6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Önceki tescilli unvanla ayniyet taşıyan sonraki unvanın terkini

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1607 E. 2022/5665 K. · · İlk derece: 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Önceki tarihli tescilli ticaret unvanıyla ayniyet derecesinde benzeşen ve ayırt edilmesi güç bir ibarenin sonradan başka bir unvanda tescili, taraflar farklı sektörlerde faaliyet gösterse dahi, üçüncü kişilerde yanılgı doğurması ve ticari dürüstlüğe aykırılığı (TTK 52) nedeniyle ticaret unvanına tecavüz oluşturur ve terkini gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Ticaret unvanına tecavüz ve terkin → kabul

İddia: Davacı, unvanını daha önce tescil ettirdiğini, sonradan tescil edilen davalı unvanındaki ortak ibarenin iltibas ve tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı unvanını önce tescil ettirmiştir; davalı ile fiili faaliyet alanları farklı olsa ve aralarında ilişki bulunmasa bile, davalının sonradan tescil ettirdiği unvanda yer alan ibare davacının unvanındaki ibareyle ayniyet taşıyıp ayırt edilmesi kolay olmadığından, bu kullanım davacının ticaret unvanına tecavüz sayılır; ayniyet üçüncü kişilerde yanlış bir kanı oluşturacak niteliktedir ve TTK'nın 52. maddesi anlamında ticari dürüstlüğe aykırıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Farklı faaliyet alanı savunmasının, ayniyet ve üçüncü kişilerde yanılgı bulunduğunda unvan tecavüzünü bertaraf etmediği yönünden emsal (Yargıtay'ca onanan BAM holding'i).

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz iltibas ticari dürüstlük (TTK 52) unvan terkini tescilde öncelik

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 52

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/1607 E.  ,  2022/5665 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.07.2020 tarih ve 2017/453 E- 2020/351 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.12.2020 tarih ve 2020/1458 E- 2020/1341 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 2007 yılında İstanbul Ticaret Odası nezdinde tescilli olduğunu, davalının ise 2015 yılında kurulmuş bir şirket olup 2016 yılında unvan değişikliğine giderek unvanını ... Savunma Teknolojileri Dış Ticaret AŞ olarak tescil ettirdiğini, davalının müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, davalının müvekkili ile büyük oranda benzerlik gösteren unvanı kullanmasının iltibasa sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle müvekkili firmanın ticaret unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve firmanın ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, ... ibaresinin bir marka olarak davacı tarafından tescil edilmediğini, bir çok firmanın bu ibareyi ticaret unvanlarında kullandığını iltibas yaratacak benzerlik bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirketin iştigal alanlarının farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ... ibaresinin genel ve çok yaygın kullanılan bir unvan olduğundan her iki şirketin ticari unvanları birlikte karşılaştırıldığında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığı gibi davacı ve davalının farklı sektörlerde iştigal ettiği, tarafların ticaret sicilindeki kayıtlarına göre meslek kodları ve nice kodlarının farklı olduğu, farklı alanda faaliyet gösterdikleri, hizmet alıcılarının farklı olduğu gerekçesiyle davalının ticaret unvanının terkinine ilişikin davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge adliye mahkemesince, davacı taraf unvanını daha önce tescil ettirmiş olup, davalının ... ibaresini kullanmasının nedeni, davacı şirket ile alakası olmasa ve fiili faaliyet alanları farklı olsa bile ibarenin, davacının unvanı ile benzeştiği ve ... ibaresinin aynı olduğu , ayırt edilmesinin kolay olmadığı, bu durumda sonradan tescil edilen davalının unvanında yer alan ... ibaresinin kullanılmasının davacının ticaret unvanına tecavüz sayılması gerektiği, bu ayniyetin 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu ve bu kullanımın TTK'nın 52. maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353(1)-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davalının ticaret unvanının terkinine karar verilmiştir.

Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/819705100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1458 E. 2020/1341 K.

Ticaret unvanında ayniyet teşkil eden çekirdek unsurun terkini

Gerekçe özeti

Bir ticaret unvanı daha önce usulen tescil edilmişse, sonradan tescil edilen başka bir unvanın çekirdek/ayırt edici unsurunun önceki unvanla aynı veya ayırt edilmesi zor derecede benzer olması, tarafların fiili faaliyet alanlarının tam örtüşmemesi veya organik bir bağlantı bulunmaması durumunu değiştirmez; bu ayniyet üçüncü kişilerde yanlış bir görüş oluşturacak nitelikteyse ve ticari dürüstlüğe aykırılık teşkil ediyorsa, önceki tescil sahibinin öncelik hakkı korunur ve sonraki tescilin unvanındaki çakışan ibarenin sicilden terkinine karar verilir.

Emsal değeri

Ticaret unvanlarının çekirdek unsur bakımından ayniyeti halinde, tarafların fiili faaliyet alanlarının veya sicil (nace) kodlarının farklı olmasının tek başına iltibasın bulunmadığı sonucuna götürmeyeceğine; önceki tescile bağlı öncelik hakkının korunması gerektiğine ilişkin değerlendirme içerdiğinden, ticaret unvanının korunması/terkini davalarında bölgesel olarak yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: ticaret unvanı tescil önceliği iltibas çekirdek unsur ayırt edicilik ticari dürüstlük suskun kalma terkin

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1458

KARAR NO 2020/1341

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/07/2020

NUMARASI 2017/453 Esas- 2020/351 Karar

DAVA

Ticari Ünvanın Korunması-Terkini

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/12/2020

İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine yönelik hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 2007 yılında İstanbul Ticaret Odası nezdinde tescilli olduğunu, davalının ise 2015 yılında kurulmuş bir şirket olup 2016 yılında unvan değişikliğine giderek unvanını ...Ticaret AŞ olarak tescil ettirdiğini, davalının müvekkili ile aynı alanda iştigal ettiğini, davalının müvekkili ile büyük oranda benzerlik gösteren unvanı kullanmasının iltibasa sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle müvekkili firmanın ticaret unvanına yapılan tecavüzün önlenmesi ve firmanın ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, ... ibaresinin bir marka olarak davacı tarafından tescil edilmediğini, bir çok firmanın bu ibareyi ticaret unvanlarında kullandığını iltibas yaratacak benzerlik bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirketin iştigal alanlarının farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dosyada alınan her iki bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, ASİS ibaresinin genel ve çok yaygın kullanılan bir ünvan olduğundan her iki şirketin ticari ünvanları birlikte karşılaştırıldığında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığı gibi davacı ve davalının farklı sektörlerde iştigal ettiği, tarafların ticaret sicilindeki kayıtlarına göre meslek kodları ve nace kodlarının farklı olduğu, farklı alanda faaliyet gösterdikleri, hizmet alıcılarının farklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu ticari ünvanın terkini davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalı firmanın, müvekkili firma ile ticari ilişki içerisinde olup yetkilileri tarafından ... A.Ş ünvanının varlığından haberdar olduğunu, müvekkili firma ile davalı firmanın sahiplerine ait olan bir diğer firma ...Limited Şirketi ile ticari ilişkinin eskilere dayandığını, cari ekstre ve faturalardan görüleceği üzere iki firma arasında yoğun bir ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, davalı firmanın ünvan değişikliği yaparak müvekkilinin ünvanını kullanmasının iyi niyetli olmadığını , müvekkili firmanın uzun bir süredir TSK'nin savunma sanayiinde hizmet verdiğini, davalı firmanın bu tanınırlıktan faydalanabilmek adına ... ünvanını kullandığını, savunma fuarında davalı firmanın, müvekkili firmanın alt firması sanıldığını ve diğer firma yetkililerinin ...

yetkilileri diye davalı firmanın yetkilileri ile irtibata geçtiğini, bu hususun tanıklar ile ispat edilebileceğini, müvekkili şirketin ... grup şirketleri arasında yer alan bir şirket olup, anılan grupta yer alan şirketlerin, konularına göre ticaret ünvanlarında "..." ibaresi de yer almak suretiyle faaliyette bulunduğunu, müvekkili firmanın da bu itibarla somutlaşmış çalışmalarını 3. kişilerin hak ihlalinden korumak ve fikri hak korumasından yararlanmak üzere, marka tescillerinde bulunduğunu,hal böyle iken davalı firmanın, müvekkili ile bağdaşan özgün ve bir anlamı olmayan hizmet ve emtia sınıfı için bir nitelik arzetmediği gibi güçlü marka niteliğindeki "..." baskın unsurlu markası ile aynı olan "..." ibareli ticari ünvanını kullandığı, söz konusu ünvanda her ne kadar farklı ibareler de kullanılsa bile söz konusu unvana ayırt edicilik sağlayan esas unsurun "...." ibaresi oluşturduğunu belirterek davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf açısından uyuşmazlık konusu, davalının ticaret unvanında yer alan ASİS ibaresinin karışıklığa sebebiyet verip vermediği,böylelikle terkin koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.6102 sayılı TTK'nun 50.maddesine göre "usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. "Davacı şirketin ticaret unvanı ... AŞ olup, ana sözleşmenin tescil tarihi 4.6.2007 dir. Davalının ticaret unvanı ise;Ticaret Odası'na 7.1.2015 tarihinde önce ...AŞ olarak kaydedildiği,daha sonra da 04.2.2016 tarihinde ... Ticaret AŞ olarak ünvan değişikliği yapılarak tescil edilmiştir. Davacı şirket tarafından davalıya Kadıköy .... Noterliği'nin 04.04.2017 tarih ve ...

yevmiye numarası ile ihtarname gönderilmiş ve bu ihtarname 10.04.2017 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş,elde ki dava ise 17.5.2017 tarihinde açılmıştır.Tarafların faaliyet konularının benzer olduğu ,Nace kodları aynı olmasa da ortak nokta ;(davacı) her nevi bilgisayar ve bilgisayar yan ürünleri ile elektrikli ve elektronik cihazlar ve bunlara bağlı dayanıklı tüketim malları ve yedek parçalarını almak satmak ithalatını ve ihracatını yapmak veya yaptırmak- (davalının)her marka bilgisayar ve bilgisayar donanımlarının ithalatı ve ihracatı ,tüm bilişim sistemleri ,endüstriyel büro otomasyon tüm yazılım ve donanım faaliyetleri ,elektronik ürünler ,ithal ,ihraç,alım satım) dosyada bulunan sicil evrakından anlaşılmaktadır.

TTK'nun 45. Maddesine göre, bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır.TTK'nun 46. Maddesine göre de ekler tacirin kimliği, işletmesinin genişliği ve önemi ve finansal durumu hakkında 3.kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamalıdır. Somut olayda ; davacı taraf unvanını daha önce tescil ettirmiş olup, davalının ASİS ibaresini kullanmasının nedeni, davacı fşirket ile alakası olmasa ve fiili faaliyet alanları farklı olsa bile ibarenin, davacının unvanı ile benzeştiği ve ... ibaresinin aynı olduğu , ayırt edilmesinin kolay olmadığı, bu durumda sonradan tescil edilen davalının unvanında yer alan ...

ibaresinin kullanılmasının davacının ticaret unvanına tecavüz sayılması gerekmektedir.Bu ayniyetin 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu ve bu kullanımın TTK'nun 52 .maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu anlaşılmakla, tescilli ticaret unvanına yönelik tecavüze ,davalının ticari ünvanının tescili ve dava tarihi gözetildiğinde suskun kalma halinin mevcut olmadığı gözetildiğinde davalının savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmaktadır.Her iki şirketin ünvanında bulunan "ASİS" ibaresinin çekirdek unsur olduğu ,davacı şirketin ünvanı daha evvel tescil edildiğinden öncelik hakkının davacıya ait olduğu , korunması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş ,davanın reddine ilişkin hükmün kaldırılması ve yeniden yargılama gerektirmeyen bu hata /eksiklik nedeniyle yeniden hüküm verilmesi gerekmiştir.Davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile, H.M.K.'nın 353(1)-b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/453 Esas-2020/351 Karar sayılı ve 09/07/2020 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalı ... Tic A.Ş'nin ünvanındaki "ASİS" ibaresinin sicilden terkinine"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 54,40-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 31,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 23-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan harçlar toplamı 67,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.100-TL bilirkişi ücreti ve 220,05-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.320,05‬-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 92-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.