Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1528 E. 2022/3639 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 100↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ asıl alacak↗ yasal faiz↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, bankacı bilirkişiden alınan önceki raporlar, rapora karşı tarafların itirazları, taraflarca delil olarak dayanılan belgeler, vadesiz mevduat faiz oranları ve diğer unsurlar dikkate alınarak, gerekçeli ve denetime elverişli olarak davacının dava tarihi itibari ile toplam borç tutarının sadece 2.774,68 TL faiz borcu olduğu, anapara olarak kalan borç bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.774,68 TL faiz alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan protokol gereği davacı kurumdan aylık alan hak sahiplerinin maaş hesaplarında 6 ay hareketlilik bulunmaması halinde kurum hesabına aktarılması gereken paranın haksız olarak bekletildiği iddiasına dayanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece 27/11/2014 tarihli karar ile Dairemizin 20/12/2012 tarih 2011/11541 Esas 2012/21399 Karar sayılı ilk bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 14.225,95 TL’nin 7.888,50 TL asıl alacağı oluşturan bölümüne dava tarihinden itibaren işleyecek oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dairemizin 2015/12061 Esas 2016/9514 Karar sayılı bozma ilamı ile de “..Davalı, 7.888,50 TL'nin dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen asıl alacak miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan ikinci bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonunda 2.774,68 TL faiz alacağının tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan asıl alacak ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12061 E. 2016/9514 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi · asıl alacak · yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda… n dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen «asıl alacak» miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şeki …
Mahkemece 27/11/2014 tarihli karar ile Dairemizin 20/12/2012 tarih 2011/11541 Esas 2012/21399 Karar sayılı ilk bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 14.225,95 TL’nin 7.888,50 TL asıl alacağı oluşturan bölümüne dava tarihinden itibaren işleyecek oranlarda «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan «asıl alacak» ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenl …
Benzer bu kararda… n dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen «asıl alacak» miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şeki …
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dava tarihi itibariyle davacının 7.888,50 TL ana para 6.337,45 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 14.225,95 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.225,95 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02/03/2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dava tarihi itibariyle davacının 7.888,50 TL ana para 6.337,45 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 14.225,95 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.225,95 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02/03/2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/972 E. 2014/19888 K.
Ortak:asıl alacak
İncelediğiniz kararda… n dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen «asıl alacak» miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şeki …
… tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan «asıl alacak» ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenl …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişkinin «sigorta tazminatından» kaynaklı bir alacak olmayıp, sözleşmeden kaynaklanan «alacak davası» olması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin geçmediği, davalının davacıya 53.774,15 TL «prim» borcunun olduğu, icra takibinden önce davalının «temerrüde» düşürülmediğinden «işlemiş faiz» istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın 53.774,15 TL «asıl alacak» için iptaline ve %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · izafeten dava · sigorta tazminatı · zamanaşımı defi · acente · sigorta sözleşmesi · riziko · acentelik
Benzer bu karardaAncak «acente» tarafından «prim» borçlusundan sigorta prim bedelinin talep edilebilmesi için, sigorta şirketi tarafından «acenteye» verilmiş prim tahsil etme «yetkisinin» bulunması gerekmekte olup, bu halde bile acentenin kendi adına olmayıp acentesi bulunduğu şirkete «izafeten» prim tahsilini talep etmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte sigorta şirketinin «prim alacağını» «acenteye» «temlik» etmesi veya «acente» tarafından prim borcunun sigorta şirketine ödenmiş olması halinde de acente tarafından prim tahsil talep etme hakkı mevcuttur.
Somut olayda, davacı tarafından «acente» sıfatıyla davalıya ait inşaatlar için inşaat all risk «sigorta poliçeleri» düzenlenmiş ve bu poliçelerden dolayı «prim alacağının» tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatılmış ise de, mahkemece, davacı «acentenin» davaya konu poliçelerden dolayı prim alacağını talep edebilme «yetkisinin» bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yazılı açıklamalar doğrultusunda davacı «acentenin» «prim alacağının» tahsili için takip yapma ve iş bu davayı açma «yetkisinin» bulunup bulunmadığı, buna göre davacı acentenin prim alacağını kendi adına mı, yoksa bağlı olduğu sigorta şirketi adına mı talep ettiği belirlenerek «zamanaşımı definin» de buna göre değerlendirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/1528 E. , 2022/3639 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.09.2020 tarih ve 2019/116 E. - 2020/459 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden gelir/aylık alan hak sahiplerinin aylıklarının davalı banka aracılığıyla ödendiğini, taraflar arasındaki protokol hükümlerince maaş hesaplarında 6 ay hareket bulunmaması halinde hesapların kurum hesabına aktarılması gerektiği halde haksız olarak 62.995,44 TL paranın bekletildiğini, %60 vadeli mevduat faizi üzerinden faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, 37.797,27 TL faiz ile 62.995 TL ana paranın kurum hesaplarına intikal tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokolde aktarma işleminin geç yapılması halinde işleyecek faiz oranının belirtilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte %5 vadesiz mevduat faizi uygulanabileceğini, faize faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, bankacı bilirkişiden alınan önceki raporlar, rapora karşı tarafların itirazları, taraflarca delil olarak dayanılan belgeler, vadesiz mevduat faiz oranları ve diğer unsurlar dikkate alınarak, gerekçeli ve denetime elverişli olarak davacının dava tarihi itibari ile toplam borç tutarının sadece 2.774,68 TL faiz borcu olduğu, anapara olarak kalan borç bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.774,68 TL faiz alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan protokol gereği davacı kurumdan aylık alan hak sahiplerinin maaş hesaplarında 6 ay hareketlilik bulunmaması halinde kurum hesabına aktarılması gereken paranın haksız olarak bekletildiği iddiasına dayanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece 27/11/2014 tarihli karar ile Dairemizin 20/12/2012 tarih 2011/11541 Esas 2012/21399 Karar sayılı ilk bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 14.225,95 TL’nin 7.888,50 TL asıl alacağı oluşturan bölümüne dava tarihinden itibaren işleyecek oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dairemizin 2015/12061 Esas 2016/9514 Karar sayılı bozma ilamı ile de “..Davalı, 7.888,50 TL'nin dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen asıl alacak miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece uyulan ikinci bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonunda 2.774,68 TL faiz alacağının tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan asıl alacak ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/789953800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz