6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi kendi kusuruyla düzenlememesi hakkın kötüye kullanılmasıdır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6160 E. 2022/3230 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Akreditifte, ödemenin koşulu olan belgeyi (örn. C sertifikası) düzenlemesi gereken akreditif amiri, edimini tam olarak ifa eden lehdara karşı, kendi kusurundan (projeyi durdurma) doğan durumu ileri sürerek belgeyi düzenlemekten kaçınırsa TMK 2 anlamında hakkını kötüye kullanmış olur ve borçlu sayılır; sözleşmede düzenlenmeyen hal boşluğu genel hukuk kuralları ile doldurulur. İstinaf başvurusunda itiraz edilmeyen hüküm kısmı Bölge Adliye Mahkemesince re'sen değiştirilip hükümden çıkarılamaz.

Ele alınan sorunlar

İstinaf sebebi yapılmayan hüküm kısmının BAM'ca hükümden çıkarılması → kabul

İddia: Davacı, mahkeme hükmünün akreditif koşulu (C sertifikası) yerine kaim olduğunun kabulüne ilişkin kısmının, buna karşı istinaf başvurusunda açık itiraz bulunmadığı halde BAM'ca hükümden çıkarılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemenin, davalı amirin borçlu olduğunun tespiti yolundaki hükmünde isabetsizlik bulunmamasına ve davalı Ora A.Ş. istinaf başvurusunda bu yönde açık bir itiraz ileri sürmemiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince mahkeme hükmünün akreditif sözleşmesinin 46A/6 maddesindeki 'C sertifikası yerine kaim olduğunun kabulüne' ilişkin kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkarılması doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi düzenlememesi ve borçlu olduğunun tespiti → kabul

İddia: Davalı amir, projenin durdurulması ve cihazların devreye alınmaması nedeniyle C sertifikasını düzenleme yükümlülüğü bulunmadığını ve davacıya borcu olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Akreditif amiri olan davalının C sertifikası düzenlemesi bakiye sözleşme tutarının ödenmesinin koşuludur; C sertifikasının düzenlenme koşulu ise davacının tedarik ettiği cihazların devreye alınıp HVAC sisteminin işletilmesidir. Davacı tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip malları teslim etmiş, cihazların devreye alınmaması davacıdan kaynaklanan bir eksiklikten değil, davalının projeyi durdurmasından kaynaklanmıştır. Sözleşmede projenin durdurulması hali düzenlenmediğinden boşluk genel hukuk kuralları ve örf-adete göre doldurulur; davalının edimini tam ifa eden davacıya karşı, kendi kusuruyla ortaya çıkan durumu ileri sürerek C sertifikasını düzenlememesi TMK 2 anlamında hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu nedenle davalının davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi kendi kusuruyla düzenlememesinin hakkın kötüye kullanılması sayılacağı ve istinafta itiraz edilmeyen hüküm kısmının BAM'ca değiştirilemeyeceği yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif akreditif amiri / lehdar ödeme koşulu belgesi (C sertifikası) sözleşme boşluğunun doldurulması hakkın kötüye kullanılması (TMK 2) istinaf incelemesinin sebeplerle sınırlılığı

Atıf yapılan mevzuat: TMK — TMK 2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İstinafa başvurmayan taraf yönünden kararın kesinleşmesi ve temyiz edememe

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1216 E. 2024/3734 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8494 E. 2015/5665 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/6160 E.  ,  2022/3230 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2017 tarih ve 2014/384 E. - 2017/1168 K. sayılı kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/878 E. - 2020/546 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı Ziraat Bankası vekili Av. ... ile davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş.

vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan Ora A.Ş. arasında akdedilen 16.12.2010 tarihli Tedarik Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya ait arsa üzerinde gerçekleştirilen eğlence merkezi projesi kapsamında bir takım ekipmanların tedarik ve teslim edilmesi işini üstlendiğini, ürünlerin satışı mukabilinde davalının müvekkiline 1.670.198,11 Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasında davalılardan Ora A.Ş.’nin akreditif amiri, diğer davalı bankanın akreditif bankası, müvekkilinin ise lehdar olduğu 31.12.2010 tarih ve 1.643.697,88 Euro bedelli belgeli dönülemez nitelikte ve dahili bir akreditif ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü Ağustos 2011 tarihi itibariyle tamamladığını ve sipariş konusu teknik ekipmanları teslim ettiğini, davalı akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri ibraz etmiş olmasına rağmen sözleşmenin bedelinin ödenmesi gereken en son %10'luk bedeli 167.020.- Euro’nun tüm taleplere rağmen ödenmediğini, gerekçe olarak malın teslimi sonrasında amir tarafından düzenlenmesi gereken C sertifikasının ibraz olunmamasının gösterildiğini, davalı Ora A.Ş.’nin ise içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle kredi ilişkisi içinde bulunduğu akreditif bankası ile ilişkileri gereği C sertifikasını düzenlemeyeceğini beyan ettiğini, oysa davalı tarafından C sertifikasını düzenlemesimi engelleyen bir durum bulunmadığını, davalı Ora A.Ş.’nin bedelini ödemediği tutar kadar haksız zenginleştiğini, davalı bankanın ise uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar aleyhine direk ve belirleyici rol oynadığını ve temel ilişkiden bağımsızlık koşulu ile sorumsuzluk avantajlarını tümü ile yitirdiğini, zira akreditif amiri ticari anlamda büyük bir kredi borcu ve tehdidi ile bağlı bulunduğu amir bankanın baskı ve yönlendirmesi ile düzenlemesi gereken belgeyi düzenlememekte olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağını, akreditif illişkisinde pek çok hukuksal boşluğun olduğunu, bu noktada temel hukuk prensipleri ışığında hukuk yaratılması gerektiğini ileri sürerek davalı Ora A.Ş.’nin müvekkiline taraflar arasındaki sözleşme ve akreditif konusu ticari iş nedeniyle 167.020.- Euro ve bu tutarın ödenmemesinden doğan temerrüt faizi toplam tutarında borçlu olduğunun tespitine, işbu tespite ilişkin hükmün akretidif küşatı 46A bent 6.maddesinde yer alan “C sertifikası” yerine kain olduğunun kabulüne, aksi takdirde bakiye akreditif bedelinin ödenmesini davalı Ora A.Ş.

tarafından düzenlenecek “C sertifikasının” ibrazına bağlayan hükmün iptaline, temel ilişkiye de taraf olan ve bağımsızlık vasfını yitiren davalı banka bakımından bakiye akreditif bedelini ödememesindeki açık objektif iyiniyet ilkesine aykırılık ve müvekkilinin eksiksiz ifası dikkate alınarak akretidif bankası sıfatı ile bakiye akreditif bedelini ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, davalı Ora A.Ş.’nin davacı lehine 1.068.403,60 Euro akreditif açma teklif mektubu uyarınca müvekkilince 31.12.2010 tarihinde teyitli belgeli akreditif açıldığını, akreditif metninin davacı ile diğer davalının anlaşması sonucunda oluşturulduğunu, akreditifin kabul edildiğine dair davalı lehdarın bankasının 03.01.2011 tarihli swift mesajının bulunduğunu, akreditif için gerekli belgelerin 46A maddesinde, ilave koşulların 47A maddesinde düzenlendiğini, bu düzenlemeler doğrultusunda davacının da kabulünde olduğu üzere davacıya toplam 904.033,84 Euro ödeme yapıldığını, ödenmeyan tutarın 164.369,76 Euro olduğunu, ancak bu tutarın ödenmesinin davalı Ora A.Ş. tarafından imzalı ve mühürlü konfor modülleri için B sertifikası, konfor modülleri dışındaki ürünler için C sertifikasının bankaya ibrazına bağlı olduğunu, sertifika bankaya ibraz edilmediği için müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ayrıca akreditifin vadesinin 30.06.2011 tarihinde sona erdiğini, vade, dolayısıyla sözleşme sona erdikten sonra sözleşme şartlarındaki hükmün iptalinin talep edilemeyeceğini, yine müvekkilini uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar davacı aleyhine direkt ve belirleyici rol oynadığı iddiasının da kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin akreditif koşulları uyarınca işlem yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Ora... A.Ş. vekili, müvekkilinin iflas erteleme davası açtığını, verilen tedbir kararı gereğince davanın durmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça sözü edilen tespit raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, rapora itiraz ettiklerini, davacı tarafından Crown Plaza Oteline ilişkin ekipmanların devreye alınma ve test işlemleri tamamlanmadığından müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını ve bu nedenle de C sertifikasını ibraz yükümlüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı Ora A.Ş.'ye teslim ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı Ora A.Ş.'nin akreditif kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C Sertifikasının düzenlenme koşulunun ise bağıtlanan sözleşme gereğince monte edilen 7 ayrı klima merkezindeki cihazların bağlı olduğu sistemlerin tam olarak devreye alınıp aktif olarak çalıştırılarak servis ve bakım gereksinimi doğacak şekilde HAVC sistemlerinin işletilmesi olduğu, tespit raporu ile davalı Ora A.Ş.'nin inşa ettiği kentsel eğlence merkezi projesi imalat aşamasında durdurulduğunun, bu nedenle davacının tedarik ettiği cihazların tam kapasite ile çalıştırılıp HVAC sisteminin

işletilmesinin mümkün olmadığı, davalı Ora A.Ş.’nin bu nedenle C Sertifikasını düzenlememekte olduğunun, sözleşmede akreditif amiri olan davalı Ora A.Ş. C sertifikasını düzenlemediği için davalı bankanın da davacı tedarikçiye bakiye kalan sözleşme tutarını ödememekte olduğunun tespit edildiği, ancak taraflar arasında bağıtlanan sözleşmede davalı Ora A.Ş.'nin projeyi durdurma, tedarik edilen cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı Ora A.Ş.'nin teslim edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde akreditif küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı Ora A.Ş.'nin TMK 2.

maddesi gereğince hakkını kötüye kullandığı, kendi kusuru nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'nin davacı Akcor Havalandırma Sis. ve Tek. Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'ye 164.369,76 Euro ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiz ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası T.C. Ziraat Bankasının bakiye akreditif bedeli olan 164.369,76 Euro'yu hüküm tarihinden itibaren %9 yasal faizi ile davacıya ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmiş;

bu karara karşı davalı banka vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarihli 2014/384 Esas 2017/1168 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, hükmün kesinleşen yönlerinin aynen tekrarı ile davalı Ora İstanbul Gayr. Yat. ve Gel. A.Ş. hakkında açılan davanın kabulü ile; davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Gel. A.Ş.'nin davacıya 164.369,76 Euro ve bu tutara hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiziyle birlikte borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ile davalı Ora... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım Geliştirme A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3) Dava, akreditif amiri olan davalı Ora ...A.Ş.’nin, akreditif konusu iş nedeniyle borçlu olduğunun tespiti, tespite ilişkin verilecek hükmün akreditif hükmü yerine kain olduğunun tespiti ve akreditif amir bankası olan davalı bankanın akreditif borcunu yerine getirmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, Davacı ile davalı arasında akdedilen 16.12.2010 tarihli sözleşmeye göre sağlanması gereken tüm malzeme ve cihazların şantiyeye teslim edildiğine ilişkin teslim tutanaklarının mevcut olduğu, tutanaklarda ayıp veya hasar bildirimine rastlanmadığı, yani davacının sözleşme kapsamında tedarik etmek zorunda olduğu cihaz ve malzemeleri hasarsız olarak şantiyeye teslim ettiği, yerinde yapılan keşiften sonra hazırlanmış ve İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/50 D. İş sayılı dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporuna göre, tedarik edilen ürünler yönünden sistemin devreye alınmasıyla ilgili bir eksikliğin veya mani bir durumun olmadığı, sözleşmeye göre montaj işlerinin davacı şirketin sorumluluğunda bulunmadığı, davacının sadece test ve devreye almada süpervizörlük yapacağı, bu durumda cihazların montajı, devreye alınması ve test işlemlerinin tamamlanmamasında davacıdan kaynaklanan teknik bir eksikliğin olmadığı kanaatine varılmış olup, davacının bu aşamada üzerine düşen edimi yerine getirdiği ancak davalının davacı ile işbirliği yapmaktan kaçındığı ve akreditif küşadında yer alan (C) sertifikasını vermekten imtina ettiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla mahkemece ‘’Davanın kabulü ile; davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'nin davacı Akcor Havalandırma Sis. ve Tek. Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'ye 164.369,76 EURO nun ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiz ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine’’ şeklinde hüküm tesisinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve buna karşı davalı Ora..A.Ş. tarafından istinaf yoluna gidilirken açık bir itiraz ileri sürülmemiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince "...Bu tespit gereğince mahkeme hükmünün Akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne" kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkartılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Ziraat Bankası A.Ş.'ye verilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Ora İstanbul Gay.

Yat. ve Geliştirme A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 26.438,16 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'den alınmasına, 21/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790132900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/878 E. 2020/546 K.

Akreditifin temel sözleşmeden bağımsızlığı ve amir bankanın sorumluluğu

Gerekçe özeti

Akreditif, UCP 600 kurallarına tabi olduğu belirtilmişse, dayandırıldığı temel sözleşmeden bağımsız bir işlemdir; amir bankanın ödeme yükümlülüğü, amirin lehdarla olan sözleşmesel ilişkisinden kaynaklanan taleplere veya savunmalara bağlı değildir. Akreditif metninde açıkça öngörülen bir belgenin (sertifika vb.) ibraz edilmemiş olması halinde, bu belgenin amir tarafından haksız olarak düzenlenmemiş olması, amir bankayı bağlamaz ve akreditif bankasının ödeme yükümlülüğünü doğurmaz; mahkeme bu noktada sözleşme boşluğunu doldurma yoluna gidemez. Ayrıca bir bankanın başka bir davalının kredi sağlayıcısı olması, tek başına davalılar arasında organik bağ/muvazaa bulunduğunu ve bankanın bu nedenle hakkını kötüye kullandığını ispatlamaya yeterli değildir.

Emsal değeri

Akreditifin temel sözleşmeden bağımsızlığı ilkesi (UCP 600 m.4/a) uyarınca, amirin lehdarla olan sözleşmesel ilişkisinden kaynaklanan ihtilafların akreditif bankasının ödeme yükümlülüğünü etkilemeyeceği ve mahkemenin akreditif metnindeki açık bir belge şartını 'boşluk doldurma' yoluyla değiştiremeyeceği hususunda emsal niteliğindedir.

Kavramlar: akreditif UCP 600 amir banka lehdar uygun ibraz temel ilişkiden bağımsızlık hakkın kötüye kullanılması organik bağ/muvazaa boşluk doldurma

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/878

KARAR NO 2020/546

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/12/2017

NUMARASI 2014/384 Esas-2017/1168 Karar

DAVA

Tespit-Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2020

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı ... Bankası A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... A.Ş. arasında akdedilen 16.12.2010 tarihli Tedarik Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya ait arsa üzerinde gerçekleştirilen eğlence merkezi projesi kapsamında bir takım ekipmanların tedarik ve teslim edilmesi işini üstlendiğini, ürünlerin satışı mukabilinde davalının müvekkiline 1.670.198,11-Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasında davalı ... A.Ş.’nin akreditif amiri, davalı bankanın akreditif bankası, müvekkilinin lehdar olduğu 31.12.2010 tarih ve 1.643.697,88-Euro bedelli belgeli dönülemez nitelikte ve dahili bir akreditif ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü Ağustos 2011 tarihi itibariyle tamamladığını ve sipariş konusu teknik ekipmanları teslim ettiğini, davalı akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri ibraz etmiş olmasına rağmen sözleşmenin bedelinin ödenmesi gereken en son %10 luk bedeli 167.020-Euro’nun tüm taleplere rağmen ödenmediğini, gerekçe olarak malın teslimi sonrasında amir tarafından düzenlenmesi gereken C sertifikasının ibraz olunmamasının gösterildiğini, davalı ...

A.Ş.’nin ise içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle kredi ilişkisi içinde bulunduğu akreditif bankası ile ilişkileri gereği C sertifikasını düzenlemekten imtina ettiğini beyan ettiğini, oysa davalı tarafından C sertifikasını düzenlemesimi engelleyen bir durum bulunmadığını, davalı ... A.Ş.’nin bedelini ödemediği tutar kadar haksız zenginleştiğini, davalı bankanın ise uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar aleyhine direk ve belirleyici rol oynadığını ve temel ilişkiden bağımsızlık koşulu ile sorumsuzluk avantajlarını tümü ile yitirdiğini, zira akreditif amiri ticari anlamda büyük bir kredi borcu ve tehdidi ile bağlı bulunduğu amir bankanın baskı ve yönlendirmesi ile düzenlemesi gereken belgeyi düzenlememekte olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağını, akreditif illişkisinde pek çok hukuksal boşluğun olduğunu, bu noktada temel hukuk prensipleri ışığında hukuk yaratılması gerektiğini ileri sürerek davalı ...

A.Ş.’nin müvekkiline taraflar arasındaki sözleşme ve akreditif konusu ticari iş nedeniyle 167.020-Euro ve bu tutarın ödenmemesinden doğan temerrüt faizi toplam tutarında borçlu olduğunun tespitine, iş bu tespite ilişkin hükmün akretidif küşatı 46A bent 6.maddesinde yer alan “C sertifikası” yerine kain olduğunun kabulüne, aksi takdirde bakiye akreditif bedelinin ödenmesini davalı ... A.Ş. tarafından düzenlenecek “C sertifikasının” ibrazına bağlayan hükmün iptaline, temel ilişkiye de taraf olan ve bağımsızlık vasfını yitiren davalı banka bakımından bakiye akreditif bedelini ödememesindeki açık objektif iyiniyet ilkesine aykırılık ve müvekkilinin eksiksiz ifası dikkate alınarak akretidif bankası sıfatı ile bakiye akreditif bedelini ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili, davalı ... A.Ş.’nin davacı lehine 1.068.403,60-Euro akreditif açma teklif mektubu uyarınca müvekkilince 31.12.2010 tarihinde teyitli belgeli akreditif açıldığını, akreditif metninin davacı ile diğer davalının anlaşması sonucunda oluşturulduğunu, akreditifin kabul edildiğine dair davalı lehdarın bankasının 03.01.2011 tarihli swift mesajının bulunduğunu, akreditif için gerekli belgelerin 46A maddesinde, ilave koşulların 47A maddesinde düzenlendiğini, bu düzenlemeler doğrultusunda davacının da kabulünde olduğu üzere davacıya toplam 904.033,84-Euro ödeme yapıldığını, ödenmeyan tutarın 164.369,76-Euro olduğunu, ancak bu tutarın ödenmesinin davalı ... A.Ş. tarafından imzalı ve mühürlü konfor modülleri için B sertifikası, konfor modülleri dışındaki ürünler için C sertifikasının bankaya ibrazına bağlı olduğunu, sertifika bankaya ibraz edilmediği için müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ayrıca akreditifin vadesinin 30.06.2011 tarihinde sona erdiğini, vade, dolayısıyla sözleşme sona erdikten sonra sözleşme şartlarındaki hükmün iptalinin talep edilemeyeceğini, yine müvekkilini uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar davacı aleyhine direkt ve belirleyici rol oynadığı iddiasının da kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin akreditif koşulları uyarınca işlem yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkilinin iflas erteleme davası açtığını, verilen tedbir kararı gereğince davanın durmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça sözü edilen tespit raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, rapora itiraz ettiklerini, davacı tarafından ... Oteline ilişkin ekipmanların devreye alınma ve test işlemleri tamamlanmadığından müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını ve bu nedenle de C sertifikasını ibraz yükümlüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı ... A.Ş.'ye teslim ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı ... A.Ş.nin akreditif kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C Sertifikasının düzenlenme koşulunun ise bağıtlanan sözleşme gereğince monte edilen 7 ayrı klima merkezindeki cihazların bağlı olduğu sistemlerin tam olarak devreye alınıp aktif olarak çalıştırılarak servis ve bakım gereksinimi doğacak şekilde HAVC sistemlerinin işletilmesi olduğu, tespit raporu ile davalı ...

AŞ'nin inşa ettiği kentsel eğlence merkezi projesi imalat aşamasında durdurulduğunun, bu nedenle davacının tedarik ettiği cihazların tam kapasite ile çalıştırılıp HVAC sisteminin işletilmesinin mümkün olmadığının, davalı ... A.ş.’nin buu nedenle C Sertifikasını düzenlememekte olduğunun, sözleşmede akreditif amiri olan davalı ... A.Ş. C sertifikasını düzenlemediği için davalı bankanın da davacı tedarikçiye bakiye kalan sözleşme tutarını ödememekte olduğunun tespit edildiği, ancak taraflar arasında bağıtlanan sözleşmede davalı ... A.Ş.nin projeyi durdurma, tedarik edilen cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı ...

AŞ'nin teslim edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde akreditif küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı ... AŞ'nin TMK.

2. maddesi gereğince hakkını kötüye kullandığı ,kendi kusuru nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı ... Gay. Yat. Ve Geliştirme Aş nin davacı ... Sis. Ve Tek. Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'ye 164.369,76 EURO ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiz ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası ... Bankasının bakiye akreditif bedeli olan 164.369,76 Euro yu hüküm tarihinden itibaren %9 yasal faizi ile davacıya ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Müvekkili hakkında açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, zira müvekkili yönünden muaccel bir alacağın bulunmadığını, akreditif hükümleri doğrultusunda C sertifikası ibraz edilmediği için müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, Akreditifler Milletlerarası Ticaret Odası Yürütme Kurulu tarafından Nisan 1993 tarihinde kabul edilerek 01Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe giren “Vesikalı Krediler için Yeknesak Teamül ve Uygulamalar” başlıklı 600 sayılı Broşür ile son şeklini aldığını, 600 sayılı Broşürün 7.maddesi amir bankanın görevlerini tanımlamakta ve bu tanımda da amir bankanın uygun vesaik ibrazında ödeme yükümlülüğü doğduğunu açıkça belirtmekte olduğunu, öte yandan, 600 sayılı Broşürün 4.maddesinin a fıkrası ise akreditiflerin sözleşmelerden bağımsız olduğunun açıkça belirtmekte olduğunu, 2-Davada alacağın tahsili talep edilmediği halde, mahkemece alacağın tahsiline ilişkin hüküm kurulduğunu, oysa hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemece, C sertifası yerine kaim olmak üzere bir hüküm verilse dahi, ancak bu hüküm kesinleştikten sonra taraflarına tebliği ile bakiye akreditif bedelinin ödenmesinin talep edilebilir olduğunu, 3-30.06.2011 tarihi itibariyle akreditifin vadesinin sona erdiğini, vade tarihine kadar, davacının, (C) sertifikasını ibraz ederek, ödeme talebinde bulunmadığını, vade bitimi ile akreditif sona erdikten sonra, şartlarındaki hükmün iptaline ve akreditif bankası sıfatı ile bakiye akreditif bedelini ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmesinin mümkün olmadığını, 4-Muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını,davacının tacir olduğunu ve TTK uyarınca tacirlerin basiretli davranmak zorunda olduklarını, akreditif ile ticaret yapan davacının , daha sonra vesaik ibrazına ilişkin hükmün iptaline karar verilmesini talep etmeye hakkı bulunmadığı gibi, özü itibarıyla vesaik ibrazına bağlı sözleşme türü olan akreditifte vesaik ibraz edilimeden davacıya ödeme borcunun yerine getirilmesine kararı verilmesinin de mümkün olmadığını, 5-Faize hükmedilmesi hatalı olduğu gibi faiz oranının da hatalı olduğunu, dava dilekçesinde faiz talep edilmediğini, ayrıca yabancı para borçlarında uygulanmasında gereken faiz oranının dikkate alınmadığını belirterek hükmün müvekkili yönünden kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, akreditif amirinin akreditif konusu iş nedeniyle borçlu olduğunun tespiti, tespite ilişkin verilecek hükmün akreditif hükmü yerine kain olduğunun tespiti ve akreditif amir bankasının akreditif borcunu yerine getirmesi istemlerine ilişkindir. Davacı, davalı ... A.Ş. ile akdedilen sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalının akreditif ödemesi yapılması için gerekli sertifikayı düzenlememesi nedeniyle akreditif bankasının sözleşmenin bakiye bedelini ödemediğini, akreditif ilişkinde hukuki boşluklar olduğunu ve mahkemece doldurulması gerektiğini, ayrıca davalıların organik ilişki içinde olmaları nedeniyle davalı bankanın ödeme yükümlülüğünün devam ettiğini ileri sürmüş;

davalı ... A.Ş. davacının sözleşmesel edimini yerine getirmediğini; davalı banka ise akreditif sözleşmesi uyarınca sunulması gereken sertifikanın amir tarafından sunulmaması nedeniyle ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ayrıca diğer davalı ile arasında muvazaalı bir ilişki bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, karar sadece davalı banka tarafından istinaf edildiğinden, davalı ... A.Ş.’ne yönelik verilen tespit hükmü kesinleşmiştir. Akreditif, uluslararası ticari ilişkilerde, bir bankanın verdiği şarta bağlı ödeme garantisi niteliğindeki bir kredi mektubu olup, akreditif kurumu ile ilgili olarak UCP 600 Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları düzenlenmiştir.

Bu metnin “UCP’nin Uygulanması” başlıklı 1 .maddesi uyarınca, akreditif metni akreditifin bu kurallara tabi olduğunun açıkça belirtilmesi halinde akreditife uygulanır ve bu kurallar akreditif şartlarıyla açıkça değiştirilmedikleri veya uygulama dışı bırakılmadıkları sürece akreditifin bütün tarafları için bağlayıcıdır. Yine bu metnin “Tanımlar” kısmında “uygun ibraz” kavramı akreditifin şartlarına, bu kuralların uygulanabilir hükümlerine ve uluslararası standart bankacılık uygulamasına uygun bir ibraz olarak tanımlanmıştır. Bu metnin 7.m. uyarınca amir bankanın ibrazı karşılamakla dönülemez biçimde yükümlü oldukları açıklandıktan sonra, 16/c m. ise görevi çerçevesinde hareket eden bir görevli bankanın, varsa bir teyit bankasının veya amir bankanın ibrazı karşılamayı reddetmeye karar verdiklerinde ibrazda bulunan tarafa tek bir bildiri göndermeleri gerektiği belirtilmiş ve bu bildirinin ne şekilde olması gerektiği açıklanmış, 16/d m.

ise bu bildirinin ibraz gününü izleyen 5.banka iş gününün bitiminden geç olmamak üzere yapılması gerektiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında mevcut belgeler incelendiğinde, akreditifin belgeli akreditif olduğu, açılışı tarihinin 31.12.2010, akreditif açan (amir) bankanın davalı banka , akretidifi teyit eden bankanın dava dışı ..., akreditif amirinin davalı ... A.Ş. , akreditif lehdarının davacı, tutarının 1.068.403,60-Euro, davacının talep edebileceği bakiyenin 164.369,76-Euro olduğu görülmüştür. Akreditif Metninin “Gerekli Belgeler” başlıklı 46A m.

6. bendi uyarınca gerekli belgeler arasında, hizmete alma ve deneme sürecinin tamamlanmasının ardından 30 gün geçmiş olduğunu ve malların müracaatçı tarafından kabul edildiğini belirten müracaatçı tarafından imzalı ve mühürlü C lehdar sertfikası da sayılmıştır. Davacı kendisi tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı ... A.Ş.’nin ekonomik kriz içinde olması ve aynı zamanda kredi sağlayanı davalı banka tarafından yönlendirilmesi nedeniyle sertifikayı düzenlemediğini, akreditif metninde bu hususta hukuksal boşluk olduğunu ve bu boşluğun mevcut mevzuat hükümleri ile doldurulamayacak olması nedeniyle hakim tarafından doldurulması gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa UCP 600 Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kurallarının 4/a maddesi “Doğası itibariyle bir akreditif, dayandırılabileceği satış sözleşmesinden veya diğer bir sözleşmeden ayrı bir işlemdir.

Akreditifte her ne şekilde olursa olsun bir sözleşmeye değinilmiş olsa bile,bankalar böyle bir sözleşmeyle ilgilenmezler ve onunla bağlı değillerdir. Bu nedenle bir bankanın akreditif altındaki ibrazı karşılama, iştira etme veya diğer herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirmesine ilişkin taahhüdü, amirin amir bankayla veya lehdarla olan ilişkilerinden kaynaklanan taleplerine veya savunmalarına tabi değildir.” hükmünü haizdir. Somut olaya döndüğümüzde, amir davalı ... A.Ş. ile lehdar davacı arasında düzenlenen Tedarik Sözleşmesinin Ödeme Şartları başlıklı 8.maddesinde dava konusu edilen ürün bedelinin %10unun ekipmanların devreye alma ve test işlemleri tamamlandıktan sonra ödeneceği, devreye alınmasının davacının süpervizörlüğünde yüklenici tarafından sağlanacağı, devreye alınacağı tarihi davalının bildireceği ve bu konuda +-3 hafta opsiyonu olduğu kararlaştırılmış, ilk derece mahkemesince davalının edimini yerine getirmediği, devreye alma işlemini bir mani olmamasına rağmen yapmadığı, bu nedenle de sertifikayı düzenlemediği, sözleşmede davalı ...

A.Ş.nin projeyi durdurma, tedarik edilen cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği kabul edilmiş, davalı amirin davacıya borçlu olduğunun tespitine ve bu hükmün akreditif metninde yer alan C sertifikası aranması koşulu yerine kain olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ne var ki davalı amirin, lehdar ile akdettiği sözleşmeye aykırı davranmış olması, davalı amir bankayı ilgilendirmez. Dava konusu akreditif belgeli bir akreditif olup, ibrazı istenen dava konusu belge ise açıkça akreditif metninde yer alan bir belgedir. Davacı tacir olup basiretli davranarak akreditif metni düzenlenirken bu hükme karşı çıkması gerekmekte olup, davacının tarafların serbest iradeleriyle düzenlenen sözleşme hükmüne yönelik talebi haklı görülmemiş, dolayısıyla ilk derece mahkemesince akreditif metninde boşluk olduğundan bahisle davalı amirin davacıya borçlu olduğunun tespitine ilişkin hükmün akreditif hükmü yerine kain olduğunun tespiti yönündeki davalı banka aleyhine kurulan hüküm hem usul hem de esas açısından yerinde görülmemiştir.

Davalılar arasında organik bağ olduğu, davalı bankanın aynı zamanda davalı amirin kredi sağlayanı da olması nedeniyle davacıya ödeme yapmaması hususunda yönlendirildiği, davalı bankanın hakkını kötüye kullanmasının hukuken korumamayacağı iddiası ise dosya kapsamında mevcut belgelerle ispat edilememiştir. Zira davacının dayandığı somut iddia, iflas erteleme davası sırasında davalının iflas şartlarından kurtulmak için mahkemeye sunduğu kurtuluş projesinin davalı bankanın taahhüt ettiği 20 milyon Euro tutarındaki yeni krediye dayanmakta olduğu, davalının kredi borcu karşılığında ise dava konusu tesisin yapıldığı ana taşınmazın mülkiyetinin davalı bankaya bırakılacağı ve diğer davalıya kiraya verileceği hususudur.

Buna karşılık banka savunmasında akreditifin son ödendiği tarihten sonra diğer davalıya kredi kullandırdığını, hatta kredinin muaccel olmasından sonra da onun lehine düzenlediği teminat mektuplarını muhataplarına ödediğini, esasında diğer davalının borca batık olması nedeniyle kendisi aleyhine dava açan davacının kötüniyetli olduğunu belirtmiştir. Salt davalı bankanın diğer davalının kredi sağlayanı olması nedeniyle yapmış olduğu işlemler davalılar arasında organik bağ olduğu ve birlikte hareket ettikleri iddiasını ispat için yeterli görülmemiştir. O halde yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davalı bankaya yönelik davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)b-2 m.

uyarınca hükmün kaldırılmasına, hükmün kesinleşen yönlerinin tekrarı ile, davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın kabulüne, davalı banka hakkında açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarihli 2014/384 Esas 2017/1168 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; hükmün kesinleşen yönlerinin aynen tekrarı ile; "Davalı ... Gayr. Yat. Ve Gel. A.Ş. hakkında açılan davanın KABULÜ ile; davalı ... Gay. Yat. Ve Gel. AŞ'nin davacıya 164.369,76 EURO ve bu tutara hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiziyle birlikte BORÇLU OLDUĞUNUN TESPİTİNE, fazla istemin reddine, Davalı ... Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın REDDİNE,” İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Peşin alınan 6.744,55 TL harcın, alınması gereken 26.546,96 TL harçtan mahsubu ile eksik 19.805,41 TL karar harcının davalı ...

Gay. Yat. ve Gel. A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 6.744,55-TL peşin harç, 24,30-TL başvuru harcı, 195,70-TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.988,55 TL yargılama giderinin kabul oranına göre 9.913,35 TL'sinin davalı ... Gay. Yat. ve Gel. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı banka tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Taraflar vekil ile temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 29.270,12- TL nispi vekalet ücretinin davalı ... Gay. Yat. ve Gel. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım üzerinden 1.980- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...

Gay. Yat. ve Gel. A.Ş' ne ve 36.095,48- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalı ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 6.636,74-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı ... Bankası A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan 64,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı bankaya ödenmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

03/06/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.