Harçtan muaf olmayan davacı bankadan harç alınmamasının kamu düzenine aykırılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7817 E. 2022/3121 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Harçtan muaf olmayan davacıdan (banka) istinaf başvurusuna ilişkin harcın alınmaması kamu düzenine ilişkin olup, temyiz incelemesinde re'sen bozma sebebidir.
Ele alınan sorunlar
Harçtan muaf olmayan davacı bankadan harç alınmaması (kamu düzeni) → kabul
Gerekçe: Davacı banka harçtan muaf olmadığı hâlde, BAM'ca istinaf isteminin esastan reddine dair kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir; bu durum kamu düzenine ilişkin olduğundan BAM kararının bu nedenle re'sen bozulması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Harçtan muaf olmayan davacıdan harç alınmamasının kamu düzenine ilişkin olması ve re'sen bozma gerektirmesi yönünden emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harç muafiyeti↗ kamu düzeni↗ re'sen bozma↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kredi sözleşmesi kefilinin üye işyeri borcundan sorumsuzluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1407 E. 2024/56 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:üye işyeri sözleşmesi
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2017 tarih, 2013/416 E. ve 2017/1251 K. sayılı kararında, davalının «genel kredi sözleşmesinde» müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında «üye işyeri sözleşmesinden» kaynaklanan ve ödenmediği iddia edilen alacak için de davalının sorumlu olduğu iddia edilerek bu iki alacağın toplamı üzerinden icra takibinin yapıldığı, davalının genel kredi sözleşmesinden ... borç için davacıya toplam 175.774,09 TL alacak ile %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda «temerrüt» faizinden sorumlu olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen üye işyeri sözleşmesinde davalının «kefalet» imzasının bulunmadığı, post alacağı ve genel kredi sözleşmesi arasında illiyetin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün 2013/1272 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 149.957,71 TL «asıl alacak», 24.377,50 TL «işlemiş faiz», 1.218,88 TL faizin %5 gider vergisi, 220,00 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacak üzerinden %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda «temerrüd faizi» ile devamına, davacının fazlaya ilişkin 404.076,50 TL asıl alacak isteminin reddine, 149.957,71 TL asıl alacağın %20 oranındaki 29.991,54 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… kararında; hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporundaki hesaplama hatasının sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından, davalının «üye işyeri sözleşmesi» kapsamında da «kefalet» sorumluluğunun olduğu ileri sürülmüşse de «kefalet sözleşmesinin» «genel kredi sözleşmesiyle» birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi «kefilin» üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulmasının mü …
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının «üye işyeri sözleşmesinde» «kefaletinin» bulunmadığı, «genel kredi sözleşmesinin» eki olan kefaletname nedeniyle sorumlu olduğu tutarın genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak icra dosyasında talep olunan, 24.377,50 TL «işlemiş faiz», 1.218,88 TL BSMV ve 220,00 TL «ihtiyati haciz» vekâlet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerektiği, bilirkişi raporu hesaplamasında «maddi hata» bulunduğu, takibin ilk olarak İstanbul 31.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı şirket arasında imzalanan «üye işyeri sözleşmesine» «teminat» olarak imzalanan «genel kredi sözleşmesine» davalının «kefaletinin» alındığını, genel kredi sözleşmesinde, firmanın nakit kredi riskinin üzerinde kredi limiti verilmesinin «sebebinin» POS cihazından kaynaklanan risk için teminat sağlamak olduğunu ve işyeri sözleşmesi uyarınca müşterinin Bankaca uygun görülecek nitelik ve tutarda teminat vermeyi kabul ettiğini, bu sebeple davalının kefaletinin üye işyeri sözleşmesi uyarınca tesis edildiğini, genel kredi sözleşmesi ile davalının kefaleti alınarak hem nakdi kredi ödemesi yapıldığını hem de POS cihazlarındaki risk nedeniyle ek teminat alındığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nin 18. maddesinde yer ... “….«kefil» veya kefiller Bankaya müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte Bankaya karşı nakdi ve gayrinakdi kredilerden ve sair sebeplerden borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, sözleşmenin ilgili bölümünde belirtilen miktara kadar «müteselsil kefil» olarak tekeffül ve «garanti» eder…” düzenlemesinin dikkate alınmadığını, söz konusu maddede açıkça müteselsil kefilin borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tüm nakit ve gayri nakit kredilerden …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5789 E. 2021/7162 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davasının kısmen kabulü ile, 39.149,36 TL «asıl alacak», 38.218,11 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 77.367,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin «maddi tazminat» talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalılar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7817 E. , 2022/3121 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2013/416 E- 2017/1251 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2018/1893 E- 2020/958 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı Bamtur Tur. Org. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi borçlularına ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, dava dışı şirket ile davacı arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, üye iş yeri sözleşmesinin teminatı olarak da genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, üye iş yeri sözleşmesinin 3.2.10. maddesinde üye iş yerinin sözleşmenin teminatı olarak bankaca uygun görülecek teminatı vermeyi kabul ettiğinin düzenlendiği, kredi sözleşmesinin 18.
maddesinde ise kefilin asıl borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tutarlar için kefalet verdiğinin düzenlendiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, ayrıca davacı banka ile dava dışı şirket arasında üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği iddia edilen alacak için davalının sorumlu olduğu iddia edilerek bu iki alacağın toplamı üzerinden icra takibinin yapıldığı, davalının genel kredi sözleşmesinden doğan borç için davacıya karşı 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin % 5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 175.774,09 TL alacak ile %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizinden sorumlu olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen üye işyeri sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, post alacağı ve genel kredi sözleşmesi arasında illiyetin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin %5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak yönünden devamına, %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına ve asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporundaki hesaplama hatası sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğu olduğu ileri sürülmüşse de, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu durum kamu düzenine ilişkin olduğundan; Bölge Adliye Mahkemesine ilişkin hükmün bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Aliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790117000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz