Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2800 E. 2022/4794 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usul ekonomisi↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ mazeret↗ hmk 150↗ tebliğ tarihi↗ işlemden kaldırma↗ vekile tebliğ↗ davanın açılmamış sayılması↗ açılmamış sayılma↗ yenileme↗ menfi tespit↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde işlemden kaldırıldığı ve üç ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, kredi borcu ve teminat bonosundan kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
(Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2019 tarih 2018/3513 Esas 2019/430 karar sayılı bozma ilamı üzerine, tensip zaptı ile 17.09.2020 tarihine duruşma günü verilmiş, bu oturum davacı vekilinin mazeret bildirmesi üzerine davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününün davacı vekiline tebliği ile duruşma 24.09.2020 tarihine talikine karar verilmiştir.
24.09.2020 tarihli duruşma günü davacı vekiline 7201 sayılı Yasa’nın 7/a maddesi gereğince 22.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup tebliğ günü ile duruşma günü arasında 2 günlük süre bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde hukuki dinlenilme hakkı, HMK 30 maddesinde usul ekonomisi ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün tebliği tarihi ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kıymetli evrak iptal | Çek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4008 E. 2014/10056 K.
Ortak:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» ve üç ay içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde «hukuki dinlenilme hakkı», HMK 30 maddesinde «usul ekonomisi» ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün «tebliği tarihi» ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılarak» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Hukuk Dairesi’nin 23.01.2019 tarih 2018/3513 Esas 2019/430 karar sayılı bozma ilamı üzerine, tensip zaptı ile 17.09.2020 tarihine duruşma günü verilmiş, bu oturum davacı vekilinin «mazeret» bildirmesi üzerine davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününün davacı «vekiline tebliği» ile duruşma 24.09.2020 tarihine talikine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · kıymetli evrak iptali · kıymetli evrak
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2817 E. 2022/3907 K.
Ortak:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» ve üç ay içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde «hukuki dinlenilme hakkı», HMK 30 maddesinde «usul ekonomisi» ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün «tebliği tarihi» ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılarak» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Hukuk Dairesi’nin 23.01.2019 tarih 2018/3513 Esas 2019/430 karar sayılı bozma ilamı üzerine, tensip zaptı ile 17.09.2020 tarihine duruşma günü verilmiş, bu oturum davacı vekilinin «mazeret» bildirmesi üzerine davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününün davacı «vekiline tebliği» ile duruşma 24.09.2020 tarihine talikine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya içeriğinden 13.09.2018 tarihli oturumda taraf vekillerinin «mazeretlerinin» kabulüne, duruşma gün ve saatini UYAP'tan öğrenmelerine karar verilerek duruşmanın 18.10.2018 gününe talik edildiği, 18.10.2018 günlü oturumda da taraf vekillerinin gelmedikleri, davalı vekilinin mazeretinin kabulüne, davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğini beyan etmesi halinde 18.10.2018 tarihi itibariyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına», duruşmanın 24.01.2019 gününe ertelenmesine karar verildiği, 24.01.2019 günlü oturumda taraf vekillerinin geldikleri, davalı vekilinin 18.10.2018 tarihi itibariyle davayı takip etmeyeceklerini bildirdiği, Mahkemece 24.01.2019 tarihli oturumda, geçmişe yönelik olarak 18.10.2018 tarihi itibariyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, dosyanın 18/10/2018 tarihli celsede «işlemden kaldırıldığı» ve HMK'nın 150/1 maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle, HMK'nın 150/5 maddesi uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere 24.01.2019 günlü oturumda yerel mahkemece, geçmişe yönelik olarak 18.10.2018 tarihi itibariyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve aynı celsede «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiş olup bu hal HMK 150 maddesi hükmünün açıkça ihlali niteliğinde bulunduğundan davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4252 E. 2022/8322 K.
Ortak:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» ve üç ay içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde «hukuki dinlenilme hakkı», HMK 30 maddesinde «usul ekonomisi» ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün «tebliği tarihi» ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılarak» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, kredi borcu ve «teminat» bonosundan kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkindir. (Kapatılan) Yargıtay 19.
Benzer bu kararda… ı şekilde 22.05.2020 tarihinden de önce 06.05.2020 tarihinde dosya mahkemece yine re'sen ele alınarak 19.06.2020 tarihine ertelenmiş, davacı vekili 18.06.2020 günlü «mazeret dilekçesi» ile "...pandemi süreci «sebebi» ile üç aylık sürede duruşmaların kendi iradesi dışında günlere verildiği, aynı gün birden farklı şehirde duruşmaları (Yenice-Çanakkale-Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/458) olması sebebi ile mazeretinin kabulüne, eksik hususların giderilmesine duruşmanın talikine ve UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmesini" istemiş, İlk Derece Mahkemesince 19.06.2020 tarihli oturumda "davacı vekilinin mazeretinin reddi ile «dosyanın işlemden kaldırılmasına», 16.10.2020 tarihli kararı ile de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
19.06.2020 tarihli duruşma için davacı vekili Yenice Sulh Hukuk Mahkemesindeki duruşması nedeniyle «mazeret» bildirmiş olup, somut uyuşmazlık yönünden davacı vekilinin mazeretinin haklı ve yerinde olduğunun kabulü ile duruşmanın başka bir güne ertelenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince dosya içeriği ile bağdaşmayan gerekçe ile davacı vekilinin mazeretinin reddine, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve buna bağlı olarak da HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının bozulması gerekmiştir.
… yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacılar vekilinin 18.09.2020 tarihli dilekçesi ile; 19.06.2020 tarihli duruşmada hazır bulunmadıklarını ve mahkemece «mazeretlerinin» kabul edilmemesi nedeniyle dava dosyasının müracaata kaldığını belirterek dosyanın yeniden işleme konularak duruşma günü verilmesini talep ettiği, 22.09.2020 tarihli «ara» kararı ile; davacılar vekilinin «yenileme» süresinde HMK 150/4 maddesi uyarınca «harç» yatırmadığından 8.538,75 TL «nispi harcın» yatırılması için davacılar vekiline 2 hafta «kesin mehil» verildiği, kesin mehil içinde harç yatırılmadığı takdirde yenilemenin yapılmamış sayılarak davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin belirtilip, işbu «ihtaratın» davacı vekiline 28.09.2020 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak 2 haftalık «kesin süre» içerisinde harcın yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın HMK'nın 150/5. maddesi gereğince 13.10.2020 tarihi itibari ile «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · istinaf kanun yolu · nispi karar harcı · kesin mehil · ihtarat · ek mehil · kanun yolu · ara karar
Benzer bu kararda… yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacılar vekilinin 18.09.2020 tarihli dilekçesi ile; 19.06.2020 tarihli duruşmada hazır bulunmadıklarını ve mahkemece «mazeretlerinin» kabul edilmemesi nedeniyle dava dosyasının müracaata kaldığını belirterek dosyanın yeniden işleme konularak duruşma günü verilmesini talep ettiği, 22.09.2020 tarihli «ara» kararı ile; davacılar vekilinin «yenileme» süresinde HMK 150/4 maddesi uyarınca «harç» yatırmadığından 8.538,75 TL «nispi harcın» yatırılması için davacılar vekiline 2 hafta «kesin mehil» verildiği, kesin mehil içinde harç yatırılmadığı takdirde yenilemenin yapılmamış sayılarak davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin belirtilip, işbu «ihtaratın» davacı vekiline 28.09.2020 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak 2 haftalık «kesin süre» içerisinde harcın yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın HMK'nın 150/5. maddesi gereğince 13.10.2020 tarihi itibari ile «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
19.06.2020 tarihli duruşma için davacı vekili Yenice Sulh Hukuk Mahkemesindeki duruşması nedeniyle «mazeret» bildirmiş olup, somut uyuşmazlık yönünden davacı vekilinin mazeretinin haklı ve yerinde olduğunun kabulü ile duruşmanın başka bir güne ertelenmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince dosya içeriği ile bağdaşmayan gerekçe ile davacı vekilinin mazeretinin reddine, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» ve buna bağlı olarak da HMK 150 maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının bozulması gerekmiştir.
… ı şekilde 22.05.2020 tarihinden de önce 06.05.2020 tarihinde dosya mahkemece yine re'sen ele alınarak 19.06.2020 tarihine ertelenmiş, davacı vekili 18.06.2020 günlü «mazeret dilekçesi» ile "...pandemi süreci «sebebi» ile üç aylık sürede duruşmaların kendi iradesi dışında günlere verildiği, aynı gün birden farklı şehirde duruşmaları (Yenice-Çanakkale-Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/458) olması sebebi ile mazeretinin kabulüne, eksik hususların giderilmesine duruşmanın talikine ve UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmesini" istemiş, İlk Derece Mahkemesince 19.06.2020 tarihli oturumda "davacı vekilinin mazeretinin reddi ile «dosyanın işlemden kaldırılmasına», 16.10.2020 tarihli kararı ile de «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/662 E. 2019/2366 K.
Ortak:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» ve üç ay içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde «hukuki dinlenilme hakkı», HMK 30 maddesinde «usul ekonomisi» ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün «tebliği tarihi» ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılarak» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Hukuk Dairesi’nin 23.01.2019 tarih 2018/3513 Esas 2019/430 karar sayılı bozma ilamı üzerine, tensip zaptı ile 17.09.2020 tarihine duruşma günü verilmiş, bu oturum davacı vekilinin «mazeret» bildirmesi üzerine davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününün davacı «vekiline tebliği» ile duruşma 24.09.2020 tarihine talikine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davanın «işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda, Dairemiz bozma ilamından sonra davacı vekilinin, vekillik sıfatı devam etmekte iken duruşma günü tebliğlerinin asile yapıldığı ve duruşmaya «mazeretsiz» olarak katılınmadığı gerekçesiyle «dosyanın işlemden kaldırılıp», HMK 150/5 hükmü gereği «açılmamış sayılmasına» karar verildiği, gerekçeli karardan sonra vekile kararın tebliğinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · tebligat
Benzer bu kararda7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesinde vekil ile takip edilecek işlerde «tebligatın», vekile yapılması gerektiği düzenlenmiş olup vaki «vekalet ilişkisi» devam etmekteyken tebligatların asıla yapılarak hüküm kurulması yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/2800 E. , 2022/4794 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.12.2020 tarih ve 2020/287 E. - 2020/732 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı Cemkent ... Ltd. Şti. arasında imzalanan 20/12/2010 tarihli 300.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini ve kredinin teminatı olarak alınan 10/12/2010 keşide tarihli ödeme günü belirli olmayan 400.000,00 TL’lik bonoyu davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, bu kredi sözleşmesi ile ilgili herhangi bir borcun kalmadığını, daha sonra dava dışı asıl kredi borçlusu şirket ile davalı banka arasında 19/03/2013 tarihli 300.000,00 TL’lik genel kredi sözleşmesi ve ekinde kredi teminatı olarak 19.03.2013 keşide tarihli 300.000,00 TL bedelli bono imzalanarak dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, bu krediye şirket müdürü ve bir şirket ortağının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, ancak sözleşme ve kredinin teminatı olarak alınan bonoda davacının imzasının bulunmadığını, kredi taksit ödemelerinde gecikme olması üzerine davalı bankaca 18/05/2014 tarihli yazı ile davacıya borç miktarının 156.854,74 TL olarak bildirildiğini, bu bildirimden sonra davacı tarafından davalı bankaya sehven ödemeler yapıldığını, davacının daha sonra söz konusu yazıda belirtilen borcun kefil olarak imzalamadığı krediden kaynakladığını öğrendiğini, davacının kefil olarak imzalamadığı 19/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ve kefil olarak imzaladığı ancak karşılığında hiçbir borcu bulunmayan 10/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu kredi sözleşmesi ekinde kredi teminatı olarak alınan 10/12/2010 keşide tarihli 400.000,00 TL’lik bono sebebiyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile borçlu olmadığı halde sehven ödediği tutarların davalı bankadan ödeme gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdatını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı asıl kredi borçlusu şirket ile davalı banka arasında imzalanan ve davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı 10/12/2010 tarihli 300.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcunun yapılandırılması için 19/03/2013 tarihli 300.000,00 TL’lik genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, dolayısıyla yeni bir krediden doğan borcun söz konusu olmadığını, kredi borcunun kaynağının ilk genel kredi sözleşmesi olduğunu ve davacının da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak borçtan sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama devam ederken dava dosyasının 24/09/2020 tarihinde işlemden kaldırıldığı ve üç ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 25/12/2020 tarihi itibari ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, kredi borcu ve teminat bonosundan kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
(Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2019 tarih 2018/3513 Esas 2019/430 karar sayılı bozma ilamı üzerine, tensip zaptı ile 17.09.2020 tarihine duruşma günü verilmiş, bu oturum davacı vekilinin mazeret bildirmesi üzerine davacı vekilinin mazeretinin kabulüne, duruşma gününün davacı vekiline tebliği ile duruşma 24.09.2020 tarihine talikine karar verilmiştir.
24.09.2020 tarihli duruşma günü davacı vekiline 7201 sayılı Yasa’nın 7/a maddesi gereğince 22.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup tebliğ günü ile duruşma günü arasında 2 günlük süre bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK 27 maddesinde hukuki dinlenilme hakkı, HMK 30 maddesinde usul ekonomisi ilkesi, HMK 32 maddesinde de yargılamanın sevk ve idaresi ile ilgili hükümler getirilmiş olup, davacıya yeni duruşma gününün tebliği tarihi ile duruşma günü arasındaki 2 günlük kısa süre açıklanan yasa hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğundan 24.09.2020 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bozma ilamından sonra diyeceklerini sormak üzere çağırılan davacı tarafın, ertelenen duruşma gününe kadar bozmaya karşı diyeceklerini hazırlamış olması gerekmekte olup ek süreye ihtiyacı yoktur. Davacıya yeni duruşma gününden iki gün önce tebligat yapılmış olup, davacı vekili ertelenen duruşma gününde dahi mesleki mazereti varsa mazeret dilekçesi
verebileceği gibi, dosya üç ay süreyle işlemden kaldırıldıktan sonra da davayı ve duruşma gününü yenileme ihtiyacı duymamış olup, mahkemece dosyanın işlemden kaldırılması ve açılmamış sayılmasına karar vermesini haklı ve yerinde bulduğumdan, onama kararı verilmesi gerekirken kararın bozulması yönündeki Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/794165600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz