6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gizli ayıpta süresinde ihbar yapıldığından ayıplı ürün bedeli mahsup edilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/551 E. 2024/1919 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satımAyıba karşı tekeffül

Gerekçe özeti

Tacirler arası satış sözleşmelerinde gizli ayıp söz konusu olduğunda ayıp ihbar süresi TTK 23 değil TBK 223 uyarınca belirlenir; alıcı, olağan gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek bir ayıbı öğrendikten sonra hemen satıcıya bildirmek zorundadır. Taraflar arasındaki whatsapp/e-posta yazışmalarından, alıcının müşterilerinden gelen iadeleri geldikçe satıcıya bildirdiği ve satıcının bu bildirimleri (bir kısım iade faturasını kabul ederek) fiilen kabul ettiği anlaşılıyorsa, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilir; bu durumda satıcının bakiye alacağından ayıplı ürün bedellerinin mahsubu gerekir ve mahsup sonucu alacak kalmıyorsa alacak davası reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Uygulanacak norm: TTK 23 mü TBK 223 mü → kabul

Gerekçe: Tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK'nun 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK'nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Somut olayda gizli ayıp, yani kullanımla ortaya çıkan ve basit bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek nitelikte bir ayıp söz konusu olduğundan, ayıp ihbar süreleri bakımından TTK'nın 23. maddesi hükmü değil, TBK'nın 223. maddesi hükmü uygulanmalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının gizli ayıp ihbarını süresinde yapıp yapmadığı → kabul

İddia: Davalı vekili; müvekkilince davacıya defalarca whatsapp ve mail yoluyla bildirimde bulunulduğunu, zamanında ayıp ihbarı yapıldığını, bunun davacı tanığı tarafından da doğrulandığını, ancak ilk derece mahkemesince whatsapp yazışmaları ile mail kayıtlarının incelenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Taraflar arasındaki yazışmaların incelenmesinde; davalıya müşterilerinden ürün iadesi geldikçe whatsapp üzerinden davacıya bildirilerek iade edilen ürün görsellerinin gönderildiği, davalı tarafından 30.09.2019 tarihinde e-posta ile davacıya müşterilerinden gelen iade faturalarının görselleri gönderilerek ürünlerin de kendilerine gönderildiğinin bildirildiği, davacının da aynı tarihli e-postada bir kısım iade faturalarına konu ürünlerin daha önce davalının düzenlediği 26.07.2019 tarihli fatura ile gönderildiğinin bildirildiği, 21.11.2019 tarihinde e-posta ile davalı tarafından davacıya, avukatlarının görüşmelerine istinaden defolu ve sağlam ürünlerden bir kolinin gönderileceğinin bildirildiği, davacı tarafça da aynı tarihli e-postada adres bildirilerek ürünlerin bu adrese gönderilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır. Yazışmaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalının kendisine müşterilerinden iadeler geldikçe davacıya bildirdiği, temmuz ve eylül aylarında kendisine düzenlenen iade faturalarını davacıya gönderdiği, davacının da ayıp ihbarını kabul ederek davalının 26.07.2019 tarihli iade faturasını kabul ettiği, taraf avukatlarının görüşmesi sonucunda davalı tarafından ayıplı ürünlerin bulunduğu kolinin de kendilerine gönderilmesini kabul ettiği sabit olup, ayıplı ürünlere ilişkin olarak davalıya müşterilerinden 20.09.2019 tarihine kadar iade faturaları geldiği ve ancak iadeler geldikçe davacıya bildirim yapılacağı da gözetildiğinde, davalı tarafından davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Ayıplı ürün bedellerinin mahsubu ve alacağın bulunup bulunmadığı → kabul

Gerekçe: Davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünlerin gizli ayıplı olduğu ve davalı tarafından davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu tespit edildiğinden, davacının bakiye alacağından ayıplı ürün bedellerinin mahsubu gerekmektedir. Mahkemece ayıplı ürünlerin bedeli konusunda bir inceleme yapılmamış olmakla birlikte, davalının müşterilerince kendisine düzenlenen ve davalının da davacıya düzenlediği iade faturaları toplamı, her durumda davacının bakiye alacağını aşan tutardadır. Bu nedenle davacının davalıdan talep edilebilir alacağı bulunmadığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının kötü niyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmişse de, davacının takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tacirler arası satışlarda gizli ayıp bildirim süresine TTK 23 yerine TBK 223 hükmünün uygulanacağı ve süresinde ihbarın taraflar arası yazışmalar/davranışlarla (iade faturalarının kabulü gibi) ispatlanabileceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel/ikna edici emsal niteliği taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp ayıp ihbarı itirazın iptali cari hesap mahsup kötü niyet tazminatı icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 223

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/551

KARAR NO 2024/1919

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/12/2021

NUMARASI 2020/550 Esas - 2021/1168 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 2018 yılında başlayan alım-satım ilişkisinde müvekkili şirketin 12.06.2018 tarihli faturaya bağlı ürünleri davalı şirkete teslim ettiğini, bu ürünlerin karşılığı olarak düzenlenen ve müvekkili şirkete teslim edilen senetler neticesinde bu yıla ait ilişkinin müvekkilinin davalı şirketten 0,24-TL alacağı ile tamamlandığını, 2019 yılında ise müvekkili şirket tarafından 02.05.2019, 10.05.2019, 20.05.2019 ve son olarak 24.05.2019 tarihli faturalar ile ürünlerin davalı şirkete teslim edilerek müvekkili şirketin 124.440,12-TL tutarında alacağı doğduğunu, davalı şirket tarafından mal karşılığı verilen 31.08.2019 vade tarihli ve 30.000-TL bedelli, 30.09.2019 vade tarihli ve 35.000-TL bedelli, 31.10.2019 vade tarihli ve 35.000-TL bedelli senetlerin müvekkili şirkete ödenmesi sonucunda, müvekkili şirketin 24.440,12-TL alacağı kaldığını, davalı şirket tarafından 26.07.2019 tarihli iade faturası ile iade edilen ürünlerin bedelinin mahsubundan sonra 11.906,42-TL alacaklı kaldığını, bu alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Bakırköy ...

İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış ise de, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı tarafça malların ayıplı olduğu ve ayıplı malların iade alınmadığı iddia edilmişse de, davalının süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarı bulunmadığını belirterek, davalının itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili;müvekkilinin ürünleri müşterilerine sattıktan bir süre sonra, ürünleri satın alanlar tarafından ürünlerin iade edilmeye başlandığını, ürünlerin iade edilmeye başlaması nedeniyle müvekkilinin, davacı tarafla iletişime geçerek davacıya ürünlerin kontrol edilmesi amacıyla iade edilen ayıplı ürünlerden 6 adet ürünün gönderildiğini, davacının bu ürünlere ilişkin yaptırdığı tespitte, ürünlerin bıçak ya da kesici bir aletle kesildiğini ve ürünlerin ayıplı olmadığını belirttiğini, ancak müvekkilinin ürünleri ayıplı hale getirmesinin mümkün olmadığını, ürünler terlik olup suyla temas ettiğinde marka ve etiketlerinin soyulduğunu, bu durum ürünlerin suyla teması sonucu ortaya çıktığından gizli ayıp niteliğinde olduğunu, bu durum öğrenildikten hemen sonra davacıya bilgi verildiğini, müvekkilinin ayıp nedeniyle kendisine iade edilen ürünlerden dolayı ciddi bir zarara uğradığını, davacıya iade edilen ürünlerin davacı tarafından teslim alınmayarak müvekkiline iade edildiğini, dava dilekçesinde faturasız olduğu belirtilen ve alacak miktarından düşülen 6 adet ürünün, davacıya kontrol amacıyla gönderilen gizli ayıplı ürünler olduğunu, davacıya gönderilen bu 6 adet ürünün, iade alınması için değil kontrol edilmesi için gönderildiğini, ayrıca bu ürünlerin davacı tarafından ayıplı olmadığı belirtilmesine rağmen, müvekkiline iade edilmeyerek alacaktan düşüldüğünü, ayıplı ürünlerin davacı tarafından alınmaması nedeniyle borcun ortaya çıktığını, ayıplı ürünlerin teslim alınması halinde müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığının görüleceğini, müvekkiline, sattığı ürünlerden yaklaşık 35.000-TL bedelli ürünlerin iade edildiğini, müvekkili tarafından davacıya 26.07.2019, 09.09.2019 ve 23.09.2019 tarihli 4 adet iade faturası kesildiğini, davacının bu faturalardan yalnızca 26/07/2019 tarihli iade faturasını kabul ettiğini, müvekkilinin davacıya 27.07.2019 tarihinde 39 koli, 10.09.2019 tarihinde 6 koli, 26.09.2019 tarihinde 6 koli, 28.09.2019 tarihinde 6 koli olmak üzere toplam 57 koli kargo gönderdiğini, ancak davacı tarafından bu kargoların 18 tanesinin teslim alınmadan geri gönderildiğini, müvekkilinin davacıdan satın aldığı ve tamamını sattığı 124.000-TL civarındaki ürünlerin yaklaşık 100.000-TL'sinde hiç bir sorun yaşanmadığını, müvekkiline ürünleri sattığı firmalarca 12.06.2019 tarihinden başlayarak 20.09.2019 tarihine kadar 14 adet iade faturası kesildiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmayıp davacının iade almadığı ve depoda bekleyen ürünler nedeniyle müvekkilinin 20.000-TL civarında zararının olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; cari hesaba konu ürünler üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporu ile dava konusu ürünlerin, benzer özelliklerde parçalardan oluşmadığı için yapışkanla olan bağlanma durumlarının farklı olduğu, iyi ve dayanıklı bir yapışma olmadığı, sıcak presleme işleminin yeterli olmadığı, yapıştırıcı malzemenin suya ve neme karşı dayanıklı olmadığı, bu nedenlerle dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu, davalının söz konusu ürünleri alırken ayıplı olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla ürünlerin gizli ayıplı mal kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği hususlarının tespit edildiği, bu durumda TBK 223/2 gereği ayıp bildiriminin hemen satıcıya yapılması gerektiği, bildirimin yapıldığını ispat yükünün davalı tarafta olduğu, ne var ki davalı tarafından derhal ayıp bildiriminin yapıldığının ispatlanamadığı, davalı tarafın takip talebinde belirtilen miktara herhangi bir itirazı olmadığından usul ekonomisi gereği taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin 12.917,26-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'sine tekabül eden 2.583,45-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; müvekkilinin davacıdan satın alarak başka işletmelere sattığı ürünlerin, gizli ayıplı olması nedeniyle müvekkiline iade edildiğini, müvekkilince ayıplı ürünlerle ilgili olarak davacıya defalarca whatsapp ve mail yoluyla bildirimde bulunulduğunu, davacı şirket tarafından kontrol için gönderilmesi istenen 6 adet ürünün davacıya gönderildiğini, ancak davacının taraflı bir rapor hazırlatarak ürünleri iade almayacağını belirttiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilince davacıya zamanında ayıp ihbarı yapıldığını, ayıp ihbarının yapıldığının davacı tanığı tarafından da belirtildiğini, müvekkiline ürünleri sattığı firmalarca 2019 yılı haziran ayından eylül ayına kadar ürün iadeleri yapılarak iade faturaları kesildiğini, müvekkilinin de ürünler kendilerine iade edildikçe davacıya bildirdiğini, davacı tarafından da kabul edildiği üzere müvekkilince iade edilen bir kısım ürünün davacı tarafça iade alındığını, müvekkili tarafından davacıya 26.07.2019, 09.09.2019 ve 23.09.2019 tarihli 4 adet iade faturası kesildiğini, davacının bu faturalardan yalnızca 26/07/2019 tarihli iade faturasını kabul ettiğini, müvekkilinin davacıya 27.07.2019 tarihinde 39 koli, 10.09.2019 tarihinde 6 koli, 26.09.2019 tarihinde 6 koli, 28.09.2019 tarihinde 6 koli olmak üzere toplam 57 koli kargo gönderdiğini, ancak davacı tarafından bu kargoların 18 tanesinin teslim alınmadan geri gönderildiğini, ayıp ihbarına ilişkin olarak whatsapp yazışmaları ile mail kayıtlarının mahkemece incelenmediğini, bu nedenle mahkemece eksik incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satıma dayalı faturalardan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünlerin davalı tarafça kendi müşterilerine satışı yapıldığı, davalının müşterileri tarafından, ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle davalıya iade edildiği, davalı tarafça da buna istinaden davacıya hitaben iade faturaları düzenlendiği, ayıplı ürünlerin iade amacıyla davacıya gönderildiği, ancak davacı tarafça bir kısım ürün iade alınırken bir kısmının teslim alınmayarak iadenin kabul edilmediği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda satışa konu ürünlerin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda ise davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun olarak yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda; davalıya kendi müşterilerinden iade edilen terliklerin suya dayanıklı olmayıp ıslandığında ayrılma ve açılmalar meydana geldiği ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nun 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda gizli ayıp, yani kullanımla ortaya çıkan ve basit bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyecek nitelikte bir ayıp söz konusu olduğundan, ayıp ihbar süreleri bakımından TTK’nın 23. maddesi hükmü değil, TBK’nın 223. maddesi hükmü uygulanmalıdır. 6098 sayılı TBK’nın 223. maddesine göre;

alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olsa da, davacının dosyaya sunulan cari hesap ekstresine göre davacı tarafından davalıya 4 adet fatura toplamı 124.440,36-TL tutarında terlik satışı yapıldığı, davalı tarafından yapılan 100.000-TL ödeme sonucunda alacak bakiyesinin 24.440,36-TL'ye düştüğü, davalının düzenlemiş olduğu 26.07.2019 tarihli 12.533,70-TL iade faturasının kabulü sonucunda bakiye 11.906,42-TL alacak kaldığı, bu alacağın işlemiş faiz ile birlikte 12.917,26-TL takip ve dava konusu edilmiştir.Davalı tarafça düzenlenen ve davacının cari hesabında kayıtlı olmayan 09.09.2109 tarihli 7.975,76-TL tutarlı, 09.09.2019 tarihli 1.880,06-TL tutarlı ve 23.09.2019 tarihli iade faturaları toplamı 23.687,02-TL'dir.

Yine davalı tarafından sunulan kendi müşterilerince düzenlenen iade faturaları 14 adet olup faturaların 12.06.2019, 30.06.2019, 11.07.2019, 31.07.2019, 27.08.2019 ve 20.09.2019 tarihlerini taşımaktadır. Taraflar arasındaki yazışmaların incelenmesinde; davalıya müşterilerinden ürün iadesi geldikçe whatsapp üzerinden davacıya bildirilerek iade edilen ürün görsellerinin gönderildiği, 11.07.2019 tarihinde davalının whatsapp yoluyla davacıya bono görsellerini gönderdiği, davacının davalıya vadelerin çok geç olduğunu bildirdiği, davalının ise ürünleri topladığını ve iade göndereceğini ve iade sonrası kalan bakiyeyi görüşüp kapatacağını belirttiği, davalının ise siz toplam tutarı yollayın, biz size iadeler için bakiyeyi sezon sonunda nakit olarak iade edeceğiz şeklinde yanıt vererek adres bildirdiği, davalı tarafından 30.09.2019 tarihinde e-posta ile davacıya müşterilerinden gelen iade faturalarının görselleri gönderilerek ürünlerin de kendilerine gönderildiğinin bildirildiği, davacının da aynı tarihli e-postada bir kısım iade faturalarına konu ürünlerin dava önce davalının düzenlediği 26.07.2019 tarihli fatura ile gönderildiğinin bildirildiği, 21.11.2019 tarihinde e-posta ile davalı tarafından davacıya, avukatlarının görüşmelerine istinaden defolu ve sağlam ürünlerden bir kolinin gönderileceğinin bildirildiği, davacı tarafça da aynı tarihli e-postada, adres bildirilerek ürünlerin bu adrese gönderilmesinin istenildiği anlaşılmaktadır.

Yazışmaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalının kendisine müşterilerinden iadeler geldikçe davacıya bildirdiği, temmuz ve eylül aylarında kendisine düzenlenen iade faturalarını davacıya gönderdiği, davacının da ayıp ihbarını kabul ederek davalının 26.07.2019 tarihli iade faturasını kabul ettiği, taraf avukatlarının görüşmesi sonucunda davalı tarafından ayıplı ürünlerin bulunduğu kolinin de kendilerine gönderilmesini kabul ettiği sabit olup, ayıplı ürünlere ilişkin olarak davalıya müşterilerinden 20.09.2019 tarihine kadar iade faturaları geldiği ve ancak iadeler geldikçe davacıya bildirim yapılacağı da gözetildiğinde, davalı tarafından davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun kabulü gerekir.Davacı tarafından davalıya satışı yapılan ürünlerin gizli ayıplı olduğu ve davalı tarafından davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu tespit edildiğinden, davacının bakiye alacağından ayıplı ürün bedellerinin mahsubu gerekmektedir.

Mahkemece ayıplı ürünlerin bedeli konusunda da bir inceleme yapılmamış olmakla birlikte, davalının müşterilerince kendisine düzenlenen ve davalının da davacıya düzenlediği iade faturaları toplamı, her durumda davacının bakiye alacağını aşan tutardadır.Bu nedenle davacının davalıdan talep edilebilir alacağı bulunmadığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.Diğer yandan davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmişse de, davacının takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 Tarih 2020/550 Esas - 2021/1168 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 220,60-TL harçtan mahsubu ile ‬207-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 12.917,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına"Yatırılan 220,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 116,10-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

26/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75495 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.