6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Karşılaştırmalı reklamda hız testine dayalı üstünlük iddiası haksız rekabet

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/217 E. 2024/1599 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir reklamda rakip firmaların unvanı açıkça belirtilmese de, piyasadaki sınırlı sayıdaki rakiplere yönelik gönderme yapılarak onların uygulamalarının küçümseyici biçimde tasvir edilmesi ve hedef kitlede olumsuz algı oluşturması hâlinde TTK m.55/1-a,1 kapsamında kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşur. Ayrıca, karşılaştırmalı reklamda üstünlük iddiasına dayanak gösterilen test/ölçüm sonuçlarının metodolojisi yeterince açıklanmamışsa, kullanıcı ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösteriyorsa ve bu nedenle başka kullanıcı/bölgelere genelleştirilebilir nitelikte değilse, bu veriler Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği m.8 kapsamında nesnel ve bilimsel ispat şartını karşılamaz; bu tür verilere dayalı üstünlük iddiası tüketiciyi yanıltıcı nitelikte kabul edilir ve haksız rekabet teşkil eder.

Ele alınan sorunlar

Reklamdaki ifadelerin rakipleri hedef alarak kötüleme oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, reklamda davacıya ait ürün veya hizmetlerle hukuka aykırı karşılaştırma yapılmadığını, davacının kötülenmediğini, davacının unvanına, markasına veya herhangi bir unsuruna atıf yapılmadığını, karşılaştırma yapılmasının tek başına haksız rekabet oluşturmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Reklamda açıkça rakiplerin unvanı zikredilmemiş olsa da, piyasadaki sınırlı sayıdaki rakiplerin reklamlarına yapılan göndermelerle rakipler hedef alınmıştır. Üstünlük iddiasının ileri sürüldüğü ve test sonuçlarının dayanak gösterildiği rakip firmaların reklamlarında alt yazı ile yapılan bilgilendirmenin gevezelik/boş konuşma anlamına gelen 'bıdı bıdı' olarak ifade edilmesi, rakipleri ve reklamlarını küçümseyici, hedef kitlede rakiplere yönelik olumsuz algı oluşturabilecek, muhatabın yanlış kanaat edinmesine neden olabilecek niteliktedir. Karşılaştırmanın yapılış tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde, muhatabın yanlış kanaat edinmesine ve hataya düşmesine sebep olabilecek, muhatapta yanlış izlenim bırakabilecek nitelikteki karşılaştırmalar yanıltıcıdır; karşılaştırma doğru verilere dayansa dahi gerçek ve nesnel verilerin çarpıtılmasından dolayı muhatabının yanılmasına neden olabilecek nitelikte ise yine aldatıcılıktan söz edilebilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hız testine dayalı üstünlük iddiasının bilimsel/nesnel geçerliliği ve yanıltıcılığı → ret

İddia: Davalı vekili, dayanılan hız testinin bağımsız, objektif, bilimsel ve uluslararası standartlarda bir test olduğunu, ispatlanabilir ve doğrulanabilir verilere dayandığını, reklamın aldatıcı/kötüleyici olmadığını, bilirkişilerin telekomünikasyon alanında uzman olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8. maddesi uyarınca karşılaştırmalı reklamlarda nesnel, ölçülebilir, sayısal verilere dayanan iddiaların bilimsel test veya rapor ile ispatlanması gerekir; ispat külfeti reklam verende olup bu külfet karşılanamamıştır. Bilirkişi raporlarında, kullanılan hız ölçüm sisteminin metodolojisinin yeterince açıklanmadığı, ölçümün kullanıcı bağımlı olduğu, coğrafi konum, servis sağlayıcının anlık ağ yoğunluğu, cihaz kalitesi, bağlantı kalitesi gibi birçok değişkenden etkilendiği, tekrarlı ölçüm olasılığının değerlendirilmediği, dolayısıyla ölçümlerin başka kullanıcı ve bölgelere genelleştirilebilir nitelikte olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davalının üstünlük iddiasına dayanak gösterdiği test sonuçları nesnel bir değerlendirme ölçütü olarak kabul edilemez; bu test sonuçlarına dayalı üstünlük iddiasına yer verilmesi hedef kitleyi yanıltabilecek niteliktedir. Ayrıca Yönetmeliğin 27/7 maddesi uyarınca vaat edilen hızın altyapı, coğrafi şartlar, şebeke yoğunluğu, kullanılan cihaz, bina konumu gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceği bilgisinin ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilmesi gerekirken, davalı tarafından böyle bir bilgilendirme yapılmamış, bu husus 'bıdı bıdı' şeklinde küçümseyici olarak yansıtılmıştır. Bu durum tüketicileri yanıltıcı niteliktedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat miktarının fahiş olduğu iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, kabule göre hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tarafların ticari durumları, faaliyette bulundukları sektör, bu sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı, ticari gelirleri, haksız rekabet teşkil eden reklam filminin yayınlanma süreleri ile haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı manevi zarar dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminat miktarı somut olaya uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karşılaştırmalı reklamlarda üstünlük iddiasına dayanak gösterilen hız testi gibi teknik ölçüm verilerinin nesnellik ve bilimsel ispat şartını karşılamadığı durumda reklamın yanıltıcı kabul edileceğine ve rakip reklamlarına yönelik küçümseyici göndermelerin kötüleme oluşturacağına ilişkin değerlendirmesi bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet kötüleme karşılaştırmalı reklam yanıltıcı reklam manevi tazminat ispat külfeti hız testi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/217

KARAR NO 2024/1599

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/10/2021

NUMARASI 2017/204 2021/752

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti ve Manevi Tazminat

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalıya ait reklam filminde "..." ifadesine yer verildiğini,anılan reklamla tüketicilerin değil, rakip operatörlerin hedef alındığını, reklamdaki amacın rakip operatörlerin reklamlarını itibarsızlaştırmak ve kötülemek olduğunu, reklamın mevcut formatında anılan şekilde somut, bağımsız ve denetlenebilir hiçbir veriye atıfta bulunulmadığını, bu kapsamda reklamın yeterli bilgi vermediğini ve bilgilerin çarpıtılarak tüketicilerin aldatıldığını, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 5/a maddesine göre reklamların yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olması gerektiğini belirterek davalıya ait reklamın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 100.000-TL tutarında manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının davasına ve tedbir talebine dayanak yaptığı Reklam Özdenetim Kurulu kararında huzurdaki davaya konu reklamın haksız rekabet eylemi içerdiği gibi bir tesbit yapılmadığını,davacının kötülenmediğini, davacıya ait ürün ve hizmetlerle ile ilgili en ufak bir gönderme ve sataşma dahi yer almadığını,reklam filminin en son 22.02.2017 tarihinde TV'de, 12.03.2017 tarihinde açık havada, 16.03.2017 tarihinde sinemada ve 31.03.2017 tarihinde gazetede yayınlandığını, davaya ve dolayısıyla tedbire konu reklam filminin aslında bir tanıtım olmadığını, tüketicide herhangi bir beklenti uyandırma amacı bulunmadığı gibi tüketicinin herhangi bir şeye ikna edilmeye de çalışılmadığını, dava konusu reklam ile müvekkil şirketin bilgisi, kontrolü olmaksızın milyonlarca tüketici tarafından gerçekleştirilen hız testinin sonuçlarının kamuoyu ile paylaşıldığını, kaldı ki dava konusu reklam filminde, davacının ya da başka herhangi bir şirketin unvanına, markasına, markasında bulunan renge, reklamında geçen bir poster çalışması görseline, reklamda kullanılan bir teste, yayınladığı bir test sonucuna, reklamında kullandığı spesifik bir ifadeye veya benzeri herhangi bir unsura yer verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu reklamda yer alan "..." karakteri tarafından aktarılan "... Bu nevi iddialı reklamlarda hep alttan bir yazı akar. Hani testi şurda yaptık da, şu kadar yüz kişiyle yaptık da... Ama bu reklamda bakıyorum yok, bakıyorum yok..." ifadeleriyle "..." karakteri tarafından aktarılan "...Çünkü bu testi vatandaşın kendisi yaptı, üstelik birkaç yüz kişi değil, hem de milyonlarca kişi..." ifadesi ve bu ifadenin üzerine tekrar "..." karakteri tarafından söylenen "...Anladım, racon styla... Alt yazı yok, bıdı bıdı yok, gerçekler var..." şeklindeki söylemlerin bu nevi iddialı reklamlarda alt yazı kullanılmasına ve test yapılmasına yönelik rakiplerini hedef aldığı, bu türden bir bilgilendirmenin mevcut reklamda yapılmıyor oluşunun ve reklamlarda bilgilendirme amaçlı kullanılan alt yazıların "bıdı bıdı" şeklinde yansıtılmasının rakiplerin reklamlarına yönelik negatif algı yarattığı, sektörde üç büyük firma bulunduğu, davalının iki büyük rakibinden birinin davacı olup reklamın açık hedefi olduğunun kabulü gerektiği, ayrıca içerik itibariyle rakiplerin sundukları hizmete yönelik negatif bir algı yarattığı,kendi hizmet ve iş ürünlerini daha iyi göstermek amacıyla kötüleme yapıldığı, dava konusu "..." başlıklı reklamın uzun versiyonunun TTK m.55/(1)-a-1 uyarınca kötüleme unsurları barındırması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğu, bilirkişi raporlarındaki teknik tespitler uyarınca yapılan değerlendirmede;

davalının Türkiye'nin en hızlı İnternet'i olduğuna yönelik iddiasının nesnel, ölçülebilir ve sayısal verilere dayanan bir iddia olduğu, Yönetmeliğin 8.ve 9. maddeleri uyarınca bu iddianın bilimsel test veya raporlarla ispatlanması gerektiği, ispat külfetinin davalıda olduğu, davalı tarafın ispat külfeti kapsamında iddiasını "..." hız testine dayandırdığı, dava konusu reklamdaki Türkiye'nin en hızlı internetinin davalıya ait olduğu yönündeki iddianın dayanağı olan ... hız testinin kullanıcıya bağımlı sonuçlar içermesi, mobil ağın dağınıklığı, tüm alanın ölçüm sonuçlarını kapsamaması ve ayrıca sonuçların hem çevresel hem internet servis sağlayıcısının anlık saha performansına hem de kullanıcı tercihlerine bağlı faktörlere göre değişkenlik gösterebilmesi nedeniyle bilimsel geçerliliğe sahip olmadığı,reklamda yer alan iddianın ...

hız testi ile kanıtlanamayacağı, ayrıca dava konusu reklamda vaat edilen hızın veya kapsama alanının altyapı, coğrafi şartlar, şebeke yoğunluğu, kullanılan cihaz, bina konumu gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceği bilgisinin ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilmediği, bu durumun Ticari Reklam Ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin m.27/7 hükmüne aykırı olduğu, davalı tarafından bu şekilde bilgilendirme yapılmadığı gibi reklamlarda bilgilendirme amaçlı kullanılan gerek alt yazı gerek buna benzer uygulamaların "bıdı bıdı" şeklinde yansıtıldığı, davalının İnternet hızına tüm tüketicilerin ulaşabileceği algısının oluşturulduğu, tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu "..." başlıklı reklamın uzun versiyonunun TTK m.55/(1)-a-1 ve TTK m.55/(1)-a-5 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, 100.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kararın ilanına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;kararda belirtilenin aksine, davaya konu reklam filmi ile hiçbir şekilde davacıya ait ürün veya hizmetlerle "hukuka aykırı surette karşılaştırma" yapılmadığı gibi, davacıya ait herhangi bir ürün ya da hizmetin kötülenmediğini, huzurdaki davaya konu reklam filmi ile tüketicilerin herhangi bir ürün veya hizmet hususunda ikna edilmeye çalışılmadığını, anılan reklamın bir vaat içermediğini, dava konusu reklamın bizzat tüketiciler tarafından gerçekleştirilen bağımsız test sonucunun duyurulmasından ibaret olduğunu, tüketicide herhangi bir beklenti uyandırma amacı bulunmadığını, dava konusu reklam filminde, davacının ya da başka herhangi bir şirketin unvanına, markasına, emarelerine yer verilmediğini ve hiç bir unsuruna atıf yapılmadığını, 29.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda da, reklamın kısa halinde duyurusu yapılan ...

testinin, bağımsız, objektif, bilimsel ve uluslararası standartlarda bir test olduğu, bu nedenle davacının ... testine itibar edilmemesi yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı zira ... testi neticesinde elde edilen sonucun ispatlanabilir ve doğrulanabilir verilere dayandığı ve söz konusu reklamın aldatıcı/kötüleyici olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, karşılaştırma yapılmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmediğini, yönetmeliğin karşılaştırmalı reklama cevaz verdiğini, iddiaların doğruluğunun ispatlanması kaydıyla, teşebbüslerin ürettikleri veya sundukları ürün veya hizmetleri, rakiplerinin aynı mahiyetteki ürün veya hizmetleri ile mukayese etmelerine hukuken bir engel bulunmadığını, 2016 yılının son iki çeyreğinde aralarında davacının da bulunduğu 3 operatörün müşterileri, kontrolsüz ve rastgele olarak, tüm Türkiyede "..." aplikasyonu ve "..." adresini kullanarak, internet bağlantı hızlarını ölçtüğünü, bu hız ölçüm sonuçlarının "..." firmasının istatistiksel yöntemleriyle sabitte internet sağlayıcılar;

mobilde de operatörler için rekabet analizine sokulduğunu, bu analizler sonucunda sabit internet hizmetinde dava dışı "... ", mobil internet hizmetinde ise müvekkili şirketin Türkiyenin en hızlı internet servisi sunan firmaları olarak seçildiğini, bunun sonucu olarak da müvekkili şirkete "..." ödülü verildiğini, bant genişliklerine göre müvekkili şirketin ...'a göre %108, davacıya göre %56 daha fazla frekans kaynağı kullanım hakkını elde ettiğini, müvekkili şirketin, kendisi adına lisanslı frekansları kullanılarak şebekesinde 600Mbpse kadar indirme hızlarına ulaşılmasına imkân veren, 20 MHz bant genişliğinde 3 taşıyıcı birleştirme, 2x2 MIMO ve 256 QAM teknolojilerinin beraber sunulduğunu, bu hızlara Türkiye'de servis veren diğer operatörlerin mevcut spektrumlarını kullanarak ulaşmasının mümkün olmadığını,reklamda duyurusu yapılan test ölçüm sonuçlarının afaki bir sonuç olmadığını, bilakis gerçek durum tespitinden ibaret olduğunu ve tüketicilerin yanıltılmadığını, diğer yandan kararda, reklamda yer alan "..." ifadesinin "kötüleme" olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, Reklam Özdenetim Kurulu (RÖK) kararının haksız rekabetin varlığı için tek başına yeterli olmadığını,Kurulun görüşü kapsamında yeniden düzenlenen dava konusu reklamın "kötüleme" içermediği ve mevcut hali ile yayınlanmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının tespit edildiğini, "..."in tüm dünyada yapılan bir hız ölçüm uygulaması olduğunu,mahkemece bu testin bilimsel geçerliliğe ve yeterliliğe sahip olmadığı yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan bilirkişilerin dava konusu ihtilaf konusu kapsamında telekomünikasyon alanındaki uzmanlar arasından seçilmediğini, davacının bünyesinde bulunduğu ...

A.Ş.nin https://...com.tr linkinde ... hız testini refere ettiğini, ...'un da https://.../.../.../ ve http://.../ linklerinde aboneleri anılan testi yapmaya teşvik ettiğini, kabule göre de hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, yazılı, görsel ve işitsel medyada yayınlanan davalıya ait reklamın haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi, manevi tazminat ve kararın ilanı istemlerine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır.

Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini,haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK'nın 55/1-a,1 maddesinde, "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", TTK’nın 55/1-a,5 maddesinde, “Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde;

başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. 6502 sayılı TKHK’nın 61. maddesinin 3. fıkrasında tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddeti ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamayacağı, 5. fıkrasında aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamının yapılabileceği, 6. fıkrasında reklam verenlerin ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlü olduğu düzenlenmiş;

8. fıkrasında ise ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esasların yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiştir. 10/01/2015 tarihli Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8. maddesi ile de karşılaştırmalı reklamların, diğer şartların yanında aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, haksız rekabete yol açmaması, mal veya hizmetlerin fiyat dahil bir ya da daha fazla maddi, esaslı, doğrulanabilir ve tipik özelliğinin objektif olarak karşılaştırılması, nesnel, ölçülebilir, sayısal verilere dayanan iddiaların; bilimsel test, rapor ile ispatlanması, rakiplerin mallarını, hizmetlerini, faaliyetlerini veya diğer özelliklerini kötülememesi veya itibarsızlaştırmaması şartlarını taşıması zorunlu tutulmuştur.

10. maddesinde; reklamların hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu, ticari ya da mesleki faaliyeti, malı ya da hizmeti, reklamı veya markayı aşağılayamayacağı,alay konusu edemeyeceği ve kötüleyemeyeceği düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 27/7 maddesi "Elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin reklamlarda; a) İnternet hızının veya kapsama alanının belirtilmesi durumunda; vaat edilen hızın veya kapsama alanının altyapı, coğrafi şartlar, şebeke yoğunluğu, kullanılan cihaz, bina konumu gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceği bilgisi ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilir. b) Test veya laboratuvar koşullarında geçerli olan internet hızlarına, tüm tüketicilerin ulaşabileceği algısı oluşturulamaz.

Bu koşullarda elde edilen hızların, reklama konu edilmesi halinde, test veya laboratuvar koşullarında geçerli olduğu bilgisi dış ses veya durağan yazı olarak ana vaatte belirtilir. c) Sunulan hizmette; adil kullanım kotası, hız kotası ve benzeri sınırlamalar bulunması durumunda bu husus açıkça belirtilir." şeklindedir. Karşılaştırmanın yapılış tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde, muhatabın yanlış kanaat edinmesine ve hataya düşmesine sebep olabilecek, muhatapta yanlış izlenim bırakabilecek nitelikteki karşılaştırmalar yanıltıcıdır. Karşılaştırma doğru verilere dayansa dahi gerçek ve nesnel verilerin çarpıtılmasından dolayı muhatabının yanılmasına neden olabilecek nitelikte ise yine aldatıcılıktan söz edilebilir.(Nomer Ertan, Haksız Rekabet Hukuku, s.220) Somut olayda;

dava konusu reklamda yer alan "..." karakteri tarafından aktarılan "Güzel, yalnız bir husus dikkatimi çekti ..! Bu nevi iddialı reklamlarda hep alttan bir yazı akar. Hani testi şurda yaptık da, şu kadar yüz kişiyle yaptık da... Ama bu reklamda bakıyorum yok, bakıyorum yok." ifadeleriyle "..." karakteri tarafından aktarılan "Çünkü bu testi vatandaşın kendisi yaptı, üstelik birkaç yüz kişi değil, hem de milyonlarca kişi" ifadesi ve bu ifadenin üzerine tekrar "..." karakteri tarafından söylenen "Anladım, racon styla... Alt yazı yok, bıdı bıdı yok, gerçekler var." şeklindeki söylemlere yer verilmiştir. Reklamda geçen ifadelerle,açıkça rakiplerin unvanı zikredilmemiş ise de piyasadaki sınırlı sayıdaki rakiplerin reklamlarına yapılan göndermelerle rakipler hedef alınmıştır.

Reklamda, üstünlük iddiasının ileri sürüldüğü ve test sonuçlarının dayanak gösterildiği rakipler firmaların reklamlarında, alt yazı ile yapılan bilgilendirmenin, gevezelik ya da boş konuşma anlamına gelen "bıdı bıdı" olarak ifade edilmesi, rakipleri ve reklamlarını küçümseyici, hedef kitlede rakiplere yönelik olumsuz algı oluşturabilecek, muhatabın yanlış kanaat edinmesine neden olabilecek niteliktedir. Bunun dışında; davalı, Türkiye'nin en hızlı İnternet'inin kendisine ait olduğu yönündeki iddiasını .../... firmasının hız testine dayandırmıştır. 14/02/2020,26/04/2021 tarihli bilirkişi raporlarında ... firmasının ... isimli web servisinde, ağ ölçüm sistemleri ile ilgili olarak açıklanan metodoloji çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.

Bu ölçüm metodolojisinde firmanın, o anda ölçüm yapılan lokasyona en yakın lokasyona göre olan mesafeye bağlı bir hız ölçümü yaptığı, dünya genelinde ... firmasının 10000 adet kendi serverlarının olduğu ve bu lokasyonlara olan mesafelere göre ölçümlerin yapıldığı, firmanın kendi sitesindeki açıklamaya göre ölçümün başında uygulama “yakındaki” bir sunucuya bağlanmakta ve böylece kullanıcının elde edebileceği “azami” hızı belirlemeye çalıştığı, daha sonra kullanıcıya dünya geneline yayılmış başka sunucular üzerinde ölçüm yapma olanağı sunduğu, ilk ölçüm için bağlanılan sunucunun nasıl seçildiği, bunun herhangi bir servis sağlayıcı için avantaj ya da dezavantaj oluşturup oluşturmayacağının belirsiz olduğu, bu değerlendirmeler ışığında, hız ölçüm yöntemiyle ilgili yeterince bilgi verilmediği için ölçümlerin nesnel olduğu iddiasının kanıtlanabilir olmadığı, bir kullanıcının yaptığı İnternet bağlantısı hız ölçümünü etkileyen pek çok unsur bulunduğu, kullanıcının bulunduğu coğrafi konum (bölge, il, ilçe, semt), servis sağlayıcısının bulunulan konumdaki anlık ağ kullanım yoğunluğu, kullanıcının cihazı ile servis sağlayıcı erişim noktası arasındaki bağlantının kalitesi, kullanıcının ne tür bir cihaz kullandığı (telefon, tablet, bilgisayar v.b.) gibi unsurların söz konusu olduğu, açıklanan özet verilerde bu faktörlerden hiçbirinin gözönüne alınmadığı, ayrıca ölçümlerin tekrarlı olması olasılığının da değerlendirilmediği, açıklandığı haliyle bu özet verilerin bilimsel açıdan yeterli olmadığı, Speedtest ölçüm sisteminin tek bir kullanıcının, o anda bulunduğu koşullar altında, abonesi olduğu servis sağlayıcının sağladığı bağlantı hızıyla ilgili fikir sahibi olması amacına yönelik olduğu, bu ölçümlerin pek çok unsurdan etkiye açık olduğundan başka kullanıcılara ve bölgelere genelleştirilebilir olmadığı, ...

uygulamasının, farklı sunuculara gerçek zamanlı testler uygulayarak veri trafiği hızını ölçtüğü, ... uygulamasının en büyük özelliğinin uçtan uca sistemin indirme ve yükleme hız kalitesini ölçmesi olduğu, bu sistemin eksi yönünün ise kullanıcı bağımlı bir sistem olmasını ve ağın dağıldığı tüm alanın hız testinin yapılamaması olduğu, ... uygulamasına ait test ölçüm sonuçlarının; kablosuz bağlantılarda modemin konumuna, internet kullanımının yoğunluğuna, ev içi tesisatın kalitesine, ev içinde internete bağlanan diğer uygulama ve cihazların sayısına, modem ayarlarına, mobil tarafında ise mobil cihazlarda çalışan programlara veya uygulamalara, kullanıcı tercihleri ve çevresel faktörlere bağlı sebeplere, cihaz kalitesine, VPN kullanımına, baz istasyonuna yakınlık derecesine, vb.

diğer faktörlere bağlı olarak anlık değişkenlik gösterebileceği tespit edilmiştir. Davalının dava konusu reklamda üstünlük iddiasına dayanak gösterdiği ... verilerinin bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere bir çok faktöre göre değişkenlik gösterdiği, nesnel bir değerlendirme ölçütü olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu niteliği itibariyle davacının rakiplerinden üstünlük iddiasını dayandırdığı test çeşitli etkenlere göre değişiklik gösterebileceğinden bu test sonuçlarına dayalı olarak üstünlük iddiasına yer verilmesi hedef kitleyi yanıltabilecek niteliktedir.Karşılaştırmanın yapılış tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde, muhatabın yanlış kanaat edinmesine neden olabilecek niteliktedir.

Davaya konu reklamın haksız rekabete neden olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut olayda, tarafların ticari durumları, faaliyette bulundukları sektör, söz konusu sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı, ticari gelirleri, haksız rekabet teşkil eden reklam filminin yayınlanma süreleri ile haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı manevi zarar dikkate alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olaya uygun olduğu, davalı vekilinin manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 6.831-TL istinaf karar harcından yatırılan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile kalan ‬5.123,25‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 25,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/77144 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/132 E. 2025/4946 K. · Onandı

Rakibi kötüleyen ve yanıltıcı reklam haksız rekabet oluşturur

Gerekçe özeti

Bir reklamda rakiplerin reklamlarında kullandıkları bilgilendirme uygulamaları alaya alınarak değersizleştiriliyor, bu yolla rakiplerin hem reklamlarına hem hizmet ve iş ürünlerine negatif algı yükleniyor ve reklam veren kendi hizmetini bu suretle üstün gösteriyorsa, rakibin adı anılmasa dahi sektördeki firma sayısı ve konumlar itibarıyla rakip reklamın açık hedefi kabul edilir ve TTK 55/(1)-a-1 anlamında kötüleme yoluyla haksız rekabet doğar. Reklamdaki üstünlük iddiası, yöntemi yeterince açıklanmayan, nesnelliği kanıtlanabilir olmayan ve başka kullanıcı ve bölgelere genelleştirilemeyen bir ölçüme dayandırılıyor ve vaat edilen edimin çevresel etkenlere göre değişebileceği bilgisi ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilmiyorsa, karşılaştırmalı reklam TTK 55/(1)-a-5 uyarınca yanıltıcılık nedeniyle haksız rekabet oluşturur.

Emsal değeri

Rakip adı anılmaksızın rakip reklam uygulamalarını değersizleştiren söylemin kötüleme sayılması ile üstünlük iddiasının yöntemi açıklanmayan ve genelleştirilemeyen bir ölçüme dayandırılmasının yanıltıcılık oluşturması bakımından bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğinde emsal değer taşır.

Kavramlar: haksız rekabet kötüleme karşılaştırmalı reklam yanıltıcı reklam reklamın hedefi olan rakip ölçüm metodolojisinin denetlenebilirliği ortalama tüketici algısı manevi tazminat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2025/132 E.  ,  2025/4946 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/217 Esas, 2024/1599 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/204 E., 2021/752 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait reklam filminde "Milyonlar ... hız testi yapmış Türkiye'nin en hızlı interneti ... ki çıkmış" ifadesine yer verildiğini, anılan reklamla tüketicilerin değil, rakip operatörlerin hedef alındığını, reklamdaki amacın rakip operatörlerin reklamlarını itibarsızlaştırmak ve kötülemek olduğunu, reklamın mevcut formatında anılan şekilde somut, bağımsız ve denetlenebilir hiçbir veriye atıfta bulunulmadığını, bu kapsamda reklamın yeterli bilgi vermediğini ve bilgilerin çarpıtılarak tüketicilerin aldatıldığını, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 5/a maddesine göre reklamların yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olması gerektiğini ileri sürerek davalıya ait reklamın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 100.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Reklam Özdenetim Kurulunca verilen karar sonrasında davaya konu reklamın düzenlenerek kısa halinin yayınlandığını, reklamın düzenlenen halinin haksız rekabet eylemi içermediğini, davacının kötülenmediğini, davacıya ait ürün ve hizmetlerle ile ilgili en ufak bir gönderme ve sataşma dahi yer almadığını, reklamın tüketicide herhangi bir beklenti uyandırma amacı bulunmadığı gibi tüketicinin herhangi bir şeye ikna edilmeye de çalışılmadığını, dava konusu reklam ile müvekkil şirketin bilgisi, kontrolü olmaksızın milyonlarca tüketici tarafından gerçekleştirilen hız testinin sonuçlarının kamuoyu ile paylaşıldığını, kaldı ki dava konusu reklam filminde, davacının ya da başka herhangi bir şirketin unvanına, markasına, markasında bulunan renge, reklamında geçen bir poster çalışması görseline, reklamda kullanılan bir teste, yayınladığı bir test sonucuna, reklamında kullandığı spesifik bir ifadeye veya benzeri herhangi bir unsura yer verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının Türkiye En Hızlı İnterneti Seçti" başlıklı reklam filminin uzun versiyonunda "... ..." karakteri tarafından aktarılan "Güzel, yalnız bir husus dikkatimi çekti Zeki! Bu nevi iddialı reklamlarda hep alttan bir yazı akar. Hani testi şurda yaptık da, şu kadar yüz kişiyle yaptık da... Ama bu reklamda bakıyorum yok, bakıyorum yok." ifadeleriyle ".. ..." karakteri tarafından aktarılan "Çünkü bu testi vatandaşın kendisi yaptı, üstelik birkaç yüz kişi değil, hem de milyonlarca kişi" ifadesi üzerine tekrar ".. ..." karakteri tarafından söylenen "Anladım, racon styla... Alt yazı yok, bıdı bıdı yok, gerçekler var." şeklinde aktarımlar olduğu, bu söylemlerin reklamlarda alt yazı kullanılmasına ve test yapılmasına yönelik rakiplerini hedef alan gönderme niteliğinde olduğu, bu türden bir bilgilendirmenin mevcut reklamda yapılmıyor oluşunun ve reklamlarda bilgilendirme amaçlı kullanılan gerek alt yazı gerek buna benzer uygulamaların "bıdı bıdı" şeklinde yansıtılmasının rakiplerin reklamlarındaki kullanımlarına yönelik negatif algı yarattığı, sektörde üç büyük firmanın faaliyet gösterdiği, davalının iki büyük rakibinden birinin davacı olduğu dikkate alındığında davacının reklamın açık hedefi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ayrıca içerik itibariyle rakiplerin reklamlarının yanı sıra sundukları hizmet ve iş ürünlerine yönelik de negatif bir algı yarattığı ve bu suretle kendi hizmet ve iş ürünlerini daha iyi göstermek amacıyla kötüleme yapıldığı, dava konusu "Türkiye En Hızlı İnterneti Seçti" başlıklı reklamın uzun versiyonunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(TTK) 55/(1)-a-1 hükmü uyarınca kötüleme unsurları barındırması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varıldığı, ayrıca, dava konusu reklamda davalının, Türkiye'nin en hızlı İnternet'inin kendisine ait olduğu yönündeki iddiasını ../SpeedTest firmasının hız testine dayandırıldığı, bu ölçüm metodolojisinde, firmanın, o anda ölçüm yapılan lokasyona en yakın lokasyona göre olan mesafeye bağlı bir hız ölçümü yapıldığı, hız ölçüm yöntemiyle ilgili yeterince bilgi verilmediği için ölçümlerin nesnel olduğu iddiasının kanıtlanabilir olmadığı, bu ölçümler pek çok unsurdan etkilenmeye açık oldukları için başka kullanıcılara ve başka bölgelere genelleştirilebilir olmadığı, dolayısıyla test sonuçlarını dayanak göstererek “Türkiye En Hızlı İnternetini Seçti” ifadesinin kullanılamayacağı, dolayısıyla reklamda yer alan iddianın bilimsel geçerliliğe sahip olmayan ..

hız testi ile kanıtlanamayacağı, ayrıca dava konusu reklamda vaat edilen hızın veya kapsama alanının altyapı, coğrafi şartlar, şebeke yoğunluğu, kullanılan cihaz, bina konumu gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceği bilgisinin ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilmediği, dava konusu karşılaştırmalı reklamın tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğu ve "Türkiye En Hızlı İnterneti Seçti" başlıklı reklamın uzun versiyonunun TTK'nın m.55/(1)-a-5 hükmü uyarınca yanıltıcı unsurlar barındırması nedeniyle de haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu "Türkiye En Hızlı İnterneti Seçti" başlıklı reklamın uzun versiyonunun TTK'nın 55/1-a-1,5 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına ve önlenmesine, manevi tazminat isteminin TTK'nın 56.

maddesi uyarınca kabulüne, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar özetinin ilanına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.