6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İbra kararlarında yönetime katılanların oy hakkından yoksunluğu ve nisap

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/562 E. 2022/2588 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali kural olarak usulüne uygun muhalefet şerhini gerektirir ve şerh yoksa dava şartı yokluğundan reddedilir; ancak geçersiz (butlanla malul) kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tespiti istenebilir. Şirket yönetimine katılanlar kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamaz; bu oylar dışlandığında yeterli nisap oluşmuyorsa ibra kararı geçersizdir.

Ele alınan sorunlar

Muhalefet şerhi bulunmayan genel kurul kararının iptalinin istenip istenemeyeceği → ret

İddia: Davacı, bilançoların sunulmadan onaylanmasına ilişkin kararın iptalini talep etmiştir.

Gerekçe: Bilançoların onaylanmasına ilişkin karara usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığından, bu karar açısından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

İbra kararlarında oy hakkından yoksunluk ve nisabın oluşup oluşmadığı → kabul

İddia: Davalı, şirket müdürü ve tasfiye memuru olan hâkim hissedarın kendi ibrasına ilişkin kararda oy kullanmasının hukuka aykırı olmadığını, aksi hâlde şirketin hiçbir karar alamayacağını savunmuştur.

Gerekçe: Şirket yönetimine katılmış olanlar, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamaz; ibra kararı, oy hakkından yoksun olan şirket müdürü ve tasfiye memuru ortağın %95 olumlu oyu ile alınmış, davacının oyu ise redde ilişkin olduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar bulunmamaktadır. Her iki ibra kararında davacının muhalefet şerhi bulunmasa da, geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tespiti istenebileceğinden kararların iptali gerekir; 7 numaralı karar da yeterli nisapla alınmadığından iptale tabidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İbra kararlarında yönetime katılanların oy yoksunluğu, nisabın bu oylar dışlanarak hesaplanması ve geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi olmaksızın geçersizliğin tespitinin istenebilmesi yönünden emsal niteliğindedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptalinde usulüne uygun muhalefet şerhi (butlan hâli hariç)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi oy hakkından yoksunluk ibra nisap kararın butlanı / geçersizliğin tespiti

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 619

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/562 E.  ,  2022/2588 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 04.11.2020 tarih ve 2020/594 E. - 2020/1120 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 18.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 4 numaralı karar ile ilgili, toplantıda bilançoların ortaklar tarafından imza altına alınmasını talep ettiğini, talebin tutanağa geçirildiğini, bilanço sunulmadığı için, talebin yerine getirilmediğini, sunulmayan bilançoların onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın iptali gerektiğini, 5 ve 6 numaralı kararlar ile ilgili, 5. maddesinde 01.01.2012-15.03.2012 dönemi için şirket müdürünün ibrası, 6. maddesinde 15.03.2012 - 31.12.2012 dönemi için şirket tasfiye memurunun ibrası hususunun görüşüldüğünü, aynı zamanda şirket müdürü ve tasfiye memuru olan ortak ...'in kendi oyları ile ibrasına karar verdiğini, genel kurul toplantısının 7.

maddesinde ise davacının şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiğini, davacının bu karara muhalif kaldığını, gerekçesi belirtilmeksizin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının yok edilmesi amaçlandığını ileri sürerek 18.06.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili, müflis Alfa Menkul Değerler A.Ş. müşteri hesaplarında, müsebbibi davacı olan milyonlarca dolarlık suç teşkil eden iş ve işlemlerin yapıldığını, davacı taraf ile müvekkil şirket ve hakim hissedarı arasında derin husumet olduğunu, müvekkili şirketin davacıya genel kurul davetiyesini usulüne göre tebliğ ettiğini, buna rağmen, davacının tetkike amade bilgi ve belgeleri tetkik etmek üzere şirket merkezine gelerek inceleme yapmadığını, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararının yerinde olduğunu, zorunlu giderler dışında şirket kasasından hiçbir harcama yapılmadığını, şirketin bilanço ve gelir tablosunun sağlıklı olduğunu, öte yandan, şirket müdürü ve tasfiye memuru sıfatları ile ...'in, kendi ibrasına ilişkin kararda oy kullanmasının hukuka aykırı olmadığını, müvekkil şirkette ...’in hakim hissedar olduğunu, karar yeter sayısına ulaşmak için, hakim hissedar ...'in ortaklar kurulunda oy kullanması gerektiğini, aksi takdirde müvekkil şirketin müdür ibrası veya başka bir hususta hiçbir karar almasının mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının uyuşmazlık konusu genel kurul toplantı tutanağında muhalefetinin yer aldığının görüldüğü, 4 numaralı kararın iptal edilebilir nitelikle olduğu, 5 no'lu kararda şirket müdürünün ibrası, 6 numaralı kararda ise şirket tasfiye memurunun ibrasının görüşüldüğü, bu kararlara ilişkin olarak oy hakkından yoksunluğa ilişkin TTK m. 6l9’a dayanılarak, şirketin yönetimine herhangi bir biçimde katılmış olanların, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağının belirlendiği, 7 numaralı genel kurul kararı ile ilgili bir dava açılmadığı gerekçesiyle, genel kurulda alınan 7 numaralı karar dışındaki kararların iptaline, 7 numaralı kararın iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, 4 numaralı karar ile ilgili olarak, alınan bu karara usulune uygun muhalefet şerhi bulunmadığından bu karar açısından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı, ibraya ilişkin 5 ve 6 numaralı kararlar ile ilgili olarak, davacının red oyu kullandığı, şirket müdürü ve tasfiye memuru şirket ortağının %95 olumlu oyu ile ibra kararı alındığı, oylarıyla ibra kararı alınan ...'in alınan bu kararlarda oy hakkından yoksun olduğu, davacının oyu da redde ilişkin bulunduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar söz konusu olmadığı, alınan her iki kararda da davacının muhalefet şerhi yok ise de, geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tespitinin istenebileceğine ilişkin önceki hükmün bozma ilamı dışında tutularak kesinleştiği, 7 numaralı karara ilişkin olarak, yeterli nisapla karar alınmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 18/06/2013 tarihli ortaklar kurulunda alınan 5, 6 ve 7 nolu kararların iptaline, 4 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 30/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755593100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/594 E. 2020/1120 K.

Limited şirkette ibra ve ortağın çıkarılması kararlarında nisap ve oy yasağı

Gerekçe özeti

Limited şirket genel kurul kararlarının iptali davasında; bilanço onayına ilişkin kararlarda, belgelerin toplantıdan en az 15 gün önce incelemeye hazır tutulması yeterli olup davacının inceleme talebinin karşılanmadığına dair somut bir iddiası yoksa ve bilanço gerçeğe uygunsa, ayrıca bu karara usulüne uygun muhalefet şerhi konulmamışsa iptal davası dava şartı yokluğundan reddedilir. Şirket müdürü/tasfiye memuru sıfatıyla yönetime katılan ortak, kendi ibrasına ilişkin genel kurul kararında oy kullanamaz; bu oy yasağına aykırı şekilde alınan ve yeterli nisaba ulaşmayan ibra kararları, muhalefet şerhi aranmaksızın geçersizliğin tespiti yoluyla iptal edilebilir. Bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması amacıyla mahkemeye başvurulmasına ilişkin karar, TTK 621/1-h uyarınca önemli karar niteliğinde olup temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğuyla alınması gerekir; iki ortaklı bir şirkette ortakların aynı yönde oy kullanmaması halinde bu nisap oluşamayacağından, söz konusu karar geçersizdir.

Emsal değeri

Kararda özellikle iki ortaklı limited şirketlerde, ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması için mahkemeye başvuru kararının TTK 621/1-h kapsamında önemli karar sayılması ve bu nisabın iki ortaklı yapıda oybirliği gerektirmesi nedeniyle fiilen alınamayacağı hususu ile şirket müdürünün/tasfiye memurunun kendi ibrasında oy kullanamayacağına ilişkin tespitler, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali oy hakkından yoksunluk ibra nisap muhalefet şerhi dava şartı haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma önemli karar

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/594

KARAR NO 2020/1120

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/11/2016

NUMARASI 2014/477 Esas 2016/704 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/11/2020

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; Dairemizce verilen hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından bozularak iadesi üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili;

18. 06.2013 tarihli genel kurulda alınan 4 No‘lu karar ile ilgili; toplantıda bilançoların ortaklar tarafından imzalanmasını talep ettiğini, talebin tutanağa geçirildiğini; bilanço sunulmadığı için, talebin yerine getirilmediğini, sunulmayan bilançoların onaylanmasına ilişkin 4 nolu kararın iptali gerektiğini,5. maddesinde 01.01.2012-15.03.2012 dönemi için şirket müdürünün , 6. maddesinde 15.03.2012 - 31.12.2012 dönemi için tasfiye memurunun ibrasının görüşüldüğünü; aynı zamanda şirket müdürü ve tasfiye memuru olan ortağın kendi oyları ile ibrasına karar verdiğini, 7.maddede davacının şirketten çıkarılması için mahkemeye müracaat edilmesine karar verildiğini, davacının bu karara muhalif kaldığını,18.06.2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının müflis ... A.Ş. şirketindeki özel asistanının ABD’ye kaçması üzerine, müflis şirketteki müşteri hesaplarında, müsebbibi davacı olan milyonlarca dolarlık suç teşkil eden işlemlerin yapıldığının ortaya çıktığını, davacı ile hakim hissedar arasında derin husumet mevcut olduğunu,toplantıdan önce davacıya genel kurul davetiyesinin usulüne göre tebliğ edildiğini, buna rağmen, davacının Şirket Merkezine gelerek inceleme yapmadığını, genel kuruldan sonra incelemediği evrakları tetkik etme hakkının kullandırılmadığı yönündeki beyanlarının kötüniyetli olduğunu, davacının 5 ve 6 nolu genel kurul kararlarının geçersiz olduğunu iddia ettiğini, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararı yerinde olduğunu,şirketin bilanço ve gelir tablosunun sağlıklı olduğunu, ...’in müvekkil şirkette toplam 5.000- TL lik sermayenin 4.750- TL’sine sahip olduğunu,karar yeter sayısına ulaşmak için, hakim hissedarın ortaklar kurulunda oy kullanması gerektiğini, aksi taktirde müvekkil şirketin müdür ibrası veya başka bir hususta hiçbir karar alması mümkün olmayacağını,ibra kararının iptal edilmesinin, diğer bir ifade ile ibra edilmemenin müeyyidesi %10 oranında paya sahip ortakların şahsi sorumluluk davası açabilmelerine imkan tanınması olduğunu, davacının %5 oranında hisse payının olduğunu,yalnızca şirket müdürü ...'nın %10 dan fazla oranda payı olduğunu ve onun da kendi aleyhine dava açması düşünülemeyeceğinden bu kararının iptali de uygulamada herhangi bir sonuç doğurmayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece, alınan bilirkişi raporları ve Yargıtay ilamları doğrultusunda; davacının uyuşmazlık konusu genel kurul toplantı tutanağında muhalefetinin yer aldığı görüldüğü, 4 no.lu kararın iptal edilebilir nitelikle olduğu, 5 ve 6 no.lu kararda şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası görüşüldüğünü, bu kararlara ilişkin olarak oy hakkından yoksunluğa ilişkin TK m, 6l9’a dayanılarak, şirketin yönetimine herhangi bir biçimde katılmış olanların, müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağının belirlendiğini, son celse 7 nolu genel kurul kararı ile ilgili mahkemeye müracaatla ilgili bir dava açılmadığından, 7 nolu genel kurulda alınan karar dışındaki kararların belirtilen yargıtay kararları ve son bilirkişi kurulu raporuna göre, 4 nolu kararın iptali gerektiği gerekçesiyle genel kurul kararlarının 4,5 ve 6.maddelerinin iptaline karar verilmiştir.

Davacı vekili; 7 nolu genel kurul kararının hukuka, hakkaniyete ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu, gerekçesi belirtilmeksizin müvekkilinin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını yok etmek amacıyla müvekkilinin şirketten çıkarılmaya çalışıldığını, davalı şirket tarafından kararın uygulanması yönünde bir işlemin yapılmamış olmasının ret kararının gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğini, mahkemenin karar gerekçesinde, genel kurulun ihraç kararı verme yetkisi olduğu halde mahkemeye başvurma yönünde karar oluşturulduğunu ifade etmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın reddedilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili;reddedilen kısım yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargı giderlerinin tamamının müvekkiline yükletildiğini, dosyada alınan 3 bilirkişi rapounda bilançonun iptaline yer olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, son ek raporda farklı görüş oluşturulduğunu,davacı tarafın bilanço inceleme ve bilgi alma taleplerinin hakkın kötüye kullanılmasından ileri gitmediğini, karara esas alınan raporun önceki raporlarla çelişkili olduğundan çelişkinin giderilmesi gerekirken bu rapora dayanılarak karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, şirket müdürünün ve tasfiye memurunun ibrası kararının yerinde olduğunu, davacının %5 oranda hisse payının olduğunu, müdürün kendi ibrası ile ilgili kararda oy kullanmaması kuralının uygulamada kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, müvekkili şirket müdürünün ibrası kararının iptali halinde,iki kişilik bir limited şirket olan müvekkili şirketi yönetme hakkının ortadan kalkacağını, ibra kararlarına ilişkin verilen iptal kararlarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde; 2018/525 Esas 2019/334 Karar sayılı ve 14/03/2019 tarihli kararıyla; 4 numaralı karar ile ilgili olarak, şirketin TTK 437/1’de sayılan belgeleri toplantıdan önce pay sahiplerine vermesi, teslim etmesi gibi yükümlülüğünün bulunmadığı, belgelerin hazırlanarak toplantı tarihinden en az 15 gün önce incelemeye hazır tutulmasının yeterli olduğu, davacının toplantıdan evvel belgeleri incelemek üzere şirket merkezine gittiği, ancak hazır edilmediğine ilişkin de bir iddiasının olmadığı, ancak bilançonun gerçeğe aykırı olması nedeniyle iptal kararı verilebilecek ise de, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilançonun gerçeğe uygun olduğu, iptal koşullarının mevcut olduğunun kabulü halindede alınan bu karara usulune uygun muhalefet şerhi bulunmadığından bu karar açısından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı,şirket müdürü ve tasfiye memuru şirket ortağının %95 olumlu oyu ile ibra kararı alındığı, oylarıyla ibra kararı alınan ...'in alınan bu kararlarda oy hakkından yoksun olduğu, davacının oyu da redde ilişkin bulunduğundan yeterli nisapla alınmış bir karar sözkonusu olmadığından geçersiz kararlara karşı muhalefet şerhi konulmaksızın geçersizliğin tesbitinin (iptali) istenebileceği, 7 numaralı karara ilişkin olarak, ortaklardan birinin haklı sebeblerle ve mahkeme kararı ile şirketten çıkartılabilmesi için mahkemeye başvuru kararını genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3 ünün oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile alınması gerektiği yolunda ki düzenleme nedeniyle kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 18/06/2013 Tarihli ortaklar kurulunda alınan 5 ve 6 no'lu kararların iptaline, 4 ve 7 no'lu kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.

Bu kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.H.D.’nin 03/02/2020 tarihli 2018/525 esas-2019/334 karar sayılı bozma ilamında; TTK’nın 621. maddesinde önemli genel kurul kararlarının düzenlenmiş olup, bu düzenleme içinde 621/1-h maddesinde “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması.” önemli karar olarak nitelendirildiği, önemli kararların temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği madde hükmünde açıklandığı, dolayısı ile davalı şirketin iki ortağı olduğu gözönüne alındığında, her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması halinde önemli kararlardan sayılan ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından nisabın oluşmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 18/06/2013 tarihli genel kurulda alınan “7” numaralı karar bakımından davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin 7 numaralı karar dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği; 7 nolu karar bakımından yeterli nisapla karar alınmadığı kabul edilerek , 18/06/2013 tarihli ortaklar kurulunda alınan 5, 6 ve 7 nolu kararların iptaline, 4 nolu kararın iptali isteminin reddine davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, hükmün kaldırılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/477 Esas 2016/704 Karar sayılı ve 24/11/2016 tarihli hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KISMEN KABULÜNE; 18/06/2013 tarihli ortaklar kurulunda alınan 5, 6 ve 7 nolu kararların İPTALİNE, 4 nolu kararın iptali isteminin REDDİNE" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40- TL harçtan, davacı tarafından peşin yatırılan 24,30- TL harcın mahsubu ile bakiye 30,10- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 48,60- TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 3.800- TL bilirkişi ücreti, 218,85- TL teb-müz.

masrafı olmak üzere toplam 4.018,85-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.015-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725- TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı vekili için takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının(Davacı 35,90-TL davalı 35,90-TL ) istek halinde kendilerine iadesine, Davacı tarafından hükümden sonra yapılan 143,50- TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 107 -TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine.

Davalı tarafından hükümden sonra yapılan 42- TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 10,50-TL sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/11/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.