Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7562 E. 2022/4396 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat tamamlama çağrısı↗ teminat tamamlama↗ harç eksikliği↗ opsiyon sözleşmesi↗ opsiyon işlemi↗ açık muvafakat↗ çerçeve sözleşme↗ para alacağı↗ bankacılık işlemleri↗ güven kurumu↗ yapılmamış sayılma↗ özen yükümlülüğü↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ba formu↗ münhasırlık↗ basiretli tacir↗ muvafakat↗ işlemiş faiz↗ vade↗ yetki↗ geçersizlik↗ ıslah↗ harç↗ tacir↗ avans faizi↗ teminat↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının bozma ilamında açıklanan harç eksikliğini giderdiği, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtilen hesaplama yöntemi, raporun konusunda ehil ve yetkin kişiler tarafından hazırlanmış olması, esasen hazırlanan ek raporun içerikleri dikkate alındığında davacının ana para zararının 340.000,00 TL olduğu yönündeki hesaplamaya itibar edildiği, bu suretle son bilirkişi kurulunun on sayfalık birinci ek raporunda açıkladığı üzere davalı bankanın telefonla yaptığını beyan ettiği teminat tamamlama çağrısı olarak açıklanan görüşmelerin içeriğinin teminatı tamamlama çağrısını içermediği, kesin bir tutarın getirilmesi için davacıdan bu yönde talepte de bulunulmadığı ve aksine bir durumun ise ortaya konulamadığı dikkate alındığında ana para tutarından davalı bankanın sorumluluğunun mevcut olduğu, son bilirkişi kurulu raporu ve uzman kişi görüşü de dikkate alındığında davalı banka tarafından icra edilen opsiyon işlemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 4-i maddesinin bankalara verdiği yetki kapsamında olduğu, dava konusu opsiyon işleminin SPK mevzuatı hükümlerine tabi olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir ve yine bir güven kurumu olması itibari ile özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının belirtilen miktar tutarında davalıdan ana para alacağının olduğu kabul edilmekle artık davacının davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği, buna göre davacının, davalı bankanın talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davacı vekilinin 24.10.2016 tarihli dilekçesi ile talebini açıklayıp harç eksikliğini gidermesinden sonra 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile 15.602,22 TL faiz alacağı hakkında dahi hüküm oluşturulmasını talep ettiği, ancak bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususta karşı tarafın açık muvafakatı bulunmadığı gerekçesiyle asıl talebe konu 340.000,00 TL alacağın 04.08.2011 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ile davalı arasında yapılan 04.03.2011 ile 01.03.2012 gözlem dönemini kapsayan "opsiyon sözleşme teyid form" başlıklı operasyon sözleşmesinden kaynaklanan ve bankacılık işlemleri nedeniyle davalı bankanın davacıdan talep ettiği 43.203,92TL miktar yönünden, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin "dava tarihine kadar işlediği belirtilen ve işlemiş faiz kısmı ile ilgili 24.06.2019 tarihli dilekçesinde açıkladığı 15.602,22 TL miktar faiz alacağı hakkında usule uygun bir ıslah veya açık muvafakat bulunmadığından bu miktara ilişkin talebin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ve ikna edici beyanlarıyla türev piyasalarda yapılan bir takım kusurlu işlemler sonucu tükendiği iddiasıyla uğranılan zararın davalı bankadan tahsili ve bankaca talep edilen 43.203,92 TL nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davalı vekili, yapılan tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve davacının verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra yukarıda açıklanan gerekçelerle 340.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, davacının davalıya 43.203,92 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dava dosyası içinde bulunan opsiyon sözleşme teyit formunda, gözlem dönemi boyunca herhangi bir zaman, opsiyona konu olan döviz çiftinin, belirlenen opsiyon kullanım hakkı iptal seviyesine ulaşması veya geçmesi halinde, opsiyon kullanım hakkının alıcı tarafından geçersiz kılınacağı, aksi durumda opsiyonu alan tarafın, opsiyon bitiş saatine kadar opsiyon kullanma hakkını münhasır takdirine göre kullanabileceği, opsiyonun kullanılması durumunda yukarıda belirtilen şekilde hesaplarda hareket olacağı, … kullanılan bu ürünün anapara korumalı bir ürün olmadığı kayıt altına alındığı gibi dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu olayda Avrupa tipi opsiyon sözleşmesinin söz konusu olduğu, bu tür sözleşmelerin sözleşmeye konu mal ve kıymeti alma ya da satma hakkını vade sonunda kullanma hakkı verdiği, davalı bankanın opsiyon bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden önce kullanılmayacak bir hakkı kullanarak Avrupa tipi opsiyona ters ve aykırı bir işlem tesis ettiği, ancak türev işlemleri çerçeve sözleşmesinde davalı bankaya bu yönde bir hak tanındığı, işlemler konusunda herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı gözetilerek tüm deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4202 E. 2015/4918 K.
Ortak:çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaDava dosyası içinde bulunan «opsiyon sözleşme» teyit formunda, gözlem dönemi boyunca herhangi bir zaman, opsiyona konu olan döviz çiftinin, belirlenen opsiyon kullanım hakkı iptal seviyesine ulaşması veya geçmesi halinde, opsiyon kullanım hakkının alıcı tarafından «geçersiz» kılınacağı, aksi durumda opsiyonu alan tarafın, opsiyon bitiş saatine kadar opsiyon kullanma hakkını «münhasır» takdirine göre kullanabileceği, opsiyonun kullanılması durumunda yukarıda belirtilen şekilde hesaplarda hareket olacağı, … kullanılan bu ürünün anapara korumalı bir ürün olmadığı kayıt altına alındığı gibi dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu olayda Avrupa tipi opsiyon sözleşmesinin söz konusu olduğu, bu tür sözleşmelerin sözleşmeye konu mal ve kıymeti alma ya da satma hakkını «vade» sonunda kullanma hakkı verdiği, davalı bankanın opsiyon bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden önce kullanılmayacak bir hakkı kullanarak Avrupa tipi opsiyona ters ve aykırı bir işlem tesis ettiği, ancak türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinde» davalı bankaya bu yönde bir hak tanındığı, işlemler konusunda herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı gözetilerek tüm deliller hep birlikte değerlendirilip var …
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında özel bankacılık hizmetleri «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı yine opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» imzalandığı, sözleşmenin ticari amaçlı olduğu, her iki tarafın da tüketici olmadığı gerekçesi ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık sözleşmesi · tüketici işlemi · genel kredi sözleşmesi · istirdat · görevsizlik kararı · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında özel bankacılık hizmetleri «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı yine opsiyonlu döviz mevduatı ve opsiyon işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» imzalandığı, sözleşmenin ticari amaçlı olduğu, her iki tarafın da tüketici olmadığı gerekçesi ile «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Dava, «genel kredi sözleşmesi» gereğince el konulan paranın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Dava tarihi olan 15/08/2014 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/(1)-k maddesi gereğince «bankacılık sözleşmelerinden» kaynaklanan işlemlerin de «tüketici işlemi» olduğu ve bu sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tüketici Mahkemeleri olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7562 E. , 2022/4396 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.06.2020 tarih ve 2016/639 E. - 2020/204 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... Bankacılık Şube Müdürü ve çalışanlarının ısrarı ile bankanın İzmir - ...şubesinde hesap açtırıp para yatırdığını, banka çalışanlarının yönlendirme ve ikna edici beyanları üzerine hesaptaki paranın tükendiğini, yapılan işlemler sırasında müvekkilinin uyarılmadığını, bankacılık kurallarına uyulmadığını, müvekkilinin menfaatlerinin gözetilmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL'nin 04.08.2011 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı bankaya 43.203,92 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve davacının verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığını, davacının 2009 yılından itibaren özel bankacılık hizmetlerinden yararlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının bozma ilamında açıklanan harç eksikliğini giderdiği, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtilen hesaplama yöntemi, raporun konusunda ehil ve yetkin kişiler tarafından hazırlanmış olması, esasen hazırlanan ek raporun içerikleri dikkate alındığında davacının ana para zararının 340.000,00 TL olduğu yönündeki hesaplamaya itibar edildiği, bu suretle son bilirkişi kurulunun on sayfalık birinci ek raporunda açıkladığı üzere davalı bankanın telefonla yaptığını beyan ettiği teminat tamamlama çağrısı olarak açıklanan görüşmelerin içeriğinin teminatı tamamlama çağrısını içermediği, kesin bir tutarın getirilmesi için davacıdan bu yönde talepte de bulunulmadığı ve aksine bir durumun ise ortaya konulamadığı dikkate alındığında ana para tutarından davalı bankanın sorumluluğunun mevcut olduğu, son bilirkişi kurulu raporu ve uzman kişi görüşü de dikkate alındığında davalı banka tarafından icra edilen opsiyon işlemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 4-i maddesinin bankalara verdiği yetki kapsamında olduğu, dava konusu opsiyon işleminin SPK mevzuatı hükümlerine tabi olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir ve yine bir güven kurumu olması itibari ile özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının belirtilen miktar tutarında davalıdan ana para alacağının olduğu kabul edilmekle artık davacının davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği, buna göre davacının, davalı bankanın talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davacı vekilinin 24.10.2016 tarihli dilekçesi ile talebini açıklayıp harç eksikliğini gidermesinden sonra 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile 15.602,22 TL faiz alacağı hakkında dahi hüküm oluşturulmasını talep ettiği, ancak bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususta karşı tarafın açık muvafakatı bulunmadığı gerekçesiyle asıl talebe konu 340.000,00 TL alacağın 04.08.2011 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ile davalı arasında yapılan 04.03.2011 ile 01.03.2012 gözlem dönemini kapsayan "opsiyon sözleşme teyid form" başlıklı operasyon sözleşmesinden kaynaklanan ve bankacılık işlemleri nedeniyle davalı bankanın davacıdan talep ettiği 43.203,92TL miktar yönünden, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin "dava tarihine kadar işlediği belirtilen ve işlemiş faiz kısmı ile ilgili 24.06.2019 tarihli dilekçesinde açıkladığı 15.602,22 TL miktar faiz alacağı hakkında usule uygun bir ıslah veya açık muvafakat bulunmadığından bu miktara ilişkin talebin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ve ikna edici beyanlarıyla türev piyasalarda yapılan bir takım kusurlu işlemler sonucu tükendiği iddiasıyla uğranılan zararın davalı bankadan tahsili ve bankaca talep edilen 43.203,92 TL nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davalı vekili, yapılan tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve davacının verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra yukarıda açıklanan gerekçelerle 340.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, davacının davalıya 43.203,92 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dava dosyası içinde bulunan opsiyon sözleşme teyit formunda, gözlem dönemi boyunca herhangi bir zaman, opsiyona konu olan döviz çiftinin, belirlenen opsiyon kullanım hakkı iptal seviyesine ulaşması veya geçmesi halinde, opsiyon kullanım hakkının alıcı tarafından geçersiz kılınacağı, aksi durumda opsiyonu alan tarafın, opsiyon bitiş saatine kadar opsiyon kullanma hakkını münhasır takdirine göre kullanabileceği, opsiyonun kullanılması durumunda yukarıda belirtilen şekilde hesaplarda hareket olacağı, … kullanılan bu ürünün anapara korumalı bir ürün olmadığı kayıt altına alındığı gibi dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu olayda Avrupa tipi opsiyon sözleşmesinin söz konusu olduğu, bu tür sözleşmelerin sözleşmeye konu mal ve kıymeti alma ya da satma hakkını vade sonunda kullanma hakkı verdiği, davalı bankanın opsiyon bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden önce kullanılmayacak bir hakkı kullanarak Avrupa tipi opsiyona ters ve aykırı bir işlem tesis ettiği, ancak türev işlemleri çerçeve sözleşmesinde davalı bankaya bu yönde bir hak tanındığı, işlemler konusunda herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı gözetilerek tüm deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/802629400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz