6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayıp ihbarının süresinde yazılı delille ispatlanamaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/863 E. 2024/1971 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satımAyıba karşı tekeffül

Davacının nitelemesi: Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Bakiye Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Ticari satım ilişkisinde malın ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı iddiası, uyuşmazlığın parasal değeri belirli bir eşiği aştığında tanık delili ile ispatlanamaz; bu husus yazılı delille (tutanak, fotoğraf, delil tespiti, bilirkişi incelemesi) kanıtlanmalıdır. Sözleşmede ayıp bildiriminin belirli bir usulle (tutanak ve fotoğraf) yapılması şart kılınmışsa, bu usule uyulmadan yapılan genel nitelikte bir şerh (örn. sevk irsaliyesi üzerindeki kısa not) ayıbı ve miktarını ispata yeterli sayılmaz. Ayıplı olduğu ileri sürülen malların incelenmeden imha edilmesi, ayıp iddiasının ispatını engelleyici bir davranış olarak alıcı aleyhine değerlendirilir.

Ele alınan sorunlar

Malların ayıplı olduğunun ve süresinde ihbar edildiğinin ispatı → ret

İddia: Davalı vekili, sevk irsaliyesindeki 'gelen ürünlerin alt sıraları ezik bilgilerinize' şerhinin ayıp ihbarını kanıtladığını, müvekkilinin kendi müşterilerinden gelen ayıplı mallar nedeniyle davacıdan değişim talep ettiğini, davacının değişim vaadinde bulunduğunu, ayıp ihbarının yazılı yapılmasının zorunlu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 23/1-c uyarınca malın ayıbı teslimde açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde, değilse 8 gün içinde inceleyip ihbar etmekle yükümlüdür; diğer durumlarda TBK 223/2 uygulanır ve alıcı ayıbı uygun sürede bildirmezse malı kabul etmiş sayılır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi, ayıp halinde lojistik firmasıyla tutanak tutulup fotoğraflarla bildirim yapılmasını şart koşmuştur. Malların ayıplı olduğunu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü davalıdadır ve bu husus yazılı delille kanıtlanmalıdır; davanın değeri dikkate alındığında tanık delili ile ispat mümkün değildir. Davalı tarafından bozuk olduğu ileri sürülen mallar imha edildiğinden bilirkişi incelemesi yapılamamış, delil tespiti de yaptırılmamış, ürünlerin durumuna ilişkin tutanak veya görüntü kaydı da bulunmamaktadır. Sevk irsaliyesindeki 'gelen ürünlerin alt sıraları ezik bilginize' şerhi, ürünlerdeki ayıp ve miktarı konusunda yeterli tespit içermediğinden ayıbı ispatlamaktan uzaktır. Malların iade alınacağının davacı tarafından kabul edildiği hususundaki tanık talebi ise hakkın doğumu veya ikrarına yönelik olup HMK 200 gereğince uyuşmazlık değeri dikkate alındığında tanıkla ispatı mümkün değildir. Bu nedenlerle davalı, teslim edilen malların ayıplı olduğunu ispat edemediğinden istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari satım ilişkilerinde ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapıldığının ispatının, uyuşmazlık değeri belirli bir sınırı aştığında yazılı delille yapılması gerektiği; sözleşmede öngörülen ayıp bildirim usulüne (tutanak, fotoğraf) uyulmamasının ve delil tespiti yaptırılmadan malların imha edilmesinin ayıp iddiasını ispatsız kılacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı ispat yükü yazılı delil zorunluluğu TBK 223 TTK 23 HMK 200 tanıkla ispat sınırı distribütörlük sözleşmesi itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1-c · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 223/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 200

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/863

KARAR NO 2024/1971

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/01/2022

NUMARASI 2020/411Esas - 2022/16 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 01/05/2019 başlangıç tarihli "... Distribütörlük Sözleşmesi" ile davalı şirketin müvekkili şirketin İstanbul İli Anadolu Yakasında tek satıcısı olduğunu, davalı şirketin sözleşmeye istinaden müvekkili şirketten 17/07/2019 tarih, 45.222,19-TL, 09/08/2019 tarih 29.289,60-TL, 02/09/2019 tarih 6.991,11-TL tutarlı e-fatura ile toplam 81.502,90-TL tutarlı ürün satın aldığını, sözleşmenin 6.1.maddesi uyarınca ödemenin 90 günlük çek ile yapılacağını, davalı şirket tarafından sadece 18/12/2019 tarihli bir adet 23.466,67-TL çek ile ödeme yapıldığını, bakiye 58.036,23-TL'nin ödenmediğini, davalı şirketin olmayan bir iadeyi var gibi göstermek suretiyle 22/04/2020 tarihli 58.038,50-TL tutarlı iade faturası kestiğini, müvekkili tarafından e-faturaya noter aracılığıyla itiraz edildiğini, bakiye alacağın ödenmemesi üzerine davalıya Akhisar ...

Noterliğinin 10.06.2020 tarih ve ... yev numaralı ihtarnamesi ile 58.036,23-TL alacağın 02.12.2019 tarihinden itibaren %13,75 reeskont faizi ile birlikte ödenmesinin istenildiğini, buna rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine Beykoz İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirketin nihai tüketici olmadığını, davacı gibi birçok tedarikçisinden aldığı malların satışını yapan bir işletme olduğunu, davacının icra takibine dayanak gösterdiği faturalara konu malların ayıplı çıktığını, malların ayıbı konusunda davacıya müteaddit defalar bilgi verildiğini, davacının değişim vaadinde bulunmuşsa vaadini yerine getirmediğini,bu malları sattığı müşterilerinden nihai tüketicilerden gelen çok yoğun şikayetler ve mal iadeleri sebebiyle çok zarar ettiğini, davaya konu ayıplı malların tamamının müvekkiline ait depoda durduğunu, davacının ayıplı ürünleri iade alamaması üzerine müvekkili tarafından iade faturası kesildiğini, davacının akde aykırı davrandığını, davacının ayıplı ifada bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; sözleşmenin 8. maddesi gereğince ayıbın tanık delili ile ispatının mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesine göre tutulan bir tutanak ve fotoğraf sunulmadığı, ürünlerin incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de ürünlerin davalı tarafından imha edilmesi nedeniyle incelemesinin yapılamadığı, davalı tarafından imhaya ilişkin tutanakların dosyaya kazandırılması talep edilmiş ise de imha tutanakları ile ürünlerin teslim anında ayıplı olup olmadığının tespitinin mümkün olamayacağı, davacı tarafından davalı aleyhine çekilen Akhisar ... Noterliği'nin 10/06/2020 tarih ve .. yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya 23/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 3 günlük mehilin 26/06/2020 tarihinde dolması üzerine temerrüdün 26/06/2020 tarihinde gerçekleştiği, ihtarnamede reeskont faizi işletileceği bildirildiğinden temerrüt tarihinden takip tarihi olan 02/07/2020 tarihine kadar % 13,75 oranında reeskont faizinin uygulanması gerektiği ve bu kapsamda davacının takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz alacağının 133-TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 58.036,23-TL asıl alacak ve 133-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 58.169,23-TL bakımından iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; dosyaya sundukları sevk irsaliyesinde "gelen ürünlerin alt sıraları ezik bilgilerinize" şeklinde şerh notu bulunduğunu, bu şerhin ayıp ihbarının yapıldığını kanıtladığını, müvekkilinin elinde kalan mallar için kendi müşterilerinden ezik ve çürük şikayeti aldığını, müvekkilinin ürünlerin değişimini davacıdan talep ettiğini, davacının mevsimin yaz olması nedeniyle bir kısım meyvelerin çürümüş olabileceğini belirterek ayıplı malların ayrılarak bunların ayıpsız yenisi ile değiştirileceği vaadinde bulunduğunu, müvekkilinin, kendi müşterilerinden gelen ayıplı malları değiştirmek zorunda kaldığını, buna ilişkin müvekkiline kesilen iade faturalarını dosyaya ibraz ettiklerini, ayıplı mallar üzerinde inceleme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin ayıplı malları imha için belediyeye verdiğini, çalışanların şahit olarak dinletme taleplerinin usule aykırı olarak reddedildiğini, tanıkların davacının bu ürünleri iade alacağına dair vaatte bulunduğuna şahit olduklarını ve tanıkları bu hususta dinleteceklerini, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmasının zorunlu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında 01/05/2019 tarihli distribütörlük sözleşmesi gereğince davacının markasını taşıyan ürünlerin İstanbul Anadolu bölgesinde davalı tarafından satışının yapılmasının şartları düzenlenmiş olup, bu kapsamda davalının BA formlarından da anlaşılacağı üzere davacı tarafından davalıya 17/07/2019 tarihli 45.222,19-TL bedelli, 09/08/2019 tarihli 29.289,60-TL bedelli ve 02/09/2019 tarihli 6.991,11-TL bedelli fatura içeriği malları teslim ettiği, davalı tarafından davacıya 23.466,67-TL ödeme yapıldığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı bakiye 58.036,23-TL asıl alacak ve işlemiş faizin tahsili için davalı hakkında takip başlatmıştır.

Davalı ise ürünlerin bir kısmının bozuk olması nedeniyle kendi müşterileri tarafından iade edilen ürünlerden dolayı davacının da kabulü doğrultusunda 22/04/2020 tarihli 58.038,50-TL bedelli iade faturası düzenlediğini belirterek davacıya borcunun bulunmadığını savunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır.

TBK’nın 223. maddesine göre ise; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Diğer taraftan, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde teslimi yapılan ürünlerin hemen kontrol edilmesi ve ürünlerde ayıp bulunması halinde lojistik firması ile birlikte tutanak tutularak ve fotoğraflarla birlikte sağlayıcıya bildirilmesi koşulu öngörülmüştür.

Malların ayıplı olduğu ve süresinde ayıp ihbarı yapıldığını ispat yükü davalı tarafta olup, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının yazılı delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Davanın değeri dikkate alındığında bu iddiasını tanık delili ile ispatlaması mümkün değildir. Somut olayda davalı tarafından bozuk olduğu ileri sürülen 22/04/2020 tarihli 58.038,50-TL bedelli iade faturası içeriği malların imha edildiği, bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmaktadır. Davalı bu malların bozuk ve ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de delil tespiti yaptırmadığı gibi malların durumu ile ilgili herhangi bir tutanak ve görüntü kaydı da bulunmamaktadır. Her ne kadar 02/08/2019 tarihli 27.120-TL bedelli fatura konusu malların teslimine ilişkin sevk irsaliyesinde "gelen ürünlerin alt sıraları ezik bilginize" şeklinde bir şerh bulunmakta ise de bu şerhin ürünlerdeki ayıp ve miktarı konusunda yeterli bir tespit içermediği dikkate alındığında ürünlerin ayıplı olduğunu ispatlamaktan uzaktır.

Davalı, malların iade alınacağının davacı tarafından kabul edildiğini belirterek bu hususta tanık dinlenmesini talep etmiştir. Ancak davalı vekilinin tanıkla ispatını talep ettiği husus, hakkın doğumu veya ikrarına yönelik olduğundan uyuşmazlığı değeri dikkate alındığında HMK'nın 200. maddesi gereğince tanık dinlenmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; davalının teslim edilen malların ayıplı olduğunu ispat edemediğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.973,54-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 993,38‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬2.980,16‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 26-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75893 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.