Alacak | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7575 E. 2022/1858 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/126']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç ikrarı↗ ikrar↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ tbk 99↗ anonim şirket↗ protokol↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Etucon İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nde ki davacıya ait hisselerin davalıya devrine ilişkin 22/02/2010 tarihli protokolden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunduğu, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin (mülga BK'nun 126. maddesi) TBK'nun 147. maddesi gereğince 5 yıl olduğu, hisse devir sözleşmesi tarihi olan 22/02/2010 ila dava tarihi (17/05/2017) arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; 22/02/2010 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesine göre, davacı ...'in 95.000,00 TL bedelli hisselerini davalıya devrettiği anlaşılmış, Mülga 818 sayılı TBK'nın 126/4. maddesine göre davanın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 22/02/2010 tarihli olup, bu sürenin icra takibi ve dava tarihinde geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, olaya uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacının istinaf istemi bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Zamanaşımı süresi içinde alacaklı istemde bulunmazsa, alacağın dayalı olduğu maddi hak sona ermemekte, sadece alacağı talep etme hakkı düşmektedir. Zamanaşımı süresi kesildiği takdirde, kesilmiş olduğu tarihten itibaren yeniden işleyemeye başlayacaktır. Zamanaşımını kesen nedenler, eBK 133. maddede (TBK 154. madde) sınırlı sayıda belirtilmiştir. eBK 133. maddesi (TBK 154. madde) uyarınca, borçlu borcunu ikrar ederse zamanaşımı süresi kesilir. Başka bir anlatımla borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak işlemekte olan zamanaşımını keser. Borcu ikrar eden borçlunun bu durumun zamanaşımını keseceğini bilip bilmemesi önemli değildir. Borçlu borcu açıkça veya örtülü ikrar edebilir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, alacak isteminin dayandığı hisse devir sözleşmesi 22.02.2010 tarihli olup, dava 17.05.2017 tarihinde açılmıştır. Hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davalı ...’in Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 03.11.2014 tarihli celsedeki beyanında ‘’Gerrit şirketten ayrıldıktan sonra hisse devri yapıldı ama kendisine herhangi bir bedel ödenmedi, çünkü o dönemde muhasebeci şirket hesaplarının dökümünü yaptı, şirket borçlu idi, sanık borçlardan muaf tutularak hisseleri devralındı, ödeme de bu nedenle yapılmadı.’’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının bu beyanı, borcun örtülü ikrarı niteliğindedir. Bu durumda, mahkemece davalının ikrarı ile zamanaşımı süresinin kesildiği, davanın yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi içinde açıldığı dikkate alınarak, uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacının istinaf istemini esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2377 E. 2022/6698 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı ['818/126']
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Etucon İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nde ki davacıya ait hisselerin davalıya devrine ilişkin 22/02/2010 tarihli «protokolden» kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde «zamanaşımı» defiinde bulunduğu, «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin (mülga BK'nun 126. maddesi) TBK'nun 147. maddesi gereğince 5 yıl olduğu, hisse devir sözleşmesi tarihi olan 22/ …
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; 22/02/2010 tarihli adi yazılı «hisse devir sözleşmesine» göre, davacı ...'in 95.000,00 TL bedelli hisselerini davalıya devrettiği anlaşılmış, Mülga 818 sayılı TBK'nın 126/4. maddesine göre davanın beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 22/02/2010 tarihli olup, bu sürenin icra takibi ve dava tarihinde geçtiğinin anlaşıldığı gerekç …
Mahkemece, olaya uygulanması gereken 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacının istinaf istemi bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli «kredi sözleşmeden» kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 78 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, TBK. uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki «zamanaşımı» süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı, icra takibini ilerleten en «son» işlemin 24.06.2009 tarihinde yapılmış olduğu ve davanın ise 17.06.2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşılıyor ise de, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek amacıyla kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı zira; davacının «tacir» olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği, her ne kadar «itirazın iptali davası» açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… atiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmek hükümleri uyarınca verilen krediye ilişkin olduğu, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu,dava konusu 04/09/2006 tarihli ortaklar sözleşmesi uyarınca davalı ...'ye 7 yıl vadeli 23.820,00 TL kredi verildiği, sözleşmenin 16. maddesinde kredi geri «ödeme planının» düzenlendiği, geri ödeme tablosu uyarınca 31/08/2007 «vade tarihinin» ödemesiz olduğu, 31/08/2008 vade tarihinde kredi ana para ödemesi olmadığı ancak 1.191,00 TL faiz ödemesi olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde de; borçlular, krediyle ilgili 16. maddedeki geri ödeme tablosunda belirtilen ödemesiz dönem faizi, yıllık faiz veya kredi taksitini vadesinde geri ödemeyi, faizlerden veya kredi taksitlerinden herhangi birinin vadesinde veya üç aylık bekleme süresinde ödenmemesi durumunda bütün borçların «muaccel» hale geleceğini ve muaccel hale gelen borçlarını da 3095 sayılı Kanuna göre belirlenen faiz oranı ve diğer «masraflarla» birlikte Ziraat Bankasına ödemeyi «taahhüt» ettiği, bu itibarla, ödemesiz dönem faizi, taksit kabul edilerek işlem yapılacağı öngörüldüğünden, dava konusu sözleşme uyarınca ödeme yapılması gereken ilk vade tarihinin sadece faiz ödemesi öngörülen 31/08/2008 tarihi olduğu ve bu tarihe eklenecek 3 aylık bekleme süresi sonunda borcun muaccel olacağı, bu durumda zamanaşımı süresinin 01/12/2008 tarihinde işlemeye başlayacağı, dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de, davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar BK'nın 132 ve 133. (TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 24/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak diğer davalıların sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle sorumluluklarının TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yılı geçmekle kendiliğinden ortadan kalkacağı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken, mahkemece, bu davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davacı vekilince ileri sürülen istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden re'sen 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle red …
Bölge adliye mahkemesince asıl borçlu hakkında yapılan icra takibinin «zamanaşımını» kesmediği, icra takibinin «kötüniyetli» yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk ücreti · arabuluculuk başvurusu · ödeme planı · zamanaşımının kesilmesi · arabuluculuk · vade tarihi · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi
Benzer bu kararda… atiflere Kullandırılacak Kredilere İlişkin Yönetmek hükümleri uyarınca verilen krediye ilişkin olduğu, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın on yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu,dava konusu 04/09/2006 tarihli ortaklar sözleşmesi uyarınca davalı ...'ye 7 yıl vadeli 23.820,00 TL kredi verildiği, sözleşmenin 16. maddesinde kredi geri «ödeme planının» düzenlendiği, geri ödeme tablosu uyarınca 31/08/2007 «vade tarihinin» ödemesiz olduğu, 31/08/2008 vade tarihinde kredi ana para ödemesi olmadığı ancak 1.191,00 TL faiz ödemesi olduğu, sözleşmenin 12. maddesinde de; borçlular, krediyle ilgili 16. maddedeki geri ödeme tablosunda belirtilen ödemesiz dönem faizi, yıllık faiz veya kredi taksitini vadesinde geri ödemeyi, faizlerden veya kredi taksitlerinden herhangi birinin vadesinde veya üç aylık bekleme süresinde ödenmemesi durumunda bütün borçların «muaccel» hale geleceğini ve muaccel hale gelen borçlarını da 3095 sayılı Kanuna göre belirlenen faiz oranı ve diğer «masraflarla» birlikte Ziraat Bankasına ödemeyi «taahhüt» ettiği, bu itibarla, ödemesiz dönem faizi, taksit kabul edilerek işlem yapılacağı öngörüldüğünden, dava konusu sözleşme uyarınca ödeme yapılması gereken ilk vade tarihinin sadece faiz ödemesi öngörülen 31/08/2008 tarihi olduğu ve bu tarihe eklenecek 3 aylık bekleme süresi sonunda borcun muaccel olacağı, bu durumda zamanaşımı süresinin 01/12/2008 tarihinde işlemeye başlayacağı, dava konusu alacak için «ilamsız icra takibi» yapılmış ise de, davacı vekilince süresi içerisinde açılmış bir «itirazın iptali davası» bulunmadığından ve 1 yıllık süre geçtiğinden davacının yapmış olduğu icra takibi düşmüş olup yapılan icra takibinin somut olayda zamanaşımını kesen bir etkisi bulunmadığı, borcun muacceliyet tarihinden dava tarihine kadar BK'nın 132 ve 133. (TBK'nın 153 ve 154.) maddelerinde düzenlenen zamanaşımını kesen veya durduran bir durum bulunmadığı, davaya konu alacağın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 24/04/2019 tarihinde «arabuluculuk» bürosuna başvurulduğu ve 17/06/2019 tarihinde davanın açıldığı, bu suretle alacağın zamanaşımına uğradığı, TBK’nın 152. maddesi uyarınca buna bağlı faiz alacağının da zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla asıl borçlu davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak diğer davalıların sözleşmeyi «kefil» sıfatıyla imzalamış olmaları nedeniyle sorumluluklarının TBK'nın 598. maddesi uyarınca 10 yılı geçmekle kendiliğinden ortadan kalkacağı gerekçesi ile davanın reddi gerekirken, mahkemece, bu davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan «arabuluculuk ücretinin» re'sen «yargılama gideri» olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davacı vekilince ileri sürülen istinaf nedenlerinin reddine, «kamu düzeni» yönünden re'sen 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle red …
TBK 157. maddesi uyarınca «zamanaşımı», icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı için davacı-alacaklı tarafında icra dosyasında yapılan en «son» işlem tarihi olan 18.06.2009 tarihinde zamanaşımı kesilerek yeniden işlemeye başladığından «arabulucuya başvurma» tarihi olan 24.04.2019 dan sonra 17.06.2019 tarihinde temel ilişkiye dayalı olarak açılan alacak davasında 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu alacağın 04.09.2006 tarihli «kredi sözleşmeden» kaynaklandığı ve bu alacak için davacı banka tarafından davalılara yönelik Batman İcra Müdürlüğü'nün 2009/ 78 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, TBK. uyarınca yapılan icra takibi alacak hakkındaki «zamanaşımı» süresini kesiyor ise de, hakkın kullanımının «dürüstlük kuralına» da uyması gerektiği ve kötüye kullanılan hakkın kanun tarafından korunmayacağı, icra takibini ilerleten en «son» işlemin 24.06.2009 tarihinde yapılmış olduğu ve davanın ise 17.06.2019 tarihinde 10 yıllık süre dolmadan açıldığı anlaşılıyor ise de, davacı tarafın icra takibini başlatmaktaki maksadının salt işleyen zamanaşımı süresini kesmek amacıyla kanunun kendisine tanımış olduğu «hakkı kötüye kullanmak» amacıyla yapıldığı zira; davacının «tacir» olması ve basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği, her ne kadar «itirazın iptali davası» açılmamış olması genel mahkemelerde «alacak davası» açmaya engel değil ise de davacının yapmış olduğu takibin kötü niyetli olduğu ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı, dava konusu 04.09.2006 tarihli ortaklar sözleşmesine dayanarak 29.05.2009 tarihinde icra takibi başlatmış olup 6098 sayılı TBK'nın 154/2 (818 sayılı BK'nın 133/2.) maddesi uyarınca «zamanaşımı kesilmiştir».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/574 E. 2019/2499 K.
Ortak:hisse devri · hisse devir sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/126']
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Etucon İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nde ki davacıya ait hisselerin davalıya devrine ilişkin 22/02/2010 tarihli «protokolden» kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde «zamanaşımı» defiinde bulunduğu, «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin (mülga BK'nun 126. maddesi) TBK'nun 147. maddesi gereğince 5 yıl olduğu, hisse devir sözleşmesi tarihi olan 22/ …
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; 22/02/2010 tarihli adi yazılı «hisse devir sözleşmesine» göre, davacı ...'in 95.000,00 TL bedelli hisselerini davalıya devrettiği anlaşılmış, Mülga 818 sayılı TBK'nın 126/4. maddesine göre davanın beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 22/02/2010 tarihli olup, bu sürenin icra takibi ve dava tarihinde geçtiğinin anlaşıldığı gerekç …
Dava, «hisse devir sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki «hisse devrine» ilişkin alacağın, taraflar arasındaki «ortaklık ilişkisine» bağlı olarak TBK'nun 147.maddesi (mülga BK'nun 126.maddesi) gereğince beş yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» 15/02/2010 tarihli olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7575 E. , 2022/1858 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25.12.2018 tarih ve 2017/147 E. - 2018/408 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.09.2020 tarih ve 2019/1724 E. - 2020/1013 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Etucon İnş. Tic. A.Ş.'nin ortağı olduklarını, davalının müvekkilini yanıltarak şirket hisselerini satış göstermek suretiyle kendisine devrettirdiğini, ancak hisse karşılığı olarak her hangi bir ödeme yapmadığını, bu durumu da Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/154 Esas sayılı ceza dosyasının 03/11/2014 tarihli duruşmasında açıkça ikrar ettiğini, müvekkilinin devrettiği hisse bedellerinin tahsili için başlattığı icra takibine haksız yere itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1994 yılından bu yana Türkiye'de olduğunu, iyi derece Türkçe bildiğini, davalının ağır ceza mahkemesindeki ifadesinin davacıya hisse devri ile ilgili para ödenmediğine ilişkin bir ikrar olarak değerlendirilemeyeceğini, hisse devir bedelinin davacıya ödendiğini, öte yandan hisse devir bedelinin tahsili için Mülga BK'nın 126. maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 147. maddesindeki beş yıllık zaman aşımı sürelerinin hisse devrinin yapıldığı 22/02/2010 tarihinden takip tarihi olan 12/01/2016 tarihine kadar geçtiğini, davacının hataya ilişkin irade fesadı iddiası ile ilgili olarak TBK'nın 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde devir sözleşmesinin iptali davasının açılması gerektiğini, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığını savunarak davanın reddi ile müvekkilinin lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dışı Etucon İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nde ki davacıya ait hisselerin davalıya devrine ilişkin 22/02/2010 tarihli protokolden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunduğu, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin (mülga BK'nun 126. maddesi) TBK'nun 147. maddesi gereğince 5 yıl olduğu, hisse devir sözleşmesi tarihi olan 22/02/2010 ila dava tarihi (17/05/2017) arasında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; 22/02/2010 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesine göre, davacı ...'in 95.000,00 TL bedelli hisselerini davalıya devrettiği anlaşılmış, Mülga 818 sayılı TBK'nın 126/4. maddesine göre davanın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin 22/02/2010 tarihli olup, bu sürenin icra takibi ve dava tarihinde geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, olaya uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacının istinaf istemi bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Zamanaşımı süresi içinde alacaklı istemde bulunmazsa, alacağın dayalı olduğu maddi hak sona ermemekte, sadece alacağı talep etme hakkı düşmektedir. Zamanaşımı süresi kesildiği takdirde, kesilmiş olduğu tarihten itibaren yeniden işleyemeye başlayacaktır. Zamanaşımını kesen nedenler, eBK 133. maddede (TBK 154. madde) sınırlı sayıda belirtilmiştir. eBK 133. maddesi (TBK 154. madde) uyarınca, borçlu borcunu ikrar ederse zamanaşımı süresi kesilir. Başka bir anlatımla borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir.
Gerçekte de borç ikrarı, ancak işlemekte olan zamanaşımını keser. Borcu ikrar eden borçlunun bu durumun zamanaşımını keseceğini bilip bilmemesi önemli değildir. Borçlu borcu açıkça veya örtülü ikrar edebilir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, alacak isteminin dayandığı hisse devir sözleşmesi 22.02.2010 tarihli olup, dava 17.05.2017 tarihinde açılmıştır. Hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davalı ...’in Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 03.11.2014 tarihli celsedeki beyanında ‘’Gerrit şirketten ayrıldıktan sonra hisse devri yapıldı ama kendisine herhangi bir bedel ödenmedi, çünkü o dönemde muhasebeci şirket hesaplarının dökümünü yaptı, şirket borçlu idi, sanık borçlardan muaf tutularak hisseleri devralındı, ödeme de bu nedenle yapılmadı.’’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalının bu beyanı, borcun örtülü ikrarı niteliğindedir. Bu durumda, mahkemece davalının ikrarı ile zamanaşımı süresinin kesildiği, davanın yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi içinde açıldığı dikkate alınarak, uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacının istinaf istemini esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790054800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz