İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/468 E. 2022/4635 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı alacağı↗ kur farkı faturası↗ kur farkı↗ hmk 115/3↗ teamül↗ itirazın iptali davası↗ 3095 sayılı kanun↗ dava şartı yokluğu↗ istinaf incelemesi↗ iptal davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ temerrüt faizi↗ fatura↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari bir ilişki bulunduğu, bu nedenle bir kısım faturalar düzenlendiği, düzenlenen faturaların cari hesaplara işlendiğini, taraflar arasında her ne kadar kur farkı düzenlenmesine dair bir sözleşme bulunmamaktaysa da kur farkının talep edilebileceğine ilişkin Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin emsal 2016/5559 esas, 2016/11501 karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere ve tarafların incelenen defterlerinde taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenmesi hususunda bir teamülün oluştuğu, takibe konu ihtarnamede belirtilen ve sonradan mahkememize sunulan kur farkı faturalarının istenilmesine ilişkin ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, bu haliyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 83.662,15 USD hesap alacağının bulunduğu gerekçesi ile, davanın kabulü ile 83.662,15 USD asıl alacak yönünden davalının ...3.İcra Müdürlüğü'nün 2016/1183 esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca en yüksek temerrüd faizi uygulanmasına ve asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 48.022,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; kur farkı alacağına dayanak olan ve yargılama sırasında dosyaya sunulan 12 adet kur farkı faturasının TL üzerinden düzenlenmesine rağmen davacı tarafça icra takibinin USD üzerinden yapılmış ve mahkemece de kur farkı alacağının USD olarak hüküm altına alınmış olduğu, ancak kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceği, nitekim davacının TL üzerinden düzenlediği kur farkı faturasına ilişkin USD üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerektiği, bu durumda mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın İİK m.67 ve HMK m.114-(2) uyarınca usulüne uygun yapılmış icra takibinin bulunması dava şartıdır yokluğu nedeniyle HMK m.115 uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, kur farkına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki ödeme şeklinin Türk Lirası olduğu, ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığı, ancak davacının alacağını döviz olarak takibe koyduğu, dolayısıyla döviz üzerinden yapılan icra takibinin usulsüz olduğu ve bu durumda takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dava usulden reddedilmiştir.
Ancak davacı tarafça, faturaya dayalı alacaklarının döviz alacağı olduğu, ödemelerin karşılıklarının döviz alacağını karşılamadığı ve bu nedenle icra takibine dayanak kur farkı faturalarının düzenlendiği iddia edilmekle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99/2. maddesine uygun talep ve döviz alacağına yine 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca dövize uygulanan faizin istenmesinde takip hukuku açısından herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu durumda, usulüne uygun şekilde açılan bu icra takibine vaki itirazın iptali davasında davanın esasına girilip değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/379 E. 2023/1206 K.
Ortak:kur farkı alacağı · kur farkı faturası · kur farkı · teamül · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · usulden reddi · temerrüt faizi · dava şartı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; «kur farkı alacağına» dayanak olan ve yargılama sırasında dosyaya sunulan 12 adet «kur farkı faturasının» TL üzerinden düzenlenmesine rağmen davacı tarafça icra takibinin USD üzerinden yapılmış ve mahkemece de kur farkı alacağının USD olarak hüküm altına alınmış olduğu, ancak kur farkı alacağının «fatura» tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceği, nitekim davacının TL üzerinden düzenlediği kur farkı faturasına ilişkin USD üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerektiği, bu durumda mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun …
… ilişkin ticari bir ilişki bulunduğu, bu nedenle bir kısım faturalar düzenlendiği, düzenlenen faturaların cari hesaplara işlendiğini, taraflar arasında her ne kadar «kur farkı» düzenlenmesine dair bir sözleşme bulunmamaktaysa da kur farkının talep edilebileceğine ilişkin Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin emsal 2016/5559 esas, 2016/11501 karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere ve tarafların incelenen «defterlerinde» taraflar arasında «kur farkı faturası» düzenlenmesi hususunda bir «teamülün» oluştuğu, takibe konu «ihtarnamede» belirtilen ve sonradan mahkememize sunulan kur farkı faturalarının istenilmesine ilişkin ihtarname ile davalının «temerrüde» düştüğü, bu haliyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 83.662,15 USD hesap alacağının bulunduğu gerekçesi ile, davanın kabulü ile 83.662,15 USD «asıl alacak» yönünden davalının ...3.İcra Müdürlüğü'nün 2016/1183 esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca en yüksek «temerrüd faizi» uygulanmasına ve asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 48.022,07 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… cak davacı tarafça, faturaya dayalı alacaklarının döviz alacağı olduğu, ödemelerin karşılıklarının döviz alacağını karşılamadığı ve bu nedenle icra takibine dayanak «kur farkı faturalarının» düzenlendiği iddia edilmekle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99/2. maddesine uygun talep ve döviz alacağına yine 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca döv …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli, 2020/25 E. ve 2020/128 K. sayılı kararıyla; «kur farkı alacağına» dayanak olan ve yargılama sırasında dosyaya sunulan 12 adet «kur farkı faturasının», Türk Lirası üzerinden düzenlenmesine rağmen davacı tarafça icra takibinin Amerikan doları üzerinden yapıldığı ve Mahkemece de kur farkı alacağının Amerikan doları olarak hüküm altına alınmış olduğu, ancak kur farkı alacağının «fatura» tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebileceği, nitekim davacının Türk Lirası üzerinden düzenlediği kur farkı faturasına ilişkin Amerikan doları üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerektiği, bu durumda Mahkemece davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun k …
Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 2016/5559 E., 2016/11501 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere ve tarafların incelenen «defterlerinde» taraflar arasında «kur farkı faturası» düzenlenmesi hususunda bir «teamülün» oluştuğu, takibe konu «ihtarnamede» belirtilen ve sonradan Mahkemeye sunulan kur farkı faturalarının istenilmesine ilişkin ihtarname ile davalının «temerrüde» düştüğü, bu hâliyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 83.662,15 Amerikan doları hesap alacağının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 83.662,15 Amerikan doları «asıl alacak» yönünden davalının ...3.
… ölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Türk Lirası üzerinden düzenlediği «kur farkı faturasını» Amerikan doları üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunması mümkün olmadığından, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun yapılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay bozma ilamına karşı direnilmesine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı
Benzer bu karardaTemyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; «direnme» kararı usul ve yasaya uygun olmakla Dairemizin 08.06.2022 tarihli, 2021/468 E. ve 2022/4635 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10861 E. 2016/7915 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, 30.000 USD «maddi tazminatın» ödeme tarihindeki kur üzerinden işletilecek avans faiziyle, yine 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/468 E. , 2022/4635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.05.2018 tarih ve 2017/353 E. - 2018/539 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2020/25 E. - 2020/128 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasındaki iplik alım satımı nedeniyle oluşan cari hesaptan 83.662.15 USD kur farkı alacağı bulunduğunu, ...10.Noterliği'nden gönderilen ihtarname ile alacağın ödenmesi istendiyse de ödeme yapılmadığını, bu nedenle ...3.İcra Dairesinin 2015/1183 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının haksız itiraz ile durdurulan takibe itirazın iptali ile devamına ve alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; alacağın dayanağı olarak ihtarnamede varlığı ileri sürülen kur farkı faturalarının açıklanmadığı gibi ibraz da edilmediği, davacı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında tüm borcun ödendiği, yapılan ödemelerin davacı tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin alındığı, kur farkına ilişkin bir sözleşme olmadığı gibi bu konuda bir teamülün de bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari bir ilişki bulunduğu, bu nedenle bir kısım faturalar düzenlendiği, düzenlenen faturaların cari hesaplara işlendiğini, taraflar arasında her ne kadar kur farkı düzenlenmesine dair bir sözleşme bulunmamaktaysa da kur farkının talep edilebileceğine ilişkin Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin emsal 2016/5559 esas, 2016/11501 karar sayılı ilamında da kabul edildiği üzere ve tarafların incelenen defterlerinde taraflar arasında kur farkı faturası düzenlenmesi hususunda bir teamülün oluştuğu, takibe konu ihtarnamede belirtilen ve sonradan mahkememize sunulan kur farkı faturalarının istenilmesine ilişkin ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, bu haliyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 83.662,15 USD hesap alacağının bulunduğu gerekçesi ile, davanın kabulü ile 83.662,15 USD asıl alacak yönünden davalının ...3.İcra Müdürlüğü'nün 2016/1183 esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca en yüksek temerrüd faizi uygulanmasına ve asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 48.022,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; kur farkı alacağına dayanak olan ve yargılama sırasında dosyaya sunulan 12 adet kur farkı faturasının TL üzerinden düzenlenmesine rağmen davacı tarafça icra takibinin USD üzerinden yapılmış ve mahkemece de kur farkı alacağının USD olarak hüküm altına alınmış olduğu, ancak kur farkı alacağının fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebileceği, nitekim davacının TL üzerinden düzenlediği kur farkı faturasına ilişkin USD üzerinden icra takibi başlatıp alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibi bulunmadığının kabulü gerektiği, bu durumda mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın İİK m.67 ve HMK m.114-(2) uyarınca usulüne uygun yapılmış icra takibinin bulunması dava şartıdır yokluğu nedeniyle HMK m.115 uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, kur farkına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki ödeme şeklinin Türk Lirası olduğu, ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığı, ancak davacının alacağını döviz olarak takibe koyduğu, dolayısıyla döviz üzerinden yapılan icra takibinin usulsüz olduğu ve bu durumda takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptalinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dava usulden reddedilmiştir.
Ancak davacı tarafça, faturaya dayalı alacaklarının döviz alacağı olduğu, ödemelerin karşılıklarının döviz alacağını karşılamadığı ve bu nedenle icra takibine dayanak kur farkı faturalarının düzenlendiği iddia edilmekle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99/2. maddesine uygun talep ve döviz alacağına yine 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca dövize uygulanan faizin istenmesinde takip hukuku açısından herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu durumda, usulüne uygun şekilde açılan bu icra takibine vaki itirazın iptali davasında davanın esasına girilip değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794649600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz