6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespitte, senedin teminat olarak verildiği savunmasında ispat yükü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5617 E. 2022/2857 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Bir senedin bedelsiz/teminat olarak verildiği ileri sürülen menfi tespit davasında, davalı senedin belirli bir borcun (ör. kullandırdığı kredinin) teminatı olarak verildiğini savunuyorsa, ispat yükü bu savunmayı yapan davalıya geçer; davalı iddiasını (ör. kredi tutarını elden teslim ettiğini) yazılı belgeyle ispatlayamazsa senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilir. Aval veren yönünden teminat/kişisel def'i iddiası TTK 702/2 uyarınca dinlenemez.

Ele alınan sorunlar

Teminat iddiasında ispat yükü ve aval verenin teminat def'i (14185 sayılı takip) → ret

İddia: Davacılar, senedin teminat olarak verilen ilk senet yerine yine teminat olarak verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Senette malen/nakden kaydı bulunmadığından ispat yükü keşideci davacı üzerindedir; davacı senedin teminat olarak verildiği iddiasını ispatlayamamıştır. Aval veren yönünden ise teminat (kişisel def'i) iddiası TTK 702/2 uyarınca dinlenemeyeceğinden bu davacı yönünden de dava reddedilmelidir. İcra takiplerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 uyarınca davacı taraf aleyhine tazminat şartları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)

Kredi teminatı savunmasında ispat yükünün dağılımı (14184 sayılı takip, keşideci davacı) → kabul

Gerekçe: Davalı, senedin davacı adına kullandırdığı kredi borcunun teminatı olarak verildiğini savunduğuna göre artık ispat yükü davalı üzerindedir. Davalı bankadan kredi çekmiş olsa dahi kredi tutarını elden davacıya verdiğini ispat edecek yazılı belge sunamamıştır. Bu durumda senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yükün davacıya yüklenmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Senedin kredi teminatı olarak verildiği savunmasında ispat yükünün davalıya geçmesi ve bunun yazılı belgeyle ispatı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit ispat yükü teminat senedi aval kişisel def'i kambiyo vasfı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 702/2 · İİK — İİK 72/4İİK 72/5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/5617 E.  ,  2022/2857 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.03.2018 tarih ve 2015/838 E- 2018/223 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 28.05.2020 tarih ve 2018/2055 E- 2020/528 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacılar vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, gıda ticareti yapmakta olan müvekkillerinin davalıdan satın aldıkları malların bedellerini çekle ödemekte olduklarını, en son satın alınan mallara karşılık olarak müvekkillerinin çeki müsait olmadığından ileride çek verildiğinde geri alınmak üzere teminat olarak 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000.-TL bedelli bir senet verildiğini, ancak ertesi gün davalının senedin vade tarihinde oynama olduğundan ve bu durumun ileride sorun yaratabileceğinden bahisle o senedin yerine aynı tarihli ve bedelli bir senet aldığını, ilk senedi de yırttığını söyleyerek müvekkillerine iade etmediğini, daha sonra müvekkillerinin çeki müsait olduğunda ise davalıya 139.000.-TL mal borcuna karşılık 6 adet toplam 141.000.-TL bedelli çek verildiğini ve davalıda 1 tane olduğu zannedilen senedin iadesinin talep edildiğini, ancak davalının müvekkillerini oyalayarak senedi iade etmediğini, senedin karşılığında verilen 16.03.2015 tarihli 100.000.-TL bedelli çekin vadesi geldiğinde ödendiğini, davalının ise teminat olarak aldığı ve bedelini tahsil ettiği senedi ve yırtıp attığını söylediği ilk senedi iki ayrı icra takibine konu ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin her iki icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının haksız olduğunu, davacıların ekonomik olarak sıkıntıya girmeleri nedeniyle ödeme yapamadıkları bir dönemde müvekkili şirket yetkilisinden kendi adlarına bankadan kredi çekmesini istediklerini ve karşılığında senet verebileceklerini söylediklerini, 100.000.-TL bedelli çekin mal alım satım bedeli olarak değil çekilen kredinin teminatı olarak verildiğini ve bankaya ibraz edildiğini, kredi tutarı 100.000.-TL’nin davacı tarafa elden teslim edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi riskine karşılık olarak da 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000.-TL bedelli senedin verildiğini, kredinin çekim ve son vade tarihi ile senedin keşide ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, davacıların kredi borcunu ödememeleri nedeniyle müvekkilinin ödediğini, devam eden süreçte ise davacıların mal almaya devam etmeleri nedeniyle mal bedeli olarak ikinci senedin verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yapılan yargılama sonucunda, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını ispatlayamadığı, aksine alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamınca davacıların iddiasının sübuta erdiği, davalı tarafça çekildiği belirtilen kredinin davacılara teslim edildiğine dair yazılı her hangi bir belge delil sunulmadığı, davalı tarafın diğer ikinci alınan senedin davacıların aldıkları mal bedeli uyarınca davacılardan alındığı belirtilmiş olmasına rağmen davacılara bu senedin alınmasını gerektirecek mal sattığına ilişkin her hangi bir belge bilgi sunamadığı, defterlerini incelemeye tabi tutmadığı, davacıların ortağı olduğu dava dışı şirket kayıtlarında da belirtilen karşılığı çeklerle ödenen satıştan başka bir satışın ve davacılar yönünden de mal alışının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacıların İstanbul 23 İcra Müdürlüğünün 2015/14184 esas sayılı dosyasındaki 100.515,89 TL ve İstanbul 23 İcra Müdürlüğünün 2015/14185 esas sayılı dosyasındaki 101.495,89 TL olmak üzere 202.011,78 TL davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazla istemin reddine, kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 40.402,35 TL tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu senetler incelendiğinde, her iki senedin de 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000.-TL bedelli, keşidecisi davacı ..., aval vereni davacı ..., lehdarı davalı şirket olan, nakden/malen kaydı bulunmayan senetler olduğu, İstanbul 23.İcra Müdürlüğü’nün 2015/14184 E. sayılı icra takibine konu edilen senette keşide yeri mevcut olmadığından kambiyo vasfını haiz olmayıp adi senet hükmünde olduğu, davacı keşidecinin senet nedeniyle borçlu olmadığını, ayrıca bu senet yerine ikinci bir senedin verildiğini ispatla yükümlü olup iddiasını ispat edemediği, bu ilk senet şekle ait noksanlık nedeniyle kambiyo vasfını haiz olmadığından davacı aval veren ...’ın bu senet ve senede dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı;

İstanbul 23.İcra Müdürlüğü’nün 2015/14185 E. sayılı icra takibine konu edilen diğer senede gelince, davacı bu senedin teminat olarak verilen ilk senet yerine yine teminat olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı ise davacı tarafın satın aldığı malların bedeline mahsuben verildiğini savunmuş olup, senette malen/nakden kaydı da olmamasına göre ispat yükünün yine davacı keşide üzerinde olduğunun kabulü gerekmiş olup, davacının teminat iddiasını ispatlayamadığı, bununla birlikte bu senet yönünden aval veren ...'ın teminat iddiası TTK 702/2 m. uyarınca dinlenemeyeceğinden, bu davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerektiği, icra takiplerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 m.

uyarınca davacı taraf aleyhine tazminat şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne; davacı ...’ın İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2015/14184 E. sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu icra takiplerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 m. uyarınca davacı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, davacı ...’ın İİK 72/5 m. uyarınca şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre İstanbul 23 İcra Müdürlüğü'nün 2015/14185 sayılı takip dosyası yönünden davacıların tüm temyiz itirazları ile, davalının da aynı icra müdürlüğünün 2015/14184 sayılı takip dosyası nedeniyle davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin davacı ... yönünden ileri sürdüğü temyiz itirazlarına gelince; dava davacılar aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle açılmış menfi tespit davasıdır. Davacı ..., takibe konu iki senedin de keşidecisi olup, 2015/14184 E. sayılı icra dosyasına konu edilen senet yönünden davalı yan savunmasında, kendisi tarafından davacı adına kullanılan kredi borcunun geri ödenmemesi riskini teminat için senedin verildiğini savunduğundan artık ispat yükü davalı üzerinde olup, dosya kapsamına göre davalı yan savunmasını ispat edememiştir. Her ne kadar davalı 11.03.2014 tarihinde bankadan genel kredi sözleşmesi ile kredi çekmiş ise de, kredi tutarını elden davacı ...’e verdiğini ispat edecek yazılı belge sunamamıştır.

Bu durumda, 2015/14184 E. sayılı icra dosyasına konu edilen senet nedeniyle davacı ...’in borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, mahkemece ispat yükünün tayininde hataya düşülerek davacı ... üzerinde olduğu ifade edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mümeyyiz davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların İstanbul 23 İcra Müdürlüğü'nün 2015/14185 sayılı dosyası yönünden tüm, davalı vekilinin de 2014/14184 Esas sayılı dosya yönünden ... hakkında ileri sürdüğü temyiz itirazının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ... yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 1.652,60 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubu ile aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL onama harcının davacılardan alınmasına, 06/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/789936000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2055 E. 2020/528 K.

Keşide yeri olmayan senedin kambiyo vasfını haiz olmaması

Gerekçe özeti

Keşide yerini içermeyen bir senet kambiyo vasfını haiz olmayıp adi senet hükmündedir; senedin keşidecisi bu senetten kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamaz. Ancak TTK 702/2 uyarınca senedin şekle ilişkin noksanlıktan dolayı batıl olması, senette aval veren kişinin taahhüdünü geçersiz kılmaz; aval veren, senedin şekli geçersizliğine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. Malen/nakden kaydı bulunmayan bir senedin teminat amacıyla verildiği iddiası ispat külfeti keşideciye aittir; bu ispatlanamazsa senet bedelinden sorumluluk devam eder.

Emsal değeri

Keşide yeri bulunmayan senedin kambiyo vasfını haiz olmadığı ve bu durumun keşideci ile aval veren yönünden farklı sonuçlar doğurduğu (TTK 702/2 uyarınca aval verenin şekle ilişkin noksanlıktan yararlanamaması) hususunda emsal niteliğindedir.

Kavramlar: kambiyo senedi keşide yeri aval menfi tespit kötüniyet tazminatı ispat yükü ihtiyati tedbir

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2055

KARAR NO 2020/528

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/03/2018

NUMARASI 2015/838 Esas-2018/223 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/05/2020

Davanın kısmen kabulüne yönelik hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, birlikte gıda ticareti yapmakta olan müvekkillerinin davalıdan satın aldıkları malların bedellerini çekle ödemekte olduklarını, en son satın alınan mallara karşılık olarak müvekkillerinin çeki müsait olmadığından ileride çek verildiğinde geri alınmak üzere teminat olarak 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000-TL bedelli bir senet verildiğini, ancak ertesi gün davalının senedin vade tarihinde oynama olduğundan ve bu durumun ileride sorun yaratabileceğinden bahisle o senedin yerine aynı tarihli ve bedelli bir senet aldığını, ilk senedi de yırttığını söyleyerek müvekkillerine iade etmediğini, daha sonra müvekkillerinin çeki müsait olduğunda ise davalıya 139.000-TL mal borcuna karşılık 6 adet toplam 141.000-TL bedelli çek verildiğini ve davalıda 1 tane olduğu zannedilen senedin iadesinin talep edildiğini, ancak davalının müvekkillerini oyalayarak senedi iade etmediğini, senedin karşılığında verilen 16.03.2015 tarihli 100.000-TL bedelli çekin vadesi geldiğinde ödendiğini, davalının ise teminat olarak aldığı ve bedelini tahsil ettiği senedi ve yırtıp attığını söylediği ilk senedi iki ayrı icra takibine konu ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin her iki icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının haksız olduğunu, davacıların ekonomik olarak sıkıntıya girmeleri nedeniyle ödeme yapamadıkları bir dönemde müvekkili şirket yetkilisinden kendi adlarına bankadan kredi çekmesini istediklerini ve karşılığında senet verebileceklerini söylediklerini, 100.000-TL bedelli çekin mal alım satım bedeli olarak değil çekilen kredinin teminatı olarak verildiğini ve bankaya ibraz edildiğini, kredi tutarı 100.000-TL’nin davacı tarafa elden teslim edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi riskine karşılık olarak da 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000-TL bedelli senedin verildiğini, kredinin çekim ve son vade tarihi ile senedin keşide ve vade tarihlerinin aynı olduğunu, davacıların kredi borcunu ödememeleri nedeniyle müvekkilinin 100.000-TL borcu davacılar hesabına göndermek suretiyle ödediğini, davacılar hesabına gönderilen 100.000-TL’nin ise bankaca çekildiğini, devam eden süreçte ise davacıların mal almaya devam etmeleri nedeniyle mal bedeli olarak ikinci senedin verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını ispatlayamadığı, aksine alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamınca davacıların iddiasının sübuta erdiği, davalı tarafça çekildiği belirtilen kredinin davacılara teslim edildiğine dair yazılı her hangi bir belge delil sunulmadığı, buna göre de bu savunmasına da itibar edilemeyeceği, ayrıca davalı tarafın verilen senedin birini teminat amaçlı verildiği belirtilmiş olmasına rağmen, aynı cevap dilekçesinde geçen 100.000,00 TL lik çekin de teminat amaçlı bankaya teslim edildiği belirtilmesine göre , davalı tarafın kendi cevap dilekçesi uyarınca 100.000,00 TLlik kredi için iki kez teminat alındığının kabulü gerekeceği, oysa çekler tahsil edildiğinden diğer senedin niçin iade edilmediğinin davalı tarafça açıklanamadığı, davalı tarafın diğer ikinci alınan senedin davacıların aldıkları mal bedeli uyarınca davacılardan alındığı belirtilmiş olmasına rağmen davacılara bu senedin alınmasını gerektirecek mal sattığına ilişkin her hangi bir belge bilgi sunamadığı, defterlerini incelemeye tabi tutmadığı, davacıların ortağı olduğu dava dışı şirket kayıtlarında da belirtilen karşılığı çeklerle ödenen satıştan başka bir satışın ve davacılar yönünden de mal alışının ispatlanamadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler, getirtilen icra dosyaları, alınan detaylı, gerekçeli, dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle itibar edilen bilirkişi ek ve kök raporları uyarınca, davacıların davasının cari hesaptan açıkta kalan borç miktarı düşüldükten sonra bakiye kalan kısım yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, ayrıca davalı tarafın kötü niyetle bilerek davacılar aleyhine icra takibinde bulunduğunun sabit hale geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacıların İstanbul ...

İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasındaki 100.515,89 TL ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki 101.495,89 TL olmak üzere 202.011,78 TL davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazla istemin reddine, kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 40.402,35 TL tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-Davacı tarafça mal bedeli olarak verildiği ileri sürülen 100.000-TL bedelli çekin esasında davacılar adına çekilen kredinin teminatı olarak alındığını ve bankaya ibraz edildiğini, kredi bedelinin davacı tarafa elden teslim edildiğini, bu hususta banka kamera kayıtlarının celbinin gerektiğini, 2-Söz konusu kredi borcunun ödenmemesi riskine karşılık olarak ise davacıların müvekkiline İst. ....İcra Müd.... E. sayılı takibe konu 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000 TL bedelli senedi verdiklerini, davacıların kredi borcunu ödemeyememeleri üzerine müvekkilince ödenerek 100.000-TL’nin davacıların hesabına yatırıldığını ve bankaca bu hesaptan çekildiğini,3-İst.

....İcra Müd. ...E. sayılı takibe konu 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000 TL bedelli senedin ise davacı tarafın mal almayı sürdürmesi ancak ödeme yapamaması nedeniyle mal bedeline karşılık düzenlendiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, senede dayalı iki ayrı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile mal alımına dayalı ticari ilişkilerinde teminat olarak bir senet verildiğini, davalının senedin vade tarihinde oynama olduğundan bahisle yeni senet talep etmesi üzerine davalıya aynı keşide ve vade tarihlerine sahip aynı bedelli bir senet daha verildiğini, davalının ilk senedi yırtıp attığı yönündeki beyanına itibar ettiklerini, daha sonra ticari ilişkiden kaynaklanan borcun çeklerle ödendiğini ancak ikinci senet iade edilmediği gibi ilk senedin de halen davalıda olduğunun ortaya çıktığını, davalının bedelsiz olan her iki senedi kötüniyetli olarak icra takiplerine konu ettiğini ileri sürmüş;

davalı ise, ilk senedin davacı taraf adına çekilen kredi borcunun davacılarca ödenmemesi riskine karşılık teminat olarak alındığını ve kredi borcunun kendisi tarafından ödendiğini, ikinci senedin ise davacı tarafın aldığı mal bedeline mahsuben alındığını savunmuş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu senetler incelendiğinde, her iki senedin de 26.12.2014 keşide 16.03.2015 vade tarihli 100.000-TL bedelli, keşidecisi davacı ..., aval vereni davacı ..., lehdarı davalı şirket olan, nakden/malen kaydı bulunmayan senetler olduğu görülmüştür. Dava konusu olup İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibine konu edilen senette keşide yeri mevcut olmadığından kambiyo vasfını haiz olmayıp adi senet hükmündedir.

Senette imzası olan davacı keşideci, senet nedeniyle borçlu olmadığını, ayrıca bu senet yerine ikinci bir senedin verildiğini ispatla yükümlü olup, davalının savunmasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de söz konusu değildir. Ne var ki davacı iddiasını ispata yönelik yazılı bir delil sunamamış, yemin deliline de dayanmamıştır. Öte yandan TTK 702/2 m. uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Bu ilk senet şekle ait noksanlık nedeniyle kambiyo vasfını haiz olmadığından yani geçersiz olduğundan, davacı aval veren ...’ın bu senet ve senede dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir.

Davacı .... lehine ilk senet yönünden hükmedilen kötüniyet tazminatı davalı tarafça açıkça istinaf konusu edilmemiş ise de, bu senet yönünden davanın kabulüne ilişkin gerekçe değiştirildiğinden ve davacının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden, davacı lehine şartları oluşmayan kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiği kanısına varılmıştır. Dava konusu olup İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibine konu edilen diğer senede gelince, davacı bu senedin mal alımı nedeniyle teminat olarak verilen ilk senet yerine yine teminat olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı ise davacı tarafın satın aldığı malların bedeline mahsuben verildiğini savunmuş olup, senette malen/nakden kaydı da olmamasına göre ispat yükünün yine davacı keşide üzerinde olduğunun kabulü gerekmiş olup, davacı teminat iddiasını ispatlayamamıştır.

Bununla birlikte bu senet yönünden davacı aval veren ...ın teminat iddiası TTK 702/2 m. uyarınca dinlenemeyeceğinden, bu davacı yönünden davanın bu nedenle reddi gerekir. Dava konusu icra takiplerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 m. uyarınca davacı taraf aleyhine tazminat şartları da oluşmamıştır.O halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2018 tarihli 2015/838 Esas-2018/223 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacı ... tarafından açılan davanın REDDİNE, Davacı ... tarafından açılan davanın KISMEN KABULÜNE; davacı ...’ın İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibi nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, fazla istemin reddine, Dava konusu icra takiplerine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 m. uyarınca davacı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,Davacı ...’ın İİK 72/5 m. uyarınca şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,” İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 6.933,18-TL nispi harçtan 3.466,60-TL peşin nisbi harcın mahsubu ile bakiye 3.466,58-TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça ödenen 3.466,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı ... ödenmesine, Davacı tarafça tarafından ödenen 35,90-TL ilk masraf, 1200-TL bilirkişi ücreti ile 144-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.379,90-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 689,94-TL' sinin davalıdan alınarak davacı ... verilmesine, kalanın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 6,50-TL yargılama giderinin 3,26-TL'sinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Davacı ....

vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 13.592,11-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 22.659,44-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak (davacı ...

13. 592,11-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 3.449,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10-TL’nin hazineye irad kaydına,Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 80,90-TL istinaf yargılama giderinin kabul-red oranına göre 40,46- TL’sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 21-TL istinaf yargılama giderinin 10,49-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/05/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.