6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Teminat senedi taahhüdünde iki senetten birinin ödenmesi hâlinde diğer taahhüdün ifası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/385 E. 2024/1874 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davasında, senedin teminat senedi olduğu ve bedelsiz kaldığı iddiası ispat yükü kendisinde olan borçlu tarafça yazılı delille ispatlanmalıdır; soyutluk ilkesi gereği aval verenin taahhüdü şekle ait noksanlık dışında geçersiz kılınamaz. Aynı kaynaktan doğan birden fazla taahhüt için ayrı ayrı düzenlenmiş teminat senetleri birbirinden bağımsız değerlendirilemez; senetlerden birinin alacaklı tarafından tahsil edilmiş olması ve diğer taahhüdün konusu olan borcun bulunmadığının tespit edilmesi halinde, borçlunun geriye kalan taahhüdünün ifa edilmiş sayılması ve dava konusu diğer senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti gerekir.

Ele alınan sorunlar

Bononun teminat senedi olduğu iddiasının ispat yükü ve soyutluk ilkesi → tartışılmadı

Gerekçe: Bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade eder. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir; bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse borçlu olmadığını iddia ediyorsa bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla ispat yükü kendisinde olan borçlu, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır. Ayrıca TTK 702/2 uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir; şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İki ayrı taahhüde bağlı iki teminat senedinden birinin tahsil edilmiş olmasının diğer taahhüdün ifasına etkisi → kabul

İddia: Davacı vekili, senetlerden birinin davalı tarafından üçüncü kişilere ciro edildiğini, davacının bu senedi 22.000-TL bedelli sıralı senetler vererek hamilinden geri aldığını, bu bedelin ...'in SGK asıl borcundan hayli fazla olduğunu, dolayısıyla davalının bu senedi ciro ederek borcun ödenmesinden vazgeçtiğini, davacının hem bu borcu hem de dava konusu teminat senedini ödemek zorunda bırakılamayacağını, kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Her iki taahhütname ile davacı ve dava dışı şirket tarafından, dava dışı şirketin SGK prim ve vergi borçları ile davalının şahıs firmasının SGK prim borcunun belirli bir tarihe kadar ödenmesi taahhüt edilmiş, aksi halde her bir taahhüt için ayrı ayrı 50.000-TL bedelli birer bononun icra takibine konulacağı kararlaştırılmıştır. İki bononun tüm unsurları aynıdır; her ikisinde lehtar davalı, keşideci dava dışı şirket, avalist ise davacıdır. Senetlerden biri davalı tarafından üçüncü şahıslara ciro edilmiş ve davacı tarafça sıralı senetler verilerek hamilinden geri alınmıştır; bu suretle teminat senetlerinden biri davalı tarafından tahsil edilmiştir. İki ayrı taahhüt için verilen iki senedin birlikte değerlendirilmesi gerekir; senetlerden birinin davalıya ödendiğinin kabulü gerekir. Diğer taahhüdün konusu olan dava dışı şirketin SGK prim ve vergi borçlarının bulunmadığı yazı cevaplarından anlaşılmaktadır. Taahhütnamede bonolara açıkça atıf yapılmış olup bonoların taahhütnamenin teminatı olduğu davalının kabulündedir. Senetlerden biri ödenerek geri alınmış, diğeri ise dava konusu icra takibine konu edilmiştir. İki ayrı taahhüt için verilen teminat senetlerinden birinin davalıya ödenmiş sayılması nedeniyle davacının geriye yerine getirmesi gereken bir taahhüdünün kalmadığı belirlenmiş olup davanın tümüyle kabulü gerekirken, davalının şahıs işletmesinin kamu borcu bulunduğu gerekçesiyle kamu borcu kadar davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötü niyet tazminatı talebi → ret

Gerekçe: Koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Aynı kaynaktan (birden fazla taahhütname) doğan birden fazla teminat senedinin birbirinden bağımsız değil, birlikte değerlendirilmesi gerektiği; senetlerden birinin tahsil edilmiş olmasının diğer taahhüdün ifa edilmiş sayılmasına etkisi konusunda BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu bir değerlendirme olup bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit kambiyo senedi bono soyutluk ilkesi aval teminat senedi ispat yükü taahhütname kötü niyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 702/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/385

KARAR NO 2024/1874

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/10/2021

NUMARASI 2020/165 Esas - 2021/736 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/12/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilin davalı ile birlikte ... Şti'ni kurduğunu, davalının şirketteki hissesini Kartal ... Noterliğinin 22.11.2022 tarihli hisse devir sözleşmesiyle 100.000-TL bedelle müvekkiline devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ortaklıktan ayrılma aşamasında davalının ... firmasının olası vergi ve SGK borçlarından sorumlu olmadığına dair taahhütname istediğini, bu kapsamda müvekkilince ... şirketinin vergi ve SGK borçları ile ...-... şahıs firmasının SGK prim borcuna dair iki adet taahhütname imzalandığını,... şirketinin 03.09.2012-22.11.2012 dönemine ilişkin SGK ve prim borçlarıyla ilgili 23.11.2012 tarihli taahhütnameye istinaden davalıya 23.11.2012 keşide tarihli 28.02.2013 ödeme tarihli 50.000-TL bedelli, ...

firmasının 01.06.2012-03.09.2012 dönemine ilişkin SGK prim borçlarıyla ilgili 23.11.2012 tarihli taahhütnameye istinaden de davalıya 23.11.2012 keşide tarihli 28.02.2013 ödeme tarihli, 50.000-TL bedelli teminat senedi verildiğini, bu suretle davalının kendisine ait ... firmasının prim borçlarını dahi müvekkiline yüklediğini, konuyla ilgili olarak davalı hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığının 2020/58206 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, bonolardan birisinin davalı tarafından satılarak 4-5 kez el değiştirdikten sonra müvekkilince ... adlı kişiden toplam 22.000-TL bedelli sıralı senetler verilerek geri alındığını, ancak ... firmasının borçları için verilen teminat senedinin müvekkilince geri alınamadığını, davalının 23.11.2012 tanzim ve 28.02.2013 ödeme tarihli 50.000-TL bedelli senedin arka tarafından yazılı bulunan "teminat senedidir cirolanamaz” kısmını kopararak İstanbul Anadolu ....

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine takip başlattığını ve takibin kesinleştiğini, ... şirketinin ve hatta ... firmasının SGK prim ve vergi borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, borçların müvekkilince ödenmiş olması nedeniyle teminat senedinin takibe konulmasının mümkün olmadığını belirterek, davacının 23.11.2012 tanzim ve 28.02.2013 ödeme tarihli 50.000-TL tutarlı teminat senedi ile icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiş, duruşma sırasında ise davacının kendisine teminat senetlerini verdiğini ancak sonrasında borcunu ödemediğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; ... firması adına ... tarafından düzenlenen 23.11.2012 tarihli taahhütname ile; davacının ... ve ... firmalarına ait 01.06.2012-03.09.2012 dönemini kapsayan SGK prim borçlarını 28.02.2013 tarihine kadar ödeyeceği, aksi durumda 23.11.2012 düzenleme 28.02.2013 vade tarihli 50.000-TL bedelli senedin icra takibine konulacağının kararlaştırıldığı, 23.11.2012 tarihli diğer taahhütname ile de ....firması adına ...'ın ... firmasının 03.09.2012-22.11.2012 dönemine ait SGK prim ve vergi borçlarını ...'ün sorumluluğunda olan %50'lik kısım dahil 28.02.2013 tarihine kadar ödeyeceği, aksi durumda 23.11.2012 düzenleme ve 28.02.2013 vadeli 50.000-TL bedelli teminat senedinin icra takibine konulacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından 50.000-TL bonoya dayalı olarak davacı ile ...

şirketi aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya ile takip başlatıldığı, ispat külfetinin kural olarak davacı tarafa ait olduğu, bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan davacı borçlunun temel alacağın mevcut olmadığını, hem taraflar arasındaki temel ilişkiyi hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz kaldığını ispatla mükellef olduğu, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının taahhüt altına girdiği tarafların ortağı bulunduğu ... şirketinin 2012/07-09-10-11-12 aylarla ilgili vergi dairesine ödenmemiş borcunun bulunmadığı, ödemelerin davacı tarafından yapıldığı, SGK prim borcunun da bulunmadığı, neticeten davacının ... şirketine ilişkin SGK ve vergi borçlarının ödenmesini içeren her iki taahhütnamedeki sorumluluklarını yerine getirdiği ve bu kapsamda herhangi bir bakiye borcunun bulunmadığı, ancak aynı tarihli taahhütnamelerden birinin içeriğinde yer alan ve davalının şahıs şirketine ilişkin prim borçlarının ödenmesine yönelik taahhüdün davacı tarafça yerine getirildiğine ilişkin delil bulunmadığı, SGK tarafından gönderilen 14.12.2020 tarihli yazıda davalıya ait şahıs şirketinin 2012 yılının 6, 7 ve 8.

aylarına ilişkin toplam 31.391,75-TL prim borcunun bulunduğunun belirtildiği, bu haliyle davacının imzaladığı taahhütname gereği sorumluluğunu yerine getirmediği ve işbu taahhütnameye dayalı olarak verilen 50.000-TL'lik dava konusu senede ilişkin davacının 31.391,75-TL'lik kısım bakımından sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının 18.608,25-TL'lik kısım bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının mahkeme huzurundaki beyanında senetlerin teminat senedi olduğunu ikrar ettiğini, müvekkilince davalıya verilen senetlerden birisinin davalı tarafından satılarak 4-5 kez el değiştirdikten sonra müvekkilince ... adlı kişiden toplam 22.000-TL bedelli sıralı senetler verilerek geri alındığını, ancak müvekkilince senedin geri alınması için ödenen bedelin ...-...'ün 01.06.2012-03.09.2012 arasındaki toplam 11.062,53-TL SGK asıl borcundan hayli fazla olduğunu, davalının teminat senedini ciro ederek esasen ...'nın SGK borcunun ödenmesinden vazgeçtiğini, müvekkilinin hem ...'nın borcunu hem de 3. şahsa ciro ettiği teminat senedinden kaynaklanan sıralı senetleri ödemek zorunda bırakılamayacağını, sıralı senetlerin ödenmesiyle teminat senedinin geri alındığını ve borç kalmadığını, ...firmasının bir borcunun bulunmaması nedeniyle takibe konu senet sebebiyle ayrıca bir borç bulunmadığını, ayrıca SGK yazı cevabına göre ...-...'ün 01.06.2012-03.09.2012 arasındaki SGK borcunun 31.391,75-TL olmayıp 11.062,53-TL olduğunu, mahkemece soruşturma dosyası incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine teminat senedinin kambiyo takibine konu edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, teminat olarak verildiği ileri sürülen bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir.Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla ispat yükü kendisinde olan borçlu, bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır.

Ancak 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup, şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Somut olayda; tarafların ortağı olduğu ve davalının hisselerini davacıya devrederek ortaklıktan ayrıldığı ... Şti. ile davacı ... tarafından 23.11.2012 tarihli iki adet taahhütname ile; ... şirketinin 03.09.2012-22.11.2012 tarihleri arası dönemine ait SGK prim ve vergi borçlarının tümü ile davalı ...'e ait ... şahıs firmasının 01.06.2012-03.09.2012 dönemini kapsayan SGK prim borçlarının 28.02.2013 tarihine kadar ödenmesinin davacı ile...

şirketi tarafından taahhüt edilmiştir.Aksi durumda her bir taahhütname için 23.11.2012 düzenleme 28.02.2013 vade tarihli 50.000-TL bedelli senedin icra takibine konulacağı kabul edilerek, her taahhütname için bir adet olmak üzere iki adet 23.11.2012 düzenleme ve 28.02.2013 ödeme tarihli, 50.000-TL bedelli bono düzenlendiği, her iki bonoda lehtar davalı ... olup, dava dışı ... şirketinin keşideci, davacı ...'ın ise avalist olarak yer aldığı her iki senedin bütün unsurları aynıdır.Davacı tarafça bonolardan birinin davalı tarafından üçüncü şahıslara ciro edildiği 22.000-TL sıralı senetler verilerek hamilinden geri alındığı bildirilerek ödemeye esas sıralı senetler ile birlikte diğer teminat senedi olmak üzere 12 adet senet aslı davacı vekili tarafından 13.10.2020 tarihli dilekçe ekinde mahkemeye sunulmuştur.

İki ayrı taahhüt için verilen iki ayrı senetten biri davalı tarafından ciro edilerek keşideci eline geri döndüğü anlaşılmakla teminat senedinden biri davalı tarafından tahsil edilmiştir. Davacının davalıya ait ... şahıs firmasının SGK prim borcu bulunduğu tespit edilerek mahkemece prim borcu kadar davanın reddine karar verilmiş ise de iki senedin birlikte düşünülmesi gerektiği, senetlerden birinin davalıya ödendiğinin kabulü gerekir. Davacının taahhüdünün biri ise Dava dışı ... şirketinin 03.09.2012-22.11.2012 dönemine ait SGK prim ve vergi borçlarının tümünün ödenmesidir. Mahkemeye gönderilen yazı cevaplarından anlaşıldığı üzere, taahhüt edilen döneme ilişkin olarak dava dışı şirketin ödenmeyen vergi ve prim borcu yoktur.

Taahhütnamede açıkça bonolara atıf yapılmış, bonoların taahhütnamenin teminatı olarak verildiği davalının kabulündedir. Senetlerden biri ödenerek geri alınmış, bir diğeri de iş bu davaya konu icra takibine konu edilmiştir. İki ayrı taahhüt için teminat senetleri verildiği birinin davalıya ödenmiş sayılacağından davacının geriye yerine getirmesi gereken bir taahhüdü kalmadığı belirlenmekle davanın tümü ile kabul edilmesi gerekirken ... davalı şahıs işletmesinin kamu borcu bulunduğu gerekçesiyle; kamu borcu kadar davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2021 Tarih 2020/165 Esas - 2021/736 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kabulüne, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip sayılı dosyasına konu 23.11.2012 tanzim ve 28.02.2013 ödeme tarihli 50.000-TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 3.415,5‬0-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 853,88-TL harcın mahsubu ile kalan 2.561,62‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 908,28‬‬‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan toplam 1.873-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Davacı tarafından yatırılan 536,09-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 62-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

20/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/76382 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.