Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi kendi kusuruyla düzenlememesi hakkın kötüye kullanılmasıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6160 E. 2022/3230 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Akreditifte, ödemenin koşulu olan belgeyi (örn. C sertifikası) düzenlemesi gereken akreditif amiri, edimini tam olarak ifa eden lehdara karşı, kendi kusurundan (projeyi durdurma) doğan durumu ileri sürerek belgeyi düzenlemekten kaçınırsa TMK 2 anlamında hakkını kötüye kullanmış olur ve borçlu sayılır; sözleşmede düzenlenmeyen hal boşluğu genel hukuk kuralları ile doldurulur. İstinaf başvurusunda itiraz edilmeyen hüküm kısmı Bölge Adliye Mahkemesince re'sen değiştirilip hükümden çıkarılamaz.
Ele alınan sorunlar
İstinaf sebebi yapılmayan hüküm kısmının BAM'ca hükümden çıkarılması → kabul
İddia: Davacı, mahkeme hükmünün akreditif koşulu (C sertifikası) yerine kaim olduğunun kabulüne ilişkin kısmının, buna karşı istinaf başvurusunda açık itiraz bulunmadığı halde BAM'ca hükümden çıkarılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mahkemenin, davalı amirin borçlu olduğunun tespiti yolundaki hükmünde isabetsizlik bulunmamasına ve davalı Ora A.Ş. istinaf başvurusunda bu yönde açık bir itiraz ileri sürmemiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince mahkeme hükmünün akreditif sözleşmesinin 46A/6 maddesindeki 'C sertifikası yerine kaim olduğunun kabulüne' ilişkin kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkarılması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi düzenlememesi ve borçlu olduğunun tespiti → kabul
İddia: Davalı amir, projenin durdurulması ve cihazların devreye alınmaması nedeniyle C sertifikasını düzenleme yükümlülüğü bulunmadığını ve davacıya borcu olmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Akreditif amiri olan davalının C sertifikası düzenlemesi bakiye sözleşme tutarının ödenmesinin koşuludur; C sertifikasının düzenlenme koşulu ise davacının tedarik ettiği cihazların devreye alınıp HVAC sisteminin işletilmesidir. Davacı tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip malları teslim etmiş, cihazların devreye alınmaması davacıdan kaynaklanan bir eksiklikten değil, davalının projeyi durdurmasından kaynaklanmıştır. Sözleşmede projenin durdurulması hali düzenlenmediğinden boşluk genel hukuk kuralları ve örf-adete göre doldurulur; davalının edimini tam ifa eden davacıya karşı, kendi kusuruyla ortaya çıkan durumu ileri sürerek C sertifikasını düzenlememesi TMK 2 anlamında hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu nedenle davalının davacıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Akreditif amirinin ödeme koşulu belgeyi kendi kusuruyla düzenlememesinin hakkın kötüye kullanılması sayılacağı ve istinafta itiraz edilmeyen hüküm kısmının BAM'ca değiştirilemeyeceği yönünden emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akreditif↗ akreditif amiri / lehdar↗ ödeme koşulu belgesi (C sertifikası)↗ sözleşme boşluğunun doldurulması↗ hakkın kötüye kullanılması (TMK 2)↗ istinaf incelemesinin sebeplerle sınırlılığı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstinafa başvurmayan taraf yönünden kararın kesinleşmesi ve temyiz edememe
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1216 E. 2024/3734 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı Ora A.Ş.'ye «teslim» ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı Ora A.Ş.'nin «akreditif» kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C S …
… len cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı Ora A.Ş.'nin «teslim» edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde «akreditif» küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı Ora A.Ş.'nin TMK 2. maddesi gereğince «hakkını kötüye kullandığı», kendi «kusuru» nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Ora İstan …
A.Ş.'ye 164.369,76 Euro ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 «yasal faiz» ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün «akreditif» koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası T.C.
Benzer bu karardaA.Ş.’nin «akreditif» amiri, diğer davalı bankanın akreditif bankası, müvekkilinin ise «lehdar» olduğu 31.12.2010 tarih ve 1.643.697,88 euro bedelli belgeli dönülemez nitelikte ve «dahili» bir akreditif ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü Ağustos 2011 tarihi itibariyle tamamladığını ve sipariş konusu teknik ekipmanları «teslim» ettiğini, davalı akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri «ibraz» etmiş olmasına rağmen sözleşmenin bedelinin ödenmesi gereken en «son» %10'luk bedeli «167».020,00 euronun tüm taleplere rağmen ödenmediğini, gerekçe olarak malın teslimi sonrasında amir tarafından düzenlenmesi gereken C sertifikasının ibraz olunmamasının …
A.Ş.’nin ise içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle kredi ilişkisi içinde bulunduğu «akreditif» bankası ile ilişkileri gereği C sertifikasını düzenlemeyeceğini beyan ettiğini, oysa davalı tarafından C sertifikasını düzenlemesimi engelleyen bir durum bulunmadığını, davalı ...
A.Ş.’nin bedelini ödemediği tutar kadar haksız zenginleştiğini, davalı bankanın ise uygun ödeme koşullarının oluşmaması için «lehdar» aleyhine direk ve belirleyici rol oynadığını ve temel ilişkiden bağımsızlık koşulu ile sorumsuzluk avantajlarını tümü ile yitirdiğini, zira «akreditif» amiri ticari anlamda büyük bir kredi borcu ve tehdidi ile bağlı bulunduğu amir bankanın baskı ve yönlendirmesi ile düzenlemesi gereken belgeyi düzenlememekte olduğunu, «hakkın kötüye kullanılmasının» hukuken korunamayacağını, akreditif illişkisinde pek çok hukuksal boşluğun olduğunu, bu noktada temel hukuk prensipleri ışığında hukuk yaratılması gerektiğini iler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6914 E. 2016/3506 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı Ora A.Ş.'ye «teslim» ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı Ora A.Ş.'nin «akreditif» kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C S …
… len cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı Ora A.Ş.'nin «teslim» edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde «akreditif» küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı Ora A.Ş.'nin TMK 2. maddesi gereğince «hakkını kötüye kullandığı», kendi «kusuru» nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Ora İstan …
A.Ş.'ye 164.369,76 Euro ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 «yasal faiz» ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün «akreditif» koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası T.C.
Benzer bu kararda… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
Şirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · mutabakat · lehtar · taşıyıcı · cy/cy kaydı · ibraz · teslim
Benzer bu karardaŞirketi gösterilmesine rağmen...senedinde amir bankanın alıcı olarak yazıldığı,.. senedindeki bu «kaydın» «akreditif» mektubu ile çeliştiği, oysa akreditif şartlarının tarafların «mutabakatı» olmadan değiştirilemeyeceği, somut olayda da böyle bir mutabakat olmadığından akreditif mektubundaki «teslim» şartının aksine bir işlem yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda davalı «taşıyıcının» taşınan emtiayı akreditif mektubunda alıcı olarak gösterilen şirkete teslim etmesinin akreditif şartlarına aykırılık teşkil etmediği, ayrıca akreditif sözleşmesi şartları arasında... «taşıma senedinin» bankanın onayı ile alıcıya teslim edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi amir bankanın da bu yönde bir ödememe gerekçesi bulunmadığı, dolayısıyla onay …
… e, davacının dava dışı ... isimli şirkete ihraç ettiği ürünlerin Türkiye'den...'a davalı tarafından taşındığı, davacı ile anılan şirket arasındaki satım akdinin bir «akreditif» işlemine dayalı olduğu, akreditif mektubunda, akreditif bedelinin tahsil edilebilmesi için istenen belgeler arasında taşınan malın ithalatçısına «teslim» edildiğini gösterir belgenin de sayıldığı, bu durumda taşımaya konu malın doğrudan alıcısına teslim edilmesinin ve teslimi gösterir belgenin akreditif «lehtarı» davacı tarafından kendi bankası aracılığıyla amir bankaya gönderilmesinin gerektiği, akreditif bedelinin bu şekilde tahsil edilebileceği, diğer bir deyişle söz konusu teslim belgesi bankaya «ibraz» edilmeden akreditif bedelinin tahsil edilemeyeceği, akreditif mektubunda malın alıcısı olarak...
-
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8494 E. 2015/5665 K.
Ortak:akreditif
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı Ora A.Ş.'ye «teslim» ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı Ora A.Ş.'nin «akreditif» kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C S …
… len cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı Ora A.Ş.'nin «teslim» edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde «akreditif» küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı Ora A.Ş.'nin TMK 2. maddesi gereğince «hakkını kötüye kullandığı», kendi «kusuru» nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Ora İstan …
A.Ş.'ye 164.369,76 Euro ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 «yasal faiz» ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün «akreditif» koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası T.C.
Benzer bu karardaSerbest Bölge Şubesi'nde açtığı «akreditif» işlemine ilişkin satıcı/ihracatçı Çin menşeili firmanın akreditif kurallarına, akreditif hukukuna ve konuya ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı şekilde düzenlediği akreditif belgelerine dayalı olarak özen borcuna aykırı şekilde ve davacı «şirketi zarara» uğratan nitelikte akreditif ödemelerini serbest bıraktığı, oluşan hukuka aykırılıklar konusunda davacı şirkete rezerv mektubu dahi göndermeyerek onayını almadığı, satıcı yabancı firmanın davacı şirketten «fatura» ettiği dava konusu miktarı ödediği, davalı bankanın yapılan işlemlerde tamamen kusurlu görüldüğü gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, «bankacılık işlemine» dayalı («akreditif») olarak davalı bankadan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava konusu akreditif işleminde «amir banka» olan davalı bankanın kusurlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Oysa, davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna karşı analiz sertifikasının «tasdiksiz» olmadığı, «konişmentodaki» yazılı ürün «tanımının» «akreditife» uygun olduğu yönünde sonuca etkili, ciddi ve esaslı itirazlarda bulunulmasına rağmen mahkemece, itirazları karşılıyan ek rapor alınmadığı gibi, raporun yeterli görülme nedenleri de gerekçede yeterince açıklanmamıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:amir banka · bankacılık işlemi · konişmento · tanıma · tasdik kararı · şirket zararı · denetime elverişlilik · fatura
Benzer bu karardaOysa, davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna karşı analiz sertifikasının «tasdiksiz» olmadığı, «konişmentodaki» yazılı ürün «tanımının» «akreditife» uygun olduğu yönünde sonuca etkili, ciddi ve esaslı itirazlarda bulunulmasına rağmen mahkemece, itirazları karşılıyan ek rapor alınmadığı gibi, raporun yeterli görülme nedenleri de gerekçede yeterince açıklanmamıştır.
Serbest Bölge Şubesi'nde açtığı «akreditif» işlemine ilişkin satıcı/ihracatçı Çin menşeili firmanın akreditif kurallarına, akreditif hukukuna ve konuya ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı şekilde düzenlediği akreditif belgelerine dayalı olarak özen borcuna aykırı şekilde ve davacı «şirketi zarara» uğratan nitelikte akreditif ödemelerini serbest bıraktığı, oluşan hukuka aykırılıklar konusunda davacı şirkete rezerv mektubu dahi göndermeyerek onayını almadığı, satıcı yabancı firmanın davacı şirketten «fatura» ettiği dava konusu miktarı ödediği, davalı bankanın yapılan işlemlerde tamamen kusurlu görüldüğü gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, «bankacılık işlemine» dayalı («akreditif») olarak davalı bankadan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava konusu akreditif işleminde «amir banka» olan davalı bankanın kusurlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı vekilinin itirazını değerlendirmeye alan ve Yargıtay «denetimine elverişli» bir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bu yönden «eksik incelememeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6160 E. , 2022/3230 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.12.2017 tarih ve 2014/384 E. - 2017/1168 K. sayılı kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.06.2020 tarih ve 2018/878 E. - 2020/546 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı Ziraat Bankası vekili Av. ... ile davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş.
vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan Ora A.Ş. arasında akdedilen 16.12.2010 tarihli Tedarik Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya ait arsa üzerinde gerçekleştirilen eğlence merkezi projesi kapsamında bir takım ekipmanların tedarik ve teslim edilmesi işini üstlendiğini, ürünlerin satışı mukabilinde davalının müvekkiline 1.670.198,11 Euro ödemeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasında davalılardan Ora A.Ş.’nin akreditif amiri, diğer davalı bankanın akreditif bankası, müvekkilinin ise lehdar olduğu 31.12.2010 tarih ve 1.643.697,88 Euro bedelli belgeli dönülemez nitelikte ve dahili bir akreditif ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü Ağustos 2011 tarihi itibariyle tamamladığını ve sipariş konusu teknik ekipmanları teslim ettiğini, davalı akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri ibraz etmiş olmasına rağmen sözleşmenin bedelinin ödenmesi gereken en son %10'luk bedeli 167.020.- Euro’nun tüm taleplere rağmen ödenmediğini, gerekçe olarak malın teslimi sonrasında amir tarafından düzenlenmesi gereken C sertifikasının ibraz olunmamasının gösterildiğini, davalı Ora A.Ş.’nin ise içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle kredi ilişkisi içinde bulunduğu akreditif bankası ile ilişkileri gereği C sertifikasını düzenlemeyeceğini beyan ettiğini, oysa davalı tarafından C sertifikasını düzenlemesimi engelleyen bir durum bulunmadığını, davalı Ora A.Ş.’nin bedelini ödemediği tutar kadar haksız zenginleştiğini, davalı bankanın ise uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar aleyhine direk ve belirleyici rol oynadığını ve temel ilişkiden bağımsızlık koşulu ile sorumsuzluk avantajlarını tümü ile yitirdiğini, zira akreditif amiri ticari anlamda büyük bir kredi borcu ve tehdidi ile bağlı bulunduğu amir bankanın baskı ve yönlendirmesi ile düzenlemesi gereken belgeyi düzenlememekte olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuken korunamayacağını, akreditif illişkisinde pek çok hukuksal boşluğun olduğunu, bu noktada temel hukuk prensipleri ışığında hukuk yaratılması gerektiğini ileri sürerek davalı Ora A.Ş.’nin müvekkiline taraflar arasındaki sözleşme ve akreditif konusu ticari iş nedeniyle 167.020.- Euro ve bu tutarın ödenmemesinden doğan temerrüt faizi toplam tutarında borçlu olduğunun tespitine, işbu tespite ilişkin hükmün akretidif küşatı 46A bent 6.maddesinde yer alan “C sertifikası” yerine kain olduğunun kabulüne, aksi takdirde bakiye akreditif bedelinin ödenmesini davalı Ora A.Ş.
tarafından düzenlenecek “C sertifikasının” ibrazına bağlayan hükmün iptaline, temel ilişkiye de taraf olan ve bağımsızlık vasfını yitiren davalı banka bakımından bakiye akreditif bedelini ödememesindeki açık objektif iyiniyet ilkesine aykırılık ve müvekkilinin eksiksiz ifası dikkate alınarak akretidif bankası sıfatı ile bakiye akreditif bedelini ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davalı Ora A.Ş.’nin davacı lehine 1.068.403,60 Euro akreditif açma teklif mektubu uyarınca müvekkilince 31.12.2010 tarihinde teyitli belgeli akreditif açıldığını, akreditif metninin davacı ile diğer davalının anlaşması sonucunda oluşturulduğunu, akreditifin kabul edildiğine dair davalı lehdarın bankasının 03.01.2011 tarihli swift mesajının bulunduğunu, akreditif için gerekli belgelerin 46A maddesinde, ilave koşulların 47A maddesinde düzenlendiğini, bu düzenlemeler doğrultusunda davacının da kabulünde olduğu üzere davacıya toplam 904.033,84 Euro ödeme yapıldığını, ödenmeyan tutarın 164.369,76 Euro olduğunu, ancak bu tutarın ödenmesinin davalı Ora A.Ş. tarafından imzalı ve mühürlü konfor modülleri için B sertifikası, konfor modülleri dışındaki ürünler için C sertifikasının bankaya ibrazına bağlı olduğunu, sertifika bankaya ibraz edilmediği için müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ayrıca akreditifin vadesinin 30.06.2011 tarihinde sona erdiğini, vade, dolayısıyla sözleşme sona erdikten sonra sözleşme şartlarındaki hükmün iptalinin talep edilemeyeceğini, yine müvekkilini uygun ödeme koşullarının oluşmaması için lehdar davacı aleyhine direkt ve belirleyici rol oynadığı iddiasının da kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin akreditif koşulları uyarınca işlem yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Ora... A.Ş. vekili, müvekkilinin iflas erteleme davası açtığını, verilen tedbir kararı gereğince davanın durmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça sözü edilen tespit raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, rapora itiraz ettiklerini, davacı tarafından Crown Plaza Oteline ilişkin ekipmanların devreye alınma ve test işlemleri tamamlanmadığından müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını ve bu nedenle de C sertifikasını ibraz yükümlüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşme gereğince tedarik yükümünü tam olarak yerine getirip sözleşmeye konu malları davalı Ora A.Ş.'ye teslim ettiği, sözleşme bedelinin 1.670.198,11 Euro olduğu, davalı Ora A.Ş.'nin akreditif kredisi amiri olarak sözleşmenin 46A maddesi gereğince C Sertifikası düzenlemesi halinde sözleşme tutarının bakiye kalan kısmının davacı tedarikçiye ödeneceği, C Sertifikasının düzenlenme koşulunun ise bağıtlanan sözleşme gereğince monte edilen 7 ayrı klima merkezindeki cihazların bağlı olduğu sistemlerin tam olarak devreye alınıp aktif olarak çalıştırılarak servis ve bakım gereksinimi doğacak şekilde HAVC sistemlerinin işletilmesi olduğu, tespit raporu ile davalı Ora A.Ş.'nin inşa ettiği kentsel eğlence merkezi projesi imalat aşamasında durdurulduğunun, bu nedenle davacının tedarik ettiği cihazların tam kapasite ile çalıştırılıp HVAC sisteminin
işletilmesinin mümkün olmadığı, davalı Ora A.Ş.’nin bu nedenle C Sertifikasını düzenlememekte olduğunun, sözleşmede akreditif amiri olan davalı Ora A.Ş. C sertifikasını düzenlemediği için davalı bankanın da davacı tedarikçiye bakiye kalan sözleşme tutarını ödememekte olduğunun tespit edildiği, ancak taraflar arasında bağıtlanan sözleşmede davalı Ora A.Ş.'nin projeyi durdurma, tedarik edilen cihazları çalıştırmama halinin düzenlenmediği, bu nedenle mahkemece genel hukuk kuralları ve örf adete göre boşluğun doldurulması gerektiği, davalı Ora A.Ş.'nin teslim edilen cihazları yargılama süreci içinde de çalıştırmaması, projeyi faal duruma geçirmemesi, davacı tedarikçinin bu malların karşılığını ithal ettiği firmalara ödemiş olması, bu nedenle ekonomik varlığının etkilenmesi gözetildiğinde akreditif küşatı olan C Sertifikasının düzenlenmemesinde davalı Ora A.Ş.'nin TMK 2.
maddesi gereğince hakkını kötüye kullandığı, kendi kusuru nedeniyle davacının zararına neden olduğu, bu nedenle davacının tespit ve alacak istemlerinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'nin davacı Akcor Havalandırma Sis. ve Tek. Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'ye 164.369,76 Euro ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiz ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine, bu tespit gereğince mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne, temel ilişkiye de taraf olan Akreditif bankası T.C. Ziraat Bankasının bakiye akreditif bedeli olan 164.369,76 Euro'yu hüküm tarihinden itibaren %9 yasal faizi ile davacıya ödeme borcunu yerine getirmesine karar verilmiş;
bu karara karşı davalı banka vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2017 tarihli 2014/384 Esas 2017/1168 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, hükmün kesinleşen yönlerinin aynen tekrarı ile davalı Ora İstanbul Gayr. Yat. ve Gel. A.Ş. hakkında açılan davanın kabulü ile; davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Gel. A.Ş.'nin davacıya 164.369,76 Euro ve bu tutara hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiziyle birlikte borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı Ora... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım Geliştirme A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Dava, akreditif amiri olan davalı Ora ...A.Ş.’nin, akreditif konusu iş nedeniyle borçlu olduğunun tespiti, tespite ilişkin verilecek hükmün akreditif hükmü yerine kain olduğunun tespiti ve akreditif amir bankası olan davalı bankanın akreditif borcunu yerine getirmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, Davacı ile davalı arasında akdedilen 16.12.2010 tarihli sözleşmeye göre sağlanması gereken tüm malzeme ve cihazların şantiyeye teslim edildiğine ilişkin teslim tutanaklarının mevcut olduğu, tutanaklarda ayıp veya hasar bildirimine rastlanmadığı, yani davacının sözleşme kapsamında tedarik etmek zorunda olduğu cihaz ve malzemeleri hasarsız olarak şantiyeye teslim ettiği, yerinde yapılan keşiften sonra hazırlanmış ve İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/50 D. İş sayılı dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporuna göre, tedarik edilen ürünler yönünden sistemin devreye alınmasıyla ilgili bir eksikliğin veya mani bir durumun olmadığı, sözleşmeye göre montaj işlerinin davacı şirketin sorumluluğunda bulunmadığı, davacının sadece test ve devreye almada süpervizörlük yapacağı, bu durumda cihazların montajı, devreye alınması ve test işlemlerinin tamamlanmamasında davacıdan kaynaklanan teknik bir eksikliğin olmadığı kanaatine varılmış olup, davacının bu aşamada üzerine düşen edimi yerine getirdiği ancak davalının davacı ile işbirliği yapmaktan kaçındığı ve akreditif küşadında yer alan (C) sertifikasını vermekten imtina ettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece ‘’Davanın kabulü ile; davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'nin davacı Akcor Havalandırma Sis. ve Tek. Ürün. San. ve Tic. A.Ş.'ye 164.369,76 EURO nun ve alacağa hüküm tarihinden itibaren yürütülecek %9 yasal faiz ile birlikte borçlu olduğunun tespitine, fazla istemin reddine’’ şeklinde hüküm tesisinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve buna karşı davalı Ora..A.Ş. tarafından istinaf yoluna gidilirken açık bir itiraz ileri sürülmemiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince "...Bu tespit gereğince mahkeme hükmünün Akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne" kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkartılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Ora İstanbul Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Ziraat Bankası A.Ş.'ye verilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı Ora İstanbul Gay.
Yat. ve Geliştirme A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 26.438,16 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ora İstanbul Gay. Yat. ve Geliştirme A.Ş.'den alınmasına, 21/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790132900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz