Ticari uyuşmazlıkta zorunlu arabuluculuğa başvurulmamasının dava şartı yokluğu oluşturması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2230 E. 2022/3338 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 5/A kapsamındaki ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan davada, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilir.
Ele alınan sorunlar
Zorunlu arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle dava şartı yokluğu → ret
Gerekçe: Uyuşmazlık TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olup, davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığından, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olması ve yokluğunda usulden ret sonucu yönünden emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Ticari davalarda zorunlu arabuluculuğa dava açılmadan önce başvurulması dava şartıdır (TTK 5/A); başvurulmaması hâlinde dava usulden reddedilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk↗ dava şartı↗ ticari dava↗ usulden ret↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2230 E. , 2022/3338 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.01.2022 tarih ve 2021/793 E- 2022/28 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2022 tarih ve 2022/314 E- 2022/267 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin Sağlık Bakanlığı ile akdettikleri 27/07/2020 tarihli Kamu Yapım İşi Sözleşmesi kapsamında "Kastamonu Bozkurt 20 Yataklı Entegre İlçe Hastanesi Yapım İşi"’ni yüklenici sıfatı ile üstlendiklerini, yapım işi şantiyesinin davalı ... nezdinde sigorta ettirildiğini, 2021 yılı ağustos ayında yaşanan sel felaketi neticesinde bölgenin “doğal afet bölgesi” olarak ilan edildiğini, şantiyenin de anılan sel felaketinde ciddi hasar gördüğünü, şantiyedeki inşaat malzemelerinin büyük bir kısmının tamamen zayi olduğunu, zararın yaklaşık 11.000.000-TL. olarak tespit edildiğini zararın (hasarın) davalıdan karşılanmasının talep edildiğini, ancak davalı ... şirketinin başvuruyu “Seylap Muafiyeti”'ni ileri sürerek reddettiğini, sonrasında davalı tarafından kendilerine kısmi ödemede bulunacaklarını, ancak kısmi ödeme için öncelikle ibraname imzalanması gerektiğinin bildirildiğini, davalı tarafça müvekkillerinin içerisinde bulundukları zor durumdan yararlanarak ve icbar etmek suretiyle dilekçe ekinde sunulan ibraname imzalatılarak müvekkillerine 3.500.000-TL ödeme yapıldığını, işbu bedelin şantiyede meydana gelen hasarın çok altında olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, uyuşmazlığın TTK.’nun 5/A maddesi gereğince dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790068800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz