YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/190 E. 2022/3946 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenileme↗ kâr dağıtımı↗ ortalama tüketici↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda dosya kapsamında göre, 6769 sayılı SMK'nın 5/1/-ç maddesi uyarınca aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği, mutlak ret nedeni olan bu hususun TPMK tarafından re'sen nazara alınacağı, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, anılan ibarenin doğrudan vasıf bildirici veya jenerik niteliğinin bulunmadığı, marka olarak somut ve soyut olarak ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğu, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de dia sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde intiba doğmasının kaçınılmaz olduğu, şu hâle göre "dia+şekil" ibareli başvuru ile "dia+şekil" ibare ve biçimli redde mesnet markalar arasında, ilk bakışta ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu, başvurunun kapsamında bulunan ve reddedilen ürünlerin 29, 30 ve 35.sınıf ürün ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamında bazen aynı, bazen de farklı ifade biçimiyle aynen yer aldığı, ürün ve hizmetlerin aynı türden oldukları, ürün ve hizmetlerin birbirini tamamladığı, aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerine sunuldukları, birbirleri yerine ikamet edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmetle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alanlarında aynı markadan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcı ve tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl her hangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de "dia" sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, ortalama tüketici ve yararlanıcıların markalarda bulunan sözcük unsurlarını ilk bakışta algılayıp hafızalarında tutacakları, şekilleri hatırlama veya ifade edebilmelerinin her zaman mümkün olmadığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, Ancak, SMK'nın 5/1-ç maddesinde de belirlendiği üzere ibareler arasındaki ayırt edilemeyecek benzerliğin yanında markaların kapsamlarının aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olması gerektiği, 35/06 grup yönünden davacının başvurusu 29 ve 30. sınıftaki ürünlerin perakendeciliği ile sınırlandırılmışken, redde mesnet markanın 35/06 grupta genel olarak tescil edildiği, aynı/aynıtür benzer olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle 35/06 grupta spesifik olarak başvuru yapılmış hizmet sınıfı ile genel nitelikte tescil edilmiş marka aynı/aynı tür benzer kabul edilemeyeceği, bu durumda başvurunun ilanı ve redde mesnet marka sahibinin itiraz etmesi sonucunda, itiraz edenin başvuru kapsamındaki malların satışı hizmeti verip vermediğinin araştırılması suretiyle benzerlik araştırması yapılması gerekeceği, bunun SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda, davacının başvurusu kapsamında bulunan, 35/5 sınıftaki; "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri..." hizmetlerinin davalının mesnet aldığı markanın kapsamında bulunmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunda belirlenen sınıflarda davacının başvurusu ile davalının mesnet aldığı markanın SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile TPMK YİDK'in 2017 M 6007 sayılı kararının 35/5 sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağ dahil). Yenilenebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuruyemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. Bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." bakımından iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, TPMK YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin markalar arasındaki benzerlik ile ilgili temyizine gelince; davacının marka başvurusu “DİA + üç yapraklı şekil” redde gerekçe gösterilen markalar ise “DİA + % (yüzde işareti şekli)” görünümünde olup, her iki markada “DİA” ibaresi ortak ise de markalar farklı şekil unsurlarını barındırmaktadır. Marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak sebeple reddi için markalara konu işaretlerin ya tamamen aynı ya da ilk bakışta farkedilemeyecek ölçüde yüksek benzerliğe sahip olması gerekir. Somut olayda şekil unsurları bakımından markalar arasında farklılık bulunduğundan, davacı ... başvurusunun, davalı TPMK tarafından mutlak nedenle reddi kararı yerinde olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/685 E. 2023/7439 K.
Ortak:ayırt edicilik · YİDK kararının iptali
İncelediğiniz kararda… ağı, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin «ayırt edicilikte» ikinci planda kaldığı, anılan ibarenin doğrudan vasıf bildirici veya jenerik niteliğinin bulunmadığı, marka olarak somut ve soyut olarak ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğu, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de dia sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde intiba doğmasının kaçınılmaz olduğu, şu hâle göre "dia+şekil" ibareli başvuru ile "dia+şekil" ibare ve biçimli redde mesnet markalar arasında, ilk bakışta ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu, başvurunun kapsamında bulunan ve reddedilen ürünlerin 29, 30 ve 35.sınıf ürün ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamında bazen aynı, bazen de farklı ifade biçimiyle aynen yer aldığı, ürün ve hizmetlerin aynı türden oldukları, ürün ve hizmetlerin birbirini tamamladığı, aynı «dağıtım» kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerine sunuldukları, birbirleri yerine ikamet edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmetle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alanlarında aynı markadan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcı ve tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl her hangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca «iltibas» incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… öre, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin «ayırt edicilikte» ikinci planda kaldığı, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de "dia" sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, «ortalama tüketici» ve yararlanıcıların markalarda bulunan sözcük unsurlarını ilk bakışta algılayıp hafızalarında tutacakları, şekilleri hatırlama veya ifade edebilmelerinin her zaman mümkün olmadığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, Ancak, SMK'nın 5/1-ç maddesinde de belirlendiği üzere ibareler arasındaki ayırt edilemeyecek benzerliğin yanında markaların kapsamlarının aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olması gerektiği, 35/06 grup yönünden davacının başvurusu 29 ve 30. sınıftaki ürünlerin perakendeciliği ile sınırlandırılmışken, redde mesnet markanın 35/06 grupta genel olarak tescil edildiği, aynı/aynıtür benzer olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle 35/06 grupta spesifik olarak başvuru yapılmış hizmet sınıfı ile genel nitelikte tescil edilmiş marka aynı/aynı tür benzer kabul edilemeyeceği, bu durumda başvurunun «ilanı» ve redde mesnet marka sahibinin itiraz etmesi sonucunda, itiraz edenin başvuru kapsamındaki malların satışı hizmeti verip vermediğinin araştırılması suretiyle benz …
Benzer bu kararda… ahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2018/1400 E., 2020/818 K sayılı ilamı ile “dia” sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de «ayırt edicilikte» ikinci planda kaldığı, ancak 6769 sayılı Kanun’un sözü edilen maddesinde ibareler arasındaki ayırt edilemeyecek benzerliğin yanında markaların kapsamlarının aynı v …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak
Benzer bu karardaTemyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2820 E. 2020/994 K.
Ortak:yenileme · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… ağı, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin «ayırt edicilikte» ikinci planda kaldığı, anılan ibarenin doğrudan vasıf bildirici veya jenerik niteliğinin bulunmadığı, marka olarak somut ve soyut olarak ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğu, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de dia sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde intiba doğmasının kaçınılmaz olduğu, şu hâle göre "dia+şekil" ibareli başvuru ile "dia+şekil" ibare ve biçimli redde mesnet markalar arasında, ilk bakışta ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu, başvurunun kapsamında bulunan ve reddedilen ürünlerin 29, 30 ve 35.sınıf ürün ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamında bazen aynı, bazen de farklı ifade biçimiyle aynen yer aldığı, ürün ve hizmetlerin aynı türden oldukları, ürün ve hizmetlerin birbirini tamamladığı, aynı «dağıtım» kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerine sunuldukları, birbirleri yerine ikamet edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmetle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alanlarında aynı markadan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcı ve tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl her hangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca «iltibas» incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağ «dahil»).
Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları «dahil» olmak üzere soslar.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunduğunun sabit olduğu, ancak davalı adına daha önceden tescilli 2003/37272 sayılı "KRİSTAL SOFRA" ibareli markanın kapsamında, dava konusu başvuruda olduğu gibi 29. ve 30. sınıfta yer alan mallar olduğu, bu markanın 10 yıllık koruma süresinin sonu olan 31.12.2013 tarihinde «yenilenmediği» ve bu nedenle hükümden düştüğü, anılan markanın kullanıldığı sınıflar yönünden koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren 2 yıl daha davalıya «müktesep hak» sağlayacağı, davalı tarafın söz konusu markayı zeytin ürünü için tescilinden beri kesintisiz biçimde kullandığını savunduğu ve davacı tarafın da davalı gerçek kişi …
… na unsurlu markaları ile davalının “KRİSTAL SOFRA” ibareli başvuru markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik olduğu ve markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, davalı adına önceden tescilli 2003/37272 sayılı markanın hükümden düşmüş olması sebebiyle davalı adına «müktesep hak» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesince, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi şartlarının oluştuğu kabul edilmekle birlikte, davalı adına önceden tescilli 2003/37272 sayılı markasının 10 yıllık koruma süresinin sonlandığı 31.12.2013 tarihinde «yenilenmemesi» sebebiyle hükümden düşmekle birlikte 556 sayılı KHK 8/«son» maddesi uyarınca koruma süresinin 2 yıl daha devam ederek davalıya müktesep hak kazandıracağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen …
… u başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, başvuru kapsamındaki malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer aldıklarından aynı KHK'nın 8/4 maddesinin somut olayda uygulanma imkanının olmadığı, davalının önceki tarihli 2003/37272 sayılı markasının dava konusu marka bakımından «kazanılmış hak» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-5341 sayılı kararının iptaline, 2015/76040 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… na unsurlu markaları ile davalının “KRİSTAL SOFRA” ibareli başvuru markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik olduğu ve markalar arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, davalı adına önceden tescilli 2003/37272 sayılı markanın hükümden düşmüş olması sebebiyle davalı adına «müktesep hak» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesince, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi şartlarının oluştuğu kabul edilmekle birlikte, davalı adına önceden tescilli 2003/37272 sayılı markasının 10 yıllık koruma süresinin sonlandığı 31.12.2013 tarihinde «yenilenmemesi» sebebiyle hükümden düşmekle birlikte 556 sayılı KHK 8/«son» maddesi uyarınca koruma süresinin 2 yıl daha devam ederek davalıya müktesep hak kazandıracağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen …
… u başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, başvuru kapsamındaki malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer aldıklarından aynı KHK'nın 8/4 maddesinin somut olayda uygulanma imkanının olmadığı, davalının önceki tarihli 2003/37272 sayılı markasının dava konusu marka bakımından «kazanılmış hak» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-5341 sayılı kararının iptaline, 2015/76040 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunduğunun sabit olduğu, ancak davalı adına daha önceden tescilli 2003/37272 sayılı "KRİSTAL SOFRA" ibareli markanın kapsamında, dava konusu başvuruda olduğu gibi 29. ve 30. sınıfta yer alan mallar olduğu, bu markanın 10 yıllık koruma süresinin sonu olan 31.12.2013 tarihinde «yenilenmediği» ve bu nedenle hükümden düştüğü, anılan markanın kullanıldığı sınıflar yönünden koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren 2 yıl daha davalıya «müktesep hak» sağlayacağı, davalı tarafın söz konusu markayı zeytin ürünü için tescilinden beri kesintisiz biçimde kullandığını savunduğu ve davacı tarafın da davalı gerçek kişi …
Ancak, olaya uygulanacak olan 556 sayılı KHK’nın 8/«son» maddesinde “Bir markanın «yenilenmeme» nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın, aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz ü …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/190 E. , 2022/3946 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15.02.2018 tarih ve 2017/306 E. - 2018/51 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.10.2020 tarih ve 2018/1400 E. - 2020/819 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.04.2017 tarihinde yapmış olduğu 29, 30 ve 35.sınıf ürün ve hizmetleri içeren, "dia+şekil" ibareli, 2017/38462 sayılı marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından dava dışı bir firmaya ait "Dia+şekil" ibareli markalar mesnet alınarak 6769 sayılı SMK'nın 5/1/-ç maddesi uyarınca re’sen reddedildiğini, başvurunun reddi kararının kaldırılması istemiyle yapılan itirazın YİDK'nın 2017/M-6007 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira redde mesnet alınan markalar ile başvuru konusu işaretin ve kapsamlarındaki ürünlerin farklı olduğunu, re’sen ret için aynı tür olma ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunma şartlarının bulunmadığını, bu sebeple başvurunun SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca reddinin mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda dosya kapsamında göre, 6769 sayılı SMK'nın 5/1/-ç maddesi uyarınca aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği, mutlak ret nedeni olan bu hususun TPMK tarafından re'sen nazara alınacağı, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, anılan ibarenin doğrudan vasıf bildirici veya jenerik niteliğinin bulunmadığı, marka olarak somut ve soyut olarak ayırt ediciliğinin yüksek seviyede olduğu, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de dia sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları yönünde intiba doğmasının kaçınılmaz olduğu, şu hâle göre "dia+şekil" ibareli başvuru ile "dia+şekil" ibare ve biçimli redde mesnet markalar arasında, ilk bakışta ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğu, başvurunun kapsamında bulunan ve reddedilen ürünlerin 29, 30 ve 35.sınıf ürün ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamında bazen aynı, bazen de farklı ifade biçimiyle aynen yer aldığı, ürün ve hizmetlerin aynı türden oldukları, ürün ve hizmetlerin birbirini tamamladığı, aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerine sunuldukları, birbirleri yerine ikamet edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmetle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alanlarında aynı markadan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki yararlanıcı ve tüketicilerin ilk bakışta ve derhâl her hangi bir araştırma yapmasına gerek kalmaksızın bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, redde mesnet alınan dava dışı şirkete ait markaların "dia+şekil" ibareli ve biçimli olduğu, "dia" ibaresinin markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, şeklin ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, başvuru konusu işaretin de "dia+şekil" ibare ve biçimli olduğu, işarette de "dia" sözcüğünün markanın esas ve ayırt edici unsuru olduğu, başvuruda bulunan şeklin de ayırt edicilikte ikinci planda kaldığı, ortalama tüketici ve yararlanıcıların markalarda bulunan sözcük unsurlarını ilk bakışta algılayıp hafızalarında tutacakları, şekilleri hatırlama veya ifade edebilmelerinin her zaman mümkün olmadığı, Dia ibaresinin ortaklığı sebebiyle görsel, sescil ve anlamsal olarak iki işaretin ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, Ancak, SMK'nın 5/1-ç maddesinde de belirlendiği üzere ibareler arasındaki ayırt edilemeyecek benzerliğin yanında markaların kapsamlarının aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olması gerektiği, 35/06 grup yönünden davacının başvurusu 29 ve 30.
sınıftaki ürünlerin perakendeciliği ile sınırlandırılmışken, redde mesnet markanın 35/06 grupta genel olarak tescil edildiği, aynı/aynıtür benzer olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle 35/06 grupta spesifik olarak başvuru yapılmış hizmet sınıfı ile genel nitelikte tescil edilmiş marka aynı/aynı tür benzer kabul edilemeyeceği, bu durumda başvurunun ilanı ve redde mesnet marka sahibinin itiraz etmesi sonucunda, itiraz edenin başvuru kapsamındaki malların satışı hizmeti verip vermediğinin araştırılması suretiyle benzerlik araştırması yapılması gerekeceği, bunun SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda, davacının başvurusu kapsamında bulunan, 35/5 sınıftaki;
"Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri..." hizmetlerinin davalının mesnet aldığı markanın kapsamında bulunmadığının belirlendiği, bilirkişi raporunda belirlenen sınıflarda davacının başvurusu ile davalının mesnet aldığı markanın SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile TPMK YİDK'in 2017 M 6007 sayılı kararının 35/5 sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.
Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağ dahil). Yenilenebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuruyemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis.
Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. Bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." bakımından iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, TPMK YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin markalar arasındaki benzerlik ile ilgili temyizine gelince; davacının marka başvurusu “DİA + üç yapraklı şekil” redde gerekçe gösterilen markalar ise “DİA + % (yüzde işareti şekli)” görünümünde olup, her iki markada “DİA” ibaresi ortak ise de markalar farklı şekil unsurlarını barındırmaktadır. Marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-ç maddesi uyarınca mutlak sebeple reddi için markalara konu işaretlerin ya tamamen aynı ya da ilk bakışta farkedilemeyecek ölçüde yüksek benzerliğe sahip olması gerekir. Somut olayda şekil unsurları bakımından markalar arasında farklılık bulunduğundan, davacı ... başvurusunun, davalı TPMK tarafından mutlak nedenle reddi kararı yerinde olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/793095900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz