6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirkette kardeşler arası husumet haklı çıkma sebebidir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/773 E. 2024/1773 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)kaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Limited şirkette, ortaklar arasında ciddi kişisel uyumsuzluk ve husumet bulunması, bir ortağın diğer ortak tarafından şirkete girmekten fiilen men edilmesi ve şirket adına faaliyette bulunmasının engellenmesi, tek başına TTK 638/2 uyarınca haklı sebeple ortaklıktan çıkma için yeterli bir sebep oluşturur; kanunda haklı sebeplerin çoğul olarak sayılmış olması, tek bir sebebin niteliği ve doğurduğu sonuçlar gözetildiğinde haklı sebep oluşturmasına engel değildir. Limited şirketlerin kişisel nitelikleri de gözeten yapısı, ortaklar arası güven ilişkisinin çöktüğü durumlarda çıkma hakkının tanınmasını gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Haklı sebeple ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi talebi → kabul

İddia: Davacı, diğer ortağın kendisini tehditle ve zorla şirketten uzaklaştırdığını, aralarında büyük husumet oluştuğunu, yasal haklarını kullanma imkanının kalmadığını, ilk derece mahkemesinin bu hususları eksik incelediğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: TTK 638/2 uyarınca haklı sebeplerin kanunda sayılmadığı, çıkma isteğinde bulunan ortağın ileri sürdüğü sebebin gerçekten var olup olmadığının ve haklı olup olmadığının mahkemece değerlendirileceği; şirket kavramının doğuşu ve kuruluş gayesi dikkate alınarak, ortaklar arasındaki dayanışma ve karşılıklı güven ortamını bozan, şirketin kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı sebep olarak kabul edilmesi gerektiği; haklı sebeplerin sınırlı sayıda olmayıp her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı şirketin aile şirketi niteliğinde olduğu, dava dışı ortağın Rusya'ya gidişi nedeniyle üç yıl boyunca şirketin davacı tarafça yönetildiği tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Diğer ortağın davacıyı şirkete sokmadığı iddiası salt karakol beyanı ile değil, her iki ortağın kardeşleri olan tanık beyanları ile de sabit olup, bu beyanlara itibar edilmemesi için bir neden bulunmamaktadır. Limited şirketlerin anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir yapıya sahip olduğu, bu nedenle ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği; haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş olsa da, tek bir sebebin niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde haklı sebep oluşturabileceği vurgulanmıştır. Davacının şirket merkezine girmesinin ve şirket adına faaliyette bulunmasının engellenmesinin davacıdan kaynaklanmadığı, uzlaşmanın diğer ortakça kabul edilmediği, pay devri hususunda şifahen anlaşılmasına rağmen devir işlemlerinin yapılamadığı, bu koşullar altında şirkette ortak sıfatıyla bulunmanın davacı bakımından bir yararının kalmadığı tespit edilmiştir. Limited şirkette kişisel uyumsuzluk ve ortaklar arasındaki husumetin ortaklığın devamını çekilmez hale getirip çıkma için haklı sebep oluşturacağı, davacının ileri sürdüğü sebeplerden birinin gerçekleşmesinin yeterli olduğu sonucuna varılarak, ilk derece mahkemesinin haklı nedenin gerçekleşmediğine yönelik gerekçesinin yerinde bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çıkma payının hesaplanması ve tarihinin belirlenmesi → kabul

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunda tespit edilen makine, teçhizat ve demirbaşların değerlerine itiraz etmiş, ancak ilk derece mahkemesi bu itirazları karşılamamıştır.

Gerekçe: Davacı vekili tarafından çıkma payı için bilirkişi tarafından düzenlenen raporda tespit edilen makine, teçhizat ve demirbaşların değerlerine itiraz edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu itirazların karşılanmadığı; ayrıca çıkma payının karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlenmesi gerektiğinden, çıkma payının yeniden hesaplanması gerektiği tespit edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirketlerde ortaklar arasındaki kişisel uyumsuzluk ve husumetin, tek bir sebep olsa da, TTK 638/2 anlamında haklı sebeple ortaklıktan çıkma için yeterli olabileceği yönünde emsal niteliği taşımaktadır; bu değerlendirme BAM'ın kendi (özgün) muhakemesine dayanmaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkma limited şirket TTK 638/2 çıkma payı aile şirketi ortaklar arası husumet kişisel uyumsuzluk

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 638/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/773

KARAR NO 2024/1773

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/02/2022

NUMARASI 2020/759 Esas - 2022/193 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette abisi ... ile birlikte %50 şer pay sahibi olduklarını, her iki ortağın da münferiden temsile yetkili olduklarını, diğer ortakla birlikte 2017 yılında şirketi devir aldıklarını, diğer ortağın pay devrinden kısa süre sonra özel işlerini gerekçe göstererek Rusya'ya gittiğini, 2020 yılının Ocak ayında diğer ortağın Rusya'dan dönerek hiçbir sebep olmamasına rağmen müvekkilini baskı ve tehdit ile zorla şirketten attırdığını, müvekkilinin araya akrabaları koyarak sulh yoluyla iki kardeş olarak şirket faaliyetlerini beraber yürütmek istediğini, ayrıca diğer ortağın bu birlikteliği istememesi halinde müvekkiline ait payları satın almasını teklif ettiğini, diğer ortağın müvekkilini şirketten uzaklaştırdıktan sonra şirketin yönetimi ile ilgilenmediğini, şirketin zarar etmeye başladığını, kira ve vergi borçları nedeniyle icra takipleri ile karşı karşıya kaldığını,şirketin alacaklarını tahsil ettiğini, ancak borçları ödemediğini, müvekkilinin şirkete gittiğini ancak yine tehditle, zorla işyerinden atıldığını, yaşanan bu olay nedeniyle müvekkilinin polise şikayette bulunduğunu, davacının ortağı ve müdürü olduğu davalı şirkete diğer ortağın tehdit ve baskısı ile giremediğini, şirketin kamuya olan borçlarının ödenmemesi halinde müvekkilinin müteselsilen sorumluluğunun ortaya çıkacağını ileri sürerek, müvekkilinin diğer ortak ile ortaklığı devam etme imkanı kalmadığından TTK'nın 638/2 md uyarınca haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine, gerçek değerin tespiti halinde artırılmak şartıyla çıkma bedeli olarak şimdilik 10.000-TL'nin davalı şirketten alınarak davacı müvekkiline verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin iş nedeniyle devamlı Rusya'ya gidip geldiğini, 3 yıl boyunca Rusya'da kaldığı ve şirketin faaliyetleri ile ilgilenmediğinin gerçek dışı olduğunu, aksine bu yurtdışı seyahatlerinin tamamıyla şirketin müşterilerinin bir kısmının Rusya'da yaşamasıyla ilgili olduğunu, müvekkilinin halen kardeşiyle birlikte şirket faaliyetlerini yürütmeye ve uzlaşmaya hazır olduğunu, hiçbir suretle davacıyı baskı ve tehdit yoluyla şirket merkezinden kovma durumu olmadığını,şirketin ekonomik durumunun çarpıtıldığını, dünyada ve ülkemizde görülen Covid-19 pandemisinin ticari hayatı olumsuz etkilediğini, müvekkilinin şirketin işleyişiyle yakından ilgilendiğini ve üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin çabasına rağmen tüm sektörlerde olduğu gibi davalı şirketin bulunduğu tekstil sektörünün de etkilendiğini, tahsilatların şirketin borçlarında kullanılmayıp borçların ödenmediği iddialarını kanıtlayacak delil sunulmadığını, diğer iddialara ilişkin sunulan tek delilinde tanık beyanları olduğunu, davacının istediği gibi şirkete gelip gidebildiğini, şirketin kayıtlarına rahatça ulaşabildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı şirketin eşit paya sahip iki ortağından birinin davacı , diğerinin ise dava dışı abisi ... olduğu, her ikisinin münferiden yetkili müdür olduğu, davacının şirketten uzaklaştırıldığını iddia ettiği 2020 yılı ve devamında alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı şirketin satışlarının ve karlılığının azalmadığı gibi arttığının tespit edildiği, davacının, dava dışı ortağa yönelik iddialarını genel olarak görevini özen göstererek yerine getirmediğinden bahisle yönetim yetkisini iyi kullanamamasına dayandırdığı, davacının kullanabileceği yasal imkanların bulunmasına rağmen davacının yasal yollara başvurmadığı, "Bilgi Alma ve İnceleme"talep etmediği, tüm bunların yanında uzaklaştırıldığı iddiası ile davalı şirket üzerinde etkinliği olmadığı, kardeşi olan diğer şirket ortağı ile arasında herhangi bir diyalog ve irtibat bulunmadığı ve karşılıklı olarak güven ilişkisinin ve ortamının ortadan kalktığı, bu koşullar altında şirket ortaklığını sağlıklı bir şekilde sürdürme imkanı kalmadığına yönelik ileri sürdüğü sebeplerin davacının müdürlük görevi ile ilgili ve müdürlükten ayrılma sebebi teşkil edebileceği, ortaklıktan ayrılmak için haklı sebep oluşturmadığı, davacı, davalı şirkete diğer ortağın tehdit ve baskısı ile girememesi sebebiyle resmi merciler huzurunda şikayetçi olduğu ve dinlenen tanıklar da bu yönde beyanda bulunmuş ise de, davacının, kardeşi olan diğer ortak tarafından şirkete alınmamasının direngen bir hal alıp almadığının belli olmadığı gibi davacı tarafından Polis Merkezinde verilen ifadede davalı tarafından kendisine yöneltilen somut bir tehdit fiilinden bahsedilmediği, daha çok şirkete giremediğinden ticari faaliyetlerinin engellendiğinden bahisle bu mağduriyetinin giderilmesinin talep edildiği, davacı tarafından şikayette bulunulduktan sonra bu iddialar sebebiyle yürütülen soruşturma yada kovuşturmanın akıbetinin ne olduğunun da belli olmadığı, buna göre davacı tarafından salt şikayette bulunulmasının iddialarının ispatı bakımından lehine delil oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davacının TTK 625. Madde bağlamında bu yetkileri kullanmasının mümkün olmadığını, şirkete gidince, diğer ortak tarafından ölümle tehdit edilerek ikinci kez zorla iş yerinden kovulduğunu, polisin müdahalesi ile ...'tan şikayetçi olduğunu, aralarında büyük bir husumet olduğunu, yasadan kaynaklı diğer haklarını kullanma gibi fiiliyatta hiçbir imkanı kalmadığını, şikayet hakkında devam eden soruşturmanın akıbeti hususunda mahkemenin bilgi ve belge celp edilmesi veyahut taraflara süre verilerek bu evrakın ibraz edilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, haklı nedenle Limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ile çıkma payının tahsili talebine ilişkindir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Kanunda “haklı sebeplerin” neler olduğu belirtilmemiştir. Çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme değerlendirecektir. Bu durumda şirket kavramının doğuşu ve şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen; şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir.

Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir. Davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 2020 yılından itibaren satışların ve karlılığın arttığı, kar payı ödenmesine ilişkin davacı tarafça talepte bulunulmadığı, davacı tarafça sunulan 4.9.2020 tarihli karakol ifade tutanağında abisinin kendisini tehdit ile iş yerine sokmadığı zarara uğrayacağını ileri sürerek iş yerine girme imkanının sağlanması için şikayetçi olduğu, ancak soruşturma sonucu ile ilgili bilgi verilmediği, her iki ortağın kardeş ve akrabaları olan tanıklar; dava dışı ortağın 3 yıl kadar önce Rusya 'ya giderek sonrasında geri döndüğü ve davacı ile aralarında anlaşmazlık çıktığı, davacıyı iş yerine sokmadığı, diğer ortağın davacı ile çalışmak istemediğini söylediği ve davacının payını devir almaya karar vermiş iken vazgeçtiği, sonrasında dayısına devredeceğini söylediği, onun memleketten geldiği ancak Nimetullah'ın kovarak görüşmediği, davacıyı iş yerine sokmamasından dolayı yaşanan kavga nedeniyle karakolluk oldukları beyan edilmiştir.

Davacı tarafça ileri sürülen şirketin iyi yönetilmediği ve zarara uğradığı, kar dağıtılmadığı iddiaları kanıtlanamamış ise de; davalı şirketin paylarının iki kardeşe ait olup aile şirketi olduğu, dava dışı ortağın Rusya'ya gidişi nedeniyle 3 yıl boyunca şirketi davacının yönettiği, davacı iddiası dışında tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Diğer ortağın davacıyı şirkete sokmadığı iddiası salt karakol beyanı ile değil, tanık beyanları ile de sabit olup, dinlenen tanıklar her iki ortağın kardeşleri olup, anlaşmazlık hususunda tanıkların beyanlarına itibar edilmemesi için bir neden yoktur. Limited şirketlerin, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe sahip olduğu, bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerin de haklı sebep olarak ileri sürülebileceği, haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebebin bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde haklı sebep oluşturabileceği;

davacı tarafından davalı şirketin ortakları arasında uyuşmazlıklar bulunduğu, işyerine alınmadığının ileri sürüldüğü, şirketin aile şirketi olması nedeniyle diğer ortaktan kaynaklanan husumet oluştuğu, davacının şirket merkezine girmesinin dolayısıyla şirket adına faaliyette bulunmasının engellendiği, bu durumun davacıdan kaynaklanmadığı, tanık beyanlarından anlaşıldığına göre uzlaşmanın diğer ortakça kabul edilmediği, pay devri hususunda şifahen anlaşılmasına rağmen devir işlemlerinin yapılamadığı şirkette ortak sıfatı ile bulunmanın davacı bakımından bir yararı kalmadığı tespit edilmektedir. Limited şirkette kişisel uyumsuzluk ve ortaklar arasındaki husumetin ortaklığın devamının çekilmez hale getirip çıkmak için haklı sebebi oluşturacağı, davacının ileri sürdüğü sebeplerden birinin gerçekleşmesi yeterli olduğundan, davacı bakımından haklı sebebin gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır.

Haklı nedenin gerçekleşmediğine yönelik yazılan gerekçe yerinde bulunmamıştır. Davacı vekili tarafından çıkma payı için bilirkişi tarafından düzenlenen raporda tespit edilen makine, teçhizat ve demirbaşların değerlerine itiraz edilmiş ise de, mahkemece bu itirazlar karşılanmamıştır. Ayrıca, çıkma payının karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlenmesi gerektiğinden çıkma payının yeniden hesaplanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı bakımından haklı nedenin oluştuğunun kabulü ile; davacı vekili tarafından emsal araştırmaları için bildirilen adreslerden bilgi istenilerek davacının çıkma payının yeniden hesaplanarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/02/2022 Tarih 2020/759 Esas 2022/193 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76987 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.