İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4570 E. 2022/393 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun ifası↗ kabul beyanı↗ ilamsız icra takibi↗ kötüniyet tazminatı↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ kefil↗ kötü niyet↗ havale↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ temerrüt↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın 21/11/2014 tarihinde Anadolu Bank A.Ş.'ye gönderdiği 1.150.000,00 TL. havale ile borcun ifasının kabul edileceğini bildirdiği, buna istinaden bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere borcun 2/12/2014 tarihinde banka havalesi ile ödendiği, asıl borçlunun borcunun sona ermesi sonucunda davalı kefiller de borçlarından kurtulacakken davacı bankanın kötü niyetle takip yaptığı gerekçesiyle davanın reddine ve kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı banka temsilcisinin 21/11/2014 tarihli yazısı ile açıkça, kredi borcunun 21/11/2014 tarihi itibariyle 1.150.000 TL olduğu, bunun "15 gün içerisinde ödenmesi halinde kredi borcunun kapatılacağı" yazısından sonra süresinde alacaklı bankaya 1.150.000,00 TL borç havale ile ödenmişken; alacağın 03/06/2013 tarihinden sonraki 21/11/2014 tarihinde 1.150.000 TL olduğuna dair bankanın tespit ve kabul beyanlarının kendini bağlayacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının kaldırılmasına; davacının davasının ve kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar (...- ...-...) vekili temyiz etmişlerdir.
(I) Dava, Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava dışı asıl borçlu tarafından yapılan ödeme ile borcun tamamen ortadan kalktığını belirtilerek davanın reddine karar verilmişse de; bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda davacının yapılan ödemelerin üzerinde alacağının bulunduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, bankanın ödeme ile borcun tamamen sona ereceği hususunda bir beyanda bulunduğu da davalı tarafından ileri sürülmüş ise de, kanıtlanamamıştır. Tüm bu hususlarla birlikte dava dışı asıl borçlunun ödemesinden sonra; bankanın bakiye alacağının olup olmadığı, kefillerin kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinden sorumlu olacakları göz önüne alınarak davacının isteyeceği bakiye bir miktarın bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeksizin yeterli olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(II) Bozma sebep ve şekline göre bir kısım davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/654 E. 2015/2052 K.
Ortak:kefalet · kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın 21/11/2014 tarihinde Anadolu Bank A.Ş.'ye gönderdiği 1.150.000,00 TL. «havale» ile «borcun ifasının» kabul edileceğini bildirdiği, buna istinaden bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere borcun 2/12/2014 tarihinde banka havalesi ile ödendiği, asıl borçlunun borcunun sona ermesi sonucunda davalı «kefiller» de borçlarından kurtulacakken davacı bankanın kötü niyetle takip yaptığı gerekçesiyle davanın reddine ve «kötü niyet tazminat» talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Tüm bu hususlarla birlikte dava dışı asıl borçlunun ödemesinden sonra; bankanın bakiye alacağının olup olmadığı, kefillerin «kefalet» limitleri ve kendi «temerrütlerinden» sorumlu olacakları göz önüne alınarak davacının isteyeceği bakiye bir miktarın bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeksizin yeterli olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «kredi sözleşmesinde», ....'in asıl borçlu, ... ve ...'ın «kefil» sıfatlarının bulunduğu, kefillerin sorumluluğunun sözleşme metninde asıl borçlu ile birlikte müteselsil olarak belirlenmiş olmasına rağmen 6089 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583/1 maddesi uyarınca «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumluluk için kefillerin el yazısıyla bunu belirtmelerinin gerektiği, kredi sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olsa da «kefalet» hükümlerinin «kamu düzenine» ilişkin olduğu, Yürürlük Kanununun 2. maddesine göre kamu düzenine ilişkin kuralların gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, kefillerin sorumluluğunun adi kefalet hükümlerine tabi bulunduğu, adi kefalette asıl borçluya müracaat etmeden şahsi «teminat» verene başvurulamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Talep genel tarımsal «kredi sözleşmesinin» «müşterek borçlu müteselsil kefili» hakkında «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmişse de genel tarımsal kredi sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun «kamu düzeni» ve genel ahlaka ilişkin kuralları kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmek suretiyle sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuatın nazara alınarak sonu …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ihtiyati haciz · kamu düzeni · haciz · teminat
Benzer bu karardaTalep genel tarımsal «kredi sözleşmesinin» «müşterek borçlu müteselsil kefili» hakkında «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmişse de genel tarımsal kredi sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun «kamu düzeni» ve genel ahlaka ilişkin kuralları kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmek suretiyle sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan yasal mevzuatın nazara alınarak sonu …
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, «kredi sözleşmesinde», ....'in asıl borçlu, ... ve ...'ın «kefil» sıfatlarının bulunduğu, kefillerin sorumluluğunun sözleşme metninde asıl borçlu ile birlikte müteselsil olarak belirlenmiş olmasına rağmen 6089 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583/1 maddesi uyarınca «müteselsil kefil» sıfatıyla sorumluluk için kefillerin el yazısıyla bunu belirtmelerinin gerektiği, kredi sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce imzalanmış olsa da «kefalet» hükümlerinin «kamu düzenine» ilişkin olduğu, Yürürlük Kanununun 2. maddesine göre kamu düzenine ilişkin kuralların gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, kefillerin sorumluluğunun adi kefalet hükümlerine tabi bulunduğu, adi kefalette asıl borçluya müracaat etmeden şahsi «teminat» verene başvurulamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5813 E. 2021/6242 K.
Ortak:borcun ifası · kötüniyet tazminatı · icra takibine itiraz · havale · kötüniyet
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince; davacı banka «temsilcisinin» 21/11/2014 tarihli yazısı ile açıkça, kredi borcunun 21/11/2014 tarihi itibariyle 1.150.000 TL olduğu, bunun "15 gün içerisinde ödenmesi halinde kredi borcunun kapatılacağı" yazısından sonra süresinde alacaklı bankaya 1.150.000,00 TL borç «havale» ile ödenmişken; alacağın 03/06/2013 tarihinden sonraki 21/11/2014 tarihinde 1.150.000 TL olduğuna dair bankanın tespit ve «kabul beyanlarının» kendini bağlayacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının kaldırılmasına; davacının davasının ve «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın 21/11/2014 tarihinde Anadolu Bank A.Ş.'ye gönderdiği 1.150.000,00 TL. «havale» ile «borcun ifasının» kabul edileceğini bildirdiği, buna istinaden bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere borcun 2/12/2014 tarihinde banka havalesi ile ödendiği, asıl borçlunun borcunun sona ermesi sonucunda davalı «kefiller» de borçlarından kurtulacakken davacı bankanın kötü niyetle takip yaptığı gerekçesiyle davanın reddine ve «kötü niyet tazminat» talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre,açılan davanın «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, havale suretiyle yapılan ödemelerin aksi kanıtlanmadığı sürece bir «borcun ifası» amacıyla yapılmış sayılacağı, davalı tarafın mahkeme beyanında ödemeyi mevcut borcuna karşılık aldığını bildirdiği, davacı tarafın yapılan havalenin davalıya borç ya da satış sebebiyle verildiği iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla dava değeri olan 21.250,00 TL'nin %20 oranındaki 4.250,00 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafın «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemi ile başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre,açılan davanın «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, havale suretiyle yapılan ödemelerin aksi kanıtlanmadığı sürece bir «borcun ifası» amacıyla yapılmış sayılacağı, davalı tarafın mahkeme beyanında ödemeyi mevcut borcuna karşılık aldığını bildirdiği, davacı tarafın yapılan havalenin davalıya borç ya da satış sebebiyle verildiği iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla dava değeri olan 21.250,00 TL'nin %20 oranındaki 4.250,00 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafın «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4570 E. , 2022/393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.04.2017 tarih ve 2016/758 E. - 2017/410 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.02.2019 tarih ve 2017/2210 E. - 2019/268 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı ...'e kullandırdığı kredilere davalıların kefil olduğunu, kredi borcunun zamanında ödenmediğini, hesap kat ihtarnamesi gönderilerek davalıların temerrüde düşürüldüğünü, ödeme yapılmayınca takip başlattıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, takibe konu borcun dava dışı ...'in tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, müvekkillerinin bu sözleşmede kefil olduklarını, davacı bankaya olan borçların tümünün Anadolu Bank Turgutlu Şubesinden kullanılacak kredi ile kapatmak istediklerini davacı bankaya bildirdiklerini, davacı bankanın 1.150.000,00 TL'nin 15 gün içerisinde ödenmesi halinde borcun biteceğini bildirdiği, müvekkillerinin Anadolu Bank Turgutlu Şubesinden 02/12/2014 tarihinde bu meblağdaki parayı davacı bankaya kredi ödemesi olarak havale ederek tüm borçlarını kapattıklarını, ancak 7 ay sonra kefil olan müvekkillerine ihtarname gönderilerek haklarında dava konusu takibin başlatıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın 21/11/2014 tarihinde Anadolu Bank A.Ş.'ye gönderdiği 1.150.000,00 TL. havale ile borcun ifasının kabul edileceğini bildirdiği, buna istinaden bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere borcun 2/12/2014 tarihinde banka havalesi ile ödendiği, asıl borçlunun borcunun sona ermesi sonucunda davalı kefiller de borçlarından kurtulacakken davacı bankanın kötü niyetle takip yaptığı gerekçesiyle davanın reddine ve kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı banka temsilcisinin 21/11/2014 tarihli yazısı ile açıkça, kredi borcunun 21/11/2014 tarihi itibariyle 1.150.000 TL olduğu, bunun "15 gün içerisinde ödenmesi halinde kredi borcunun kapatılacağı" yazısından sonra süresinde alacaklı bankaya 1.150.000,00 TL borç havale ile ödenmişken; alacağın 03/06/2013 tarihinden sonraki 21/11/2014 tarihinde 1.150.000 TL olduğuna dair bankanın tespit ve kabul beyanlarının kendini bağlayacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının kaldırılmasına; davacının davasının ve kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve bir kısım davalılar (...- ...-...) vekili temyiz etmişlerdir.
(I) Dava, Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece; dava dışı asıl borçlu tarafından yapılan ödeme ile borcun tamamen ortadan kalktığını belirtilerek davanın reddine karar verilmişse de; bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda davacının yapılan ödemelerin üzerinde alacağının bulunduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra, bankanın ödeme ile borcun tamamen sona ereceği hususunda bir beyanda bulunduğu da davalı tarafından ileri sürülmüş ise de, kanıtlanamamıştır. Tüm bu hususlarla birlikte dava dışı asıl borçlunun ödemesinden sonra; bankanın bakiye alacağının olup olmadığı, kefillerin kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinden sorumlu olacakları göz önüne alınarak davacının isteyeceği bakiye bir miktarın bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar değerlendirilmeksizin yeterli olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(II) Bozma sebep ve şekline göre bir kısım davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda; (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı yararına kararın BOZULMASINA, (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz talebinde bulunan bir kısım davalıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/755522200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz