Hırsızlık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7865 E. 2022/2894 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hırsızlık↗ illiyet bağı↗ sözleşmeden doğan dava↗ teminat kapsamı↗ hakem kararı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ fesih↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. İtiraz Hakem Heyetince sigorta sözleşmesinde öngörülen sözleşmesel yükümlülüklerin sigortalı davacı tarafından ihlali nedeniyle rizikonun teminat kapsamında bulunmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.
Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlali başlıklı 6102 sayılı TTK 1449. maddesi “(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. (2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. (3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.” düzenlemesini içermekte olup, anılan bu düzenleme uyarınca sözleşmesel yükümlülükleri ile olayın meydana gelişi arasında bir illiyet bağı aranmakta ve sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin rizikonun meydana gelmesinde bir etkisi yoksa rizikonun poliçe kapsamında olacağı kabul edilmektedir.
Somut olaya gelindiğinde, 6102 sayılı TTK’nın 1449. maddesi dikkate alınarak hırsızlık olayının meydana gelişiyle sözleşmesel yükümlülükleri birlikte değerlendirilerek illiyet bağının var olup olmadığı ve yine aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası ile sözleşmenin süresinde feshedilmemesi hususları gözönüne alınarak sigortacının sorumlu olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2586 E. 2018/7822 K.
Ortak:sözleşmeden doğan dava · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · riziko · fesih · sigorta poliçesi · kusur · teminat
İncelediğiniz karardaSözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlali başlıklı 6102 sayılı TTK 1449. maddesi “(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve «sözleşmeden doğan» bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, «sigortacının sözleşmeyi» kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde «kusur» bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. (2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan «fesih» hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. (3) Sigortacı ihlalin, «rizikonun» gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.” düzenlemesini içermekte olup, anılan bu düzenleme uyarınca sözleşmesel yükümlülükleri ile olayın meydana gelişi arasında bir «illiyet bağı» aranmakta ve sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin rizikonun meydana gelmesinde bir etkisi yoksa rizikonun poliçe kapsamında olacağı kabul edilmekted …
İtiraz Hakem Heyetince «sigorta sözleşmesinde» öngörülen sözleşmesel yükümlülüklerin sigortalı davacı tarafından ihlali nedeniyle «rizikonun» «teminat kapsamında» bulunmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava dışı şoför İsmail Sayın'ın yönetimindeki aracın şoförün «kusuru» nedeniyle kaza yaptığı ve «hasarın» bu şekilde oluştuğu, şoförün tam kusurlu olduğu, ilgili mevzuat gereği ticari amaçla yük, eşya ve yolcu taşımacılığı yapan araç sürücüleri sürücü belgesi dışında SRC belgesi ile psikoteknik değerlendirme belgesine sahip olması gerektiği, 6102 sayılı ...'nın 1452/«son» fıkra uyarınca aynı Kanun'un 1449. madde hükmü sözleşme ile sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği, değiştirilirse ... hükmünün cari olacağı, ...'nın 1449.maddesinin “(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve «sözleşmeden doğan» bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, «sigortacının sözleşmeyi» kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan «fesih» hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.(3) Sigortacı ihlalin, «rizikonun» gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez." hükmünü haiz olduğu, SRC belgesinin olm …
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçede kararlaştırılan «özel şartın» ihlal edilip edilmediği ve «hasarın» «teminat» dışında olup olmadığına ilişkin olup, az önce de açıklandığı üzere özel şart uyarınca hasar «teminat kapsamı» dışındadır.
Bu durumda, «hasarın» «teminat kapsamında» bulunmadığının kabulü ile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel dava şartı · trafik kazası · sigorta ettiren · taraf ehliyeti · taşıyıcı · hasar · ibraz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSigorta poliçesinin «özel şartlar» kısmında “sigortalı veya «sigorta ettirenin» aynı zamanda poliçeye konu emtianın «taşıyıcısı» olması durumunda «teminat», taşıyıcıların veya profesyonel sürücülerin 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve bağlı yönetmeliklerle belirlenmiş niteliklere ve kapsamdaki geçerli belgelere sahip olması ve bunların sigortacı tarafından talep edildiğinde «ibraz» edilmesi şartıyla geçerlidir.
Bu durumda, anılan «özel şart» nazara alındığında davalı şoförünün karıştığı «trafik kazası» neticesinde taşınan emtiada meydana gelen «hasar» poliçe kapsamı dışındadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı şoför İsmail Sayın'ın yönetimindeki aracın şoförün «kusuru» nedeniyle kaza yaptığı ve «hasarın» bu şekilde oluştuğu, şoförün tam kusurlu olduğu, ilgili mevzuat gereği ticari amaçla yük, eşya ve yolcu taşımacılığı yapan araç sürücüleri sürücü belgesi dışında SRC belgesi ile psikoteknik değerlendirme belgesine sahip olması gerektiği, 6102 sayılı ...'nın 1452/«son» fıkra uyarınca aynı Kanun'un 1449. madde hükmü sözleşme ile sigortalı aleyhine değiştirilemeyeceği, değiştirilirse ... hükmünün cari olacağı, ...'nın 1449.maddesinin “(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve «sözleşmeden doğan» bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, «sigortacının sözleşmeyi» kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan «fesih» hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.(3) Sigortacı ihlalin, «rizikonun» gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez." hükmünü haiz olduğu, SRC belgesinin olm …
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçede kararlaştırılan «özel şartın» ihlal edilip edilmediği ve «hasarın» «teminat» dışında olup olmadığına ilişkin olup, az önce de açıklandığı üzere özel şart uyarınca hasar «teminat kapsamı» dışındadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7865 E. , 2022/2894 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 26.05.2019 gün ve 2019/İHK-6166 sayılı karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurarak taraflar arasında İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesi düzenlediğini, bu kapsamda davacının yapımını üstlendiği inşaatta 17.08.2018 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde zarar meydana geldiğini, zararın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ancak davalı ... şirketince ödeme yapılmadığını ileri sürerek 162.000,00 TL'nın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigorta poliçesi özel şartlarında açık alanda bırakılan malzemelerde meydana gelecek hırsızlık hasarlarının teminat kapsamı dışında olduğunu, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını savunarak talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, sigortalı inşaat alanında meydana gelen hırsızlık olayının şantiye içindeki deponun kilidinin kırılması suretiyle gerçekleştiğini, hırsızlık sonucunda değişik ebatlarda elektrik kablolarının çalındığını, bilirkişi raporuyla hasar bedelinin belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 52.270,85 TL hasar bedelinin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itirazda bulunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, gündüz vakti malzemelerin bulunduğu depoya kapıda herhangi bir zorlama olmadan girildiği, bekçinin ve güvenlik kamerasının bulunmadığı, inşaat şantiyesinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, bu durumda hırsızlık olayı nedeniyle oluşan zararın teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle sigorta şirketinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. İtiraz Hakem Heyetince sigorta sözleşmesinde öngörülen sözleşmesel yükümlülüklerin sigortalı davacı tarafından ihlali nedeniyle rizikonun teminat kapsamında bulunmadığı belirtilerek talebin reddine karar verilmiştir.
Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlali başlıklı 6102 sayılı TTK 1449. maddesi “(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz. (2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun. (3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.” düzenlemesini içermekte olup, anılan bu düzenleme uyarınca sözleşmesel yükümlülükleri ile olayın meydana gelişi arasında bir illiyet bağı aranmakta ve sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin rizikonun meydana gelmesinde bir etkisi yoksa rizikonun poliçe kapsamında olacağı kabul edilmektedir.
Somut olaya gelindiğinde, 6102 sayılı TTK’nın 1449. maddesi dikkate alınarak hırsızlık olayının meydana gelişiyle sözleşmesel yükümlülükleri birlikte değerlendirilerek illiyet bağının var olup olmadığı ve yine aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası ile sözleşmenin süresinde feshedilmemesi hususları gözönüne alınarak sigortacının sorumlu olup olmadığının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin 26.05.2019 gün ve 2019/İHK-6166 sayılı kararının BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/773841900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz