Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6122 E. 2022/3370 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
harcın ikmali↗ müddeabih↗ belirsiz alacak davası↗ sigorta tazminatı↗ olumsuz oy↗ alacak davası↗ hukuki yarar↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, Devlet destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, fırtına nedeniyle davacı taşınmazında ekili bulunan karpuz ürününde meydana gelen hasarın dava öncesi mahkemece 39.237,59 TL olarak tesbit edildiği iddia edilerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle zararın tazmini istemi ile belirsiz alacak davası açılmış, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacı zararının 26.213,53 TL bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle bozulmuştur.
HMK 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilmesi mümkündür.
Davacı, dava dilekçesiyle davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmişse de HMK 107/1 maddesinde düzenlenen koşulların bulunmaması nedeniyle alacak belirli bulunduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Ancak davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmış olması, dava dilekçesinden, davacının belirli olan alacağının bir kısmını dava ettiğinin açıkça anlaşılması, davacı yanca yapılan ıslahla davanın tam dava haline getirilip harcının da ikmal edilmesi hususları hep bir arada gözetildiğinde davanın kısmi dava olarak açıldığının ve akabinde ıslahla tam davaya dönüştürüldüğünün kabulü gerekir. Bu itibarla Dairemizce, açıklanan ilkeler doğrultusunda, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekirken hükmün yazılı gerekçeyle bozulduğu anlaşıldığından Dairemizin bozma ilamının kaldırılmasına ve davalı vekilinin bozma sebep ve şekline göre incelenmesine gerek görülemeyen temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000.- TL sigorta tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, akabinde 17.04.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabihi 26.213,33 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, ıslah dilekçesinin kendisine tebliği üzerine, ıslahla artırılan tutar bakımından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Yukarıda 1 numaralı bentte açıklandığı şekilde huzurdaki dava kısmi dava olup, bu nedenle zamanaşımı sadece dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından kesilecek, talep edilmeyen alacak bakımından ise işlemeye devam edecektir.
Somut olayda, zararın 30.03.2014 tarihine meydana geldiği, davanın 19.09.2014 tarihinde açıldığı, ıslahın ise 17.04.2019 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde TTK'nın 1420. maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresinin ıslahla artırılan tutar bakımndan dolduğu anlaşıldığından, mahkemece bu tutar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, fırtına nedeniyle davacı taşınmazında ekili bulunan karpuz ürününde meydana gelen «hasarın» dava öncesi mahkemece 39.237,59 TL olarak tesbit edildiği iddia edilerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle zararın tazmini istemi ile «belirsiz alacak davası» açılmış, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacı zararının 26.213,53 TL bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bahisle bozulmuştur.
HMK 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilmesi mümkündür.
Davacı, dava dilekçesiyle davasını «belirsiz alacak davası» olarak açtığını belirtmişse de HMK 107/1 maddesinde düzenlenen koşulların bulunmaması nedeniyle alacak belirli bulunduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir.
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6041 E. 2022/5440 K.
Ortak:ıslah · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHMK 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilmesi mümkündür.
3- Davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000.- TL «sigorta tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, akabinde 17.04.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «müddeabihi» 26.213,33 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, «ıslah» dilekçesinin kendisine tebliği üzerine, ıslahla artırılan tutar bakımından süresi içerisinde «zamanaşımı» definde bulunmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asıl dava 14.08.2008 tarihinde açılmış olup mahkemenin «kesin» hükme dayanak yaptığı dava ise asıl dava tarihinden sonra açılmış ve kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · derdestlik · usulden reddi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla asıl dava tarihi itibarıyla yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken asıl davadan sonra açılan ve kesinleşen yabancı mahkeme kararının «kesin» hüküm olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Tazminat | Sigorta poliçesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4065 E. 2020/2331 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · sigorta poliçesi · hasar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta, fırtına nedeniyle davacı taşınmazında ekili bulunan karpuz ürününde meydana gelen «hasarın» dava öncesi mahkemece 39.237,59 TL olarak tesbit edildiği iddia edilerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle zararın tazmini istemi ile «belirsiz alacak davası» açılmış, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacı zararının 26.213,53 TL bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında «hukuki yarar» bulunmadığından bahisle bozulmuştur.
HMK 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilmesi mümkündür.
Davacı, dava dilekçesiyle davasını «belirsiz alacak davası» olarak açtığını belirtmişse de HMK 107/1 maddesinde düzenlenen koşulların bulunmaması nedeniyle alacak belirli bulunduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir.
Benzer bu kararda107/1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… py çeşidi sofralık karpuzun sigortalandığı, alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazda aşırı rüzgar nedeniyle 29-31/03/2014 tarihleri arasında meydana gelen «hasarın» fırtınadan kaynaklandığı, %70 oranında verilen gelir «kaybı» üzerinden davacı hasarının 39.237,59 TL olduğu ve «muafiyet» ile müşterek sigorta tutarı indirilmesinin ardından davacıya ödenmesi gereken ve belirli hale getirilen zararın 26.213,53 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muafiyet · tespit davası · kâr kaybı
Benzer bu kararda… py çeşidi sofralık karpuzun sigortalandığı, alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazda aşırı rüzgar nedeniyle 29-31/03/2014 tarihleri arasında meydana gelen «hasarın» fırtınadan kaynaklandığı, %70 oranında verilen gelir «kaybı» üzerinden davacı hasarının 39.237,59 TL olduğu ve «muafiyet» ile müşterek sigorta tutarı indirilmesinin ardından davacıya ödenmesi gereken ve belirli hale getirilen zararın 26.213,53 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle …
107 gereğince belirsiz alacak ve «tespit davası» olarak davasını açtığını belirtmiş olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6218 E. 2022/2167 K.
Ortak:müddeabih · ıslah
İncelediğiniz kararda3- Davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000.- TL «sigorta tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, akabinde 17.04.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «müddeabihi» 26.213,33 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, «ıslah» dilekçesinin kendisine tebliği üzerine, ıslahla artırılan tutar bakımından süresi içerisinde «zamanaşımı» definde bulunmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Somut olayda, zararın 30.03.2014 tarihine meydana geldiği, davanın 19.09.2014 tarihinde açıldığı, «ıslahın» ise 17.04.2019 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde TTK'nın 1420. maddesinde belirtilen 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin ıslahla artırılan tutar bakımndan dolduğu anlaşıldığından, mahkemece bu tutar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken …
Benzer bu kararda2-) Ancak mahkemece, davalının dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından davadan önce, ıslahla artırılan tutar bakımından ise ıslahtan önce «temerrüde» düşürülmediği gözetilerek dava dilekçesiyle talep edilen tutara dava tarihinden, ıslahla artırılan tutara ise «ıslah» tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle akdin «fesih» tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmayıp, Dairemizce mahkeme hükmünün anılan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, «müddeabihin» tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin belirtilen yöne ilişen karar düzeltme isteminin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fesih · temerrüt
Benzer bu kararda2-) Ancak mahkemece, davalının dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından davadan önce, ıslahla artırılan tutar bakımından ise ıslahtan önce «temerrüde» düşürülmediği gözetilerek dava dilekçesiyle talep edilen tutara dava tarihinden, ıslahla artırılan tutara ise «ıslah» tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle akdin «fesih» tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmayıp, Dairemizce mahkeme hükmünün anılan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, «müddeabihin» tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin belirtilen yöne ilişen karar düzeltme isteminin …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6122 E. , 2022/3370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.06.2019 gün ve 2018/299 - 2019/325 sayılı kararı bozan Daire'nin 04.03.2020 gün ve 2019/4065 - 2020/2331 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Mersin, Tarsus, Kulak mevkii ... parsel taşınmazın tamamına karpuz ekimi yaptığını, taşınmazın 18.03.2014 başlangıç tarihli Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Poliçesi ile davalı şirkete sigortalandığını, 30-31.Mart.2014 günü fırtınadan kaynaklanan hasar meydana geldiğini, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/27 D.İş sayılı dosyasından yapılan tespitle meydana gelen zararın 39.237,59 TL olduğunun belirlendiğini, talep edilmesine karşın zararın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK’nın 107. maddesi gereğince şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 17.04.2019 tarihli dilekçesiyle dava değerini 26.213,33 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dava, Devlet destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, fırtına nedeniyle davacı taşınmazında ekili bulunan karpuz ürününde meydana gelen hasarın dava öncesi mahkemece 39.237,59 TL olarak tesbit edildiği iddia edilerek, dava dilekçesinde 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle zararın tazmini istemi ile belirsiz alacak davası açılmış, mahkemece, davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacı zararının 26.213,53 TL bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle bozulmuştur.
HMK 107/1 maddesine göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilmesi mümkündür.
Davacı, dava dilekçesiyle davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmişse de HMK 107/1 maddesinde düzenlenen koşulların bulunmaması nedeniyle alacak belirli bulunduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Ancak davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmış olması, dava dilekçesinden, davacının belirli olan alacağının bir kısmını dava ettiğinin açıkça anlaşılması, davacı yanca yapılan ıslahla davanın tam dava haline getirilip harcının da ikmal edilmesi hususları hep bir arada gözetildiğinde davanın kısmi dava olarak açıldığının ve akabinde ıslahla tam davaya dönüştürüldüğünün kabulü gerekir. Bu itibarla Dairemizce, açıklanan ilkeler doğrultusunda, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekirken hükmün yazılı gerekçeyle bozulduğu anlaşıldığından Dairemizin bozma ilamının kaldırılmasına ve davalı vekilinin bozma sebep ve şekline göre incelenmesine gerek görülemeyen temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000.- TL sigorta tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, akabinde 17.04.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabihi 26.213,33 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, ıslah dilekçesinin kendisine tebliği üzerine, ıslahla artırılan tutar bakımından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olup, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Yukarıda 1 numaralı bentte açıklandığı şekilde huzurdaki dava kısmi dava olup, bu nedenle zamanaşımı sadece dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından kesilecek, talep edilmeyen alacak bakımından ise işlemeye devam edecektir.
Somut olayda, zararın 30.03.2014 tarihine meydana geldiği, davanın 19.09.2014 tarihinde açıldığı, ıslahın ise 17.04.2019 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde TTK'nın 1420. maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresinin ıslahla artırılan tutar bakımndan dolduğu anlaşıldığından, mahkemece bu tutar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.03.2020 gün, 2019/4065 Esas-2020/2331 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 25/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/790042700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz