Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1125 E. 2024/3483 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen alacak↗ vekâlet ücreti↗ rücuen tazminat↗ üçüncü kişi↗ kâr dağıtımı↗ esastan ret↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/221 E., 2020/638 K.
Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince dağıtım faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama masraflarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında İHDS imzalandığını, bu sözleşme uyarınca sözleşme tarihinden sonra meydana gelen zararlara ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının 13.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan üçüncü kişi alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, davacının dayanak ilam nedeni ile ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedeli rücuen davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TEDAŞ ile TEDAŞ'a bağlı olarak faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketlerinin fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar ayrılmaz bir bütün olduğu ve bu döneme ait hakların TEDAŞ tarafından yürütülmesi gerektiği hususunun TEDAŞ Hukuk Müşavirliği görüş yazısında da belirtildiğini, olayın salt sözleşmeler hukuku içerisinde değerlendirilerek devir bilançolarına yansımayan tutarlara elinde olmayan sebeplerle sadece müvekkilin katlanmasının istenmesinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten sonra 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasına dayandığı, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmadığı, sorumluluğun davacı şirkette olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6101 E. 2022/3172 K.
Ortak:rücuen tazminat · üçüncü kişi · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının 13.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, davacının dayanak ilam nedeni ile ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosy …
Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı «rücuen tazminat» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince «dağıtım» faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama «masraflarından» davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; olayda iş kazasının 25/09/2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilin …
Taraflar arasında akdedilen İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devir sözleşmesi
Benzer bu kararda… ğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar «dağıtım» faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30/10/2009 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı ge …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2 E. 2023/1436 K.
Ortak:rücuen alacak · üçüncü kişi · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… RI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının 13.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, davacının dayanak ilam nedeni ile ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosy …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince «dağıtım» faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama «masraflarından» davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TEDAŞ ile TEDAŞ'a bağlı olarak faaliyet gösteren elektrik «dağıtım» şirketlerinin fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar ayrılmaz bir bütün olduğu ve bu döneme ait hakların TEDAŞ tarafından yürütülmesi gerektiği hususunu …
Benzer bu kararda… .02.2020 tarih, 2018/2390 E. ve 2020/231 K. sayılı kararıyla olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleşmiş olduğu, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken «dağıtım» faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilin …
4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkabilecek her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun ise MEDAŞ'a ait olacağının kararlaştırıldığı; ancak fiili devir tarihine kadar hisselerin tamamı davacıya ait olduğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24.07.2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30.10.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı ge …
4. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden bütün sorumluluğun TEDAŞ'a ait olacağı düzenlemesi ile sorumluluk için milad olarak İHDS imzalanma tarihinin belirlendiği, İHDS tarihinden önceki dönemin "dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönem" olarak ifade edildiği, maddenin yazımı itibarı ile de "gerçekleştirilen" denilmek sureti ile İHDS tarihi itibarı ile gerçekleştirilmiş faaliyetin tanımlandığı, taraflar İHDS tarihden sonraki dönemi de kapsamasını düşünselerdi "Gerçekleştirilen ve gereçekleştirilecek" her türlü iş ve işlem tanımlaması yapacakları; ancak bu şekilde yazıma en büyük engelin İHDS tarihinden sonraki tüm iş ve işlemlerin TEDAŞ'tan bağımsız ayrı bir «tüzel kişilik» olan dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirileceğinin bilinmesinden kaynaklandığı, TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin paylarına sahip olmasının şirket ortaklığından başka bir hukuki sonuç doğurmayacağı, iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirildiği hukuki durumunu değiştirmeyeceği, sözleşmenin 7.5 maddesinde de açıkça dağıtım faaliyetinin şirket tarafından yürütüldüğü dönemdeki sorumluluğun şirkete ait olacağının açıkça düzenlendiği, bozma ilamındaki fiili devir tabirinin ise yeni bir kavram olarak ortaya çıktığı, İHDS sözleşmesi ile ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi ile TEDAŞ'ın «sorumluluk sınırının» İHDS tarihi olarak belirlendiği, İHDS ile zaten iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından yürütüleceği dönemin İHDS imzalanmasından sonraki dönem olarak kurgulandığı, dağıtım şirketinin iş ve işlemelerinin yürütüldüğü dönemde TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olmasının işlerin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü anlamına gelmeyeceği, TEDAŞ ile kurulan dağıtım şirketlerinin tüzel kişilikleri farklı olup İHDS sözleşmesinin tarafı dağıtım şirketinin paylarının TEDAŞ'a ait olmasının dağıtım şirketinin faaliyetlerinden (faaliyetin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü gerekçesiyle) TEDAŞ'ın sorumlu tutulabileceği anlamına gelmeyeceği, şirketin faaliyetlerinin pay sahibi tarafından yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, dağıtım şirketinin tüzel kişilik olarak organları tarafından yapılan faaliyetlerinden sorumlu tüzel kişilik olduğu, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bugüne kadar ki uygulamalarının TEDAŞ'a «rücu» koşulunun İHDS sözleşme tarihinden önceki-sonrası kıstasına oturduğu, aksine bir düşünce tarzının İHDS imzalanmasından sonra dahi TEDAŞ'ın sorumluluğu üstlendiği anlamına geleceği, o zaman da İHDS sözleşmesindeki 7 nci maddenin anlamının kalmayacağı, somut olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından 24.07.2006 tarihli İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, bu durumda davacının dayanak ilam nedeniyle ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedelin davalıdan tahsili istemi yerinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tehiri icra · sorumluluk sınırı · işletme devri · direnme kararı · hakkaniyet · hisse devir sözleşmesi · rücu · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda… rketin tüm hisselerinin davalı TEDAŞ'a ait olduğunu, 24.07.2006 tarihli İHDS'nin 7. maddesinde üçüncü kişilerin hak iddialarına ilişkin düzenlemelerin yer aldığını, «dağıtım» faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun TEDAŞ'a ait olduğunu, 24.07.2006 tarihli İHDS'den hemen sonra özelleştirilmesi öngörülen MEDAŞ, çok sonra 30.10.2009 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesi ile özelleştiği için 24.07.2006 tarihinde imzalanan İHDS tarihinin «hakkaniyete» ve hukuka uygun olmayacağı itirazı üzerine davalı TEDAŞ'ın dosyaya sundukları 26.10.2010 ve 01.02.2011 tarihli yazılar ile fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar TEDAŞ ile MEDAŞ'ın bir bütün olduğu ve şirketlerin sermayelerinin tamamının TEDAŞ'a ait olduğu dikkate alındığında bu dönemde yapılan işlem ve faaliyetlerden doğan hakların TEDAŞ'a ait olması gerektiği, «haksız fiil» ve «sebepsiz zenginleşme» davalarında «temsilinin» TEDAŞ tarafından yapılacağı ve takibin MEDAŞ tarafından yapılıyor olması halinde taraf değişikliğinin sağlanmasına dair resmi yazı gönderildiğini, kaza tarihinde dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yapıldığı ve fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihinden önceki döneme ilişkin sorumluluğun belirtilen sözleşme hükümleri ve TEDAŞ tarafından gönderilen resmi yazılar doğrultusunda TEDAŞ'a ait olduğu dikkate alındığında 25.09.2006 tarihinde gerçekleşen iş kazasından doğan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a atfedilmesi gerektiğini, işletmenin fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar MEDAŞ'ın tüm hisselerine sahip olan davalı TEDAŞ'ın aynı zamanda kazazede işçinin işvereni olduğunu, işletme devirlerinde sözleşmenin imzalanmasıyla işletmenin tamamen devredilmiş olmadığını, fiili devrin tamamlandığı tarihte «işletmenin devrinin» sağlanmış olduğunu, bu nedenle davalı TEDAŞ'ın işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanmasından sonra ancak fiili devir tarihinden önce gerçekleşen işletme faaliyetleri sırasında meydana gelen iş kazası sebebiyle kazazede işçiye ödenen tazminattan sorumlu olacağını, 30.10.2009 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin taraflarının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Alcen Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş., İHDS'nin taraflarının müvekkili MEDAŞ ile davalı TEDAŞ olduğunu, buna göre kazazede işçinin «üçüncü kişi» olacağını, ödeme tarihi yerine dava tarihinden faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 2 yıllık gecikme olarak bahsettiği hususun, müvekkili şirketin temyiz hakkını kullanması ile dava dosyasının Yargıtay incelemesinde geçirdiği süre olduğunu, müvekkilin temyiz hakkını kullandığı dönemde «tehiri icra» kararı verilmesi nedeniyle ödeme yapılmamasının ''makul ödeme süresinin geçirildiği'' gerekçesi ile kapsam dışı tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, 25.09.2006 tar …
4. maddesi kapsamında «dağıtım» faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden bütün sorumluluğun TEDAŞ'a ait olacağı düzenlemesi ile sorumluluk için milad olarak İHDS imzalanma tarihinin belirlendiği, İHDS tarihinden önceki dönemin "dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönem" olarak ifade edildiği, maddenin yazımı itibarı ile de "gerçekleştirilen" denilmek sureti ile İHDS tarihi itibarı ile gerçekleştirilmiş faaliyetin tanımlandığı, taraflar İHDS tarihden sonraki dönemi de kapsamasını düşünselerdi "Gerçekleştirilen ve gereçekleştirilecek" her türlü iş ve işlem tanımlaması yapacakları; ancak bu şekilde yazıma en büyük engelin İHDS tarihinden sonraki tüm iş ve işlemlerin TEDAŞ'tan bağımsız ayrı bir «tüzel kişilik» olan dağıtım şirketleri tarafından gerçekleştirileceğinin bilinmesinden kaynaklandığı, TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin paylarına sahip olmasının şirket ortaklığından başka bir hukuki sonuç doğurmayacağı, iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirildiği hukuki durumunu değiştirmeyeceği, sözleşmenin 7.5 maddesinde de açıkça dağıtım faaliyetinin şirket tarafından yürütüldüğü dönemdeki sorumluluğun şirkete ait olacağının açıkça düzenlendiği, bozma ilamındaki fiili devir tabirinin ise yeni bir kavram olarak ortaya çıktığı, İHDS sözleşmesi ile ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi ile TEDAŞ'ın «sorumluluk sınırının» İHDS tarihi olarak belirlendiği, İHDS ile zaten iş ve işlemlerin dağıtım şirketi tarafından yürütüleceği dönemin İHDS imzalanmasından sonraki dönem olarak kurgulandığı, dağıtım şirketinin iş ve işlemelerinin yürütüldüğü dönemde TEDAŞ'ın dağıtım şirketinin hisselerinin sahibi olmasının işlerin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü anlamına gelmeyeceği, TEDAŞ ile kurulan dağıtım şirketlerinin tüzel kişilikleri farklı olup İHDS sözleşmesinin tarafı dağıtım şirketinin paylarının TEDAŞ'a ait olmasının dağıtım şirketinin faaliyetlerinden (faaliyetin fiilen TEDAŞ tarafından yürütüldüğü gerekçesiyle) TEDAŞ'ın sorumlu tutulabileceği anlamına gelmeyeceği, şirketin faaliyetlerinin pay sahibi tarafından yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, dağıtım şirketinin tüzel kişilik olarak organları tarafından yapılan faaliyetlerinden sorumlu tüzel kişilik olduğu, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin bugüne kadar ki uygulamalarının TEDAŞ'a «rücu» koşulunun İHDS sözleşme tarihinden önceki-sonrası kıstasına oturduğu, aksine bir düşünce tarzının İHDS imzalanmasından sonra dahi TEDAŞ'ın sorumluluğu üstlendiği anlamına geleceği, o zaman da İHDS sözleşmesindeki 7 nci maddenin anlamının kalmayacağı, somut olayda iş kazasının 25.09.2008 tarihinde gerçekleştiği gözetildiğinde hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan «üçüncü kişi» alacağından 24.07.2006 tarihli İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, bu durumda davacının dayanak ilam nedeniyle ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedelin davalıdan tahsili istemi yerinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
4 maddesi uyarınca, «dağıtım» faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu ve yine bu kapsamda «üçüncü kişiler» tarafından ileri sürülecek talep ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün de davalı tarafından karşılanacağının düzenlendiği, sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkabilecek her türlü cezai ve hukuki sorumluluğun ise MEDAŞ'a ait olacağının kararlaştırıldığı; ancak fiili devir tarihine kadar hisselerin tamamı davacıya ait olduğundan davacı ile davalı MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu, her ne kadar 24.07.2006 tarihinde işletme hakkı davalı MEDAŞ'a devredilse de fiili devir tarihine kadar dağıtım faaliyetinin davacı şirket tarafından yerine getirildiği, o halde 30.10.2009 tarihli «hisse devir sözleşmesinden» önce gerçekleşen olaylardan kaynaklı tazminatlarda da sorumluluğun TEDAŞ’a ait olacağı gözetilerek sonuca varılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı ge …
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1125 E. , 2024/3483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/428 Esas, 2022/1804 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/221 E., 2020/638 K.
Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2006 tarihinde İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, sözleşmenin 7.4 madde gereğince dağıtım faliyetinin hisselerinin tamamının davalıya ait olduğu dönemde MEDAŞ'ın özelleştirilmesinden önce yani TEDAŞ ile MEDAŞ'ın ayrılmaz bir bütün olduğu dönemde 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan ve yapılan yargılama masraflarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak şimdilik 140.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında İHDS imzalandığını, bu sözleşme uyarınca sözleşme tarihinden sonra meydana gelen zararlara ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasının 13.05.2009 tarihinde gerçekleştiği, hisselerin tamamı davacı MEDAŞ'a ait iken dağıtım faaliyeti kapsamında ortaya çıkan üçüncü kişi alacağından İHDS hükümleri uyarınca artık davalı TEDAŞ'ın sorumlu tutulamayacağı, davacının dayanak ilam nedeni ile ödediği temyiz harcı, onama harcı ile icra dosyasına ödediği bedeli rücuen davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TEDAŞ ile TEDAŞ'a bağlı olarak faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketlerinin fiili devir tarihi olan 30.10.2009 tarihine kadar ayrılmaz bir bütün olduğu ve bu döneme ait hakların TEDAŞ tarafından yürütülmesi gerektiği hususunun TEDAŞ Hukuk Müşavirliği görüş yazısında da belirtildiğini, olayın salt sözleşmeler hukuku içerisinde değerlendirilerek devir bilançolarına yansımayan tutarlara elinde olmayan sebeplerle sadece müvekkilin katlanmasının istenmesinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten sonra 13.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasına dayandığı, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmadığı, sorumluluğun davacı şirkette olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1044765800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz