Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/12061 E. 2016/9514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işlemiş faiz↗ bilirkişi incelemesi↗ asıl alacak↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dava tarihi itibariyle davacının 7.888,50 TL ana para 6.337,45 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.225,95 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.225,95 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02/03/2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı, 7.888,50 TL'nin dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen asıl alacak miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1528 E. 2022/3639 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi · asıl alacak · yasal faiz · Alacak
İncelediğiniz kararda… n dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen «asıl alacak» miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şeki …
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dava tarihi itibariyle davacının 7.888,50 TL ana para 6.337,45 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 14.225,95 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.225,95 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02/03/2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen «asıl alacak» miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şeki …
Mahkemece 27/11/2014 tarihli karar ile Dairemizin 20/12/2012 tarih 2011/11541 Esas 2012/21399 Karar sayılı ilk bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 14.225,95 TL’nin 7.888,50 TL asıl alacağı oluşturan bölümüne dava tarihinden itibaren işleyecek oranlarda «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan «asıl alacak» ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · protokol · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… rlar, rapora karşı tarafların itirazları, taraflarca delil olarak dayanılan belgeler, vadesiz mevduat faiz oranları ve diğer unsurlar dikkate alınarak, gerekçeli ve «denetime elverişli» olarak davacının dava tarihi itibari ile toplam borç tutarının sadece 2.774,68 TL faiz borcu olduğu, anapara olarak kalan borç bulunmadığı gerekçesiyle davanın kıs …
Dava, taraflar arasında imzalanan «protokol» gereği davacı kurumdan aylık alan hak sahiplerinin maaş hesaplarında 6 ay hareketlilik bulunmaması halinde kurum hesabına aktarılması gereken paranın haksız olarak bekletildiği iddiasına dayanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
… tahsiline karar verilmiş ise de, yargılama sırasında yapılan ödemelerin 6098 sayılı TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz alacağından düşülerek bakiye kalan «asıl alacak» ve işleyecek faizi yönünden karar verilmesi, ödenen miktar yönünden ise karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması gerekir iken, çelişki oluşturacak şekilde kanuna aykırı olarak faiz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1648 E. 2015/7730 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, itirazın iptaline, 12.888,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 1.40 oranında gecikme bedeli işletilerek takibin devamına, alacağın % 20'si oranında 3.248,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan talsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/876 E. 2021/3508 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükmün kesinleşmesi · kamu düzenine aykırılık · istinaf incelemesi · kamu düzeni · ortaklık ilişkisi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaSomut olayda «kamu düzenine aykırılık» da söz konusu olmadığından bölge adliye mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket hakkında inceleme yapılması ve bir karar verilmesi gerekirken, davalı ... hakkında verilen «hükmün kesinleşmiş» olduğu gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılarak dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi gereğince «istinaf incelemesi», «kamu düzenine aykırılık» halleri dışında, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Hukuk Dairesi’nce, davanın 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/12061 E. , 2016/9514 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27/11/2014 tarih ve 2013/763-2014/645 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden gelir/aylık alan hak sahiplerinin aylıklarının davalı banka aracılığıyla ödendiğini, taraflar arasındaki protokol hükümlerince maaş hesaplarında 6 ay hareket bulunmaması halinde hesapların kurum hesabına aktarılması gerektiği halde haksız olarak 62.995,44 TL paranın bekletildiğini, %60 vadeli mevduat faizi üzerinden faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, 37.797,27 TL faiz ile 62.995 TL ana paranın kurum hesaplarına intikal tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokolde aktarma işleminin geç yapılması halinde işleyecek faiz oranının belirtilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte %5 vadesiz mevduat faizi uygulanabileceğini, faize faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, dava tarihi itibariyle davacının 7.888,50 TL ana para 6.337,45 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.225,95 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 14.225,95 TL'nin 7.888,50 TL'lik asıl alacağı oluşturan bölümüne 02/03/2005 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı, 7.888,50 TL'nin dava tarihinden sonra 21.06.2007 tarihinde kurum hesaplarına aktarıldığını savunmuş olup, yapılan ödemeler var ise borcu söndürücü mahiyette olduğundan, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle ödeme tarihine kadarki faiz alacağı ve miktarı itibariyle kesinleşen asıl alacak miktarı nazara alınarak yapılan ödeme sonucu ne kadarlık kısım yönünden davanın konusuz kaldığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/330219000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz