Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6101 E. 2022/3172 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazminat↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ kâr dağıtımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının Çumra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/349 Esas 2013/327 Karar sayılı ilamına istinaden davalı TEDAŞ'tan dava dışı üçüncü kişilerin zararı nedeniyle icra dosyasında yaptığı ödemeyi işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4 maddesi uyarınca fiili devrin gerçekleştiği 30/10/2009 tarihinden evvel meydana gelmekle davalıdan talep edebileceği, davacının icra dosyasında yapılan ilk hesap yönünden toplam 176.979,02 TL'yi 28/06/2013 tarihinde ödemediği, 2 yıllık bir gecikme ile borcun artmasına neden olduğu, artmasından davadan ve ödeme miktarından haberdar olmayan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 176.979,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; olayda iş kazasının 25/09/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan üçüncü kişi alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkabilecek her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun ise MEDAŞ'a ait olacağının kararlaştırıldığı, ancak fiili devir tarihine kadar hisselerin tamamı davacıya ait olduğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30/10/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinden önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2 E. 2023/1436 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; olayda iş kazasının 25/09/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilin …
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
… ğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar «dağıtım» faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30/10/2009 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı ge …
Benzer bu kararda4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkabilecek her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun ise MEDAŞ'a ait olacağının kararlaştırıldığı; ancak fiili devir tarihine kadar hisselerin tamamı davacıya ait olduğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24.07.2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30.10.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı ge …
… .02.2020 tarih, 2018/2390 E. ve 2020/231 K. sayılı kararıyla olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilin …
4. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden bütün sorumluluğun TEDAŞ'a ait olacağı düzenlemesi ile sorumluluk için milad olarak İHDS imzalanma tarihinin belirlendiği, İHDS tarihinden önceki dönemin "dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönem" olarak ifade edildiği, maddenin yazımı itibarı ile de "gerçekleştirilen" denilmek sureti ile İHDS tarihi itibarı ile gerçekleştirilmiş faaliyetin tanımlandığı, taraflar İHDS tarihden sonraki dönemi de kapsamasını düşünselerdi "Gerçekleştirilen ve gereçekleştirilecek" her türlü iş ve işlem tanımlaması yapacakları; ancak bu şekilde yazıma en büyük engelin İHDS tarihinden sonraki tüm iş ve işlemlerin TEDAŞ'tan bağımsız ayrı bir «tüzel kişilik» olan dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirileceğinin bilinmesinden kaynaklandığı, TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin paylarına sahip olmasının şirket ortaklığından başka bir hukuki sonuç doğurmayacağı, iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirildiği hukuki durumunu değiştirmeyeceği, sözleşmenin 7.5 maddesinde de açıkça dağıtım faaliyetinin şirket tarafından yürütüldüğü dönemdeki sorumluluğun şirkete ait olacağının açıkça düzenlendiği, bozma ilamındaki fiili devir tabirinin ise yeni bir kavram olarak ortaya çıktığı, İHDS sözleşmesi ile ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi ile TEDAŞ'ın «sorumluluk sınırının» İHDS tarihi olarak belirlendiği, İHDS ile zaten iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından yürütüleceği dönemin İHDS imzalanmasından sonraki dönem olarak kurgulandığı, dağıtım şirketinin iş ve işlemelerinin yürütüldüğü dönemde TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olmasının işlerin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü anlamına gelmeyeceği, TEDAŞ ile kurulan dağıtım şirketlerinin tüzel kişilikleri farklı olup İHDS sözleşmesinin tarafı dağıtım şirketinin paylarının TEDAŞ'a ait olmasının dağıtım şirketinin faaliyetlerinden (faaliyetin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü gerekçesiyle) TEDAŞ'ın sorumlu tutulabileceği anlamına gelmeyeceği, şirketin faaliyetlerinin pay sahibi tarafından yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, dağıtım şirketinin tüzel kişilik olarak organları tarafından yapılan faaliyetlerinden sorumlu tüzel kişilik olduğu, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bugüne kadar ki uygulamalarının TEDAŞ'a «rücu» koşulunun İHDS sözleşme tarihinden önceki-sonrası kıstasına oturduğu, aksine bir düşünce tarzının İHDS imzalanmasından sonra dahi TEDAŞ'ın sorumluluğu üstlendiği anlamına geleceği, o zaman da İHDS sözleşmesindeki 7 nci maddenin anlamının kalmayacağı, somut olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından 24.07.2006 tarihli İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, bu durumda davacının dayanak ilam nedeniyle ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedelin davalıdan tahsili istemi yerinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tehiri icra · sorumluluk sınırı · işletme devri · rücuen alacak · direnme kararı · hakkaniyet · rücu · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda… rketin tüm hisselerinin davalı TEDAŞ'a ait olduğunu, 24.07.2006 tarihli İHDS'nin 7. maddesinde üçüncü kişilerin hak iddialarına ilişkin düzenlemelerin yer aldığını, «dağıtım» faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun TEDAŞ'a ait olduğunu, 24.07.2006 tarihli İHDS'den hemen sonra özelleştirilmesi öngörülen MEDAŞ, çok sonra 30.10.2009 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesi ile özelleştiği için 24.07.2006 tarihinde imzalanan İHDS tarihinin «hakkaniyete» ve hukuka uygun olmayacağı itirazı üzerine davalı TEDAŞ'ın dosyaya sundukları 26.10.2010 ve 01.02.2011 tarihli yazılar ile fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar TEDAŞ ile MEDAŞ'ın bir bütün olduğu ve şirketlerin sermayelerinin tamamının TEDAŞ'a ait olduğu dikkate alındığında bu dönemde yapılan işlem ve faaliyetlerden doğan hakların TEDAŞ'a ait olması gerektiği, «haksız fiil» ve «sebepsiz zenginleşme» davalarında «temsilinin» TEDAŞ tarafından yapılacağı ve takibin MEDAŞ tarafından yapılıyor olması halinde taraf değişikliğinin sağlanmasına dair resmi yazı gönderildiğini, kaza tarihinde dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yapıldığı ve fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihinden önceki döneme ilişkin sorumluluğun belirtilen sözleşme hükümleri ve TEDAŞ tarafından gönderilen resmi yazılar doğrultusunda TEDAŞ'a ait olduğu dikkate alındığında 25.09.2006 tarihinde gerçekleşen iş kazasından doğan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a atfedilmesi gerektiğini, işletmenin fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar MEDAŞ'ın tüm hisselerine sahip olan davalı TEDAŞ'ın aynı zamanda kazazede işçinin işvereni olduğunu, işletme devirlerinde sözleşmenin imzalanmasıyla işletmenin tamamen devredilmiş olmadığını, fiili devrin tamamlandığı tarihte «işletmenin devrinin» sağlanmış olduğunu, bu nedenle davalı TEDAŞ'ın işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanmasından sonra ancak fiili devir tarihinden önce gerçekleşen işletme faaliyetleri sırasında meydana gelen iş kazası sebebiyle kazazede işçiye ödenen tazminattan sorumlu olacağını, 30.10.2009 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin taraflarının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Alcen Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş., İHDS'nin taraflarının müvekkili MEDAŞ ile davalı TEDAŞ olduğunu, buna göre kazazede işçinin «üçüncü kişi» olacağını, ödeme tarihi yerine dava tarihinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 2 yıllık gecikme olarak bahsettiği hususun, müvekkili şirketin temyiz hakkını kullanması ile dava dosyasının Yargıtay incelemesinde geçirdiği süre olduğunu, müvekkilin temyiz hakkını kullandığı dönemde «tehiri icra» kararı verilmesi nedeniyle ödeme yapılmamasının ''makul ödeme süresinin geçirildiği'' gerekçesi ile kapsam dışı tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, 25.09.2006 tar …
4. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden bütün sorumluluğun TEDAŞ'a ait olacağı düzenlemesi ile sorumluluk için milad olarak İHDS imzalanma tarihinin belirlendiği, İHDS tarihinden önceki dönemin "dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönem" olarak ifade edildiği, maddenin yazımı itibarı ile de "gerçekleştirilen" denilmek sureti ile İHDS tarihi itibarı ile gerçekleştirilmiş faaliyetin tanımlandığı, taraflar İHDS tarihden sonraki dönemi de kapsamasını düşünselerdi "Gerçekleştirilen ve gereçekleştirilecek" her türlü iş ve işlem tanımlaması yapacakları; ancak bu şekilde yazıma en büyük engelin İHDS tarihinden sonraki tüm iş ve işlemlerin TEDAŞ'tan bağımsız ayrı bir «tüzel kişilik» olan dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirileceğinin bilinmesinden kaynaklandığı, TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin paylarına sahip olmasının şirket ortaklığından başka bir hukuki sonuç doğurmayacağı, iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirildiği hukuki durumunu değiştirmeyeceği, sözleşmenin 7.5 maddesinde de açıkça dağıtım faaliyetinin şirket tarafından yürütüldüğü dönemdeki sorumluluğun şirkete ait olacağının açıkça düzenlendiği, bozma ilamındaki fiili devir tabirinin ise yeni bir kavram olarak ortaya çıktığı, İHDS sözleşmesi ile ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi ile TEDAŞ'ın «sorumluluk sınırının» İHDS tarihi olarak belirlendiği, İHDS ile zaten iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından yürütüleceği dönemin İHDS imzalanmasından sonraki dönem olarak kurgulandığı, dağıtım şirketinin iş ve işlemelerinin yürütüldüğü dönemde TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olmasının işlerin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü anlamına gelmeyeceği, TEDAŞ ile kurulan dağıtım şirketlerinin tüzel kişilikleri farklı olup İHDS sözleşmesinin tarafı dağıtım şirketinin paylarının TEDAŞ'a ait olmasının dağıtım şirketinin faaliyetlerinden (faaliyetin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü gerekçesiyle) TEDAŞ'ın sorumlu tutulabileceği anlamına gelmeyeceği, şirketin faaliyetlerinin pay sahibi tarafından yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, dağıtım şirketinin tüzel kişilik olarak organları tarafından yapılan faaliyetlerinden sorumlu tüzel kişilik olduğu, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bugüne kadar ki uygulamalarının TEDAŞ'a «rücu» koşulunun İHDS sözleşme tarihinden önceki-sonrası kıstasına oturduğu, aksine bir düşünce tarzının İHDS imzalanmasından sonra dahi TEDAŞ'ın sorumluluğu üstlendiği anlamına geleceği, o zaman da İHDS sözleşmesindeki 7 nci maddenin anlamının kalmayacağı, somut olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından 24.07.2006 tarihli İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, bu durumda davacının dayanak ilam nedeniyle ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedelin davalıdan tahsili istemi yerinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İHDS'nin 7 nci maddesi gereğince «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1125 E. 2024/3483 K.
Ortak:rücuen tazminat · üçüncü kişi · kâr dağıtımı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; olayda iş kazasının 25/09/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilin …
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının 13.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, davacının dayanak ilam nedeni ile ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosy …
Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı «rücuen tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince «dağıtım» faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama «masraflarından» davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · dosya masrafı · avans faizi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince «dağıtım» faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama «masraflarından» davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6101 E. , 2022/3172 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.02.2018 tarih ve 2015/846 E- 2018/42 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-esastan kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2018/2390 E- 2020/231 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin % 100 oranındaki hissesinin satışına ilişkin hisse satış sözleşmesi ile tamamının Alcen Enerji Dağ. Per. Sat. Hiz. A.Ş.'ye geçmesi suretiyle 30/10/2009 tarihinde özelleştiğini, kamu kurumu statüsünün bu sözleşme ile sona erdiğini sözleşmeden evvel MEDAŞ'ın hisselerinin TEDAŞ'a ait olduğunu, 24/07/2006 tarihinde işlemin temelinin İHDS'ye dayandığını, sözleşme ile bütün sorumluluğun TEDAŞ'a ait olduğunu, bu sözleşmenin 1. maddesi ile 7.4 ve 7.5 maddeleri gereğince 30/10/2009 tarihli hisse devrine kadarki sorumluluğunda TEDAŞ'a ait olması gerektiğini, 17/08/2008 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle MEDAŞ tarafından ödenen meblağın davalıdan tahsili gerektiğini, malül kalan Şaban Karaman'ın Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06/06/2013 tarihli kararının kesinleştiğini ve icraya konulduğunu, 16/02/2015 tarihinde 192.540,00 TL ödenerek dosyanın kapatıldığını, ayrıca 14/06/2013 tarihinde 1.674,00 TL temyiz harcı ve 4.661,21 TL onama harcı olmak üzere toplam 198.875,21 TL ödediğini, ödediği bedellerin ödenme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; İHDS'nin 7. maddesi gereğince faaliyetin MEDAŞ tarafından yürütüldüğünü, bu dönemde üçüncü kişinin zararının meydana geldiğini, bu zarardan da davacının sorumlu olduğu, icra dosyasıyla ilgili bildirimde bulunulmadığından davacının yapılan ödemeden faiz ve icra dosyası giderlerinden sorumlu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının Çumra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/349 Esas 2013/327 Karar sayılı ilamına istinaden davalı TEDAŞ'tan dava dışı üçüncü kişilerin zararı nedeniyle icra dosyasında yaptığı ödemeyi işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4 maddesi uyarınca fiili devrin gerçekleştiği 30/10/2009 tarihinden evvel meydana gelmekle davalıdan talep edebileceği, davacının icra dosyasında yapılan ilk hesap yönünden toplam 176.979,02 TL'yi 28/06/2013 tarihinde ödemediği, 2 yıllık bir gecikme ile borcun artmasına neden olduğu, artmasından davadan ve ödeme miktarından haberdar olmayan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 176.979,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; olayda iş kazasının 25/09/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan üçüncü kişi alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkabilecek her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun ise MEDAŞ'a ait olacağının kararlaştırıldığı, ancak fiili devir tarihine kadar hisselerin tamamı davacıya ait olduğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30/10/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinden önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790160900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz