6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bağış kararına ilişkin yönetim kurulu kararının butlanı talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/552 E. 2025/609 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

6102 sayılı TTK'da ultra vires ilkesinin kaldırılması nedeniyle işletme konusu dışındaki bağış ve yardım kararları şirketi bağlar ve yok hükmünde sayılmaz; bu kararların TTK 391. madde kapsamında butlanla malul sayılabilmesi için eşit işlem ilkesine aykırılık, şirketin temel yapısına veya sermayenin korunmasına aykırılık, pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarının ihlali veya organların devredilmez yetkilerine girme gibi sınırlı hallerden birinin gerçekleşmesi gerekir. Şirketin mali durumuna göre açıkça zarar verici nitelikte olmayan, kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında kamu yararına yapılan bağış kararları bu hallere girmediğinden batıl sayılamaz. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat talebi, bu kişiler taraf gösterilmeden yalnızca şirkete yöneltildiğinde pasif husumet yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulunun genel kuruldan yetki almadan bağış yapmasının TTK 391 uyarınca butlan sebebi oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacılar, TTK 375. maddede yönetim kurulunun yetkilerinin sayıldığını, bağış yapma yetkisinin bulunmadığını, genel kuruldan yetki alınmadan bağış yapılmasının şirketin genel yapısına ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olduğunu, esas sözleşmede bağışa dair düzenleme bulunmadığını, bağış tutarının kâra oranının küçük ve önemsiz olduğunun söylenemeyeceğini ileri sürerek kararın butlanla malul olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'da 6762 sayılı Kanun'daki 137. maddeye yer verilmediğinden ultra vires ilkesi yürürlükten kalkmış, şirketlerin hak ehliyetinin sınırını işletme konusu çizmemektedir; işletme konusu dışındaki işlemler de şirketi bağlar ve yok hükmünde sayılmaz. İşletme konusu dışında yapılabilen işlemler arasında toplum menfaatine alınan ancak şirkete ekonomik yük getirme ihtimali bulunan bağış ve yardım kararları da bulunmaktadır; bu işlemlerden zarar doğması halinde şirket yöneticilerinin sorumluluğu doğabilir, ancak işlemin kendisi yok hükmünde sayılmaz. Sermaye şirketleri toplumdan bağımsız değildir; yöneticilerin karar alırken yalnız pay sahiplerinin değil tüm çıkar gruplarının ve toplumun menfaatini de dikkate alması, kurumsal sosyal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde şirketin uzun vadeli ve sürdürülebilir faaliyetine hizmet eder. TTK 391. maddede yönetim kurulu kararlarının batıl sayılabileceği haller sınırlı olarak sayılmıştır: eşit işlem ilkesine aykırılık, anonim şirketin temel yapısına uymama veya sermayenin korunmasına aykırılık, pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarının ihlali veya kısıtlanması, diğer organların devredilmez yetkilerine girme. Davalı şirketin bağış yılı ve önceki yıla ait mali verileri incelendiğinde, elde edilen kâra kıyasla açıkça şirket ve ortakların zararına sayılmayacak miktarda eğitim bursu ve emniyete bağış yapılması kararının butlanla malul sayılamayacağı kabul edilmiştir. Kamu yararına alınan bağış kararı TTK 391. maddede sayılan hallere uygun olmadığı gibi, kurumsal sosyal sorumluluk ilkesi gözetilerek huzur ve güvenliği sağlayan emniyete ve ülkenin geleceği olan öğrencilere burs verilmesinin batıl sayılabilecek bir karar olduğu kabul edilmemiştir. Bilirkişi raporu takdiri delil niteliğinde olup mahkeme bu raporla bağlı değildir; hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bağış tutarının yönetim kurulu üyelerinden tahsili talebinin (tazminat) şirkete karşı açılan davada husumet yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacılar, yönetim kurulu kararlarının butlanı davasının davalı şirkete yöneltilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, hukuka aykırı bağış tutarının yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile şirkete iadesini talep ettiklerini, şirket yöneticilerinin davaya dahil edilmesi gerekirken bu talep yönünden husumetten ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacıların bağışa ilişkin yönetim kurulu kararının iptali yanında bağış tutarının yöneticilerden alınıp şirkete iadesi talep edildiği halde, ilk derece mahkemesinin sorumluluk davasının şirkete yöneltilemeyeceğine dair ara kararına rağmen davacılar tarafından ilgili kişileri taraf gösteren bir dava açılmadığı, bu kişilerin taraf olarak eklenmesinin de talep edilmediği anlaşılmakla, şirket hakkında açılan bu talebe ilişkin davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, 6102 sayılı TTK'da ultra vires ilkesinin kaldırılmasının sonucu olarak yönetim kurulunun işletme konusu dışındaki bağış kararlarının TTK 391. madde kapsamında hangi koşullarda butlanla malul sayılabileceğine ve kurumsal sosyal sorumluluk ilkesinin bu değerlendirmedeki yerine ilişkin özgün tespitleri, benzer bağış/yardım kararlarının butlanı davalarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat talebi, bu kişiler davaya taraf gösterilmeden yalnızca şirkete karşı açıldığında pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararının butlanı ultra vires ilkesi kurumsal sosyal sorumluluk sermayenin korunması ilkesi eşit işlem ilkesi pasif husumet bilirkişi raporunun takdiri delil niteliği

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 3916102 sayılı TTK 3756102 sayılı TTK 3716102 sayılı TTK 408/2-f · 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı Kanun 137

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/552

KARAR NO 2025/609

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/11/2024

NUMARASI 2022/605 Esas - 2024/946 Karar

DAVA

Yönetim Kurulu Kararının Butlanı,Tazminat

Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davalı şirketin Holding çatısı altında birçok grup şirketi bulunduğunu; grup şirketlerde aynı ortaklık yapısı bulunduğu, davacı ...'in %39, ...'in %1 pay sahibi olduklarını; hakim ortağın %56 oy ile... olduğunu, diğer ortakların %1'er payı bulunduğunu; davacı ...'in yönetim kurulu başkan yardımcısı iken 24/05/2019 tarihli genel kurulda görevine son verildiğini, ... ve ailesinin hakim gücü kötüye kullanarak iyi niyet kaidelerine aykırı fiil ve işlemlere kalkıştıklarını; 2021 yılı hesap döneminde yönetim kurulunun''bağış yapılması'' hususunda karar aldıklarını, yönetim kurulunun bağış konusunda bir yetkisi bulunmadığını, genel kurulda alınan yada onaylanan bir bağış kararı bulunmadığını;

bağış kararından sonrada öğrenci bursları olarak 126.000-TL, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğüne 110.000-TL bağışta bulunulduğunu; grup şirketlerde de benzer kararlar alındığı,grup şirketleri yönünden de ayrı davalar açıldığını bildirerek; 2021 yılı hesap dönemi içinde yapılan bağışlara dair yönetim kurulu kararının butlanla batıl olduğunu tespitine ve iptaline; bu yol ile şirkete verilen zararlarında bu kararı alan yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacıların müvekkili şirket ve rekabet eden bir hal içinde girdiklerini, açılan her bir davadaki esas amacın bu şirketlerin saygınlığını zedelemek olduğunu, piyasadaki tanınırlığını ve bilinirliğini aşağı çekip davalı şirket ve grup şirketlerini işlemez hale getirmek amacına yönelik olduğunu, davacı ... San. A.Ş isimli bir şirketi bulunduğunu, bu şirketi öne geçirmek için bu davaların kullanıldığını; davaya konu olan 2021 yılı içinde gerçekleşen bağışlara ilişkin 13/05/2022 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurulu öncesinde üyelerin bilgilendirildiğini, tüm finansal tablo faaliyet raporu ve kar dağıtım teklifi konularında söz konusu bağışların görüldüğünü, davacılarında da tüm ortaklar gibi bu hususta bilgilendirildiğini;

dava konusu olan bağışların toplam 236.000-TL olduğunu, bunun hesap dönemi sonu aktif büyüklüğe oranının %2,13 olduğunu; yapılan bağışların kamu kurumlarına yönelik olup hem kamuya destek hemde o bölgede faaliyet gösteren davalı şirketin tanınırlığını artırdığını; bu nedenle esasen şirket menfaatine olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davada 2 talep bulunmakta olup; bunların sebepleri ve sonuçları farklı olup, şirket yöneticisinin verdiği zarar nedeniyle açılan tazminat davasının şirket yöneticilerine karşı açılması gerektiği, bu nedenle ikinci talep yönünden davacılara ayrı bir dava açmaları için mehil verilmiş, sonuçları anlatılmış ancak böyle bir dava açılmadığından dolayı bu dosyadaki ''şirket zararlarının tazmini'' talebinin husumetten reddine, bağışlar yönünden tüm deliller toplanmış, şirketin kayıtları o hesap dönemi yönünden ve bir önceki dönemin yıl sonu bilançosuna göre inceletilmiş olup; bilirkişiler yönetim kurulunun bağış ve yardım konusunda genel kuruldan bir yetki almadığını, genel kurul kararına dayanmayan bağış ve yardımlara ilişkin yönetim kurulu kararının butlanl sayılabileceği yönünde rapor vermiş iseler de;

bilirkişi raporlarının takdiri delil teşkil edeceği, hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu; bilirkişi raporunda da bağışların gerçekleştiği 2021 yılında ve bir önceki 2020 yılında şirketin maddi durumuna ilişkin donelerin tespit edildiği; davalı şirketin 2020 yılı sonunda net dönem kârının 2.634.395,40- TL olduğu, 2021 yılında da 2.910.225,95 TL net kâr elde ettiği, bu nedenle bağışların dönem kârı içinde oranının %4,18 tuttuğu; bağışların öğrenci bursları ve Pendik Emniyetine yapıldığı; eğitim ve Emniyet güçlerine yapılan bu tür bağışların halk nezdinde yaratacağı olumlu sonuçlardan davalı şirketin yararlanmış olabileceği; öte yandan TTK nın 391. maddede yönetim kurulunun batıl kararlarının sınırlandırılarak açıklandığı, bunların: eşit işlem ilkesine aykırı,anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunmasına aykırı / pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanımı kısıtlayan yada güçleştiren/ diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin;

kararların batıl olduğunun düzenlendiği, bağışların toplam kâr içinde oranı, şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunmasına aykırı sayılacak miktarda olmadığı, keza pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarından sayılan kâr payı haklarını da ihlal edecek miktarda olmadığı; bağışların yapıldığı kurumlar nazara alındığında şirketin tanınırlığını ve vatandaşlar nezdinde ki yerine de olumlu etkilerinin olabileceği,Davacı tarafça butlan sebebi olarak ileriye sürülen, yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin sayıldığı TTKnın 375.maddesinde bağış yapmaya yönelik herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, keza TTK 371. maddesindeki düzenlemeyle birlikte değerlendirildiğinde yönetim kuruluna bağış yapmanın yasaklanmadığı, davacı tarafça TTK 408/2-f maddesinin bağış yetkisinin genel kurulda ait olduğuna dair iddiaya dayanak gösterilmişse de, söz konusu maddenin şirket varlığının satışına ilişkin olduğu oysa şirket mal varlığına nazaran toplam bağış tutarının küçük bir oran teşkil etmesi halinde TTK 408/2-f maddesinin uygulanamayacağı;

tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde ise şirkete artı değer kazandırabilecek nitelikte olup, şirket mal varlığına nazaran küçük bir oranda olan bağış için yönetim kurulunun karar almasının mümkün olduğu, bu kararların butlanla batıl olmadığı nazara alınarak, yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin talebin reddine, tazminat talebinin ise şirket yöneticilerine karşı açılmadığından dolayı husumetten reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; anonim şirketlerin yönetim ve temsili yönetim kurulunca yapılması gerekmekle birlikte, bu organın yetkilerinin sınırsız olmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 375. maddesi ile tek tek sayılmak suretiyle ortaya konulduğu ,Yönetim Kurulu'nun bağış yapmaya yönelik bir yetkisi olmadığını, yönetim kurulunun genel kuruldan yetki almadan bağış yapması, şirketin genel yapısına ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olup alınan kararın batıl olduğu, toplam 236.600-TL bağış işlemi gerçekleştiği, grup şirketlerinin de bağışlar yaptığı bağış tutarının %4,18 oranı aştığı, bu orana tekabül ettiğinin kabulü halinde de yapılan bağışın küçük ve önemsiz olmadığı, esas amacı kar payı elde etmek olan pay sahiplerinin karına oranla bu denli bir bağışın küçük ve önemsiz olduğunun söylenemeyeceği, kararın yönetim kurulunca alınması yetkinin açıkça aşılarak, kötüye kullanılması olduğu Şirketinin esas sözleşmesinin “H) Sosyal Faaliyetler” ile “I) Diğer İşler” başlıklı düzenlemelerinde bağış yapılması yer almadığı, bağışın miktarının büyüklüğü veya küçüklüğünden bağımsız olarak, her durumda zaten genel kurulda bir karar alınması gerektiği şirket kurucularının pay sahiplerinin esas sözleşmede mutabık kalarak kararlaştırdığı bir husus olduğunu, TTK nın 371/1 maddesine göre;

''Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler.'' hükmüne göre yönetim kurulunun bağışlama yetkisinin sınırı, şirketin işletme amacı, işletme konusu ile bağlı bir çevre olduğunu , bağışların Yönetim Kurulu üyelerinin kişisel menfaatlerine göre değil, şirketin menfaatleri üzerine olması gerektiğini, 2021 yılı için şirket aktiflerinde yer alan toplam dağıtılabilir dönem karının brüt %15 i oranında kar dağıtım kararı alındığını, davalı şirket abi ve kardeş iki aileden oluşan bir aile tipi anonim şirket olduğunu,halka açık olmadığını yönetim kurulu kararlarının butlanı davasının yöneltilmesi gereken taraf ve mahkemenin vereceği karardan etkilenecek kişilik davalı şirket olup, davanın da şirkete yöneltilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, hukuksuz bir şekilde yapılan bağış miktarının da yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile şirkete iadesini talep ettiklerini, şirket yöneticilerinin davaya dahil edilmesi gerekirken mahkemece bu talep yönünden husumetten ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirkette 2021 hesap yılı içinde yapılan bağışlara yönelik alınan yönetim kurulu kararlarının batıl bulunduğunun tespitine ve yapılan bağış tutarlarının yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile davalı şirkete iadesi istemlerine ilişkindir. Alınan yönetim kurulu kararında 126.600-TL öğrenci bursu, 110.000-TL'de Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Derneği'ne bağış yapılması kararlaştırılmıştır.Ticaret şirketlerinin amacı kazanç elde edilmesi, şirket karının artırılması ve dolayısıyla şirket ortaklarının ekonomik menfaatlerinin tatmin edilmesidir. 6102 sayılı TTK nda 6762 sayılı kanunda ki 137 maddeye yer verilmediğinden ultra vires ilkesi yürürlükten kalktığı için, artık şirketlerin hak ehliyetlerinin sınırını işletme konusu çizmemektedir.

Yani, şirketlerin işletme konuları dışında yaptıkları işlemler de şirketleri bağlamakta, yok hükmünde sayılmamaktadır. Kanunda yapılan bu değişiklik sonrası şirket yöneticileri işletme konusu ile bağlı kalmaksızın üçüncü kişilerle hukuki işlem yapabilmektedir. İşletme konusu dışında yapılabilen işlemlere yardım faaliyetleri ile bağışlar vb gibi toplum menfaatine alınan ,ancak şirkete ekonomik yük getirme ihtimali de bulunan kararlar da girmektedir. Şirketin hak ve fiil ehliyetinin önündeki sınırlar kaldırılmasına karşın, işletme konusuna dahil olmayan işlemlerden dolayı uğranılan zararlar şirket yöneticilerinin sorumluluğunu doğurabilir. Sermaye şirketleri , toplumun içinde yaşayan ve sermaye, maddi kaynak, işgücü gibi kendi sürekliliğini temin için gereksinimlerini toplumdan karşılayan bir oluşumdur.

Bu sebeple şirketin toplumun ihtiyaçlarından ve ahlaki değerlerinden bağımsız olduğunun söylenmesi mümkün değildir. Şirket yöneticilerinin şirkete ilişkin karar alırken yalnızca pay sahiplerinin çıkarına odaklanmak yerine pay sahiplerini de içine alacak şekilde tüm çıkar gruplarının ve nihayetinde toplumun çıkarına yönelik çalışmasının şirketin geleceği üzerindeki olumlu etkileri dikkate alınarak verilen kararın şirketin ve ortakların zararına olup olmadığı değerlendirilmelidir. Kurumsal sosyal sorumluluk ilkeleri dikkate alındığında ;bir şirketin kendi amacını gerçekleştirirken etik değerlere sadık kaldığı, şirket yöneticilerinin karar alma sürecinde ekonomik etkilerin yanında sosyal etkileri ve tüm çıkar gruplarının menfaatlerini dikkate aldığı ve şirket kaynaklarının ekonomik getirinin yanında toplumun sorunlarını çözmek veya toplumu geliştirmek amacıyla da kullanıldığı uygulamalar olarak tanımlanabilir.

Kurumsal sosyal sorumluluğun temeli, ticaret şirketlerinin ortak amacı olan “kar elde etme” hedefini bertaraf etmeden uzun vadeli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ticari faaliyet yürütmektir. 6102 sayılı TTK'nın 391 maddesinde yönetim kurulunun eşit işlem ilkesine aykırı,anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunmasına aykırı,pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanımı kısıtlayan yada güçleştiren, diğer organların devredilmez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararların batıl olduğu düzenlenmiştir. Davalı şirketin bağış yapıldığı yıl ve bir yıl öncesi mali verileri bilirkişi kurulu ve mahkeme tarafından incelenmiş, davalı şirketin bir yıllık faaliyet döneminde elde ettiği kara kıyasla ,şirketin ve ortakların açıkça zararına sayılmayacak 126.000-TL eğitim bursu, 110.000-TL Emniyet'e bağış yapma kararının butlanla malul sayılamayacak bir karar olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır.

Dairemizce yapılan değerlendirmede kamu yararına alınan bağış kararı TTK nın 391 maddesinde sayılan kararlara uygun olmadığı gibi kurumsal sosyal sorumluluk ilkesi gözetilerek, huzur ve sükunu sağlayan Emniyet'e, ülkemizin geleceği olan öğrencilere burs vermesi batıl adledilebilecek bir karar olduğu kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle;bilirkişi raporu takdiri delil olup mahkeme bilirkişi raporu ile bağlı değildir.Davacıların bağışlara ilişkin alınan yönetim kurulu kararının iptali ve bağış tutarının yöneticilerden alınarak şirkete iadesi talep edildiği halde, mahkemece sorumluluk davasının şirkete yöneltilemeyeceğine ilişkin ara kararına rağmen ,ilgili kişileri taraf olarak gösterdiği bir dava açılmadığı,taraf olarak eklenmesinin de talep edilmediği anlaşılmakla şirket hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmayıp, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/8002 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.