Hakem kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8088 E. 2022/3493 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşitlik ilkesi↗ milletlerarası tahkim↗ hak arama özgürlüğü↗ hakem kararının iptali↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ delil değerlendirmesi↗ tahkikat↗ vekile tebliğ↗ kamu düzenine aykırılık↗ tahkim↗ hakem kararı↗ hakkaniyet↗ cy/cy şerhi↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ tebligat↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 15. maddesi uyarınca, hakem kararının iptali istemine ilişkindir.
1- İlk derece mahkemesince, İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin icra edilebilirlik şerhi konusunda inceleme yapılan 16.03.2016 tarih ve 2016/83 esas ve 2016/128 karar sayılı ilamı ile hakem kararının kesinleştiği gerekçesiyle icra edilebilir olduğuna karar verildiği, bu kararın davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ döndüğü, hakem kararının tahkim yargılamasındaki davacıya (vekiline) tebliğ edildiğine dair bir belge de bulunmadığı anlaşılmakla, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca iptal davası açmak için gerekli 30 günlük sürenin, iptal davacısının beyan ettiği öğrenme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle iptal davasının süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş, hakemlerin delil değerlendirmesi ve takdir haklarını hakkaniyet kapsamında değerlendirmeleri sonucu verdikleri karar ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde, davacı vekilinin hakem seçimine katılmayacaklarını bildiren vekilin, müvekkili adına avukatların temsil yetkisinin bulunup bulunmadığının hakemlerce denetlemediğini, hakemlerin müvekkiline haber vermeden yargılamayı yürüttüğünü, bu durumun usule aykırı olduğunu ileri sürdüğü ancak hakemin seçilmesi için kendilerine tebligat yapıldığı, cevaben hakem seçimine katılmayacaklarını bildirdikleri, avukatları tarafından dosyaya beyanda bulunulduğu ve böylece yargılama süreçlerinden haberdar oldukları, tahkim davalısına yapılan tebligatların avukatlara davalı dışında bir yoldan ulaştırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki aynı vekillerin Kıbrıs'ta mahkemede devam eden yargılamada davalıyı temsil ettikleri anlaşıldığı ve bu aşamada müvekkillerine haber verilmediği beyanının TMK'nın 2. maddesine uygun olmadığı değerlendirilerek, bu konuda ileri sürülen iptal sebebinin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 24. maddesine göre ihtilaf zuhur edecek olursa ihtilafın halli için hakeme başvurulacağı ve aynı madde de hakem heyetinin seçim usulunün belirlendiği anlaşılmaktadır.
4686 sayılı Kanun'un 7. maddesinde hakem veya hakem kurulunun seçimi, aynı Yasa'nın 15/A.1/b bendi uyarınca ise hakem veya hakem kurulunun seçiminde taraflar arasında ki sözleşmede belirlenen veya bu konuda öngörülen usule uyulmaması halini iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. Nitekim HMK’nın 439/2. maddesinin (b) bendinde hakem veya hakem kurulunun seçimi, sözleşmede belirlenen veya bu kısımda öngörülen usule uyulmaması, (f) bendinde tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmemesi ve aynı maddenin (g) bendine göre kararın kamu düzenine aykırılığı iptal sebebi olarak düzenlenmiştir.
Buna göre davacı vekilinin, taraflar arasında ki sözleşmeye göre hakem bildirimine ilişkin yazının usulüne uygun yapılmadığı, tarafları temsil eden avukatların temsil yetkisinin bulunup bulunmadığının denetlenmediği ve tahkim yargılamasında yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı iddiaları, hakemin teşekkülü ve yargılamayı yürütüş şekli itibariyle esasen tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkını da içinde barındırmakta, verilen hüküm itibariyle kamu düzenini ilgilendirmektedir. Zira hak arama özgürlüğü açısından yargıya ulaşılabilirliğin sağlanması ve yargılamada ilgililere hukuki dinlenilme hakkının tanınması tahkim yargılamasının en temel ilkelerindendir.
Dosya kapsamında hakem heyetinin seçimine ilişkin yazının taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen davacı adresine gönderilmediği hususunun Hakem Kurulu Kararının 2. sayfasında Can Kardeşler Ltd. vekili Av. Tevfik Mut tarafından hakem tayini için gönderilmiş ihtarnameyi 21.06.2013 tarihinde tebellüğ edildiğinin belirtildiği, hakem seçimine ilişkin beyanları sunan avukatın usulüne uygun vekaletnamesini ibraz etmediği, bundan sonra hakemlerin seçilerek yargılamaya başlandığı, her ne kadar anılan avukatların Kıbrıs mahkemelerinde devam eden yargılamada iptal davacısını temsil ettikleri anlaşılsa da tahkim yargılaması bakımından yetkili olup olmadığının denetlenmediği gibi yargılamanın tüm aşamalarında tebligatların yetkisiz vekile yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla tahkim yargılaması ile ilgili olarak HMK’nın 423/c.2 maddesi uyarınca taraflara hukuki dinlenilme hakkının kullanılması bakımından hakem seçimine ilişkin yazının ve tahkim yargılamasındaki tahkikatın öncelikle asile gönderilmesi, usulüne uygun vekaletnamenin gönderilmesinden sonra tebligatların yetkili avukata yapılması gerekirken somut olayda bu hususların hiç birine yer verilmediğinden, hukuki dinlenilme hakkında aykırı davranıldığı, anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1593 E. 2016/2463 K.
Ortak:hakem kararının iptali · tahkim · hakem kararı · iptal davası · Hakem kararının iptali
İncelediğiniz kararda1- İlk derece mahkemesince, İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin icra edilebilirlik «şerhi» konusunda inceleme yapılan 16.03.2016 tarih ve 2016/83 esas ve 2016/128 karar sayılı ilamı ile «hakem» kararının kesinleştiği gerekçesiyle icra edilebilir olduğuna karar verildiği, bu kararın davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ döndüğü, hakem kararının «tahkim» yargılamasındaki davacıya («vekiline) tebliğ» edildiğine dair bir belge de bulunmadığı anlaşılmakla, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca «iptal davası» açmak için gerekli 30 günlük sürenin, iptal davacısının beyan ettiği öğrenme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle iptal davasının süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş, hakemlerin «delil değerlendirmesi» ve takdir haklarını «hakkaniyet» kapsamında değerlendirmeleri sonucu verdikleri karar ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 15. maddesi uyarınca, «hakem kararının iptali» istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde, davacı vekilinin «hakem» seçimine katılmayacaklarını bildiren vekilin, müvekkili adına avukatların «temsil» «yetkisinin» bulunup bulunmadığının hakemlerce denetlemediğini, hakemlerin müvekkiline haber vermeden yargılamayı yürüttüğünü, bu durumun usule aykırı olduğunu ileri sürdüğü ancak hakemin seçilmesi için kendilerine «tebligat» yapıldığı, cevaben hakem seçimine katılmayacaklarını bildirdikleri, avukatları tarafından dosyaya beyanda bulunulduğu ve böylece yargılama süreçlerinden haberdar oldukları, «tahkim» davalısına yapılan tebligatların avukatlara davalı dışında bir yoldan ulaştırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki aynı vekillerin Kıbrıs'ta mahkemede devam eden yargılamada davalıyı temsil ettikleri anlaşıldığı ve bu aşamada müvekkillerine haber verilmediği beyanının TMK'nın 2. maddesine uygun olmadığı değerlendirilerek, bu konuda ileri sürülen iptal «sebebinin» de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Benzer bu kararda… akkında Kanun'un 5. maddesinde, 18.06.2014 tarih 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile yapılan değişiklikle, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında, «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhalarının, asliye ticaret mahkemesince bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı hü …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu tür davalara bakmakla «görevli» kılındığı ancak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15/A maddesinde açıkça «hakem kararlarının iptali» görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine verilmiş olması nedeniyle, hakem kararının iptaline ilişkin işbu dava yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle «görevsizliğine» ve dosyanın...
Bu durumda, yeni yasal düzenleme ile 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «hakem kararının iptali» davasında asliye ticaret mahkemesinin «görevli» olduğu ve hatta mahkemece heyet halinde yargılamanın yürütülerek karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı hakem kararı · yabancılık unsuru · tahkim şartı · itirazın iptali davası · tanıma · tenfiz · protokol · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… akkında Kanun'un 5. maddesinde, 18.06.2014 tarih 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile yapılan değişiklikle, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında, «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhalarının, asliye ticaret mahkemesince bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı hü …
Mahkemece, «tahkim» davasının davacısının yabancı ülkede kurulu bir şirket olduğu, taraflar arasında düzenlenen 25.03.2014 tarihli «protokolde» ortaya çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümleneceğinin kabul edilip tahkim yerinin İstanbul olarak belirlendiği, «yabancılık unsuru» «taşıyan» tahkim ilişkisinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun uygulanması gerektiği, mahkemelerin görevi yasa ile belirlenip dava tarihi itibariyle yürürlükte ol …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu tür davalara bakmakla «görevli» kılındığı ancak 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15/A maddesinde açıkça «hakem kararlarının iptali» görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine verilmiş olması nedeniyle, hakem kararının iptaline ilişkin işbu dava yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle «görevsizliğine» ve dosyanın...
Dava, «hakem» heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği üzere, davada, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15/A maddesine dayanılarak, asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle «görevsizlik» kararı verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7420 E. 2016/8731 K.
Ortak:hakem kararının iptali · tahkim · hakem kararı · iptal davası · Hakem kararının iptali
İncelediğiniz kararda1- İlk derece mahkemesince, İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin icra edilebilirlik «şerhi» konusunda inceleme yapılan 16.03.2016 tarih ve 2016/83 esas ve 2016/128 karar sayılı ilamı ile «hakem» kararının kesinleştiği gerekçesiyle icra edilebilir olduğuna karar verildiği, bu kararın davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ döndüğü, hakem kararının «tahkim» yargılamasındaki davacıya («vekiline) tebliğ» edildiğine dair bir belge de bulunmadığı anlaşılmakla, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca «iptal davası» açmak için gerekli 30 günlük sürenin, iptal davacısının beyan ettiği öğrenme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle iptal davasının süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş, hakemlerin «delil değerlendirmesi» ve takdir haklarını «hakkaniyet» kapsamında değerlendirmeleri sonucu verdikleri karar ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 15. maddesi uyarınca, «hakem kararının iptali» istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde, davacı vekilinin «hakem» seçimine katılmayacaklarını bildiren vekilin, müvekkili adına avukatların «temsil» «yetkisinin» bulunup bulunmadığının hakemlerce denetlemediğini, hakemlerin müvekkiline haber vermeden yargılamayı yürüttüğünü, bu durumun usule aykırı olduğunu ileri sürdüğü ancak hakemin seçilmesi için kendilerine «tebligat» yapıldığı, cevaben hakem seçimine katılmayacaklarını bildirdikleri, avukatları tarafından dosyaya beyanda bulunulduğu ve böylece yargılama süreçlerinden haberdar oldukları, «tahkim» davalısına yapılan tebligatların avukatlara davalı dışında bir yoldan ulaştırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki aynı vekillerin Kıbrıs'ta mahkemede devam eden yargılamada davalıyı temsil ettikleri anlaşıldığı ve bu aşamada müvekkillerine haber verilmediği beyanının TMK'nın 2. maddesine uygun olmadığı değerlendirilerek, bu konuda ileri sürülen iptal «sebebinin» de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, «hakem kararının iptali» istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemece davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un .... fıkrasının .... bendinde, ''.../.../2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve .../.../2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında; «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara...'' asliye ticaret mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasal düzenleme uyarınca somut uyuşmazlığın çözümünün mahkemenin g …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «derdestlik» itirazına konu dava dosyalarının taraflarının farklı olduğu iki davadan birinin «itirazın iptali davası» olmakla dava konusunun da eldeki davayla aynı olmadığı, bu haliyle derdestlik itirazının reddi gerektiği, davacının dava konusu ........2013 tarihli «hakem» sözleşmesinde taraf olmadığı bu haliyle davacının «aktif husumeti» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı hakem kararı · tahkim şartı · aktif husumet ehliyeti · itirazın iptali davası · tanıma · aktif husumet · husumet ehliyeti · derdestlik
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, «hakem kararının iptali» istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemece davacının «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un .... fıkrasının .... bendinde, ''.../.../2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve .../.../2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında; «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara...'' asliye ticaret mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasal düzenleme uyarınca somut uyuşmazlığın çözümünün mahkemenin g …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «derdestlik» itirazına konu dava dosyalarının taraflarının farklı olduğu iki davadan birinin «itirazın iptali davası» olmakla dava konusunun da eldeki davayla aynı olmadığı, bu haliyle derdestlik itirazının reddi gerektiği, davacının dava konusu ........2013 tarihli «hakem» sözleşmesinde taraf olmadığı bu haliyle davacının «aktif husumeti» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/148 E. 2016/708 K.
Ortak:tahkim · hakem kararı · kamu düzeni · iptal davası · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaBuna göre davacı vekilinin, taraflar arasında ki sözleşmeye göre «hakem» bildirimine ilişkin yazının usulüne uygun yapılmadığı, tarafları «temsil» eden avukatların temsil «yetkisinin» bulunup bulunmadığının denetlenmediği ve «tahkim» yargılamasında yapılan «tebligatların» usulüne uygun olmadığı iddiaları, hakemin teşekkülü ve yargılamayı yürütüş şekli itibariyle esasen tarafların eşitliği ve «hukuki dinlenilme hakkını» da içinde barındırmakta, verilen hüküm itibariyle «kamu düzenini» ilgilendirmektedir.
1- İlk derece mahkemesince, İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin icra edilebilirlik «şerhi» konusunda inceleme yapılan 16.03.2016 tarih ve 2016/83 esas ve 2016/128 karar sayılı ilamı ile «hakem» kararının kesinleştiği gerekçesiyle icra edilebilir olduğuna karar verildiği, bu kararın davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ döndüğü, hakem kararının «tahkim» yargılamasındaki davacıya («vekiline) tebliğ» edildiğine dair bir belge de bulunmadığı anlaşılmakla, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca «iptal davası» açmak için gerekli 30 günlük sürenin, iptal davacısının beyan ettiği öğrenme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle iptal davasının süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş, hakemlerin «delil değerlendirmesi» ve takdir haklarını «hakkaniyet» kapsamında değerlendirmeleri sonucu verdikleri karar ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde, davacı vekilinin «hakem» seçimine katılmayacaklarını bildiren vekilin, müvekkili adına avukatların «temsil» «yetkisinin» bulunup bulunmadığının hakemlerce denetlemediğini, hakemlerin müvekkiline haber vermeden yargılamayı yürüttüğünü, bu durumun usule aykırı olduğunu ileri sürdüğü ancak hakemin seçilmesi için kendilerine «tebligat» yapıldığı, cevaben hakem seçimine katılmayacaklarını bildirdikleri, avukatları tarafından dosyaya beyanda bulunulduğu ve böylece yargılama süreçlerinden haberdar oldukları, «tahkim» davalısına yapılan tebligatların avukatlara davalı dışında bir yoldan ulaştırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki aynı vekillerin Kıbrıs'ta mahkemede devam eden yargılamada davalıyı temsil ettikleri anlaşıldığı ve bu aşamada müvekkillerine haber verilmediği beyanının TMK'nın 2. maddesine uygun olmadığı değerlendirilerek, bu konuda ileri sürülen iptal «sebebinin» de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Benzer bu kararda… değişik 5. maddesinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında; «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhalarının, asliye ticaret mahkemelerinde bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı …
1-) Dava, «hakem» kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup mahkemece yazılı şekilde «yetkisizlik» kararı verilmiştir.
Görev hususu «kamu düzenine» ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen gözetilmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı hakem kararı · tahkim şartı · itirazın iptali davası · tanıma · dava şartı yokluğu · tenfiz · usulden reddi · görevsizlik kararı
Benzer bu kararda… değişik 5. maddesinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na göre yapılan «tahkim» yargılamasında; «tahkim şartına» ilişkin «itirazlara, iptal davalarına», hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile «yabancı hakem» kararlarının «tanıma» ve «tenfizine» yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhalarının, asliye ticaret mahkemelerinde bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütüleceği ve sonuçlandırılacağı …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının yabancı şirket olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4686 sayılı Kanun'a tabi bulunduğu, anılan Kanun'un 3. maddesi uyarınca davalının Türkiye'de herhangi bir işletmesi olduğuna dair bir belge ya da belgenin sunulmadığı, çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, öncelikle görev hususunun gözetilip asliye ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğu nazara alınarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken «yetkisizliğe» dayalı olarak davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8088 E. , 2022/3493 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
Hakem Kurulu Heyetince verilen 01.09.2014 günlü kararın iptali istemi ile İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 04.11.2020 gün ve 2020/1-2020/9 sayılı karar, yasal sürede taraf vekillerince temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 31.03.1962 tarihli acente sözleşmesi imzalandığını, davalının prim alacaklarının tahsili için sözleşmesi hükümlerine uygun olarak uyuşmazlığın çözümü için hakeme başvurduğunu, hakem kurulunun sözleşme yasaya uygun şekilde yargılamayı sürdürmediğinden kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye uygun oluşturulan hakem kurulunun sözleşme ve yasaya uygun şekilde yargılamayı sürdürdüğünü, hakem tarafından davacıya tebligat yapılmasına rağmen davacının defterlerini sunmadığını, sözleşmenin 22. maddesi uyarınca şirket defterlerinin münhasır delil olarak belirlendiğini, iptal davasının haksız olduğunu belirterek davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı iptal davasında yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, hakem kararının usul ve yasaya uygun olduğu, taraflar açısından adil yargılanma hakkını ve eşitlik ilkesini ihlal edecek bir aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 15. maddesi uyarınca, hakem kararının iptali istemine ilişkindir.
1- İlk derece mahkemesince, İstanbul 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin icra edilebilirlik şerhi konusunda inceleme yapılan 16.03.2016 tarih ve 2016/83 esas ve 2016/128 karar sayılı ilamı ile hakem kararının kesinleştiği gerekçesiyle icra edilebilir olduğuna karar verildiği, bu kararın davacıya tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ döndüğü, hakem kararının tahkim yargılamasındaki davacıya (vekiline) tebliğ edildiğine dair bir belge de bulunmadığı anlaşılmakla, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca iptal davası açmak için gerekli 30 günlük sürenin, iptal davacısının beyan ettiği öğrenme tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle iptal davasının süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiş, hakemlerin delil değerlendirmesi ve takdir haklarını hakkaniyet kapsamında değerlendirmeleri sonucu verdikleri karar ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde, davacı vekilinin hakem seçimine katılmayacaklarını bildiren vekilin, müvekkili adına avukatların temsil yetkisinin bulunup bulunmadığının hakemlerce denetlemediğini, hakemlerin müvekkiline haber vermeden yargılamayı yürüttüğünü, bu durumun usule aykırı olduğunu ileri sürdüğü ancak hakemin seçilmesi için kendilerine tebligat yapıldığı, cevaben hakem seçimine katılmayacaklarını bildirdikleri, avukatları tarafından dosyaya beyanda bulunulduğu ve böylece yargılama süreçlerinden haberdar oldukları, tahkim davalısına yapılan tebligatların avukatlara davalı dışında bir yoldan ulaştırılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki aynı vekillerin Kıbrıs'ta mahkemede devam eden yargılamada davalıyı temsil ettikleri anlaşıldığı ve bu aşamada müvekkillerine haber verilmediği beyanının TMK'nın 2.
maddesine uygun olmadığı değerlendirilerek, bu konuda ileri sürülen iptal sebebinin de yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 24. maddesine göre ihtilaf zuhur edecek olursa ihtilafın halli için hakeme başvurulacağı ve aynı madde de hakem heyetinin seçim usulunün belirlendiği anlaşılmaktadır.
4686 sayılı Kanun'un 7. maddesinde hakem veya hakem kurulunun seçimi, aynı Yasa'nın 15/A.1/b bendi uyarınca ise hakem veya hakem kurulunun seçiminde taraflar arasında ki sözleşmede belirlenen veya bu konuda öngörülen usule uyulmaması halini iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. Nitekim HMK’nın 439/2. maddesinin (b) bendinde hakem veya hakem kurulunun seçimi, sözleşmede belirlenen veya bu kısımda öngörülen usule uyulmaması, (f) bendinde tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmemesi ve aynı maddenin (g) bendine göre kararın kamu düzenine aykırılığı iptal sebebi olarak düzenlenmiştir.
Buna göre davacı vekilinin, taraflar arasında ki sözleşmeye göre hakem bildirimine ilişkin yazının usulüne uygun yapılmadığı, tarafları temsil eden avukatların temsil yetkisinin bulunup bulunmadığının denetlenmediği ve tahkim yargılamasında yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı iddiaları, hakemin teşekkülü ve yargılamayı yürütüş şekli itibariyle esasen tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkını da içinde barındırmakta, verilen hüküm itibariyle kamu düzenini ilgilendirmektedir. Zira hak arama özgürlüğü açısından yargıya ulaşılabilirliğin sağlanması ve yargılamada ilgililere hukuki dinlenilme hakkının tanınması tahkim yargılamasının en temel ilkelerindendir.
Dosya kapsamında hakem heyetinin seçimine ilişkin yazının taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen davacı adresine gönderilmediği hususunun Hakem Kurulu Kararının 2. sayfasında Can Kardeşler Ltd. vekili Av. Tevfik Mut tarafından hakem tayini için gönderilmiş ihtarnameyi 21.06.2013 tarihinde tebellüğ edildiğinin belirtildiği, hakem seçimine ilişkin beyanları sunan avukatın usulüne uygun vekaletnamesini ibraz etmediği, bundan sonra hakemlerin seçilerek yargılamaya başlandığı, her ne kadar anılan avukatların Kıbrıs mahkemelerinde devam eden yargılamada iptal davacısını temsil ettikleri anlaşılsa da tahkim yargılaması bakımından yetkili olup olmadığının denetlenmediği gibi yargılamanın tüm aşamalarında tebligatların yetkisiz vekile yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla tahkim yargılaması ile ilgili olarak HMK’nın 423/c.2 maddesi uyarınca taraflara hukuki dinlenilme hakkının kullanılması bakımından hakem seçimine ilişkin yazının ve tahkim yargılamasındaki tahkikatın öncelikle asile gönderilmesi, usulüne uygun vekaletnamenin gönderilmesinden sonra tebligatların yetkili avukata yapılması gerekirken somut olayda bu hususların hiç birine yer verilmediğinden, hukuki dinlenilme hakkında aykırı davranıldığı, anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine,
27.04.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790697100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz