Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8449 E. 2022/3730 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ son tutanak↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ para alacağı↗ terditli dava↗ arabuluculuk↗ bedel iadesi↗ usulden reddi↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davanın, ticari dava mahiyetinde ve tazminat talebi içerdiği, yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı'' haline getirildiği, dava dilekçesi ekinde davalı şirketlerle arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2019 tarihli duruşmadaki beyanından, arabuluculuk faaliyetine başvurulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticari alım satım ilişkisine dayalı malın ya da bedelin iadesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 111. maddesinde, “Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmayı dava şartı haline getirilmiştir.
Ancak yukarıda da belirtildiği gibi işbu dava terditli olarak açılmış olup, bedel iadesi ikincil nitelikte kalmakta, öncelikle malların iadesi talep edilmektedir. Bu durumda, hakim bağlantılı bu talepleri öncelik sırasına göre inceleyip hükme bağlayamayacağından, davanın yalnızca para alacağı istemine ilişkin olduğu söylenemez.
Sonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca para alacağı içermediği, para alacağının terditli bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:son tutanak · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı'' haline getirildiği, dava dilekçesi ekinde davalı şirketlerle arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2019 tarihli duruşmadaki beyanından, arabuluculuk faaliyetine başvurulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurmayı» dava şartı haline getirilmiştir.
Sonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca «para alacağı» içermediği, para alacağının «terditli» bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın «zorunlu arabuluculuk şartına» tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · dava şartı yokluğu · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı'' haline getirildiği, dava dilekçesi ekinde davalı şirketlerle arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2019 tarihli duruşmadaki beyanından, arabuluculuk faaliyetine başvurulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca «para alacağı» içermediği, para alacağının «terditli» bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın «zorunlu arabuluculuk şartına» tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurmayı» dava şartı haline getirilmiştir.
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · dava şartı yokluğu · ihtar
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaSonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca «para alacağı» içermediği, para alacağının «terditli» bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın «zorunlu arabuluculuk şartına» tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın «usulden reddine» karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… ürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı'' haline getirildiği, dava dilekçesi ekinde davalı şirketlerle arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin «son tutanağın» aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2019 tarihli duruşmadaki beyanından, arabuluculuk faaliyetine başvurulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurmayı» dava şartı haline getirilmiştir.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8449 E. , 2022/3730 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13.11.2019 tarih ve 2019/930 E. - 2019/1249 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2020/1384 E. - 2020/1241 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete 16/07/2019 tarihinde davalı Zirve Yapılar Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'nin mail adresinden ürün talebi geldiğini, anılan şirketten yetkili olarak ...'un şirketi aradığını, teslim yerini, kendilerinin şantiye alanı olarak kullandıkları Maranda Group şirketi olarak gösterdiklerini, yapılan mailleşmeler sonucu güncel olarak teklifin 30.000,00 TL hesaba havale ile 60.000,00 TL ve 90.000,000 TL'lik sıralı 2 çek halinde malların teslimatından önce yapılacağı biçiminde olduğunu, 30/07/2019 tarihinde 24.715,35 TL'lik ilk sevkiyatın yapıldığını, fakat bir ödeme alınmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin firmayı aradığını ödeme gelmediği takdirde sevkiyetın yapılamayacağının belirtildiğini, ...
adlı Zirve Yapılar A.Ş. çalışanının, tüm siparişlerin teslimatında müvekkili şirkete çek verileceğini söylediğini, malın tesliminden sonra müvekkili firma yetkililerinin sipariş veren ... adlı şahsa ulaşamadıklarını, malların teslim edildiği Maranda Group Firma yetkilileri ile görüşülmek istendiğinde kendisini şirket sahibi olarak tanıtan ...'ın, malları alamayacaklarını söyleyerek, ölümle tehdit ettiğini, teslim ettikleri malların bedelinin ödenmemesi üzerine Çerkezköy C. Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını, malların iadesinin yediemin olarak müvekkiline verildiğini belirterek, 142.000,00 TL değerinde demir profillere ihtiyati tedbir konularak yediemin olarak müvekkiline bırakılmasına, yargılama sonucunda malların iadesine veya ödemesinin taraflarına yapılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davanın, ticari dava mahiyetinde ve tazminat talebi içerdiği, yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı'' haline getirildiği, dava dilekçesi ekinde davalı şirketlerle arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2019 tarihli duruşmadaki beyanından, arabuluculuk faaliyetine başvurulmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticari alım satım ilişkisine dayalı malın ya da bedelin iadesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 111. maddesinde, “Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz.” hükmü amir olup; yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmayı dava şartı haline getirilmiştir.
Ancak yukarıda da belirtildiği gibi işbu dava terditli olarak açılmış olup, bedel iadesi ikincil nitelikte kalmakta, öncelikle malların iadesi talep edilmektedir. Bu durumda, hakim bağlantılı bu talepleri öncelik sırasına göre inceleyip hükme bağlayamayacağından, davanın yalnızca para alacağı istemine ilişkin olduğu söylenemez.
Sonuç olarak mahkemece, davacının yazılı taleplerinin yalnızca para alacağı içermediği, para alacağının terditli bu davada feri nitelikte olduğu gözönünde bulundurularak, işbu davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmayacağı kabulü ile işin esasına girmek yerine hatalı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790597800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz