6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Faturaya yazılan vade farkı kaydına itiraz edilmemesi kabul sayılmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/355 E. 2024/1289 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalGörev ve yetki

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Faturaya, süresinde ödenmeyen bedel için belirli oranda vade farkı uygulanacağına ilişkin kayıt konulması ve bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi, TTK 23/2 uyarınca faturanın sözleşmenin ifa safhasına ilişkin olağan içeriğinin (mal cinsi, adedi, bedeli vb.) kabul edildiği anlamına gelir; ancak taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş, sözleşmenin kurulması aşamasına ilişkin vade farkı gibi bir hususun da kabul edildiği sonucunu doğurmaz. Vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yönde bir sözleşme hükmü veya ticari teamül bulunması gerekir; böyle bir teamül veya anlaşma yoksa faturaya yazılı vade farkı kaydına dayanılarak talepte bulunulamaz. Ayrıca kısmen reddedilen ve esası incelenen davalarda davalı yararına vekalet ücreti maktu değil nispi olarak takdir edilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Yetki itirazı (para borcunun ifa yeri) → ret

İddia: Davalı vekili, görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 89/1 uyarınca aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Takip ve dava konusu para alacağı olduğundan, davacı şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir; davalının yetki itirazı yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vade farkı alacağının faturaya yazılı kayda dayanarak talep edilip edilemeyeceği → ret

İddia: Davacı vekili, faturalarda vade farkı uygulanacağına ilişkin kayıt bulunduğunu, davalının bu faturalara itiraz etmeden kabul ettiğini, dolayısıyla vade farkı ödemesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargıtay İBBGK'nın 2001/1, 2003/1 karar sayılı, 27.06.2003 tarihli kararına göre, fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğundan TTK 23/2 uyarınca süresinde itiraz edilmemek suretiyle kabul edilmiş sayılan fatura içeriği, ancak satılan malın cinsi, adedi, türü, bedeli gibi olağan hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bu hususun da kabul edildiği anlamına gelmez; vade farkı kaydı faturanın zorunlu içeriğinde olmadığından, itiraz edilmemesi TTK 23/1'deki karinenin uygulanmasını sağlamaz, zira fatura sözleşme değildir ve itiraz edilmemesi de ona sözleşme niteliği vermez. Somut olayda taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerde bu yönde bir teamül (daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödendiğine dair kayıt) bulunmadığı bilirkişi incelemesiyle belirlendiğinden, vade farkı istemi reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip öncesi temerrüt ve işlemiş faiz talebi → ret

İddia: Davalı vekili, temerrüt şartlarının oluşmadığını, takip öncesi temerrüde düşürülmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Fatura üzerindeki vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. TBK 117 uyarınca, borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse muaccel alacağın borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davalı icra takibi öncesinde temerrüde düşürülmediğinden, takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın muaccel olmadığı iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, icra takibine konu alacağın muaccel olmadığını, bu nedenle itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alacağın ödenmesi için kesin vade öngörülmediği ve aksi kararlaştırılmadığı hallerde, her borç doğumu anında muaccel olduğundan, alacağın muaccel olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, alacağın yargılamaya tabi olup likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İtirazın iptaline karar verilen alacak, davalının ticari defterlerinde kayıtlı alacak olduğundan likittir; bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi kabul halinde davalı yararına vekalet ücretinin maktu değil nispi olarak takdir edilmesi gerekliliği → kabul

İddia: Davalı vekili, davanın kısmen reddine konu 446.032-TL üzerinden davalı için maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava kısmen reddedildiği ve davanın esası incelendiği gözetildiğinde, davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır; davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmuş, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmeksizin, davalı yararına reddedilen kısım bakımından nispi vekalet ücreti takdir edilerek yeniden karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Faturaya yazılan vade farkı kaydına süresinde itiraz edilmemesinin, TTK 23/2 kapsamında faturanın olağan içeriğinin kabulü sonucunu doğurmakla birlikte, sözleşmede düzenlenmemiş vade farkı gibi hususların kabul edildiği anlamına gelmeyeceği yönündeki değerlendirme, Yargıtay İBBGK kararına dayanılarak kurulmuş; bu husustaki uygulama bakımından bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Para borcuna ilişkin itirazın iptali davasında, aksine bir anlaşma yoksa TBK 89/1 uyarınca para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edildiğinden, alacaklının (davacının) yerleşim yerindeki mahkeme ve icra dairesi yetkilidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
İtirazın iptali Vade farkı Fatura içeriğinin kabulü (TTK 23/2) Temerrüt Muacceliyet İcra inkar tazminatı Yetkili mahkeme (para borcu ifa yeri) Nispi vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 89/1TBK 117 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1TTK 23/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/355

KARAR NO 2024/1289

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/11/2021

NUMARASI 2019/773 Esas 2021/800 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflarca UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını, ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak hizmete ilişkin 1.040.258,56- TL cari hesap borcunun ödenmediğini, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıya takip tarihi itibari ile 588.268,49 TL borçlarının olduğunu, ancak aralarında vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya uygulama olmadığını, gönderilen 13.9.2018, 15.10.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde gönderilen 438.035,52 TL olan vade farkı faturasına süresi içinde itiraz edilerek davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ara ödemeler şeklinde örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, takip öncesi davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, davacının icra masrafları ile zarar verme kastı ile hareket ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece taraf defterlerinin yasal koşulları taşıdığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 594.226,65-TL alacaklı, davalı ticari defterlerine göre davacıya 588.266,49-TL borçlu olduğu, takibe konu 438.035,52-TL'lik vade farkı faturasının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takibin 594.226,65-TL alacak ve 438.035,52-TL'lik vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.032.262,17-TL alacak üzerinden yapıldığı, vade farkı faturalarının 05/01/2017 ile 29/06/2018 tarihleri arasında tahsil edilemeyen faturalar için düzenlendiği, 2017 yılı öncesi için vade farkı uygulaması yapılmadığı ve taraf defter ve kayıtlarına göre vade farkı ödemesinin yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı, sipariş formları ve fatura üzerilerinde aylık %3 vade farkı uygulanacağı ibaresinin tek yanlı düzenlenmiş olması nedeniyle vade farkı istenemeyeceği, davalı kayıtlarında yer almayan 19/07/2018 tarihli ve 3337 sayılı 5.957,97-TL bedelli faturanın irsaliyesinin mevcut olması nedeniyle talep edilebileceğine dayanılarak davanın kısmen kabulü ile;

İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ...-esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 594.226,56-TL asıl alacak yönünden iptali ile, takip talebindeki koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin vade farkı yönünden istemin reddine, alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının vade farkı uygulanacağına yönelik ihtar içeren faturalara itiraz etmeden kabul edip aylarca ödeme yapmayarak zarara uğrattığını, faturaların her birinin altında da "gününde ödenmeyen bedel üzerinden 3% vade farkı uygulanacağı" yönünde ihtar bulunduğunu, yazılı ve sözlü olarak hatırlatıldığını, borcun kapanmasına ya da taksitlendirilmesine yönelik bir uzlaşma olmadığını, çok uzun aralıklarla yapılan cüzi ödemelerin davacıyı zor durumda bıraktığını, vade farkının işletildiği her bir alacağın ayrı ayrı tespit edilerek ortaya çıkarıldığını, 06/11/2017 tarihinde kesilen faturadan sonraki hiçbir faturanın (112 fatura) karşılığı olmadığını, yılın her ayı hizmet almasına rağmen yılda bir iki defa cüzi ödeme yaptığını, malların maliyetinin döviz cinsinden olup Türk Lirası olarak ödeme yapıldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili;

yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının muaccel hale gelmeyen alacak için kötü niyetli bir şekilde icra takibine giriştiğini, temerrüde düşürülmediğini, itirazlarının haksız ve kötü niyetli olmadığını, alacağın yargılamaya tabi olup likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, muaccel olmayan alacak hakkında açılan itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın kısmen reddine konu 446.032-TL üzerinden davalı için 4.080-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı tarafça davalıya gönderilen faturalarda ödeme yapılmaması halinde %3 vade farkı uygulanacağının yazılı olduğu ileri sürülerek cari hesap bakiyesi ile vade farkı alacağının tahsili için 1.032.262.08 TL asıl alacak ile 7.996-TL işlemiş faiz toplamı 1.040.258,56- TL alacak için ilamsız takip yapıldığı, davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itirazı ile arada vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir anlaşma olmadığı,takip öncesi temerrüde düşürülmediği sebebleriyle icra takibine itiraz edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre , aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.

Eldeki davada takip ve davanın konusu para alacağı olduğundan, davacı şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra daireleri yetkili olup, davalı vekilinin mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde değildir.Davacı tarafından yapılan takipte alacağın açıklanması kısmında cari alacak ve kur farkı alacağı yazılı ise de ; Davacı alacaklı icra takibinde 1.032.262,08-TL alacak talep etmiş olup,13.9.2018 tarihli 438.035,52 -TL bedelli vade farkı faturası dışındaki 594,226,56-TL açık hesapdan kaynaklanan alacağın tamamının kabul edildiği ,uyuşmazlığın 438.035,52-TL bedelli ,vade farkı içerikli faturadan ibaret olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafça vade farkı istemine dayanak olarak düzenlenen satış ve hizmet faturaları ile sipariş onay formu altlarında yazılı olan 30 gün içinde banka transferi yapılmayan ödemeler için aylık %3 vade farkı uygulanacağı"na ilişkin kayıtlara dayanılmış,Davacı vekili;

vade farkına temel teşkil eden faturalarda ,zamanında ödenmeyen faturalara vade farkı uygulanacağı kaydı konulduğunu, davalının iş bu faturalara itiraz etmediğini, faturaları bu kayıtla kabul etmiş sayıldığını, geç ödemeleri nedeniyle vade farkı ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Yargıtay İBBGK'nın 2001/1,2003/1 karar sayılı ,27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir.

Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği ,faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2.

maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir.Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının anlaşılması gerektiği, bilirkişi incelemesi neticesi taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği belirlendiğine göre vade farkı faturası nedeniyle istemin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde temerrüt şartları oluşmadığını ileri sürmüştür.Fatura üzerinde bulunan vade tarihi de ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur.

6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde, muaccel bir alacağın borçlusu borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Davalı icra takibi öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, karar verilmesi yerindedir.Davalı vekili icra takibine konu alacağın muaccel olmadığını ileri sürmüş ise de ; davacı alacağının ödenmesi için kesin vade öngörülmediği aksi kararlaştırılmamışsa her borcun doğumu anında muaccel olduğundan alacağın muaccel olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.İtirazın iptaline karar verilen alacak ,davalının ticari defterlerinde kayıtlı alacağın likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.Ancak ,dava kısmen red edildiği ve davanın esası incelendiği gözetildiğinde davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış,davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacının işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davalı yararına red edilen kısım bakımından nispi vekalet ücret takdir edilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 Tarih 2019/773 Esas 2021/800 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada icra takibine yaptığı itirazın 594.226,56-TL asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ,fazla istemin reddine,%20 oranda hesaplanan 118.845,30-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarask;

"Alınması gereken 40.592-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 12.563,73-TL'nin mahsubu ile kalan 28.028,27-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 12.614,53-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine ,Davacı tarafından yapılan 4.200-TL bilirkişi ücreti, 129,50-TL posta, tebligat masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 2.466,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı lehine takdir olunan 26.654-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 39.351,6‬0-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 8.156-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 7.728,4‬0-TL harcın davacıya iadesine, Yatırılan 10.148-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 54-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 24-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/78741 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6865 E. 2025/4964 K. · Bozuldu

Sipariş onay formuna itiraz edilmemesi vade farkı hakkı doğurabilir

Gerekçe özeti

Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme veya teamül hâlini almış yerleşik bir uygulama bulunmalıdır. Vade farkı faturasının karşı tarafça itiraza uğraması, vade farkı faturası düzenlenmesinin fiili uygulama olduğunun kabulünü engeller; ancak faturadan önce düzenlenen ve vade farkı uygulanacağı ifadesini içeren sipariş onay formlarına itiraz edilmeksizin sözleşmesel ticari ilişki sürdürülmüşse vade farkı uygulanacağı kabul edilir. Bu hâlde mahkemece sipariş onay formlarının karşı tarafa tebliğ edilip edilmediği ve hukuki ilişkinin bu şekilde kurulup kurulmadığı araştırılmalı; kurulmuşsa vade farkı alacağının sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan teamül hâline gelmesi koşuluyla alacağın doğduğu ve zamanaşımı süresi içinde istenebileceği sonucuna varılmalıdır.

Emsal değeri

Vade farkı alacağının doğumunda, itiraza uğrayan vade farkı faturasının fiili uygulama sayılmamasına karşılık itiraz edilmeksizin ticari ilişkinin sürdürüldüğü sipariş onay formundaki vade farkı kaydının sözleşmesel/teamüle dayalı dayanak oluşturabileceği yönündeki tespit bakımından bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğinde emsal değer taşır.

Kavramlar: vade farkı sipariş onay formu ticari teamül faturaya itiraz cari hesap itirazın iptali icra inkâr tazminatı İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/6865 E.  ,  2025/4964 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/355 Esas, 2024/1289 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/773 E., 2021/800 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflarca UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını, ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak hizmete ilişkin 1.040.258,56 TL cari hesap borcunun ödenmediğini, İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2018/32818 E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıya takip tarihi itibari ile 588.268,49 TL borçlarının olduğunu, ancak aralarında vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya uygulama olmadığını, 13.09.2018, 15.10.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde gönderilen ve toplam tutarı 438.035,52 TL olan vade farkı faturasına süresi içinde itiraz edilerek davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ara ödemeler şeklinde örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, takip öncesi davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, davacının icra masrafları ile zarar verme kastı ile hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf defterlerinin yasal koşulları taşıdığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 594.226,65 TL alacaklı, davalı ticari defterlerine göre davacıya 588.266,49 TL borçlu olduğu, takibe konu 438.035,52 TL'lik vade farkı faturasının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takibin 594.226,65 TL alacak ve 438.035,52 TL'lik vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.032.262,17 TL alacak üzerinden yapıldığı, vade farkı faturalarının 05.01.2017 ile 29.06.2018 tarihleri arasında tahsil edilemeyen faturalar için düzenlendiği, 2017 yılı öncesi için vade farkı uygulaması yapılmadığı ve taraf defter ve kayıtlarına göre vade farkı ödemesinin yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı, sipariş formları ve fatura üzerilerinde aylık %3 vade farkı uygulanacağı ibaresinin tek yanlı düzenlenmiş olması nedeniyle vade farkı istenemeyeceği, davalı kayıtlarında yer almayan 19.07.2018 tarihli ve 3337 sayılı 5.957,97 TL bedelli faturanın irsaliyesinin mevcut olması nedeniyle talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile;

İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2018/32818 E. sayılı icra takibine yapılan itirazın 594.226,56 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin takip talebindeki koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin vade farkı yönünden istemin reddine, alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davalı yararına reddedilen kısım bakımından nispi vekâlet ücret takdir edilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Davanın konusunu teşkil eden alacağa ilişkin olarak dosyada bulunan ve davacı tarafından düzenlenmiş olan sipariş onay formunda ödeme şekli ve sipariş genel şartları tek tek maddeler halinde sayılmıştır.

27.06.2003 tarih, 2001/1 E. 2003/1 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı ile Dairemiz ve Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerekmektedir.

Her ne kadar somut olayda vade farkına ilişkin düzenlenen faturanın davalıya sunulduğu, davalı tarafından da itiraz edildiği, bu durumda vade farkı fatura düzenlenmesinin fiili uygulama olduğuna dair bir durum söz konusu değil ise de vade farkı faturasından önce düzenlenen sipariş onay formlarında da vade farkı uygulanacak ifadesinin yer aldığı ve sipariş onay formlarına itiraz edilmeksizin sözleşmesel ticari ilişkinin devam ettiğinden bahisle vade farkı uygulanacağı hususunun kabulü gerekir.

Buna göre mahkemece öncelikle sipariş onay formlarının davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ve hukuki ilişki bu şekilde kurulmuş olması halinde vade farkı alacağının sözleşmesel ilişkiden kaynaklı teamül haline gelmiş olması halinde vade farkı alacağının doğduğu ve zamanaşımı süresi içerisinde istenebileceğinin kabulü ile buradan varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile vade farkı tutarı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.