Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8097 E. 2022/3153 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüniyetli hamil↗ atk raporu↗ bono/kambiyo senedi↗ iyiniyetli hamil↗ kambiyo senedi vasfı↗ tahrifat↗ yemin deliline dayanma↗ vade tarihi↗ yemin delili↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ hamil↗ bono↗ vade↗ kötüniyet↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin tanzim tarihinde değişiklik yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 02/06/2001 tanzim tarihinin 02/06/2010 olarak düzeltildiği, bononun önceki tanzim tarihinin 02/06/2001 olduğu, tanzim tarihindeki düzeltmede paraf bulunmadığı için düzeltmenin yapılmamış sayılacağı ve tanzim tarihinin 02/06/2001 olarak kabulünün gerektiği, senetteki tanzim tarihindeki değişikliğin senedin geçerliliğini etkilemediği, davacının bedelsizlik iddiasını ispat edemediği, davalının kötüniyetli hamil olduğunun iddia ve ispat edilmediği, davalının iyiniyetli hamil olarak kabulünün gerektiği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; somut uyuşmazlığa konu bononun boş metninde; düzenleme tarihine ilişkin kısım .../..../200.. iken 02/06/20010 olarak takibe konulduğu, düzenleme tarihinin son basamağındaki 0 rakamının evveliyatında 1 olduğu ATK raporu ile tespit edilmiş ise de; 20011 yahut 20010 şeklindeki beş basamaklı yıl hanesinin gerçek bir tarihi ifade etmediği dikkate alındığında mahkemece vade tarihinin 02.06.2001 olarak kabulü ve senedin kambiyo senedi niteliğine haiz olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava konusu bonoda yapılan tahrifat nedeniyle bononun kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında aldırılan 14.02.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda, inceleme konusu bononun düzenleme tarihi bölümünün yıllar hanesi birler basamağında evvelce mevcut "1" rakamının "0" rakamına dönüştürülerek tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu bono incelendiğinde, bononun düzenleme tarihinin son iki rakamının el yazısı ile yazıldığı, bu nedenle tahrifattan önceki düzenleme tarihinin 2011 yılı olduğunun kabulü gerekmektedir. Dava konusu bononun düzenleme tarihi 02.06.2011, ödeme tarihi ise 09.10.2010 tarihi olup düzenleme tarihi vade tarihinden sonra olduğu için bonoda geçerli bir tanzim tarihi bulunmayıp, bononun kambiyo senedi vasfı yoktur. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi ve bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçe ile esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8033 E. 2021/7211 K.
Ortak:tahrifat
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu «bonoda» yapılan «tahrifat» nedeniyle «bononun kambiyo senedi» vasfında olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında aldırılan 14.02.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda, inceleme konusu «bononun» düzenleme tarihi bölümünün yıllar hanesi birler basamağında evvelce mevcut "1" rakamının "0" rakamına dönüştürülerek «tahrifat» yapıldığı tespit edilmiştir.
Dava konusu «bono» incelendiğinde, bononun düzenleme tarihinin «son» iki rakamının el yazısı ile yazıldığı, bu nedenle «tahrifattan» önceki düzenleme tarihinin 2011 yılı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, alınan bilirkişi raporunda dava konusu senette davacının açıkladığı şekilde «tahrifat» yapıldığının belirlendiği, davacının senetteki imzasını inkar etmediği, senedin tahrifatsız hali ile geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… 17 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ... vekili süresinden sonra 12.09.2017 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi’nce süresinden sonra «istinaf yoluna başvurulduğu» gözetilerek davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmesi gerekirken istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğ …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/553 E. 2023/3197 K.
Ortak:tahrifat · bono · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDava konusu «bono» incelendiğinde, bononun düzenleme tarihinin «son» iki rakamının el yazısı ile yazıldığı, bu nedenle «tahrifattan» önceki düzenleme tarihinin 2011 yılı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince; somut uyuşmazlığa konu «bononun» boş metninde; düzenleme tarihine ilişkin kısım .../..../200.. iken 02/06/20010 olarak takibe konulduğu, düzenleme tarihinin «son» basamağındaki 0 rakamının evveliyatında 1 olduğu ATK raporu ile tespit edilmiş ise de; 20011 yahut 20010 şeklindeki beş basamaklı yıl hanesinin gerçek bir tarihi ifade etmediği dikkate alındığında mahkemece «vade tarihinin» 02.06.2001 olarak kabulü ve senedin «kambiyo senedi» niteliğine haiz olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı …
Dava, dava konusu «bonoda» yapılan «tahrifat» nedeniyle «bononun kambiyo senedi» vasfında olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… mece 01.07.2020 tarihinde yapılan duruşmada taraflarınca yeniden bilirkişi raporu aldırılması yönündeki taleplerine bir karar verilmeden doğrudan hüküm kurulduğunu, «sözlü yargılama» usulüne uyulmadan yargılamanın bitirildiğini, müvekkili ile davalının hemşehri olduğunu, her ikisinin de inşaat yan ürün tedariki işiyle uğraştığını, davalının müvekkiline kendisinin kredibilitesinin olmadığını, ekonomik olarak darda olduğunu, müvekkilinin şirketi adına kredi kullanılıp bu kredilerin kendisine verilmesini istediğini, davalının kullanacağı kredilere karşılık şirketinin çeklerini müvekkiline verdiğini, bu çekleri müvekkili tarafından kredi kullanılan bankaya «teminat» amaçlı verildiğini, davalı tarafın kendi lehine kullanılmış bu krediler için verilmiş çekleri ödemediğini, çeklerin takip konusu yapıldığını, çekler ödenmeyince davalı tarafın müvekkilinden süre talep ederek karşılığında senet vermek istediğini ve müvekkiline dava konusu bonoyu verdiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporun borçlu lehine yorumlanarak hükme esas alındığını, söz konusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından «kesin» kanıt bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemeyeceğini, ayrıca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin «imza incelemesinde» «son» merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenlemenin bulunmadığını, mahkemece yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu «bono» üzerinde hiçbir «tahrifat» yapılmadığını, davalı tarafından tahrifat yapıldığına dair kanıt olarak sunulan bono fotokopisinde tahrifat, «sahtecilik» yapıldığını, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davanın, dava dilekçesinde de sabit olduğu üzere 2004 sayılı Kanun'un 169/A maddesine göre genel mahkemede açılan «alacak davası» olduğunu, açmış oldukları davanın mahiyeti gereği davalıdan 800.000,00 TL alacaklı olduklarını kanıtlayacak nitelikte davalının eli ürünü iki adet yazılı belgenin …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.12.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda «son» iki sıfırın senetteki diğer yazılarla aynı el ürünü olup olmadığı konusunda tespit yapılamadığı ve diğer yazıların da davalı eli ürünü olmadığı yönünde kuvvetle muhtemel değerlendirmesi yapılmış ise de; "8000" ibaresinin "800000" şeklinde «tahrif» edildiğinin sabit olduğu, böyle bir değişikliğin keşide eden tarafından onaylandığına dair senet üzerinde herhangi bir paraf veya imza bulunmadığı, bu nedenle "8000" ibaresi daha sonra keşide edence "800000"e çevrilmiş olsa dahi paraf/imza bulunması gerektiği, ancak senette böyle bir durum söz konusu olmadığı, yine raporda «kesin» kanaat bildirilmemiş olsa dahi, yapılan tespitlerin gerek icra mahkemesinde alınan gerekse daha önce mahkemece aldırılan 23.02.2017 tarihli raporu teyit etmekte olduğu, davacının iddiasını destekler hiçbir delil «ibraz» edilemediği, senetteki "8000" rakamının "800000" olarak tahrif edildiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/752 E. sayılı dava dosyasında «senette tahrifat» öncesi olan 8000 TL ve ferileri yönünden takibin devam etmesi gerektiği yönünde karar verildiği nazara alındığında bu kısım bakımından davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, bunu aşan kısım bakımından ise yukarıda belirtilen nedenlerle iddiasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… kçesinde; müvekkili tarafından davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde takip dayanağı «senette tahrifat» olduğu gerekçesiyle «borca itiraz» edildiğini, mahkemece Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'ndan alınan bilirkişi raporu dayanak gösterilerek itirazın kabulüne karar verildiğini, takip konusu senette tahrifat bulunmadığını, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan raporun «denetime elverişli» olmadığını, davalının senedin rakamla 8000 yazılıp altının imzalandığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından davalı adına kredi çekildiğini, buna karşılık davalın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tam ıslah · senette tahrifat · sözlü yargılama · borca itiraz · imza incelemesi · sahtecilik · eş rızası · denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… kçesinde; müvekkili tarafından davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde takip dayanağı «senette tahrifat» olduğu gerekçesiyle «borca itiraz» edildiğini, mahkemece Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'ndan alınan bilirkişi raporu dayanak gösterilerek itirazın kabulüne karar verildiğini, takip konusu senette tahrifat bulunmadığını, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan raporun «denetime elverişli» olmadığını, davalının senedin rakamla 8000 yazılıp altının imzalandığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından davalı adına kredi çekildiğini, buna karşılık davalın …
… mece 01.07.2020 tarihinde yapılan duruşmada taraflarınca yeniden bilirkişi raporu aldırılması yönündeki taleplerine bir karar verilmeden doğrudan hüküm kurulduğunu, «sözlü yargılama» usulüne uyulmadan yargılamanın bitirildiğini, müvekkili ile davalının hemşehri olduğunu, her ikisinin de inşaat yan ürün tedariki işiyle uğraştığını, davalının müvekkiline kendisinin kredibilitesinin olmadığını, ekonomik olarak darda olduğunu, müvekkilinin şirketi adına kredi kullanılıp bu kredilerin kendisine verilmesini istediğini, davalının kullanacağı kredilere karşılık şirketinin çeklerini müvekkiline verdiğini, bu çekleri müvekkili tarafından kredi kullanılan bankaya «teminat» amaçlı verildiğini, davalı tarafın kendi lehine kullanılmış bu krediler için verilmiş çekleri ödemediğini, çeklerin takip konusu yapıldığını, çekler ödenmeyince davalı tarafın müvekkilinden süre talep ederek karşılığında senet vermek istediğini ve müvekkiline dava konusu bonoyu verdiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporun borçlu lehine yorumlanarak hükme esas alındığını, söz konusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından «kesin» kanıt bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemeyeceğini, ayrıca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin «imza incelemesinde» «son» merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenlemenin bulunmadığını, mahkemece yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu «bono» üzerinde hiçbir «tahrifat» yapılmadığını, davalı tarafından tahrifat yapıldığına dair kanıt olarak sunulan bono fotokopisinde tahrifat, «sahtecilik» yapıldığını, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davanın, dava dilekçesinde de sabit olduğu üzere 2004 sayılı Kanun'un 169/A maddesine göre genel mahkemede açılan «alacak davası» olduğunu, açmış oldukları davanın mahiyeti gereği davalıdan 800.000,00 TL alacaklı olduklarını kanıtlayacak nitelikte davalının eli ürünü iki adet yazılı belgenin …
… 2019 tarihli Adli Tıp Fizik İhtisas Kurumu'nun düzenlediği bilirkişi raporlarına göre; davaya konu senetteki "800000" ibaresinin birler ve onlar basamağında bulunan «son» iki adet "0" rakamının sonradan eklendiği, son iki sıfırın senetteki diğer yazılarla aynı el ürünü olup olmadığı konusunda tespit yapılamadığı ve diğer yazıların da ... eli ürünü olmadığı yönünde kuvvetle muhtemel değerlendirmesi yapılmış olup; Yargıtay denetiminden geçen İcra Hukuk Mahkemesinin dosyasında alınan Jandarma Kriminal Dairesinden alınan bilirkişi raporunun da aynı doğrultuda olduğu, davacı her ne kadar iddiasını genişleterek alacak iddialarının sadece senede dayalı olmadığını ileri sürmüş ise de; ilk derece mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak yapılmış bir «tam ıslah» bulunmadığı ve iddianın genişletilmesine davalı tarafça açık «rıza» gösterilmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu borcu kabul etmemekle birlikte İcra Hukuk Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu ile «senette tahrifat» yapıldığının tespit edildiğini, bu nedenle takibin iptaline karar verildiğini, takip ve dava konusu senet üzerinde müvekkili tarafından yazıldığı iddia edilen raka …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5896 E. 2021/6328 K.
Ortak:tahrifat · vade tarihi · bedelsizlik · kambiyo senedi · bono · vade
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; somut uyuşmazlığa konu «bononun» boş metninde; düzenleme tarihine ilişkin kısım .../..../200.. iken 02/06/20010 olarak takibe konulduğu, düzenleme tarihinin «son» basamağındaki 0 rakamının evveliyatında 1 olduğu ATK raporu ile tespit edilmiş ise de; 20011 yahut 20010 şeklindeki beş basamaklı yıl hanesinin gerçek bir tarihi ifade etmediği dikkate alındığında mahkemece «vade tarihinin» 02.06.2001 olarak kabulü ve senedin «kambiyo senedi» niteliğine haiz olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı …
Dava, dava konusu «bonoda» yapılan «tahrifat» nedeniyle «bononun kambiyo senedi» vasfında olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava konusu «bononun» düzenleme tarihi 02.06.2011, ödeme tarihi ise 09.10.2010 tarihi olup düzenleme tarihi «vade» tarihinden sonra olduğu için bonoda geçerli bir tanzim tarihi bulunmayıp, «bononun kambiyo senedi vasfı» yoktur.
Benzer bu kararda… enedin tanzim tarihinin surşarj yöntemiyle değiştirildiği tespit edilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm yazılı ve sözlü beyanlarında «senette tahrifat» iddiasını ileri sürdüğü ancak senedin «bedelsizliği» veya taraflar arasında borç doğuran temel ilişkiyi ve senette yer alan «imzayı inkar» etmediği, davanın «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu, dava konusu senedin tanzim tarihinin «vade» tarihinden sonra olması nedeniyle «kambiyo vasfını» yitirdiği ancak davacı tarafından inkar edilmeyen yazılı belge niteliğinde olduğu, davacının iddiasını ispata yarar aynı güçte yazılı belge veya başkaca delil de s …
Mahkemece «bozma sonrası» alınan Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen raporda, dava ve takip konusu olup 12.02.2012 «vade tarihini» «taşıyan» senetteki tanzim tarihinin 07.12.2012 iken ay hanesindeki “1” rakamının sürşarj yöntemi ile yapılan «tahrifat» sonucu “0” rakamına dönüştürüldüğü, tanzim tarihindeki bu dönüştürmenin düzenleyenin onayını taşımadığı saptanmıştır.
Vade tarihinden sonraki bir tanzim tarihini «taşıyan» senedin, TTK’nın 776 ve 777. maddeleri uyarınca zorunlu unsur yokluğu nedeniyle «bono», bir diğer söyleyişle «kambiyo senedi» vasfında kabul edilmesi olanaklı değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senette tahrifat · kambiyo vasfı · imza inkarı · bozma sonrası karar · haciz · taşıyan · menfi tespit
Benzer bu kararda… enedin tanzim tarihinin surşarj yöntemiyle değiştirildiği tespit edilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm yazılı ve sözlü beyanlarında «senette tahrifat» iddiasını ileri sürdüğü ancak senedin «bedelsizliği» veya taraflar arasında borç doğuran temel ilişkiyi ve senette yer alan «imzayı inkar» etmediği, davanın «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu, dava konusu senedin tanzim tarihinin «vade» tarihinden sonra olması nedeniyle «kambiyo vasfını» yitirdiği ancak davacı tarafından inkar edilmeyen yazılı belge niteliğinde olduğu, davacının iddiasını ispata yarar aynı güçte yazılı belge veya başkaca delil de s …
Mahkemece «bozma sonrası» alınan Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen raporda, dava ve takip konusu olup 12.02.2012 «vade tarihini» «taşıyan» senetteki tanzim tarihinin 07.12.2012 iken ay hanesindeki “1” rakamının sürşarj yöntemi ile yapılan «tahrifat» sonucu “0” rakamına dönüştürüldüğü, tanzim tarihindeki bu dönüştürmenin düzenleyenin onayını taşımadığı saptanmıştır.
Vade tarihinden sonraki bir tanzim tarihini «taşıyan» senedin, TTK’nın 776 ve 777. maddeleri uyarınca zorunlu unsur yokluğu nedeniyle «bono», bir diğer söyleyişle «kambiyo senedi» vasfında kabul edilmesi olanaklı değildir.
Bu durumda dava konusu belgenin kambiyo senetlerine özgü «haciz» yolu ile takibe konu edilmesi mümkün bulunmadığı gibi yukarda anılan usul hükmü doğrultusunda tümüyle hükümsüz addedilmesi gerektiği açıktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/8097 E. , 2022/3153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.09.2017 tarih ve 2016/773 E- 2017/592 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.11.2020 tarih ve 2017/6259 E- 2020/1935 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının Kandıra İcra Müdürlüğü’nün 2011/1083 esas sayılı dosyasıyla davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bononun kambiyo senedi vasfında bulunmadığını, bonodaki tanzim tarihinde tahrifat yapıldığını, krimonoloji laboratuvarından rapor alındığında tahrifat yapıldığının tespit edileceğini, bu şekilde tanzim tarihinin ödeme gününden evvel hale getirildiğini, tanzim tarihinde tahrifat olmadığı düşünülse bile takip dayanağı bonoda tanzim tarihinin 02/06/2010 olduğunu, bu tarihin ödeme gününden sonraki bir tarih olmasının bononun kambiyo vasfını kaldıracağını, bonoda usulüne uygun lehdar ismi bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu bulunmadıklarının tespiti ile davacının zararının karşılanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine başlatılan icra takibinde davacının gayrimenkulleri üzerine haciz konulduğunu, davacının haciz konulan mallarının satışı yapılacakken davacının bu malları öz kardeşine sattığını, davacının mal kaçırmak için yaptığı bu işlemlerin tapudan gelen kayıtlardan anlaşılması üzerine kıymet takdiri ve haciz işlemlerinin davacı ve gayrimenkullerin yeni sahibi olarak tapuda görünen kardeşi yönünden devam ettiğini, davacının çeşitli şekillerde icra takibini sürüncemede bırakmak için her türlü girişimde bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin tanzim tarihinde değişiklik yapıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, 02/06/2001 tanzim tarihinin 02/06/2010 olarak düzeltildiği, bononun önceki tanzim tarihinin 02/06/2001 olduğu, tanzim tarihindeki düzeltmede paraf bulunmadığı için düzeltmenin yapılmamış sayılacağı ve tanzim tarihinin 02/06/2001 olarak kabulünün gerektiği, senetteki tanzim tarihindeki değişikliğin senedin geçerliliğini etkilemediği, davacının bedelsizlik iddiasını ispat edemediği, davalının kötüniyetli hamil olduğunun iddia ve ispat edilmediği, davalının iyiniyetli hamil olarak kabulünün gerektiği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; somut uyuşmazlığa konu bononun boş metninde; düzenleme tarihine ilişkin kısım .../..../200.. iken 02/06/20010 olarak takibe konulduğu, düzenleme tarihinin son basamağındaki 0 rakamının evveliyatında 1 olduğu ATK raporu ile tespit edilmiş ise de; 20011 yahut 20010 şeklindeki beş basamaklı yıl hanesinin gerçek bir tarihi ifade etmediği dikkate alındığında mahkemece vade tarihinin 02.06.2001 olarak kabulü ve senedin kambiyo senedi niteliğine haiz olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava konusu bonoda yapılan tahrifat nedeniyle bononun kambiyo senedi vasfında olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davacının dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında aldırılan 14.02.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda, inceleme konusu bononun düzenleme tarihi bölümünün yıllar hanesi birler basamağında evvelce mevcut "1" rakamının "0" rakamına dönüştürülerek tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu bono incelendiğinde, bononun düzenleme tarihinin son iki rakamının el yazısı ile yazıldığı, bu nedenle tahrifattan önceki düzenleme tarihinin 2011 yılı olduğunun kabulü gerekmektedir. Dava konusu bononun düzenleme tarihi 02.06.2011, ödeme tarihi ise 09.10.2010 tarihi olup düzenleme tarihi vade tarihinden sonra olduğu için bonoda geçerli bir tanzim tarihi bulunmayıp, bononun kambiyo senedi vasfı yoktur. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi ve bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçe ile esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790192600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz