine, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmeden çok önce icra takibi başlatılması sebebiyle davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin ... olmasına göre Mahkemece davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmiş olmasının hatalı bulunduğunu, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden kararın «yargılama giderleri» yönünden kaldırılmasına, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçe ile davalı aleyhinde yargılama gideri ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğu açıkça belirtildiğini, ancak hüküm fıkrasında bu gerekçenin aksine İlk Derece Mahkemesince hükmedilen vekalet ücretine tekrar yer verildiğini, hüküm gerekçesinde ardarda yer ... fıkraların çeliştiğini, yargılama giderleri arasında «harçlar» ve vekalet ücretlerinin de yer aldığını, yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılması gerekirken vekalet ücretine hükmedilmesi hata içerdiğini, bu açık çelişkinin giderilmesi gerektiğini, yargılama gideri hususunda yapılan hüküm hatasının hükmün icrasında tereddüt oluşturduğunu, «gerekçeli kararın tebliği» ile iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olduğundan, temyiz süresinin işlediğini, bu nedenle sehven hüküm kurulan vekalet ücreti fıkrasının kararda düzeltilerek ... bir kararda doğru tespitlere yer verilmeliyken Bölge Adliye Mahkemesince ilamda yer ... maddi hataların düzeltilmesi ve hükmün icrasında tereddüt oluşturan hususların açıklanması hususunun yerine getirilmediğini, 15.01.2021 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün icrasında netlik olmadığına ilişkin hükümler arasında çelişkilerin giderilmesi adına tavzih ve «tashih» dilekçeleri verildiğini, tavzih dilekçesinin ardından yöneltilen tashih dilekçesi hakkında istinaf mahkemesi henüz değerlendirme yapmadığını, bu hususun temyiz süresini etkilediğini, tashih taleplerinin temyiz süresini durdurmadığını, davacının işbu davasında «hukuki yararının» bulunmadığını, davacının davaya konu icra takiplerine itiraz veya icranın dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması taleplerinden «ziyade» tespit hükmü içerdiğini, işbu davanın ilgili icra takiplerini durdurmaya da elverişli olmadığını, davacının bu haliyle karşılaşabileceği tehlike veya zararı bu dava ile bertaraf edemediğini, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili aleyhinde yargılama giderlerine hükmedilmesinin 6100 sayılı Kanun’un 312 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırılık taşıdığını, davanın açılmasına müvekkilinin hal ve davranışlarıyla sebebiyet vermediğini, çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının kovuşturma dosyasında yapılan «imza incelemesi» ile ortaya çıktığını, davacın adı altında bulunan imzaların üçüncü bir kişiye ait olabileceğinin müvekkilince bilinemeyeceğini, kabul ettikleri noktanın ceza mahke …
2.Davalı vekili 09.01.2023 tarihli «tashih» talepli dilekçesi ile; davanın kabulüne dair gerekçeli kararın 11.01.2021 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, hükümler arasında lafzi hatalar bulunduğunun görüldüğünü, bu hususta «tavzih» taleplerinin kabul edildiğini, tavzih talebinin kabulü nedeniyle temyiz başvurusundan «feragat» edildiğini, ancak davacının tavzih kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurması neticesinde kararın bozulduğunu, bozma kararına uyularak tavzih taleplerinin reddedildiğini, gerekçeli kararın açıklamalar kısmında “davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin ... olmasına göre Mahkemece davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmiş olmasının hatalı bulunduğu, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden «yargılama giderleri» yönünden verilen kararın kaldırılmasına, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği” yönünde lehlerine açıklamada bulunarak kararın bu yönde değerlendirilmesi hususuna yer verildiği halde hüküm kısmında «vekalet ücretine» hükmedildiğini, hüküm gerekçesinde ardarda yer ... iki hükmün çeliştiğini, yargılama giderleri arasında harçların ve vekalet ücretlerinin yer aldığını, ancak yargılama giderleri davacının üzerinde bırakılması gerekirken vekalet ücretine hükmedilmesinin hata içerdiğini, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalı müvekkili aleyhinde yargılama giderlerine hükmedilmesinin 6100 sayılı Kanun’un 312 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırılık taşıdığını, davanın açılmasına müvekkilinin hal ve davranışlarının sebebiyet vermediğini, takiplere konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığı hususunun ceza mahkemesinde görülen kovuşturma dosyasında yapılan «imza incelemesi» ile ortaya çıktığını, bu nedenle takibe konu çeklerde davacın adı altında bulunan imzaların üçüncü bir kişiye ait olabileceğinin müvekkilince bilinemeyeceğini, davada kabul ettikleri noktanın ceza mahkemesinde öğrendikleri imzanın davacıya ait olmadığı hususu olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırılık taşıdığını, hükmün tashihi başvurusunda bulunma zorunluluğunun doğduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmün hatalı olduğunu kabul etmesi nedeniyle temyiz «kanun yoluna başvurusundan feragat» edildiğini, bozma kararına uyularak tavzih talebinni reddine karar vermesinin müvekkili bakımından telafisi mümkün olmayan zararların doğmasına sebebiyet verdiğini …
4.Bölge Adliye Mahkemesince 02.03.2023 tarihli, 2022/1729 E., 2022/1752 K. sayılı ek karar ile; hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, «tavzih» ve «tashih» yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği, değiştirilemeyeceği, davalı vekilinin talebinin tashih yoluyla düzeltilemeyeceği, ancak «temyiz kanun yolu» ile değerlendirilebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin tashih talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğünün 2012/22991 E. sayılı dosyaları sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından reddine, bakiye 431,32 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir «kaydına», davacının yatırdığı 1.293,98 TL «peşin harcın» davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, davacının yaptığı «yargılama giderlerinin» kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2168 E. 2015/7296 K.
Ortak:tavzih
İncelediğiniz karardaDavalı vekilinin «tavzih» talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın «yargılama giderlerine» yönelik istinaf talebinin kabul edildiği ve buna göre davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın yazımı sırasında sehven ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki davalı tarafa «vekalet ücreti» tahmiline yönelik kısmın olduğu gibi kaldığı gerekçesiyle, “Dairenin 2020/2520 Esas ve 2020/430 Karar sayılı, 17/12/2020 günlü kararının; ''2/5- Karar tarihinde yü …
Trf.'nin 3/1 ve 6. maddelerine göre, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' şeklindeki hüküm fıkrasının «tavzih» suretiyle ''2/5- Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına,'' şeklinde düzeltilmesine,” karar verilmiştir.
28/01/2021 tarihli «tavzih» kararı davacı vekili tarafından temyiz edimiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, HMK'nın 305.maddesinin ikinci fıkrasında "hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, «tavzih» yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez, değiştirilemez" hükmü uyarınca tavzih talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «tavzih» talep eden davalı vekili temyiz etmiştir.
Talep, mahkeme hükmündeki açık «maddi hatanın düzeltilmesine» ilişkin olup, mahkemece HMK'nın 305/2. maddesine göre hüküm fıkrasındaki taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların «tavzih» yolu ile değiştirilmeyeceği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata
Benzer bu karardaTalep, mahkeme hükmündeki açık «maddi hatanın düzeltilmesine» ilişkin olup, mahkemece HMK'nın 305/2. maddesine göre hüküm fıkrasındaki taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların «tavzih» yolu ile değiştirilmeyeceği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, HMK'nın 304. maddesi gereğince açık maddi hataların düzeltilmesinin her zaman mümkün olduğu ve davalının «maddi hatanın düzeltilmesi» isteminin yerinde olduğu nazara alınmadan talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17542 E. 2014/20151 K.
Ortak:tashih · tavzih · vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaTrf.'nin 3/1 ve 6. maddelerine göre, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' şeklindeki hüküm fıkrasının «tavzih» suretiyle ''2/5- Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına,'' şeklinde düzeltilmesine,” karar verilmiştir.
Davalı vekilinin «tavzih» talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın «yargılama giderlerine» yönelik istinaf talebinin kabul edildiği ve buna göre davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın yazımı sırasında sehven ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki davalı tarafa «vekalet ücreti» tahmiline yönelik kısmın olduğu gibi kaldığı gerekçesiyle, “Dairenin 2020/2520 Esas ve 2020/430 Karar sayılı, 17/12/2020 günlü kararının; ''2/5- Karar tarihinde yü …
İcra Dairesi'nin 2012/22991 takip sayılı dosyalarında davalıya borçlu olmadığının tespitine, «kötüniyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacı lehine «vekalet ücreti» verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Davacı vekilinin 17.02.2014 tarihli «tashih» kararına yönelik temyizine gelince; Gerekçeli kararda mahkemece, reddedilen miktar yönünden davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş, davalı vekilinin tashih talebi üzerine 17.02.2014 tarihinde hükmün tashih edildiği belirtilerek davalı yararına 1.320,00 TL «vekalet ücreti takdirine» karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında yer verilmeyen «vekalet ücretine» dair hükmün «tashihen» hükme eklenmesi mümkün olmayıp, 17.02.2014 tashih kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
305/1. maddesi gereğince de taraflardan biri, hüküm yeterince açık değil veya icrasında tereddüt hasıl oluyor yada birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar «tavzih» suretiyle hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil
Benzer bu kararda3- Davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece, taraflar eşit oranda müterafik kusurlu kabul edilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği halde reddedilen kısım yönünden kendini vekil ile «temsil» ettiren davalı yararına «vekalet ücretine» hükmolunmaması doğru olmamış, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1800 E. , 2022/5752 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2020/2520 E. - 2020/430 K. sayılı tavzih kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili hakkında Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2751 sayılı ve Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/22991 sayılı dosyalarıyla davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, takibe konu çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu çeklerdeki imzaların müvekkilinin imam nikahlı eşi olan ...tarafından taklit edilerek atıldığını, Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/1 E. - 2014/107 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de çeklerdeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini ve müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, Orhan Yüksel'in ise mahkûmiyetine karar verildiğini ileri sürerek icra takibine konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 07/09/2020 tarihli ilk duruşmadaki beyanında, davacının davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, uyuşmazlık konusu çekteki imzanın davacıya ait olmadığının ceza dosyaları neticesinde sabit olduğunu, icra takibi başlatılırken bu durumu bilebilecek vaziyette olmadıklarını, davayı kabul ettiklerini, ilk celsede kabul beyanlarının olması ve davanın açılmasında herhangi bir kusurlarının bulunmaması nedeniyle yargılama giderlerinin taraflarına yükletilmemesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı vekilinin 07/09/2020 tarihli duruşmada kabul beyanında bulunduğu, HMK'nın 311.maddesi gereğince kabulün davaya son veren taraf işlemi olduğu, davalı tarafından yapılan kabulün HMK'nın 309. maddesine uygun olduğu, davalının icra takibi yapmasında kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2751 ve Bakırköy 8. İcra Dairesi'nin 2012/22991 takip sayılı dosyalarında davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacı lehine vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olmadığının ileri sürülerek genel mahkemede menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğunun açık olmasına, davacı vekilince dosyaya sunulan 07/09/2020 tarihli ıslah dilekçesinin ıslah harcı da yatırılmaması nedeniyle usule uygun bir ıslah dilekçesi olmaması nedeniyle dikkate alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bu anlamda dilekçenin davalıya tebliğ edilmemesinde de bir hak kaybının söz konusu olmamasına göre, davalı vekilinin bu yönlerdeki istinaf talebinin reddine; 6100 sayılı HMK'nın 312/2. maddesinde "Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmü yer aldığı, davalı tarafça, yargılamanın ilk duruşmasında davanın kabul edilmiş olmasına, icra takibine konu çeklerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmeden çok önce icra takibi başlatılması sebebiyle davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğinin sabit olmasına göre mahkemece, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Bakırköy 1.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2020 tarih ve 2020/131 E., 2020/525 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davalının kabul beyanı sebebiyle davanın kabulüne, davacının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2751 Esas ve Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/22991 Esas sayılı dosyaları sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin tavzih talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın yargılama giderlerine yönelik istinaf talebinin kabul edildiği ve buna göre davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın yazımı sırasında sehven ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki davalı tarafa vekalet ücreti tahmiline yönelik kısmın olduğu gibi kaldığı gerekçesiyle, “Dairenin 2020/2520 Esas ve 2020/430 Karar sayılı, 17/12/2020 günlü kararının; ''2/5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'nin 3/1 ve 6. maddelerine göre, 5.320,55 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,'' şeklindeki hüküm fıkrasının tavzih suretiyle ''2/5- Davanın kabul edilmiş olması sebebiyle davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,'' şeklinde düzeltilmesine,” karar verilmiştir.
28/01/2021 tarihli tavzih kararı davacı vekili tarafından temyiz edimiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304. maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği belirtilmiştir.
Buna göre tavzih yoluyla hüküm fıkrası değiştirilemeyeceğinden, eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen 28/01/2021 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi tavzih kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/838179100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz