İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/938 E. 2022/4375 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
infaz kabiliyeti↗ tüzel kişiliğin sona ermesi↗ hmk 222↗ olağanüstü kanun yolu↗ ek tasfiye işlemleri↗ ticaret sicilinden terkin↗ şirketin ihyası↗ kanun yolu↗ sicilden terkin↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ fatura↗ ek tasfiye↗ iflas↗ terkin↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı tarafın davalı tarafa fatura karşılığı hizmet verdiği ve davalıdan kaydi olarak 3.3.41,17TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle HMK 222/3. maddesi davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilmesi gerektiği, sözleşmedeki imzanın ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de davalı tarafından davacıya gönderilmiş olan 06/05/2014 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedilmiş olmasından bu sözleşme ilişkisinin davalı tarafça da kabul edilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davacı tarafından alacağın tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile, davalının İstanbul 8. İcra Müdürlüğü' nün 2015/30806 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 3.341,15 TL asıl alacak üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren alacak tamamen ödeninceye kadar avans faizi işletilmesine, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi uyarınca (3.341,15 TL'nin) %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
HMK’nın 363. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, hukukta birliğin sağlanması ve gelecekte benzer hataların önüne geçilmesi amacıyla ve kamu yararı mülahazasıyla, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına temyiz” yoluna başvurulabilir. İncelemenin ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
Dava, faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüzel kişiler, medeni haklardan istifade (hak) ve borç ehliyetine sahiptirler, bu nedenle taraf ehliyetine de sahiptirler. Bir tüzel kişinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken, tüzel kişiliğin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Bu nedenle, davaya eski tüzel kişiye karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. (Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979, 4. Baskı, Cilt 1, Sh.628 vd.) Tüzel kişiliğin sona ermesi için, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin yeniden ihyası sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılan davaya devam edilmesi gereklidir.
Davalı EGR Gıda San ve Tic Ltd Şti’nin tasfiyesinin sona erdiği 10.07.2017 tarihinde sicilden terkin edilmiş olup, mahkemece yapılması gereken iş, davalı şirketin ihyası amacıyla davacı yana süre verilmesi, davacının bu davalının tasfiye memurları ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açacağı ihya davasının sonucunun beklenmesi, ihyaya ilişkin karar sunulduktan sonra, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devamla, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre karar verilmesi iken, bu husus gözden kaçırılarak yapılan yargılama sonucunda ticaret sicilinden terkin edilen davalı şirket aleyhine infaz kabiliyeti olmayan hüküm tesisi doğru olmamış; yerel mahkeme kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3694 E. 2022/5748 K.
Ortak:infaz kabiliyeti · tüzel kişiliğin sona ermesi · ek tasfiye işlemleri · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · ihya · infaz · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaDavalı EGR Gıda San ve Tic Ltd Şti’nin tasfiyesinin sona erdiği 10.07.2017 tarihinde «sicilden terkin» edilmiş olup, mahkemece yapılması gereken iş, davalı «şirketin ihyası» amacıyla davacı yana süre verilmesi, davacının bu davalının «tasfiye» memurları ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açacağı ihya davasının sonucunun beklenmesi, ihyaya ilişkin karar sunulduktan sonra, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devamla, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre karar verilmesi iken, bu husus gözden kaçırılarak yapılan yargılama sonucunda «ticaret sicilinden terkin» edilen davalı şirket aleyhine «infaz kabiliyeti» olmayan hüküm tesisi doğru olmamış; yerel mahkeme kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Şayet, «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, «tüzel kişilik» ticaret sicilinden silinse bile, şirketin yeniden «ihyası» sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılan davaya devam edilmesi gereklidir.
Bir tüzel kişinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken, «tüzel kişiliğin sona ermesi» halinde, o tüzel kişinin taraf «ehliyeti» de «son» bulur.
Benzer bu karardaMahkemece yapılması gereken iş, davacı «şirketin ihyası» amacıyla ilgili tarafa süre verilmesi, ilgili tarafın, bu davacının «tasfiye» memurları ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açacağı ihya davasının sonucunun beklenmesi, ihyaya ilişkin karar sunulduktan sonra, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devamla, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre karar verilmesi, bu şekilde taraf teşkili ve dava «ehliyeti» şartı tamamlanamaması halinde ise HMK 'nın 114/1,d ve 115. maddelerine göre dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekmekte iken, bu husus gözden kaçırılarak yapılan yargılama sonucunda «ticaret sicilinden terkin» edilen davacı şirket hakkında «infaz kabiliyeti» olmayan hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Şayet, «tasfiye işlemleri» gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, «tüzel kişilik» ticaret sicilinden silinse bile, şirketin yeniden «ihyası» sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılan davaya devam edilmesi gereklidir.
Bir tüzel kişinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken, «tüzel kişiliğin sona ermesi» halinde, o tüzel kişinin taraf «ehliyeti» de «son» bulur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · resen terkin · finansal kiralama · dava şartı yokluğu · mirasçılık · usulden reddi · havale
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, dava dosyasına mübrez dekontlar ve Akbank’tan gelen yazı ekindeki «havale» bilgileri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından 26/0203 ve 26/0218 nolu sözleşme açıklamaları ile toplamda 44.578,50 TL ödemenin yapıldığı, ödemelerin davalı şirketin «finansal kiralama» bedeli borcuna mahsuben yapılan ödeme olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından; davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 01/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı şirket ve davalı ... «mirasçıları» ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava bakımından, davalı Maket Gıda hakkındaki dava atiye «terk» edildiğinden bu konuda hüküm tesisine yer olmadığına, davalı ... hakkında açılan davada davanın kabulüne, 33.778,60 TL'nin davalı ... mirasçıları ... ve ...'den da …
Somut olayda, Dairemizin 09.06.2015 tarihli ve 2014/19209 esas ve 2015/8490 karar sayılı ilamından sonra, davalılar vekili tarafından verilen 12.11.2018 tarihli dilekçeyle, davacı şirketin 23.10.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edilmek suretiyle «tüzel kişiliğinin» sona erdiği ileri sürülmüştür.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacı «şirketin ihyası» amacıyla ilgili tarafa süre verilmesi, ilgili tarafın, bu davacının «tasfiye» memurları ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açacağı ihya davasının sonucunun beklenmesi, ihyaya ilişkin karar sunulduktan sonra, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devamla, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre karar verilmesi, bu şekilde taraf teşkili ve dava «ehliyeti» şartı tamamlanamaması halinde ise HMK 'nın 114/1,d ve 115. maddelerine göre dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekmekte iken, bu husus gözden kaçırılarak yapılan yargılama sonucunda «ticaret sicilinden terkin» edilen davacı şirket hakkında «infaz kabiliyeti» olmayan hüküm tesisi doğru olmamıştır.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/972 E. 2013/3713 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacı tarafın davalı tarafa «fatura» karşılığı hizmet verdiği ve davalıdan «kaydi» olarak 3.3.41,17TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça «ticari defter» ve belgelerin «ibraz» edilmemesi nedeniyle HMK 222/3. maddesi davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilmesi gerektiği, sözleşmedeki imzanın ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiş i …
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, ...'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin ....09.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/938 E. , 2022/4375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davanın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği müzakere edilip düşünüldü.
Davacı vekili, davacının bilgisayar programlama, yazılım bakım ve destek hizmeti ve donanım ürünlerinin parça dahil donanım bakım hizmeti sektörlerinde faaliyet göstermekte olup, geniş portföye sahip olan bir firma olduğunu, davalı ile imzalamış oldukları sözleşmeler uyarınca, üzerine düşen tüm sözleşmesel edimlerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde ifa edilen hizmet ve donanım parça satış bedelleri nedeniyle doğan alacaklarının davacı tarafından faturalandırılıp davalıya tebliğ edildiğini, davalı yanın tebellüğ ettiği faturalara yasal süresi içerisinde itirazları olmadığı gibi, fatura bedelleriyle ilgili olarak herhangi bir ödemede bulunmadıklarını, bunun üzerine icra takibi başlattıklarını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi ..., davaya dayanak teşkil ettiği öne sürülen sözleşmelerin, davalı şirket yetkililerince imzalanmadığını, davalı şirketi herhangi bir şekilde bağlamadığını, dava dilekçesinde bahsedilen hizmetlerin davalı şirketçe alınmadığını, davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, haksız davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın davalı tarafa fatura karşılığı hizmet verdiği ve davalıdan kaydi olarak 3.3.41,17TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle HMK 222/3. maddesi davacı defterlerindeki kayıtlara itibar edilmesi gerektiği, sözleşmedeki imzanın ...'in eli ürünü olmadığı tespit edilmiş ise de davalı tarafından davacıya gönderilmiş olan 06/05/2014 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedilmiş olmasından bu sözleşme ilişkisinin davalı tarafça da kabul edilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davacı tarafından alacağın tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile, davalının İstanbul 8.
İcra Müdürlüğü' nün 2015/30806 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 3.341,15 TL asıl alacak üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren alacak tamamen ödeninceye kadar avans faizi işletilmesine, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi uyarınca (3.341,15 TL'nin) %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
HMK’nın 363. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, hukukta birliğin sağlanması ve gelecekte benzer hataların önüne geçilmesi amacıyla ve kamu yararı mülahazasıyla, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına temyiz” yoluna başvurulabilir. İncelemenin ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
Dava, faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüzel kişiler, medeni haklardan istifade (hak) ve borç ehliyetine sahiptirler, bu nedenle taraf ehliyetine de sahiptirler. Bir tüzel kişinin taraf bulunduğu bir dava devam ederken, tüzel kişiliğin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ehliyeti de son bulur. Bu nedenle, davaya eski tüzel kişiye karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. (Bkz: Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979, 4. Baskı, Cilt 1, Sh.628 vd.) Tüzel kişiliğin sona ermesi için, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin yeniden ihyası sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılan davaya devam edilmesi gereklidir.
Davalı EGR Gıda San ve Tic Ltd Şti’nin tasfiyesinin sona erdiği 10.07.2017 tarihinde sicilden terkin edilmiş olup, mahkemece yapılması gereken iş, davalı şirketin ihyası amacıyla davacı yana süre verilmesi, davacının bu davalının tasfiye memurları ve Ticaret Sicil Memurluğu aleyhine açacağı ihya davasının sonucunun beklenmesi, ihyaya ilişkin karar sunulduktan sonra, taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devamla, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre karar verilmesi iken, bu husus gözden kaçırılarak yapılan yargılama sonucunda ticaret sicilinden terkin edilen davalı şirket aleyhine infaz kabiliyeti olmayan hüküm tesisi doğru olmamış; yerel mahkeme kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının HMK 363 maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile yerel mahkeme kararının sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine iadesine, bozma kararının bir örneğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesinin 3. fıkrası gereğince Resmi Gazete'de yayımlanması için Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmesine, 02/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794346100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz