Kredi sözleşmesi kefilinin üye işyeri borcundan sorumsuzluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1407 E. 2024/56 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kefilin sorumluluğu imzaladığı kefalet sözleşmesinin kapsamıyla sınırlıdır; kefalet sözleşmesinde ve kefalet şerhinde başka bir sözleşmeye (üye işyeri sözleşmesine) atıf ve o sözleşmeden doğan borçtan sorumluluğa ilişkin bir hüküm yoksa, aynı taraflar arasında olsa dahi o sözleşmeden kaynaklanan borçtan kefil sorumlu tutulamaz; kefilin sorumluluğu icra takibinde kredi sözleşmesine ilişkin olarak talep edilen tutarla bağlıdır. Ayrıca bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle o yönlerin yeniden incelenmesi mümkün değildir; hükümde belirsizlik yaratan faiz ibaresi ise re'sen hükümden çıkarılır.
Ele alınan sorunlar
Genel kredi sözleşmesi kefilinin üye işyeri sözleşmesinden doğan borçtan sorumlu olup olmadığı → kısmi kabul
İddia: Davacı banka, üye işyeri sözleşmesinin teminatı olarak genel kredi sözleşmesine kefalet alındığını, üye işyerinin bankaca uygun görülecek teminatı vermeyi kabul ettiğini, genel kredi sözleşmesinin ilgili maddesinde kefilin asıl borçlunun nakdi ve gayrinakdi kredilerden ve sair sebeplerden borçlandığı ve borçlanacağı tutarlardan sorumlu olduğunun düzenlendiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kefalet sözleşmesi genel kredi sözleşmesiyle aynı tarihte imzalanmış olup, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm de yoktur; bu nedenle kefilin üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Kefil, yalnızca genel kredi sözleşmesinin eki olan kefaletname nedeniyle ve icra dosyasında bu sözleşmeye ilişkin olarak talep olunan tutarla bağlı kalınarak sorumludur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak → ret
İddia: Davacı, kefaletin üye işyeri sözleşmesi uyarınca tesis edildiğini ve kefilin borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tüm nakdi ve gayrinakdi kredilerden sorumlu olduğunu yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.
Gerekçe: Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozmaya uygundur ve kararda ve gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukuken imkân yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hükümde belirsizlik yaratan işleyecek faiz ibaresinin re'sen çıkarılması → kabul
Gerekçe: İşleyecek faiz bakımından belirli bir orana hükmedilmişken, 'TCMB faiz oranları gereği değişen oranlarda faiz işletilmesi'ne ilişkin ibare hükümde belirsizlik yarattığından re'sen hükümden çıkarılmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Kefalet sözleşmesinde ve kefalet şerhinde atıf bulunmadıkça kefilin başka bir sözleşmeden doğan borçtan sorumlu tutulamayacağı ve bozmaya uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hakkın yeniden incelemeye engel olduğu yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek borçlu ve müteselsil kefil↗ kefaletin kapsamı↗ üye işyeri sözleşmesi↗ usuli kazanılmış hak↗ itirazın iptali↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Harçtan muaf olmayan davacı bankadan harç alınmamasının kamu düzenine aykırılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7817 E. 2022/3121 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzeni
Benzer bu kararda1-Davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek «harç» alınmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu durum «kamu düzenine» ilişkin olduğundan; Bölge Adliye Mahkemesine ilişkin hükmün bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5789 E. 2021/7162 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davasının kısmen kabulü ile, 39.149,36 TL «asıl alacak», 38.218,11 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 77.367,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin «maddi tazminat» talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalılar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1407 E. , 2024/56 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1378 Esas, 2023/50 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile dava dışı Bamtur Tur. Org. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi borçlularına gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, dava dışı şirket ile davacı arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, üye işyeri sözleşmesinin teminatı olarak da genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, üye işyeri sözleşmesinin 3.2.10 maddesinde üye işyerinin sözleşmenin teminatı olarak bankaca uygun görülecek teminatı vermeyi kabul ettiğinin düzenlendiği, kredi sözleşmesinin 18.
maddesinde ise kefilin asıl borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tutarlar için kefalet verdiğinin düzenlendiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2017 tarih, 2013/416 E. ve 2017/1251 K. sayılı kararında, davalının genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği iddia edilen alacak için de davalının sorumlu olduğu iddia edilerek bu iki alacağın toplamı üzerinden icra takibinin yapıldığı, davalının genel kredi sözleşmesinden ... borç için davacıya toplam 175.774,09 TL alacak ile %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizinden sorumlu olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen üye işyeri sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, post alacağı ve genel kredi sözleşmesi arasında illiyetin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğünün 2013/1272 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin %5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacak üzerinden %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüd faizi ile devamına, davacının fazlaya ilişkin 404.076,50 TL asıl alacak isteminin reddine, 149.957,71 TL asıl alacağın %20 oranındaki 29.991,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarih, 2018/1893 E. ve 2020/958 K. sayılı kararında; hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporundaki hesaplama hatasının sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından, davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğunun olduğu ileri sürülmüşse de kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 19.04.2022 tarih, 2020/7817 E. ve 2022/3121 K. sayılı kararı ile; davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle re'sen bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının üye işyeri sözleşmesinde kefaletinin bulunmadığı, genel kredi sözleşmesinin eki olan kefaletname nedeniyle sorumlu olduğu tutarın genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak icra dosyasında talep olunan, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV ve 220,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerektiği, bilirkişi raporu hesaplamasında maddi hata bulunduğu, takibin ilk olarak İstanbul 31. İcra Müdürlüğünde 17.1.2012 tarihinde başlatıldığı, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddi nedeniyle 24.01.2013 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesinin 2013/1272 esasını aldığı, bilirkişi ek raporunda 27.12.2011-24.1.2013 tarihleri arasında 124.075,01 TL faiz ve BSMV hesaplandığı ancak bu hesaplamanın 27.12.2011 tarihinden takibin yetkili icra dairesine gönderilmesine kadar olan süreyi ilişkin olduğu, bu miktar dışında kalan işlemiş faiz ve BSMV'nin 22.673,40 TL hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince bu miktarı aşan tutarda 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV'ye hükmedildiği ve bu miktarın aleyhe istinaf olmadığından kesinleştiği, takipte talep olunan faiz, BSMV ve vekâlet ücreti toplamına asıl alacak tutarı 149.957,71 TL ilavesiyle toplam alacağın 175.774,09 TL miktar ile davalının sorumlu olduğu, işleyecek faiz bakımından ise %72 oranında faiz işletilmesine karar verilmiş iken "TCMB faiz oranları gereği değişen oranlarda faiz işletilmesi"ne ilişkin ibare hükümde belirsizlik yarattığından re'sen hükümden çıkartıldığı, İlk Derece Mahkemesince alınması gereken peşin harcın alınmadığı anlaşıldığından, harcın tamamlattırıldığı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 4.İcra Dairesinin 2013/1272 sayılı icra dosyasına itirazının kısmen iptali ile takibin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV, 220,00 TL ihtiyati haciz vekâlet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak üzerinden devamına, asıl alacağa %72 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilmesine, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 29.991,54 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı şirket arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesine teminat olarak imzalanan genel kredi sözleşmesine davalının kefaletinin alındığını, genel kredi sözleşmesinde, firmanın nakit kredi riskinin üzerinde kredi limiti verilmesinin sebebinin POS cihazından kaynaklanan risk için teminat sağlamak olduğunu ve işyeri sözleşmesi uyarınca müşterinin Bankaca uygun görülecek nitelik ve tutarda teminat vermeyi kabul ettiğini, bu sebeple davalının kefaletinin üye işyeri sözleşmesi uyarınca tesis edildiğini, genel kredi sözleşmesi ile davalının kefaleti alınarak hem nakdi kredi ödemesi yapıldığını hem de POS cihazlarındaki risk nedeniyle ek teminat alındığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nin 18.
maddesinde yer ... “….kefil veya kefiller Bankaya müşterinin bu kredi sözleşmesinden ötürü gerek yalnız olarak, gerek diğer kişilerle birlikte Bankaya karşı nakdi ve gayrinakdi kredilerden ve sair sebeplerden borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, sözleşmenin ilgili bölümünde belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak tekeffül ve garanti eder…” düzenlemesinin dikkate alınmadığını, söz konusu maddede açıkça müteselsil kefilin borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tüm nakit ve gayri nakit kredilerden sorumlu olacağının belirtildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesi ve üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesinde imzası bulunmayan davalının, tarafları aynı kişiler arasında imzalanan genel kredi sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan da sorumlu olup olmadığıdır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016734600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz