İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5268 E. 2022/2018 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanaat verici delil↗ tahsil harcı↗ ödeme emrine itiraz↗ itiraz süresi↗ kısmi itiraz↗ takip talebi↗ aleyhe delil↗ maddi hatanın düzeltilmesi↗ yemin delili↗ ilamsız icra takibi↗ yazılı delil↗ temerrüt tarihi↗ ticari defter kayıtları↗ maddi hata↗ yemin↗ denetime elverişlilik↗ kötü niyet tazminatı↗ işlemiş faiz↗ kötü niyet↗ temerrüt faizi↗ ticari defter↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacının takip talebine eklediği ve davalı şirketin 2011 yılı detay mizanı olduğunu bildirdiği kayıtlara dayalı olarak davalı şirkete 531.428,00 TL borç verdiğinden beyanla takip yaptığı, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesi ile borcun 302.878,00 TL olduğu kabul edilerek, bu kısmın tahsil harcı ve vekalet ücreti ile birlikte icra dairesine yatırıldığı, böylece davacının takip miktarının 302.878,00 TL'lik kısmını ispatladığı, kalan kısmın ise davalı şirketin ticari defterlerinde gözükmediği, yaptırılan her iki bilirkişi raporunda da davacının verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak tespit edildiği, davacının bu miktardan daha fazla borç verdiği yönünde başkaca yazılı delil, dekont vs. sunmadığı, yemin deliline dayanılmadığı, böylece davacının davalıya verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak kabulünün gerektiği, davalı taraf kabul edilen miktarı vekalet ücreti ve tahsil harcı ile birlikte itiraz süresi içerisinde icra dairesine 327.341,98TL olarak yatırmış olup itirazın da kalan kısım yönünden yapıldığı anlaşılmakla, asıl alacak yönünden iptali gereken bir miktarın bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar Samsun 9. İcra Dairesi’nin 11.11.2015 tarihli kararında yatırılan kısım üzerinden takibin kısmi olarak durdurulmasına ibaresi geçmiş ise de bu hususun zuhulen karara yazıldığı, esasen bu kısmın icra dairesine yatırıldığından kalan kısım üzerinden takibin kısmi olarak durdurulması gerektiği, ancak bu durumun kalan kısım ve verilen kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığı, davacının talep ettiği alacak miktarı 302.878,00 TL olarak tespit edilmekle ve icra dairesine ödeme emrine itiraz süresi içerisinde yatırıldığı anlaşılmakla birlikte, takip tarihi öncesi davacının Kadıköy 14. Noterliği’nin 22.01.2013 tarihli ihtarnamesinin davalı tarafa 25.01.2013 tarihinde tebliği ile verilen 1 haftalık ödeme süresine göre 03.02.2013 tarihinde temerrüdün gerçekleştiğinin anlaşıldığı, yapılan ödeme temerrüt faizini kapsamadığından faiz miktarının tespitinin gerektiği, 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz hesabı yapılmış ise de takip tarihinin 13.10.2015 yerine 22.10.2015 alındığı, bu yöne ilişkin maddi hatanın düzeltilerek rapordaki 294 gün sayısının 282 gün olarak tespit edilip avans faiz oranı % 10.50 üzerinden (302.878,00 TLx10.50 x 282/36000) formülü ile hesaplama yapılarak 01/01/2015-13/10/2015 dönemi faiz miktarı 24.911,71TL olarak bulunduğu, bilirkişi raporunda bulunan diğer faiz miktarları 36.082,45 TL ve 38.406,61 TL ile toplamak suretiyle temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 99.400,77 TL olarak hesaplandığı ve bu miktar yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, bu yönde karar verilebilmesi için davacının takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olması gerektiği, davada alacaklı olup olmadığının defter kayıtları ve diğer delillerle ortaya çıkarıldığı, kısmen haksızlık mevcut ise de kötü niyetli olduğuna dair kanaat verici delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 99.400,77 TL işlemiş faiz alacağı hakkındaki itirazın iptali ile takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacak hakkında karar verilmediğinden takip tarihi sonrası asıl alacağa faiz uygulanmasına yer olmadığına, kabul edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, davalı şirkete borç olarak verildiği iddia edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptaline ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından kabul edilip icra dosyasına ödenen alacak miktarı dışında kalan kısım bakımından dayandığı mizan raporlarının ticari defterlerle doğrulanmadığı, davacı tarafça başkaca delil sunulmadığı, hüküm altına alınan faiz hesabında hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirket ortağı davacının şirkete borç olarak verdiğini iddia ettiği paranın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi’nce davacının alacağına dayanak olarak sunduğu 2011 tarihli mizanın ne şekilde davacının eline ulaştığı, bu mizanın genel kurul kararlarında geçip geçmediği, aslının bulunup bulunmadığı, bu mizandaki imzanın/imzaların kime ait olduğu, bağlayıcılığı, genel kurula sunulup sunulmadığı, açıkça onaylanıp onaylanmadığı, genel kurullara sunulan bilanço ve mizanlar ile ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek davacının iddia ettiği alacağının bulunup bulunmadığı hususunda Yargıtay denetimine elverişli, açıklamalı, ayrıntılı rapor alınıp defter ve belgelerin aleyhe delil olma durumu da değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davacı istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3584 E. 2024/2213 K.
Ortak:kısmi itiraz · ilamsız icra takibi · ticari defter kayıtları · kötü niyet tazminatı · işlemiş faiz · kötü niyet · ticari defter · ihtarname
İncelediğiniz karardaNoterliği’nin 22.01.2013 tarihli «ihtarnamesinin» davalı tarafa 25.01.2013 tarihinde tebliği ile verilen 1 haftalık ödeme süresine göre 03.02.2013 tarihinde «temerrüdün» gerçekleştiğinin anlaşıldığı, yapılan ödeme «temerrüt faizini» kapsamadığından faiz miktarının tespitinin gerektiği, 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda «temerrüt tarihi» ile takip tarihi arasında «işlemiş faiz» hesabı yapılmış ise de takip tarihinin 13.10.2015 yerine 22.10.2015 alındığı, bu yöne ilişkin «maddi hatanın düzeltilerek» rapordaki 294 gün sayısının 282 gün olarak tespit edilip «avans faiz» oranı % 10.50 üzerinden (302.878,00 TLx10.50 x 282/36000) formülü ile hesaplama yapılarak 01/01/2015-13/10/2015 dönemi faiz miktarı 24.911,71TL olarak bulunduğu, bilirkişi raporunda bulunan diğer faiz miktarları 36.082,45 TL ve 38.406,61 TL ile toplamak suretiyle temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 99.400,77 TL olarak hesaplandığı ve bu miktar yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı taraf «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunmuş ise de, bu yönde karar verilebilmesi için davacının takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olması gerektiği, davada alacaklı olup olmadığının «defter» kayıtları ve diğer delillerle ortaya çıkarıldığı, kısmen haksızlık mevcut ise de kötü niyetli olduğuna dair «kanaat verici delilin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 99.400,77 TL işlemiş faiz alacağı hakkındaki itirazın iptali ile takibin devamına, fazla talebin reddine, «asıl alacak» hakkında karar verilmediğinden takip tarihi sonrası asıl alacağa faiz uygulanmasına yer olmadığına, kabul edilen miktarın % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, davalı şirkete borç olarak verildiği iddia edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan «kısmi itirazın» iptaline ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından kabul edilip icra dosyasına ödenen alacak miktarı dışında kalan kısım bakımından dayandığı mizan raporlarının «ticari defterlerle» doğrulanmadığı, davacı tarafça başkaca delil sunulmadığı, hüküm altına alınan faiz hesabında hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvu …
İlk Derece Mahkemesince, davacının «takip talebine» eklediği ve davalı şirketin 2011 yılı detay mizanı olduğunu bildirdiği kayıtlara dayalı olarak davalı şirkete 531.428,00 TL borç verdiğinden beyanla takip yaptığı, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesi ile borcun 302.878,00 TL olduğu kabul edilerek, bu kısmın «tahsil harcı» ve «vekalet ücreti» ile birlikte icra dairesine yatırıldığı, böylece davacının takip miktarının 302.878,00 TL'lik kısmını ispatladığı, kalan kısmın ise davalı şirketin «ticari defterlerinde» gözükmediği, yaptırılan her iki bilirkişi raporunda da davacının verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak tespit edildiği, davacının bu miktardan daha fazla borç verdiği yönünde başkaca «yazılı delil», dekont vs. sunmadığı, «yemin deliline» dayanılmadığı, böylece davacının davalıya verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak kabulünün gerektiği, davalı taraf kabul edilen miktarı vekalet ücreti ve tahsil harcı ile birlikte «itiraz süresi» içerisinde icra dairesine 327.341,98TL olarak yatırmış olup itirazın da kalan kısım yönünden yapıldığı anlaşılmakla, «asıl alacak» yönünden iptali gereken bir miktarın bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar Samsun 9.
Benzer bu kararda… dığı, mizan kavramının şirketin finansal durum tablosuna ilişkin ön taslak olarak nitelendirilebileceği, bu hususun aynı zamanda denetlenen ve benimsenen 13.02.2023 «havale» tarihli bilirkişi kurulu raporu ile de tespit edildiği, alacak miktarının tespiti açısından mizansene dayanılamayacağı, ayrıca, celp edilen genel kurul tutanakları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesi, ilgili mizansenin genel kurulda tartışılıp, oylanmaması nedeni ile de şirketi bağlayıcı olmadığının açık olarak anlaşılmış olduğu, davacının borç olarak verdiği ve «ticari defterlerde kayıtlı» tahsili gereken alacak miktarının 2011 yılına devir şeklinde 393.871,90 TL olduğu, davacıya 2011 yılında 90.000,00 TL, 2012 yılında ise 9.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının talep edebileceği asıl alacağın 294.371,90 TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu açıdan bilirkişi kurulu raporu ile, ilk derece mahkemesince alınan önceki raporun aynı tespitleri içermesi karşısında birbirini destekler nitelikte olduğunu ve dolayısıyla bir çelişkinin bulunmadığını vurgulamak gerektiği, davacının davalıya borç olarak verdiği ve geri alınması gereken miktar bu şekilde bulunduktan sonra, takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarının tespiti gerektiği, bu açıdan yapılan incelemede, davalının yukarıda verilen «ihtarname» ile bu miktar üzerinden 04.02.2013 tarihinde «temerrüte» düştüğü, buna göre takip tarihi itibari ile «asıl alacak» miktarının 294.371,90 TL, «işlemiş faiz» miktarının 92.351,01 TL olmak üzere toplam 386.782,91 TL olduğu, bu açıdan önceki ilk derece mahkemesi kararı ile bu tespit arasında işlemiş faiz açısından uyumsuzluğun ise, yerel mahkemece hesaplama yapılırken takip tarihinin doğru yazılmadığı gibi, davalı şirket tarafından yapılan yasal ödeme süresi içerisindeki 294.371,90 TL ödemenin takip tarihinden sonra olmasına rağmen, takip tarihinden önce ödenmiş gibi nazara alınmasından kaynaklı olduğu, sonuç olarak, davacının takip tarihi itibari ile alacak miktarının 294.371,90 TL asıl alacak, 92.351,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 386.722,91 TL olduğu, «ödeme emrinin tebliği» üzerine davalının süresinde 294.371,90 TL ödemesi nedeni ile kalan alacak miktarının 92.351,01 TL olduğu, davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü v.d maddeleri uyarınca ödemeleri fer'ilere «mahsup» etme hakkı bulunduğundan, bu miktarın esasen asıl alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle zikredilen miktara takip tarihindeki faiz oranı gözetilmek üzere faiz uygulanmasına karar verildiği, davalının, likit ve hesaplanabilir olan bu miktara haksız itiraz ettiği ... olduğundan, davacı lehine bu miktarın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedildiği, aşan kısım açısından ise davacı alacaklının kötü niyetli olduğu ... olmadığından, davalının «kötü niyet tazminat» talebi yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu icra takibinin 92.351,01 TL üzerinden devamına, davalının bu bedele yönelik itirazının iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren %10.5 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve kötü niyet tazminatı talebinin r …
… nakit olarak borç verdiğini, borç miktarının 31.12.2011 tarihi itibariyle 505.871,90 TL'ye ulaştığını, davalıya noter aracılığıyla gönderdikleri 22.01.2013 tarihli «ihtarnameyle» borcun ödenmesini istediklerini ancak davalı yanca borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında «ilamsız icra takibi» başlattıklarını, davalının, takibe «kısmi itirazda» bulunup asıl alacağın 294.371,90 TL’lik «kısmını kabul» ettiğini ancak bakiye asıl alacağa ve «işlemiş faizin» tamamına itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağının şirket kayıtlarından tespit edilebileceğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan …
… 020 tarih, 2019/1974 E. ve 2020/141 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının «icra takibine itirazının» 9.500,00 TL «asıl alacak» 2.960,55 TL «işlemiş faiz», toplam 12.460,55 TL yönünden iptaline, bu kısım üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip sonrası asıl alacağa %10,5 ve değişen oranda «avans faizi» uygulanmasına, asıl alacak likit kabul edilmekle asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden davalı tarafın «kötü niyet tazminat» talebinin reddine, karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emri tebliği · bilirkişi raporları arasında çelişki · kısmi kabul · tahrifat · ödeme emri · ba beyannamesi · istinaf başvurusunun reddi · ticari dava niteliği
Benzer bu kararda… dığı, mizan kavramının şirketin finansal durum tablosuna ilişkin ön taslak olarak nitelendirilebileceği, bu hususun aynı zamanda denetlenen ve benimsenen 13.02.2023 «havale» tarihli bilirkişi kurulu raporu ile de tespit edildiği, alacak miktarının tespiti açısından mizansene dayanılamayacağı, ayrıca, celp edilen genel kurul tutanakları üzerinde yapılan «bilirkişi incelemesi» neticesi, ilgili mizansenin genel kurulda tartışılıp, oylanmaması nedeni ile de şirketi bağlayıcı olmadığının açık olarak anlaşılmış olduğu, davacının borç olarak verdiği ve «ticari defterlerde kayıtlı» tahsili gereken alacak miktarının 2011 yılına devir şeklinde 393.871,90 TL olduğu, davacıya 2011 yılında 90.000,00 TL, 2012 yılında ise 9.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin mahsubu ile davacının talep edebileceği asıl alacağın 294.371,90 TL olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu açıdan bilirkişi kurulu raporu ile, ilk derece mahkemesince alınan önceki raporun aynı tespitleri içermesi karşısında birbirini destekler nitelikte olduğunu ve dolayısıyla bir çelişkinin bulunmadığını vurgulamak gerektiği, davacının davalıya borç olarak verdiği ve geri alınması gereken miktar bu şekilde bulunduktan sonra, takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarının tespiti gerektiği, bu açıdan yapılan incelemede, davalının yukarıda verilen «ihtarname» ile bu miktar üzerinden 04.02.2013 tarihinde «temerrüte» düştüğü, buna göre takip tarihi itibari ile «asıl alacak» miktarının 294.371,90 TL, «işlemiş faiz» miktarının 92.351,01 TL olmak üzere toplam 386.782,91 TL olduğu, bu açıdan önceki ilk derece mahkemesi kararı ile bu tespit arasında işlemiş faiz açısından uyumsuzluğun ise, yerel mahkemece hesaplama yapılırken takip tarihinin doğru yazılmadığı gibi, davalı şirket tarafından yapılan yasal ödeme süresi içerisindeki 294.371,90 TL ödemenin takip tarihinden sonra olmasına rağmen, takip tarihinden önce ödenmiş gibi nazara alınmasından kaynaklı olduğu, sonuç olarak, davacının takip tarihi itibari ile alacak miktarının 294.371,90 TL asıl alacak, 92.351,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 386.722,91 TL olduğu, «ödeme emrinin tebliği» üzerine davalının süresinde 294.371,90 TL ödemesi nedeni ile kalan alacak miktarının 92.351,01 TL olduğu, davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü v.d maddeleri uyarınca ödemeleri fer'ilere «mahsup» etme hakkı bulunduğundan, bu miktarın esasen asıl alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle zikredilen miktara takip tarihindeki faiz oranı gözetilmek üzere faiz uygulanmasına karar verildiği, davalının, likit ve hesaplanabilir olan bu miktara haksız itiraz ettiği ... olduğundan, davacı lehine bu miktarın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedildiği, aşan kısım açısından ise davacı alacaklının kötü niyetli olduğu ... olmadığından, davalının «kötü niyet tazminat» talebi yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu icra takibinin 92.351,01 TL üzerinden devamına, davalının bu bedele yönelik itirazının iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren %10.5 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'sine tekabül eden icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve kötü niyet tazminatı talebinin r …
… rdığını, bu mizanın davalı şirketin diğer ortakları tarafından da onaylanmış olduğunu, bu mizanın ortaklara borçlar ana hesabı bakımından 2011 yılı kurumlar vergisi «beyannamesi» ile de uyumlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince, dosya arasında bulunan «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeden karar verildiğini, davalı şirketin «ticari defterlerinin» usulüne uygun olarak tutulmamalarına rağmen davalı lehine delil olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin detay mizandaki imzalarının kime ait …
… nakit olarak borç verdiğini, borç miktarının 31.12.2011 tarihi itibariyle 505.871,90 TL'ye ulaştığını, davalıya noter aracılığıyla gönderdikleri 22.01.2013 tarihli «ihtarnameyle» borcun ödenmesini istediklerini ancak davalı yanca borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında «ilamsız icra takibi» başlattıklarını, davalının, takibe «kısmi itirazda» bulunup asıl alacağın 294.371,90 TL’lik «kısmını kabul» ettiğini ancak bakiye asıl alacağa ve «işlemiş faizin» tamamına itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağının şirket kayıtlarından tespit edilebileceğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği miktarda alacağı bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında «ticari nitelikte» bir ödünç alma ilişkisi bulunmadığını, bugüne kadar hiç bir ortağa verdiği borç sebebiyle faiz ödenmediğini savunarak davanın reddini ve «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsilini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5268 E. , 2022/2018 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.06.2019 tarih ve 2016/724 E- 2019/608 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.01.2020 tarih ve 2019/1478 E- 2020/198 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'ın davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ortağı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete 531.428,00 TL borç verdiğini, borcun geri ödenmediğini, Kadıköy 14. Noterliği’nin 22.01.2013 tarih ve 1796 yevmiye numarası ile ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11435 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin borcun 302.878,00 TL’lik kısmını kabul ettiğini, faiz oranına ve diğer kısma itiraz etmesi nedeniyle takibin itiraz edilen kısım bakımından durduğunu iddia ederek Samsun 9. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11435 esas sayılı dosyasına yapılan kısmi itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı asilin şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 2012 yılında yapılan genel kurul ile davacının yöneticilikten alındığını, genel kurulda alınan kararların iptali için haksız ve mesnetsiz davalar ikame etmeye çalıştığını, müvekkili şirket ile gerek davacı gerekse şirkete borç veren diğer hissedarlar arasında ticari nitelikte bir ödünç alma ilişkisi bulunmadığını, bugüne kadar hiçbir ortağa verdiği borç sebebi ile faiz ödenmediğini, davacının kötü niyetli olarak şirketin iflasına sebep olmayı amaçladığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının takip talebine eklediği ve davalı şirketin 2011 yılı detay mizanı olduğunu bildirdiği kayıtlara dayalı olarak davalı şirkete 531.428,00 TL borç verdiğinden beyanla takip yaptığı, davalı şirket tarafından itiraz dilekçesi ile borcun 302.878,00 TL olduğu kabul edilerek, bu kısmın tahsil harcı ve vekalet ücreti ile birlikte icra dairesine yatırıldığı, böylece davacının takip miktarının 302.878,00 TL'lik kısmını ispatladığı, kalan kısmın ise davalı şirketin ticari defterlerinde gözükmediği, yaptırılan her iki bilirkişi raporunda da davacının verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak tespit edildiği, davacının bu miktardan daha fazla borç verdiği yönünde başkaca yazılı delil, dekont vs.
sunmadığı, yemin deliline dayanılmadığı, böylece davacının davalıya verdiği borç miktarının 302.878,00 TL olarak kabulünün gerektiği, davalı taraf kabul edilen miktarı vekalet ücreti ve tahsil harcı ile birlikte itiraz süresi içerisinde icra dairesine 327.341,98TL olarak yatırmış olup itirazın da kalan kısım yönünden yapıldığı anlaşılmakla, asıl alacak yönünden iptali gereken bir miktarın bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar Samsun 9. İcra Dairesi’nin 11.11.2015 tarihli kararında yatırılan kısım üzerinden takibin kısmi olarak durdurulmasına ibaresi geçmiş ise de bu hususun zuhulen karara yazıldığı, esasen bu kısmın icra dairesine yatırıldığından kalan kısım üzerinden takibin kısmi olarak durdurulması gerektiği, ancak bu durumun kalan kısım ve verilen kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığı, davacının talep ettiği alacak miktarı 302.878,00 TL olarak tespit edilmekle ve icra dairesine ödeme emrine itiraz süresi içerisinde yatırıldığı anlaşılmakla birlikte, takip tarihi öncesi davacının Kadıköy 14.
Noterliği’nin 22.01.2013 tarihli ihtarnamesinin davalı tarafa 25.01.2013 tarihinde tebliği ile verilen 1 haftalık ödeme süresine göre 03.02.2013 tarihinde temerrüdün gerçekleştiğinin anlaşıldığı, yapılan ödeme temerrüt faizini kapsamadığından faiz miktarının tespitinin gerektiği, 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz hesabı yapılmış ise de takip tarihinin 13.10.2015 yerine 22.10.2015 alındığı, bu yöne ilişkin maddi hatanın düzeltilerek rapordaki 294 gün sayısının 282 gün olarak tespit edilip avans faiz oranı % 10.50 üzerinden (302.878,00 TLx10.50 x 282/36000) formülü ile hesaplama yapılarak 01/01/2015-13/10/2015 dönemi faiz miktarı 24.911,71TL olarak bulunduğu, bilirkişi raporunda bulunan diğer faiz miktarları 36.082,45 TL ve 38.406,61 TL ile toplamak suretiyle temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 99.400,77 TL olarak hesaplandığı ve bu miktar yönünden davanın kabulü gerektiği, davalı taraf kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, bu yönde karar verilebilmesi için davacının takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olması gerektiği, davada alacaklı olup olmadığının defter kayıtları ve diğer delillerle ortaya çıkarıldığı, kısmen haksızlık mevcut ise de kötü niyetli olduğuna dair kanaat verici delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 99.400,77 TL işlemiş faiz alacağı hakkındaki itirazın iptali ile takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacak hakkında karar verilmediğinden takip tarihi sonrası asıl alacağa faiz uygulanmasına yer olmadığına, kabul edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, davalı şirkete borç olarak verildiği iddia edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptaline ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nce taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından kabul edilip icra dosyasına ödenen alacak miktarı dışında kalan kısım bakımından dayandığı mizan raporlarının ticari defterlerle doğrulanmadığı, davacı tarafça başkaca delil sunulmadığı, hüküm altına alınan faiz hesabında hatalı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirket ortağı davacının şirkete borç olarak verdiğini iddia ettiği paranın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi’nce davacının alacağına dayanak olarak sunduğu 2011 tarihli mizanın ne şekilde davacının eline ulaştığı, bu mizanın genel kurul kararlarında geçip geçmediği, aslının bulunup bulunmadığı, bu mizandaki imzanın/imzaların kime ait olduğu, bağlayıcılığı, genel kurula sunulup sunulmadığı, açıkça onaylanıp onaylanmadığı, genel kurullara sunulan bilanço ve mizanlar ile ticari defter ve kayıtları birlikte incelenerek davacının iddia ettiği alacağının bulunup bulunmadığı hususunda Yargıtay denetimine elverişli, açıklamalı, ayrıntılı rapor alınıp defter ve belgelerin aleyhe delil olma durumu da değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davacı istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/773887100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz