Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/154 E. 2022/1985 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aciz vesikası↗ ödeme emri↗ usulüne uygun tebliğ↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ kredi sözleşmesi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan tebligatın iade dönmesine rağmen aciz vesikasının gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, usulüne uygun tebliğ edilmemiş bir ödeme emri söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise (son işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli aciz vesikasının bulunduğu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir aciz vesikası bulunmadığı ve davacı alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin verdiği 17.05.2016 tarihli kararda, dava hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar davalı tarafından gerekçeden temyiz edilmemiştir. Bu nedenle bu aşamada zamanaşımına dayanılarak davanın reddine karar verilemez. Bunun yanında bozma kararına uyulmuş olmakla, bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.
Ortak:aciz vesikası · Alacak
İncelediğiniz kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «aciz vesikasının» dava tarihinden sonra alınması nedeniyle, dava tarihinde davacının off-shore şirketinden tahsili için gereken işlemleri tamamlamadığından erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4106 E. 2020/2254 K.
Ortak:aciz vesikası · ödeme emri · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan 2007/83 E. sayılı icra takibi neticesinde davalı hakkında borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlenerek alacaklıya verildiği, bu hali ile alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davacı tarafından bu yönde bir talepte bulunması ve davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Yine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · ödeme emri tebliği · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar
Benzer bu karardaİİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Borçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan 2007/83 E. sayılı icra takibi neticesinde davalı hakkında borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlenerek alacaklıya verildiği, bu hali ile alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davacı tarafından bu yönde bir talepte bulunması ve davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11899 E. 2017/4421 K.
Ortak:aciz vesikası · ödeme emri · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Yine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · ödeme emri tebliği · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar
Benzer bu karardaİİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Borçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11893 E. 2017/4417 K.
Ortak:aciz vesikası · ödeme emri · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Yine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · ödeme emri tebliği · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar
Benzer bu karardaİİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Borçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11898 E. 2017/4420 K.
Ortak:aciz vesikası · ödeme emri · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz kararda… ya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan «tebligatın» iade dönmesine rağmen «aciz vesikasının» gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, «usulüne uygun tebliğ» edilmemiş bir «ödeme emri» söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise («son» işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli «aciz vesikasının» bulunduğu, davacının bu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir «aciz vesikası» bulunmadığı ve davacı alacağının «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Dava, tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Yine «aciz vesikasının» maddi hukuk bakımından etkileri ise İİK’nın 143. maddesinde «kesin» aciz vesikasında yazılı borç hakkında, borçlu için yirmi yıl süreyle «zamanaşımının» işlemeyeceği ve kesin aciz vesikasına bağlanmış olan alacak hakkında faiz istenemeyeceği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrine itiraz · itirazın kaldırılması · ödeme emri tebliği · borç ikrarı · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · şikayet · ikrar
Benzer bu karardaİİK'nın 143. maddesine göre düzenlenen «kesin» «aciz vesikası» takip hukuku bakımından «borç ikrarını» içeren bir senet olup, İİK'nın 68/1. maddesinde yazılı belgelerdendir.
Bu bir yıl içinde borçluya «ödeme emri tebliğ» edilmeyeceğinden borçlunun «ödeme emrine itiraz» etmesi de söz konusu değildir.
Borçlunun bu takibe her zaman itiraz hakkı olduğundan borçlunun itirazda bulunması üzerine, «aciz vesikası» İİK’nın 68/1 maddesinde yazılı belgelerden sayıldığı için, alacaklı «itirazın kaldırılmasını» isteyebilir veya genel hükümler çerçevesinde genel mahkemelerde «itirazın iptali davası» açabilir.
… savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacak hakkında davacı tarafından yapılan icra takibi neticesinde davalı hakkında 17.12.2008 tarihli borç ödemeden «aciz vesikası» düzenlendiği, alacaklının aciz vesikasına dayanarak 20 yıl boyunca söz konusu alacağı davalıdan talep etmesinin mümkün olduğu, davalının aciz vesikasına yönelik bir «şikayetinin» olması halinde ancak o zaman ihtilaf konusu olan alacak hakkında «alacak davası» açılabileceği, bu aşamada davacının söz konusu alacak hakkında alacak davası açmasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/154 E. , 2022/1985 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.10.2019 tarih ve 2018/197 E. - 2019/119 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.01.2000 tarihinde tarımsal kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının söz konusu kredinin 442,00 TL ana para 4.768,00 TL faizi olmak üzere toplam 5.210,00 TL'lik kısmını ödemediğini, kredi sözleşmesinde uygulanacak temerrüt faizi oranının %30 olarak belirlendiğini ileri sürerek 5.210,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek %30 temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, borcun tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin dava konusu sözleşmeye istinaden başlatıldığı, ancak dosyada davalıya çıkarılan tebligatın iade dönmesine rağmen aciz vesikasının gerekli araştırmalar yapılmadan tanzim edildiği, usulüne uygun tebliğ edilmemiş bir ödeme emri söz konusu iken takip borçlusu aleyhine düzenlenen aciz vesikası hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, alacağın dayanağı sözleşmeye istinaden yapılan takibin ise (son işlem tarihi göz önüne alındığında) düştüğü, bu haliyle 2007 tarihli icra takip dosyasının, takibin açılmasıyla maddi hukuk yönünden etkilerinin ortadan kalktığı, 10/11/2000 tarihli sözleşmeye dayalı borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacının açmış olduğu davada 17.05.2016 tarihli aciz vesikasının bulunduğu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda usulüne uygun bir aciz vesikası bulunmadığı ve davacı alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin verdiği 17.05.2016 tarihli kararda, dava hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar davalı tarafından gerekçeden temyiz edilmemiştir. Bu nedenle bu aşamada zamanaşımına dayanılarak davanın reddine karar verilemez. Bunun yanında bozma kararına uyulmuş olmakla, bozma kararı doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/770004600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz