6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fatura teslim tutanaklarının incelenmemesi nedeniyle eksik inceleme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/310 E. 2024/1756 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Gerekçe özeti

Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacıya aittir; ticari defterlere kaydedilmeyen faturalar için de tarafların teamülen kabul ettiği teslim tutanakları gibi yazılı delillerin incelenmesi gerekir; bu inceleme yapılmadan eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bozma/kaldırma nedenidir. Ayrıca, zorunlu olmayan (davadan önce yapılan) arabuluculuk sürecine ilişkin AAÜT 16/2-c kapsamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri olarak karşı taraftan tahsil edilecek bir ücret değildir.

Ele alınan sorunlar

Fatura ve teslim tutanaklarına dayalı alacağın ispatı → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının ticari defterlerinde bulunmayan ancak tebliğine rağmen itiraz edilmeyen faturalardan dolayı müvekkilinin alacağını ispat ettiğini, bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacıya aittir; fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz, akdi ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kaydedilmişse TTK 222 uyarınca ticari defterlerin delil olma niteliği devreye girer; faturayı itiraz etmeden defterine kaydeden kimse geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Bilirkişi raporunda, davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilen 167 adet fatura ve cari virman fişi ile davacının dosyaya sunduğu fatura teslim tutanakları karşılaştırıldığında, bir kısım faturaların (toplam 30.497,18-TL) usulüne uygun teslim tutanaklarıyla davalıya teslim edildiği ve davalının defterinde kayıtlı bir kısım faturaların da bu şekilde teslim edildiği görüldüğünden, taraflar arasında faturaların tutanakla teslimine ilişkin bir teamül bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus incelenmemiş, davacı vekilinin itirazları karşılanmamış, tutanaklardaki mükerrer faturaların davacı defterlerine etkisi ve tutanak toplam tutarlarındaki tutarsızlık aydınlatılmamıştır. Bu eksiklikler davacıdan açıklama alınarak ve mevcut bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınarak giderilmeden, eksik incelemeye dayalı raporla karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zorunlu olmayan arabuluculuk sürecine ilişkin vekalet ücreti talebi → ret

İddia: Davacı vekili, İstanbul BAM 28. HD'nin ilamı doğrultusunda arabuluculuk sürecine ilişkin vekalet ücreti talebinde bulunmuştur.

Gerekçe: Yargıtay 9. HD'nin ilgili içtihadı uyarınca, AAÜT'nin 16/2. maddesinin (c) bendindeki düzenleme avukat ile müvekkili arasındaki akdi vekalet ücretine yöneliktir; arabuluculuk sonrasında açılan davada yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı bir vekalet ücreti olarak değerlendirilemez. Bu nedenle davacı yararına tarifenin 16. maddesine göre ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari defterlere kaydedilmemiş faturaların, teslim tutanağı gibi yazılı delillerle ispatının değerlendirilmesi gerektiği ve bu değerlendirme yapılmadan eksik bilirkişi raporuna dayanılamayacağı yönündeki gerekçe; ayrıca zorunlu olmayan arabuluculuk sürecinde AAÜT 16/2-c uyarınca yargılama gideri kapsamında vekalet ücretine hükmedilemeyeceği tespiti emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap alacağı ticari defter delili fatura teslim tutanağı ispat külfeti eksik inceleme arabuluculuk vekalet ücreti AAÜT 16/2

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 21/2TTK 222 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6HMK 353(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/310

KARAR NO 2024/1756

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/12/2021

NUMARASI 2020/684 Esas - 2021/942 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, kargo hizmeti vermekte olan müvekkilinin davalıdan cari hesap alacağı bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine 54.829,33-TL asıl alacak ve 688,37-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.517,70-TL'nin tahsili için davalı aleyhine Bakırköy 10. İcra Dairesi'nin 2017/14821 esas sayılı takibinin başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bilirkişi tarafından incelenen davacının defterlerinde davalıdan 47.790,33-TL alacaklı, davalının defterlerine göre de davacıya 14.973,21-TL borçlu olduğunun ve aradaki fark tutarındaki faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği; davacının yemin deliline başvurmayacağını beyan ettiği;

14. 973,21-TL'yi aşan miktar kadar davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği ve belirlenen alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 14.973,21-TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine ve 14.973,21-TL'nin %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalının ticari defterlerinde bulunmayan ancak tebliğine rağmen itiraz edilmeyen faturalardan dolayı müvekkilinin alacağını ispat ettiğini; bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu ve İstanbul BAM 28. HD'nin 2019/422 E. ve 2019/3214 K. sayılı ilamı doğrultusunda arabuluculuk sürecine ilişkin vekalet ücreti taleplerinin bulunduğunu belirterek, hükmün reddedilen kısmının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taşıma sözleşmesi kapsamındaki cari hesap alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya-hizmet verene ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini-verildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmediğinde içeriği kesinleşir ise de, akdi ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir.

Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. 21/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların 2017 yılına ait usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri incelenmiştir.

Davacının defterlerinde davalıdan olan alacağının 47.790,33-TL; davalının defterlerinde de davacıya olan borcunun 14.820,35-TL göründüğü; tarafların hesap hareketleri kıyaslandığında 06/05/2017-12/08/2017 tarihleri arasında düzenlenmiş toplam 167 adet ve 32.324,67-TL bedelli fatura ile cari virman fişinin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve her iki tarafın kayıtlarındaki miktar farklılığının da bu faturalardan kaynaklandığı saptanmıştır. Davacı vekili, hem bilirkişi raporuna karşı süresinde sunduğu 04/06/2021 tarihli itiraz dilekçesinde hem de istinaf dilekçesinde düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini ve davalının 8 gün içinde faturalara itiraz etmediğini, ticari defterlerinde kayıt etmemesinin müvekkilinin alacağını etkilemeyeceğini, müvekkilinin lehine olan durumun aleyhine tespit edildiğini belirtmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinin ekinde (EK-6) müvekkilinin davalıya düzenlediği, 06/03/2017-03/08/2017 arasında muhtelif tarihlerde düzenlenmiş, 16 adet "Tahsilat Faturaları Teslimat-Zimmet Tutanağı/Kurumsal Müşterilere Teslimat Formu" başlıklı belgeleri dosyaya sunmuştur. Belgeler 31/12/2016-31/07/2017 tarihleri arasındaki faturaları kapsamaktadır. Bu belgelerde teslime konu faturalara ilişkin bilgilerin (tarih, no, tutar) ve toplam tutarlarının belirtildiği; teslim eden kısmında "... Tutar ... Adet fatura, tahsilatı hazırlanmak üzere tarafınıza teslim edilmiştir." ibaresinin altında davacının kaşesinin olduğu; teslim alan kısmında "... Şirketi adına yukarıda bilgileri belirtilen faturaları;

... tarihinde eksiksiz olarak teslim aldım. Söz konusu faturaların bedelini; ... tarihinde eksiksiz olarak ödeyeceğimizi taahhüt ederiz" ibaresinin altında, davalının İstanbul Şubesinin kaşesi ve imzası bulunmaktadır. Bilirkişi raporunun 4-6. sayfalarındaki davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilen 167 adet fatura ve cari virman fişi kayıtlarıyla, söz konusu belgelerin karşılaştırılmalı olarak yapılan incelemesinde, 06/05/2017 tarihli toplam 4 adet 14.867,03-TL; 13/05/2017 tarihli toplam 17 adet 2.939,44-TL;15/05/2017 tarihli toplam 8 adet 931,46-TL; 17/05/2017 tarihli toplam 2 adet 27,40-TL; 18/05/2017 tarihli toplam 3 adet 185,76-TL; 19/05/2017 tarihli toplam 3 adet 163,17-TL; 20/05/2017 tarihli toplam 12 adet 1.992,12-TL;

23/05/2017 tarihli toplam 2 adet 27-TL; 25/05/2017 tarihli 1 adet 13,69-TL; 26/05/2017 tarihli toplam 4 adet 468,81-TL; 27/05/2017 tarihli toplam 11 adet 2.626,57-TL; 29/05/2017 tarihli toplam 3 adet 228,74-TL; 30/05/2017 tarihli toplam 4 adet 141,56-TL; 31/05/2017 tarihli toplam 9 adet 960,85-TL bedelli faturaların 12/06/2017 tarihli teslim tutanağıyla; 22/06/2017 tarihli toplam 2 adet 6,96-TL bedelli faturaların 19/06/2017 ve 22/06/2017 tarihli teslim tutanağıyla; 28/06/2017 tarihli 1 adet 3,80-TL bedelli faturanın 01/07/2017 tarihli teslim tutanağıyla; 08/07/2017 tarihli toplam 4 adet 1.246,26-TL bedelli faturaların 07/07/2017 ve 24/07/2017 tarihli teslim tutanağıyla; 14/07/2017 tarihli toplam 8 adet 3.663,71-TL bedelli faturaların 24/07/2017 tarihli teslim tutanağıyla;

24/07/2017 tarihli 1 adet 2,85-TL bedelli faturanın 03/08/2017 tarihli teslim tutanağıyla davalıya teslim edildiği görülmüştür. Söz konusu faturaların toplamı 30.497,18-TL'dir. Tespit edilen bu faturalar dışındaki, diğer fatura ve cari virman fişlerinin davalıya teslim edildiğine ilişkin tutanaklarda bir kayıt yoktur. Ancak fatura teslim tutanaklarında bir kısım faturaların farklı tutanaklarda kayıtlı olduğu görülmektedir. Tutanakların sonuçu kısımlarında gösterilen toplam bedellerin fatura toplamında daha az olduğu görülmekte ise de, nedeni anlaşılamamıştır. Davalıya tutanaklarla teslim edilen bir kısım faturaların, davalının defterinde kayıtlı olduğu anlaşıldığından, taraflar arasında faturaların bu şekilde teslimine ilişkin bir teamül bulunduğu kabul edilmelidir.

Ne var ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar incelenmediği gibi, davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin itirazları karşılanmamıştır. Fatura teslim tutanaklarının içeriği incelenerek, tutanaklardaki faturalara ilişkin mükerrerliğin davacının defterlerinde de olup olmadığı yani talep miktarına etkisi olup olmadığı saptanarak ve tutanaklardaki fatura miktarlarıyla tutanakların altındaki toplam miktarların da aynı olmaması hakkında davacı vekilinden açıklama istenerek, mevcut bilirkişiden tüm bu hususları aydınlatan denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişinin raporunda tespit ettiği 167 adet faturanın davalıya teslim edilmediğinden ve davalının defterlerinde kayıtlı olmadığından bahisle, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna istinaden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Davacı vekili, davalının arabuluculuk sürecine ilişkin vekalet ücreti talebinde bulunmuştur.Arabuluculuk süreci 26/08/2020 tarihinde anlaşamamayla sonuçlanmıştır. Yargıtay 9. HD'nin 2022/3979 E., 2022/4838K. sayılı ve 19/04/202 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair ilamında, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi iş uyuşmazlıklarında yapılan yargılama sonucunda AAÜT'nin 16/2, (c) ve (ç) bentlerinde belirtilen ve avukatın hak kazandığı vekalet ücretinin yargılama gideri olarak davada haksız çıkan taraftan tahsil edilip edilmeyeceğine ilişkin olarak‘AAÜT’nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendindeki yasal düzenlemenin avukat ile müvekkili arasındaki vekalet ilişkisine dayanan akdi vekalet ücretinin miktarına yönelik olduğu, arabuluculuk sonrasında açılan davadaki yargılama gideri kapsamında karşı tarafın sorumlu olacağı vekalet ücreti olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacı yararına tarifenin 16.

maddesine göre ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmediğine’ karar verilmiştir. Davacı vekilinin arabulucu süreci nedeniyle lehine vekalet ücreti takdiri gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2021 Tarih 2020/684 Esas 2021/942 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" İstinaf yoluna başvuran davacı istinaf tarihinde harçtan muaf olup harç yatırmamış olduğundan davacı istinaf harcına ilişkin karar verilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/77018 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.