6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eski çalışanların aynı sektörde şirket kurması haksız rekabet sayılmadı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/124 E. 2025/68 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rekabet Yasağına Aykırılık mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İşten ayrılan çalışanların aynı iş kolunda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurması, tek başına çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilir ve TTK 54 vd. anlamında haksız rekabet oluşturmaz; haksız rekabetten söz edilebilmesi için müşteri bilgilerinin hukuka aykırı yollarla ele geçirildiğinin veya kötüleme/ayartma amaçlı somut eylemlerin ispatlanması gerekir. İş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık için cezai şart öngörülmemişse, salt zarar tazmini hakkının saklı tutulmuş olması cezai şart talebine dayanak oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Eski çalışanların işten ayrılıp aynı alanda şirket kurmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı, gerçek kişi davalıların işten ayrıldıktan çok kısa süre sonra aynı alanda faaliyet gösteren şirketi kurmalarının, eski çalışanlarını istihdam etmelerinin ve müvekkilinin müşterilerine hizmet vermelerinin bir bütün olarak haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Özel sektörde çalışan kişilerin sahip oldukları mesleki bilgiyi daimi olarak çalıştıkları organizasyonda kullanmaya mecbur bırakmak, yani başka bir yerde çalışmalarını engellemek çalışma hürriyetine aykırı olacağından, gerçek kişi davalıların işten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren şirketi kurmaları TTK 54/2'de tanımlanan ve 55. maddede sınırlayıcı olmayan şekilde sayılan haksız rekabet hallerine girmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müşteri bilgilerinin haksız ele geçirilmesi ve çalışanların ayartılması iddiası → ret

İddia: Davacı, davalıların ticari sır niteliğindeki müşteri listelerini haksız şekilde ele geçirdiğini ve çalışanları ayartarak bu bilgileri temin ettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İstanbul CBS'nin ilgili soruşturma dosyasında davacı şirketin şikayeti üzerine ticari sır niteliğindeki bilgileri yetkisiz kişilere verme, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma eylemleri bakımından davalı gerçek kişiler ile dava dışı çalışanlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar itiraz üzerine kesinleşmiştir. Kaldı ki günümüzde tacirlerin potansiyel müşterilerin iletişim bilgisine internet üzerinden ulaşması mümkündür. Bu nedenle davacının müşteri bilgilerinin haksız ele geçirildiği iddiası ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı şirketin ana sözleşmesinin amaç ve konusunun davacı şirketle aynı olmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı, davalı şirket ana sözleşmesinin amaç ve konu kısmının kendi ana sözleşmesiyle aynı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ana sözleşmelerin ticaret sicili tarafından yayımlandığı ve herkesin erişimine açık olduğu, çalışma hürriyeti kapsamında aynı iş kolunda faaliyet gösterecek bir şirketin amaç ve konu kısmının aynı veya benzer olmasının doğal olduğu gözetildiğinde, bu durum TTK 54 vd. hükümlerine göre haksız rekabet teşkil etmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının müşterilerine gönderilen e-postaların kötüleme/ayartma amacı taşıyıp taşımadığı → ret

İddia: Davacı, davalıların müvekkilinin müşterilerine kötüleyici ve ayartma amaçlı e-postalar gönderdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Delil olarak sunulan tek e-postada davalı, firma değişikliği yaptığını, yeni şirkette araştırma faaliyetlerine devam ettiğini ve ihtiyaç olması halinde teklif paylaşmak istediğini belirtmiştir. Bu e-postada, davalının yeni işinin tanıdığı müşteriye bildirilmesinden öte bir anlam yüklenecek, davacıyı kötüleyen veya müşteriyi ayartma kapsamında kabul edilebilecek haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir ifade bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İş sözleşmesindeki rekabet yasağı hükmüne dayalı cezai şart talebi → ret

İddia: Davacı, davalılar ... ve ...'ya iş sözleşmelerindeki rekabet yasağı hükmüne aykırılıktan dolayı şimdilik ayrı ayrı 10.000-TL cezai şart tazminatı talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı ...'nin iş sözleşmesi dosyaya sunulmuş, davalı ...'ın iş sözleşmesi sunulmamıştır. Sunulan sözleşmenin 'Rekabet Yasağı' başlıklı 7. maddesinin 3. paragrafında davacı şirketin tüm zararı ile ilgili tazmin talebi dahil her türlü haklarının saklı olduğu düzenlenmiş olup, sözleşmede kararlaştırılan bir cezai şart hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının belirtilen sözleşme hükmüne göre cezai şart talebi yerinde değildir. Ayrıca haksız rekabette bulunmadıkları belirlendiğinden cezai şart talebinin reddi isabetsiz görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Eski çalışanların işten ayrıldıktan sonra aynı iş kolunda şirket kurmalarının, tek başına ve ek bir hukuka aykırı eylem (müşteri bilgilerinin haksız ele geçirilmesi, kötüleme, ayartma) ispatlanmadıkça TTK 54 vd. kapsamında haksız rekabet oluşturmayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet dürüstlük kuralı çalışma hürriyeti ticari sır rekabet yasağı cezai şart müşteri ayartma

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 54/1TTK 54/2TTK 55TTK 55/1-a,1TTK 55/1-b,1TTK 55/1-b,3TTK 55/1-cTTK 56 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 58 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 107

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/124

KARAR NO 2025/68

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/10/2021

NUMARASI 2018/1088 Esas - 2021/941 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, danışmanlık ve piyasa araştırması yapan müvekkili şirketin eski çalışanı olan davalı ...'ın 29/09/2017 tarihinde müvekkili ile ilişiği kesildiğini, diğer davalı ...'nin ise 10/10/2017 itibariyle müvekkili şirketten ayrıldığını, her iki davalının bir araya gelerek aynı sektörde aynı konuya ilişkin olarak diğer davalı şirketi ...'nin işten ayrılmasından 6 gün sonra kurduklarını, müvekkilinin ticari sır niteliğindeki bilgileri kullanarak müşterilerini yasa dışı yollarla ayartarak haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiklerini, davalı şirket ile müvekkilinin faaliyet konularının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin eski çalışanları olan ... ve ... üzerinden müşteri listelerinin ele geçirildiğini, ...'ın müvekkil şirket veri tabanına yetkisiz erişim sağladığını, ayrıca müşterilerine müvekkilini kötüleyici e-postalar gönderdiğini ileri sürerek, HMKnın 107 uyarınca şimdilik haksız rekabet nedeniyle uğranılan 50.000-TL maddi tazminat ile rekabet yasağı ve sır saklama yükümlülüğünün ihlali nedeniyle her bir davalı gerçek kişiler yönünden ayrı ayrı 10.000-TL cezai şartın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkiliyle davacı arasında yazılı iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkilinin yetkililerinin birlikte kendi şirketlerini kurduklarını, bunun haksız rekabet ve sözleşme hükümlerine aykırı olmadığını, suç teşkil etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, müvekkilinin davacıdaki işinden ayrılarak şirket kurmasının haksız rekabet ve iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olmadığını ve suç teşkil etmediğini, müvekkilinin iş sözleşmesini imzaladığı aşamada haberdar olmadığını, davacının müşteri bilgilerinin alınmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, dosyaya sunulan e-posta yazışmalarında davalıların davacıyı kötüleyerek elindeki müşterilerin ayartıldığına dair haksız rekabet kapsamında değerlendirilecek herhangi bir somut söylemin bulunmadığı; ticari sırların ifşası ve görevi kötüye kullanma suçları iddiasına ilişkin dava konusu olaylarla ilgili yapılan şikayet sonucunda davalıların da içinde bulunduğu şüpheliler hakkında ticari sırların ifşa edildiğine ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığından verilen takipsizlik kararının kesinleştiği; tanıkların da müşteri ayartmasıyla ilgili somut bir beyanı olmadığı, haksız rekabet fiilleri işlenmek suretiyle müşterilerin çalınması iddiasının ispatlanamadığı; sektörel bazda gerek davacının gerekse davalının iştigal alanları gözetilerek müşterilerin birden fazla araştırma şirketiyle eş zamanlı olarak çalışmasının da işin niteliğine uygun olduğunun bilirkişi raporunda belirtildiği;

bu bağlamda davacının müşteri bilgilerinin çalındığı (veya sonrasında davacı şirketin veri tabanına girildiği) düşünülse dahi münhasıran davacıyı kötülemek suretiyle veya gerçeğe aykırı hakkında iddialar ortaya atmak suretiyle TTK nın 56 maddesi kapsamında bir eylem sabit olmadığı sürece haksız rekabetten söz edilemeyeceği, zira bir kısım davalı tanıklarının da müşteri listesini ... uygulaması üzerinden genişlettiklerini beyan ettiği; ayrıca davacının 25/10/2019 tarihli beyan dilekçesinin 4. sayfasında belirttiği şirketlere davalılar tarafından gönderilen e-postaların da bulunmadığı; davalıların davacının çalışanları ... ve ...'u ayartarak ayrılmaya ikna etmeleri yönünden yapılan değerlendirmede, dava dışı işçilerin işinden istifa ederek başka bir şirketten aldıkları teklif doğrultusunda işini değiştirmelerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, çalışanların önceki iş yerlerinde edindikleri mesleki birikim ve tecrübeyi sonraki çalıştıkları yerlerde kullanmalarının doğal olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalı gerçek kişilerin, sırayla müvekkili şirketteki işlerinden ayrılarak müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurmalarının, söz konusu şirkette müvekkili çalışanlarından ... ve ...’ı çalıştırmalarının ve şirket üzerinden müvekkilinin müşterilerine hizmet vermelerinin bir bütün halinde haksız rekabet teşkil ettiğini; bilirkişi raporuyla davalıların müvekkili şirkette çalışırken tanıdıkları ve daha sonra ayartarak kendi kurdukları şirket ile çalışmaya ikna ettikleri müşterilerden elde ettikleri kazançların açık bir şekilde ortaya konulduğunu; bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkiler içerdiğini, itirazların değerlendirilmediğini; davalıların eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun açık olduğunu, dava dışı ...

ve ...'ın özel müşteri bilgilerini gösteren log kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi taleplerinin kabul edilmediğini; müvekkilinin müşterilerine hizmet verdiklerinin tespit edildiğini; davalıların müvekkilinin müşterilerine gönderdikleri e-postaların kötüleme yönünden irdelendiğini, haksız rekabet açısından ve e-posta adreslerinin nasıl ele geçirildiği hususunda irdelenmediğini; müvekkilinde çalışırken tanıdıkları müşterileri, ayartmak için e-posta gönderdiklerini, müşterilerin de müvekkilini bırakarak davalı şirketle çalışmaya başladıklarını; bu bilgilere ... uygulaması üzerinden ulaşıldığı bilgisinin doğru olmadığını; bilirkişi raporundaki müvekkili lehine olan tespitlerin hükme esas alınmadığını, buna göre müvekkilinin 64.664-TL kar kaybına uğradığının belirlendiğini;

gerekçeli kararda davalıların iş sözleşmeleri hakkında hiç bir değerlendirme bulunmadığını, sözleşme 7.3'e göre zararın karşılanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti ile zarar tazmini ve iş sözleşmesi kapsamında rekabet yasağına aykırılıktan dolayı tazminat istemine ilişkindir.Haksız rekabet, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/1 maddesinde haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır.

Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini,haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK'nın dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar başlığı altında 55/1-a,1 maddesinde, "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek";

55/1-b,1 maddesinde sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek başlığı altında, "Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yaptıkları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek", TTK’nın 55/1-b,3 maddesinde, “3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek”; başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma başlığı altında 55/1-c, "Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur." düzenlemeleri mevcuttur.Davacı tarafından, davalı ...'ın 10/09/2015-29/09/2017 tarihleri arasında şirkette "Müşteri Çözümleri Uzmanı" olarak çalıştığı;

davalı ...'nin 06/06/2016-10/11/2017 tarihleri arasında davacı şirkette "Müşteri Çözümleri Danışmanı" olarak çalıştığı, her ikisinin de kendi isteğiyle işten ayrıldığı; 16/11/2017 tarihinde davacıyla aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalı şirketi ortak olarak kurdukları; dava dışı ... 'ın 19/02/2013-27/10/2017 tarihleri arasında davacı şirkette "Operasyon Direktörü" olarak çalıştığı; dava dışı ...'un da 06/02/2014-07/12/2017 tarihleri arasında davacı şirkette "Saha Sorumlusu" olarak çalıştığı; her ikisinin de kendi isteğiyle işten ayrıldıkları ve akabinde davalı gerçek kişiler marifetiyle davalı şirkette çalışmaya başladıkları iddia edilmiştir.Eldeki davada davacı vekili, davalıların haksız rekabet teşkil edecek eylemleri olarak, gerçek kişi davalıların işten ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduklarını;

ticari sır niteliğindeki müşteri listelerini haksız bir şekilde ele geçirmeye çalışarak çalışanları ayarttıklarını ve bu bilgileri temin ettiklerini; davalı şirket ana sözleşmesinin amaç ve konusunun kendi ana sözleşmesiyle aynı olduğunu; müvekkilinin müşterilerine onu kötüleyici e-postalar göndererek onları ayartmaya çalıştıklarını ileri sürmüştür.Buna göre gerçek kişi davalıların davacı şirketteki işten ayrıldıktan sonra davacı şirketle aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurmaları TTK'nın 54/2'de tanımlanmış ve 55. maddede sınırlayıcı bir şekilde sayılmamış haksız rekabet hallerine girmez.Zira özel sektörde bir gerçek veya tüzel kişi organizasyonlarında çalışan kişilerin, çalıştıkları iş alanı onların meslekleri olup, mesleklerindeki sahip oldukları bilgiyi,daimi olarak çalıştıkları organizasyonda kullanmalarını beklemek, yani başka bir yerde çalışmalarını engellemek çalışma hürriyetine aykırı olacaktır.

Bu nedenle iddia edilen eylem haksız rekabet teşkil etmeyecektir.Davalıların, haksız bir şekilde davacının müşteri bilgilerini ele geçirdikleri ve davacının çalışanlarını ayartmak suretiyle müşteri bilgilerini ele geçirmeye çalıştıkları iddiası da ispatlanamamıştır. Zira bu kapsamda İstanbul CBS'nin 2018/112548 sayılı soruşturma dosyasında, davacı şirketin temsilcisinin şikayeti üzerine ticari sır niteliğindeki bilgileri yetkisiz kişilere verme, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma eylemleri bakımından davalı gerçek kişiler ile dava dışı çalışanlar ... ve ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ve itiraz üzerine karar İstanbul 5. SCM'nin 2018/6162 değişik sayılı ve 13/02/2019 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.

Kaldı ki içinde bulunulan çağda, özelikle tüzel kişi veya tacirlerin, potansiyel müşterilerin her türlü iletişim bilgisine internet üzerinden ulaşmak mümkündür. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöne ilişkin iddiaları kabul edilebilir değildir.Yine davalı şirket ana sözleşmesinin amaç ve konu kısmının, davacı şirketin amaç ve konu kısmıyla aynı olduğu ileri sürülmüşse de, söz konusu ana sözleşmelerin ticaret sicili tarafından yayımlandığı ve herkesin erişimine açık olduğu, çalışma hürriyeti kapsamında aynı iş kolunda faaliyet gösterecek bir şirketin amaç ve konu kısmının aynı veya benzer olmasının doğal olduğu gözetildiğinde, TTK 54 vd. hükümlerine göre haksız rekabet teşkil etmeyecektir.Bu hususta son olarak davalıların davacının müşterilerine kötüleyici ve ayartma amaçlı e-postalar gönderdikleri ileri sürülmüştür.

Bu kapsamda bir tek davalı ...'ın davacının müşterisi Ahmet isimli kişiye 01/12/2017 tarihinde gönderdiği e-posta delil olarak sunulmuştur. Ancak söz konusu e-postada davalı ..., firma değişikliği yaptığını, davalı şirkette araştırma faaliyetlerine devam ettiğini ve ihtiyaç olursa teklif paylaşmayı istediklerini belirtmiştir. İşbu e-postada, davalının yeni işinin tanıdığı müşteriye bildirilmesinden öte bir anlam yüklenecek, iddia edildiği gibi davacı şirketi kötüleyen veya müşteriyi ayartma kapsamında kabul edilebilecek haksız rekabet teşkil edecek her hangi bir ifade bulunmamaktadır.Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davalıların haksız rekabette bulunmadıklarına ilişkin tesbiti yerindedir.

Davacı eldeki davada, davalılar ... ve ...'a iş sözleşmelerindeki rekabet yasağı hükmüne aykırılıktan dolayı da şimdilik ayrı ayrı 10.000-TL tazminat talebinde bulunmuştur. Dosyaya davalı ...'ın iş sözleşmesi sunulmamıştır.Ancak davalı ...'nin 06/06/2016 tarihli iş sözleşmesi sunulmuştur. Davacı bu talebini de söz konusu sözleşmenin "Rekabet Yasağı" başlıklı 7. maddesine dayandırmıştır.Davalı ... 'ye ait İş sözleşmesinin 7. maddesinin 3. paragrafında, davacı şirketin tüm zararı ile ilgili tazmin talebi dahil her türlü haklarının saklı olduğu düzenlenmiştir. Buna göre iş sözleşmesinde kararlaştırılan bir cezai şart hükmü bulunmamaktadır. Davacının belirtilen sözleşme hükmüne göre davalılardan cezai şart talebi yerinde değildir.

Haksız rekabette bulunmadıkları belirlendiğinden, cezai şart talebinin de reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı ... tarafından yapılan 59-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

16/01/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/75369 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.