İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3164 E. 2022/5793 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamsız takip↗ rücu hakkı↗ ipotek↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; protokolde kredinin davacı ve davalı tarafından birlikte çekildiği, borçlusunun davalı olduğu, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiğinin belirlendiği, her ne kadar davacının da kredi ödemesinden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de ödemelerin birlikte yapılacağına dair düzenlemenin yer almadığı, asıl borçlunun davalı ... olduğu, davacının genel kredi sözleşmesini müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı, kredi ödemesinden davacının sorumlu olduğa dair protokol dışında başka delil sunulmadığı, davalının kredi borcunun 77.915,41 TL'lik kısmını ödediği, kalan borcun ödenmediği, davalı tarafından kredi borcu kapatıldığında ve ipotek kaldırıldığında davacının 75.340,00 TL'lik ödemeyi davalıya ödeneceği, protokol kapsamına alınan kredi borcunun davalı tarafından kapatılmadığı, davalı ... ile dava dışı TEB A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı bankanın ... ile ... hakkında takip başlattığı, takip neticesinde davacı ...'in taşınmazının ihale yolu ile 79.050,00 TL bedelle satıldığı, davacının taşınmazının satılması ile davalının borcunun ödenmiş olduğu, davacının taşınmazının borca karşılık satılması nedeni ile davacının alacaklı olan bankaya halef olduğu, davacı ...'in davalı aleyhine ilamsız takip yapmasının yasal ve doğru olduğu, ...'ın bu takibe itiraz etmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre ihale ile satılan davacının taşınmazının 90.000,00 TL değerinde olduğu, dolayısıyla davacının davalıya taşınmazının değeri kadar rücu hakkının olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile takip dosyasına itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına dava konusu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2018 tarih ve 2017/3189 Esas. 2018/3995 Karar. sayılı bozma ilamına uyulmuşsa da ilamın gereği yerine getirilmemiştir. İlamda; dava dosyası içinde bulunan taraflar arasında imzalanmış protokolde; tarafların birlikte TEB bankasından kredi çektikleri, bu kredinin davalı ... üzerine olduğu, kredinin davalı ... tarafından kapatılacağı, davacı ...’in bunun karşılığında davalıya 75.340,00 TL'lik senet verdiğini, davacının ayrıca evini teminat olarak bankaya ipotek verdiğini, ipotek kaldırıldığında davacının davalıya yukarıda yazılı miktarı ödeyeceği hususlarının yer aldığı, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiği, mahkemece davalı tarafından çekilen kredi ile ilgili bankadan tüm belgeler getirtilerek belirtilen protokol kapsamı içerisinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak toplanacak tüm deliller doğrultusunda alacak borç durumunun tespitinin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bozma ilamında belirtildiği gibi davacının çekilen kredi karşılığı davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerekirken davacı bu ödemeyi yapmadığından bu bedel mahsup edilmeksizin davacıya ait ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle taşınmazın tüm değeri üzerinden rücu hakkının varlığının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece taraflar arasında geçerli protokolde belirtilen tüm kredi borçlarının bankaya ödenip ödenmediğiyle, paraya çevrilen taşınmaz ipotek bedelinden dava dışı TEB’in takip alacağının kalanının ödenip ödenmediğiyle, bankanın başka alacağı olup olmadığının tespiti amacıyla dosya kapak hesaplarının yaptırılmaması doğru olmamıştır. Hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi uzman olmayıp, rapor da bozma hükmünün gereklerini karşılamamaktadır. Eksik inceleme ile konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. Bu durumda mahkemece ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilerek hesaplanması, banka kayıt ve belgelerinin de yerinde inceletilerek alacak borç hesabının yaptırılması için bankacılık konusunda uzman bankacı ve mali müşavir bilirkişilerin de içinde olacağı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5268 E. 2024/2561 K.
Ortak:ilamsız takip · rücu hakkı · ipotek · rücu · genel kredi sözleşmesi · mahsup · protokol · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «protokolde» kredinin davacı ve davalı tarafından birlikte çekildiği, borçlusunun davalı olduğu, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiğinin belirlendiği, her ne kadar davacının da kredi ödemesinden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de ödemelerin birlikte yapılacağına dair düzenlemenin yer almadığı, asıl borçlunun davalı ... olduğu, davacının «genel kredi sözleşmesini» müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı, kredi ödemesinden davacının sorumlu olduğa dair protokol dışında başka delil sunulmadığı, davalının kredi borcunun 77.915,41 TL'lik kısmını ödediği, kalan borcun ödenmediği, davalı tarafından kredi borcu kapatıldığında ve «ipotek» kaldırıldığında davacının 75.340,00 TL'lik ödemeyi davalıya ödeneceği, protokol kapsamına alınan kredi borcunun davalı tarafından kapatılmadığı, davalı ... ile dava dışı TEB A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı bankanın ... ile ... hakkında takip başlattığı, takip neticesinde davacı ...'in taşınmazının ihale yolu ile 79.050,00 TL bedelle satıldığı, davacının taşınmazının satılması ile davalının borcunun ödenmiş olduğu, davacının taşınmazının borca karşılık satılması nedeni ile davacının alacaklı olan bankaya halef olduğu, davacı ...'in davalı aleyhine «ilamsız takip» yapmasının yasal ve doğru olduğu, ...'ın bu takibe itiraz etmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre ihale ile satılan davacının taşınmazının 90.000,00 TL değerinde olduğu, dolayısıyla davacının davalıya taşınmazının değeri kadar «rücu hakkının» olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile takip dosyasına itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına dava konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bozma ilamında belirtildiği gibi davacının çekilen kredi karşılığı davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerekirken davacı bu ödemeyi yapmadığından bu bedel «mahsup» edilmeksizin davacıya ait «ipotekli» taşınmazın satılması nedeniyle taşınmazın tüm değeri üzerinden «rücu hakkının» varlığının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlamda; dava dosyası içinde bulunan taraflar arasında imzalanmış «protokolde»; tarafların birlikte TEB bankasından kredi çektikleri, bu kredinin davalı ... üzerine olduğu, kredinin davalı ... tarafından kapatılacağı, davacı ...’in bunun karşılığında davalıya 75.340,00 TL'lik senet verdiğini, davacının ayrıca evini «teminat» olarak bankaya «ipotek» verdiğini, ipotek kaldırıldığında davacının davalıya yukarıda yazılı miktarı ödeyeceği hususlarının yer aldığı, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiği, mahkemece davalı tarafından çekilen kredi ile ilgili bankadan tüm belgeler getirtilerek belirtilen protokol kapsamı içerisinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak toplanacak tüm deliller doğrultusunda alacak borç durumunun tespitinin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 12.10.2020 tarih ve 2019/204 E., 2020/373 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «protokolde» kredinin davacı ve davalı tarafından birlikte çekildiği, borçlusunun davalı olduğu, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiğinin belirlendiği, her ne kadar davacının da kredi ödemesinden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de ödemelerin birlikte yapılacağına dair düzenlemenin yer almadığı, asıl borçlunun davalı ... olduğu, davacının «genel kredi sözleşmesini» müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı, kredi ödemesinden davacının sorumlu olduğa dair protokol dışında başka delil sunulmadığı, davalının kredi borcunun 77.915,41 TL'lik kısmını ödediği, kalan borcun ödenmediği, davalı tarafından kredi borcu kapatıldığında ve «ipotek» kaldırıldığında davacının 75.340,00 TL'lik ödemeyi davalıya ödeneceği, protokol kapsamına alınan kredi borcunun davalı tarafından kapatılmadığı, davalı ... ile dava dışı TEB A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı bankanın ... ile ... hakkında takip başlattığı, takip neticesinde davacı ...'in taşınmazının ihale yolu ile 79.050,00 TL bedelle satıldığı, davacının taşınmazının satılması ile davalının borcunun ödenmiş olduğu, davacının taşınmazının borca karşılık satılması nedeni ile davacının alacaklı olan bankaya halef olduğu, davacı ...'in davalı aleyhine «ilamsız takip» yapmasının yasal ve doğru olduğu, ...'ın bu takibe itiraz etmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre ihale ile satılan davacının taşınmazının 90.000,00 TL değerinde olduğu, dolayısıyla davacının davalıya taşınmazının değeri kadar «rücu hakkının» olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile takip dosyasına itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına dava konusu alacağın %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ödemeye ilişkin taraflar arasında akdedilen «protokole» ilişkin düzenlenen senedin davalı tarafından müvekkiline «teslim» edilmiş olduğunu, alacaklı ve borçlu sıfatı davacıda birleştiği için borcun sona erdiğini, davada bu hususun irdelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece dava dosyasına sunulan protokol ve senet hiç bir şekilde dikkate alınmadan, icra kanalıyla satılan taşınmazdan tahsil edilen tutar, davalıya ödenmesi gerektiği iddia edilen tutardan «mahsup» edildiğini, bu durumun kabul edilebilir olmadığı gibi davalı yanın bu tutarın tahsil edilmediği gibi bir iddiası dahi bulunmadığını,kararın usul ve yasaya aykırı o …
Bozma Kararı Dairemizin 14.09.2022 tarih, 2021/3164 E., 2022/5793 K. sayılı kararıyla, ödemelerin «protokol» kapsamında değerlendirilerek hesaplanması, banka kayıt ve belgelerinin de yerinde inceletilerek alacak borç hesabının yaptırılması için bankacılık konusunda uzman …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haricen tahsil · takipsizlik kararı · rücuen tahsil · asıl alacak · teslim
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dışı alacaklı bankanın icra dosyasını «takipsiz» bıraktığı, dosyanın yaklaşık 10 yıldır kapalı olduğu, ancak dosyanın hala güncel borcunun bulunduğu, Yargıtay bozma ilamında geçen davacının kredi karşılığında 75.340,00 TL ödemesine yönelik dosyaya her hangi bir evrak sunulmadığından davacı tarafça bu ödemenin yapılmadığına kanaat getirildiği, uzun yıllar boyunca icra dosyasının takipsiz bırakılmış olması sebebiyle alacaklı bankanın alacağını «haricen tahsile» ettiğinin düşünüldüğünü, evin satım tarihindeki değeri olan 90.000,00 TL'den davacının davalıya ödemesi gereken 75.340,00 TL'nin mahsubu ile kalan 14.660,00 TL üzerinden takibin devam etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile 14.660,00 TL «asıl alacak» üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafın «icra inkar tazminatı» talebinin şartlarının oluşmaması sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ödemeye ilişkin taraflar arasında akdedilen «protokole» ilişkin düzenlenen senedin davalı tarafından müvekkiline «teslim» edilmiş olduğunu, alacaklı ve borçlu sıfatı davacıda birleştiği için borcun sona erdiğini, davada bu hususun irdelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece dava dosyasına sunulan protokol ve senet hiç bir şekilde dikkate alınmadan, icra kanalıyla satılan taşınmazdan tahsil edilen tutar, davalıya ödenmesi gerektiği iddia edilen tutardan «mahsup» edildiğini, bu durumun kabul edilebilir olmadığı gibi davalı yanın bu tutarın tahsil edilmediği gibi bir iddiası dahi bulunmadığını,kararın usul ve yasaya aykırı o …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra dosyasında satışı yapılan «ipotekli» taşınmaz bedelinin «rücuen tahsili» için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1144 E. 2020/5657 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2286 E. 2015/10010 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3164 E. , 2022/5793 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.10.2020 tarih ve 2019/204 E. - 2020/373 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ... ile TEB A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının kredi nedeniyle taşınmazını banka lehine ipotek verdiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine taşınmazın satıldığını ve borcun ödendiğini, davacının davalıya rücu hakkı bulunduğunu, başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bankadan çekilen kredinin birlikte kullanıldığını, taraflar arasında protokol düzenlendiğini ve protokolde ... ve ...'in kredi borçlusu olarak yazılı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; protokolde kredinin davacı ve davalı tarafından birlikte çekildiği, borçlusunun davalı olduğu, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiğinin belirlendiği, her ne kadar davacının da kredi ödemesinden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de ödemelerin birlikte yapılacağına dair düzenlemenin yer almadığı, asıl borçlunun davalı ... olduğu, davacının genel kredi sözleşmesini müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı, kredi ödemesinden davacının sorumlu olduğa dair protokol dışında başka delil sunulmadığı, davalının kredi borcunun 77.915,41 TL'lik kısmını ödediği, kalan borcun ödenmediği, davalı tarafından kredi borcu kapatıldığında ve ipotek kaldırıldığında davacının 75.340,00 TL'lik ödemeyi davalıya ödeneceği, protokol kapsamına alınan kredi borcunun davalı tarafından kapatılmadığı, davalı ...
ile dava dışı TEB A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı bankanın ... ile ... hakkında takip başlattığı, takip neticesinde davacı ...'in taşınmazının ihale yolu ile 79.050,00 TL bedelle satıldığı, davacının taşınmazının satılması ile davalının borcunun ödenmiş olduğu, davacının taşınmazının borca karşılık satılması nedeni ile davacının alacaklı olan bankaya halef olduğu, davacı ...'in davalı aleyhine ilamsız takip yapmasının yasal ve doğru olduğu, ...'ın bu takibe itiraz etmesinin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bilirkişi raporuna göre ihale ile satılan davacının taşınmazının 90.000,00 TL değerinde olduğu, dolayısıyla davacının davalıya taşınmazının değeri kadar rücu hakkının olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile takip dosyasına itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına dava konusu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2018 tarih ve 2017/3189 Esas. 2018/3995 Karar. sayılı bozma ilamına uyulmuşsa da ilamın gereği yerine getirilmemiştir. İlamda; dava dosyası içinde bulunan taraflar arasında imzalanmış protokolde; tarafların birlikte TEB bankasından kredi çektikleri, bu kredinin davalı ... üzerine olduğu, kredinin davalı ... tarafından kapatılacağı, davacı ...’in bunun karşılığında davalıya 75.340,00 TL'lik senet verdiğini, davacının ayrıca evini teminat olarak bankaya ipotek verdiğini, ipotek kaldırıldığında davacının davalıya yukarıda yazılı miktarı ödeyeceği hususlarının yer aldığı, davacının çekilen kredi karşılığında davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerektiği, mahkemece davalı tarafından çekilen kredi ile ilgili bankadan tüm belgeler getirtilerek belirtilen protokol kapsamı içerisinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak toplanacak tüm deliller doğrultusunda alacak borç durumunun tespitinin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bozma ilamında belirtildiği gibi davacının çekilen kredi karşılığı davalıya 75.340,00 TL ödemesi gerekirken davacı bu ödemeyi yapmadığından bu bedel mahsup edilmeksizin davacıya ait ipotekli taşınmazın satılması nedeniyle taşınmazın tüm değeri üzerinden rücu hakkının varlığının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece taraflar arasında geçerli protokolde belirtilen tüm kredi borçlarının bankaya ödenip ödenmediğiyle, paraya çevrilen taşınmaz ipotek bedelinden dava dışı TEB’in takip alacağının kalanının ödenip ödenmediğiyle, bankanın başka alacağı olup olmadığının tespiti amacıyla dosya kapak hesaplarının yaptırılmaması doğru olmamıştır. Hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi uzman olmayıp, rapor da bozma hükmünün gereklerini karşılamamaktadır. Eksik inceleme ile konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. Bu durumda mahkemece ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilerek hesaplanması, banka kayıt ve belgelerinin de yerinde inceletilerek alacak borç hesabının yaptırılması için bankacılık konusunda uzman bankacı ve mali müşavir bilirkişilerin de içinde olacağı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/826270200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz