Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7156 E. 2022/1644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti↗ aktif dava ehliyeti↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ hisse devir sözleşmesi↗ taraf ehliyeti↗ esastan ret↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı adına kayıtlı ve buluşçusu ... olan "akıllı balans sistemi" adlı 2000/02994 nolu bir patentin bulunduğu, davacının patent sahibi olarak kayıtlı olmadığı, davalı ile dava dışı Tolkar arasındaki sözleşmenin ancak taraflarını bağlayacağı, tarafların ortak malik oldukları bir patent tesciline rastlanmadığı, davacının söz konusu patentin davalı tarafından kullanılması veya üçüncü kişilere kullandırılması sebebiyle alacak talep etmesinin Patent KHK kapsamında dayanağının bulunmadığı, davacının anılan patentte mucit olarak adının geçmesinin kendisine mali bir hak sağlamayacağı, patentin mali hak sahibinin davalı olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davanın reddine dair verilen mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK. 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, “akıllı balans sistemi” isimli patentin dava dışı şirkete lisans yolu ile kullandırılması nedeniyle patent gelirinin paylaşımından doğan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının, patent sicil belgesine göre buluşu yapan sıfatını taşıdığı, patent sahibi olmadığı, patentten kaynaklanan mali hakların davalıya ait olduğu ve davacının mali hak talep etmesinin mümkün bulunmadığı esasından hareketle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine de bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
Ancak dosya kapsamında bulunan ve bizzat tarafların imzasını taşıyan 27.03.2008 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinde ve yine taraflar arasında imzalanmış olan ve davalı yan tarafından dosyaya sunulan 15.08.2000 tarihli sözleşmede dava konusu patentle ilgili lisans kullanım durumunda mali hakların nasıl paylaşılacağı konusunda hükümler düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki bu özel sözleşmeler akit tarafları için bağlayıcı olup, davacının talebinin sadece lisans bedeline yönelik olduğu gözetilerek alacak taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile nihai olarak aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1078 E. 2023/5882 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak dosya kapsamında bulunan ve bizzat tarafların imzasını «taşıyan» 27.03.2008 tarihli şirket «hisse devir sözleşmesinde» ve yine taraflar arasında imzalanmış olan ve davalı yan tarafından dosyaya sunulan 15.08.2000 tarihli sözleşmede dava konusu patentle ilgili lisans kullanım durumunda mali hakların nasıl paylaşılacağı konusunda hükümler düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… konusu patentle ilgili 551 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, 551 sayılı KHK'nın 13 üncü maddesi gereğince patent gaspı ile ilgili talep ve dava hakları patentin «ilanı» tarihinden itibaren iki yıl içinde ve «kötü niyet» halinde patentin koruma süresinin bitimine kadar kullanılabileceği, davacı tarafça dava konusu patentin ilanı tarihinden itibaren iki yıl geçtikten çok sonra 09.11.2017 tarihinde dava açıldığı, TÜRKPATENT'den gelen evraklar arasında bulunan dava konusu patentin sahibi ve lisans veren olarak davalı ... ile dava dışı Günkol A.Ş. arasında patent tescil numarası da belirtilerek yapılan Menderes Noterliğinin 25.04.2003 tarih 04503 numaralı ev tipi çamaşır makinası akıllı balans sistemi patent lisansı sözleşmesinde davacı şirketin hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da imzaları bulunduğu, bu sözleşmeden davacı şirketin bu tarihten itibaren dava konusu patentin davalı tarafından başvuru yapılarak davalı adına tescil edildiğinden haberinin ve bilgisinin bulunduğu, ayrıca davalı ile davacı şirketin çoğunluk hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun ortak oldukları Semteks Makina ve Teknoloji A.Ş.'nin satışına ilişkin düzenlenen 27.03.2008 tarihli hisse alım sözleşmesinin "patent ve makine tasarımlarının kullanım hakkı" başlıklı 6.2 maddesinde" Tolkar ile Smarteks makinelerinde kullanılan smart balans sisteminin patent ve dizayn haklarının sahibi olan satıcılardan ... arasında bir lisans sözleşmesi akdedilecektir." şeklinde olup, davacı «şirketin müdür» ve hissedarı Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da bu sözleşmede imzaları bulunduğu, ayrıca davacı şirket ile dava dışı Tolkar şirketi arasında imzalanan 17.03.2018 tarihli «protokolde» dayanak başlığı altında ilk sırada Semteks Şirketi 'nin «hisse devir sözleşmesi», ikinci sırada ise Tolkar ile davalı Tolga Şimşek arasında akıllı balans sistemi başlıklı patentin kullanım haklarını düzenleyen sözleşmenin gösterildiği, protokolün 3. maddesinde üretim için gereken balans kartının Enko şirketi tarafından üretilmekte olduğunun açık bir şekilde yazıldığı, davacı şirket bu protokol gereği Tolkar ile Tolga Şimşek arasındaki smart balans sistemi anlaşmasının yürürlükte kaldığı süre boyunca tedarik etme «garantisi» vermeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, hatta davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu tarafından İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/138 E., 2017/90 K. sayılı dosyasında davalı ...'in 2008 yılında Tolkar A.Ş. ile yapmış olduğu lisans «sözleşmesinden doğan» alacağın 1/2'sini talebi istemi ile açtığı davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu' …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · münhasırlık · hizmet sözleşmesi · iş bölümü · garantörlük · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… ga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, bu davanın süreye tabi olduğu ve «kötü niyet» halinde koruma süresi dahilinde açılabileceği (6769 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin üçüncü fıkrası), davacı patent konusu buluşun bir hizmet buluşu olduğunu, vaktiyle bünyesinde SGK'lı çalışan davalı ...'nın patent başvurusunu kendi adına yaparak patenti gasp ettiğini ileri sürdüğü, patentin başvuru ve tescil tarihleri itibariyle 551 sayılı KHK'nın hükümlerinin yürürlükte olduğu, uyuşmazlığın patentin geçerlilik süresi dolmadan ortaya çıktığı, patent 20 yıl süreyle geçerli olduğundan, dava konusu patentin henüz ömrünü tamamlamadığı, milli başvurusu 14.04.1999'da yapıldığından, 20 yıllık süresi 14.04.2019'da biteceği, bu bakımından davanın, açıldığı tarih itibariyle mevcut çekişmenin tabii olduğu mevzuata göre inceleneceği, 6769 sayılı Kanun 10.01.2017 tarihli yürürlüğe girmiş olup esas itibarıyla mülga 551 sayılı KHK'yı izlediği, hizmet buluşu çekişmelerinde dava açma süresi ve ilkelerin değişmediği, 551 sayılı KHK'nın hükümlerine göre tescillenen dava konusu patentle ilgili 551 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, mülga 551 sayılı KHK'nın işçi kavramını genel kanuna göre daha geniş yorumladığı, davalının başvuru tarihi itibariyle davalı şirkette, SGK'ya kayıtlı olarak çalışanlardan olduğu, bununla birlikte, getirtilen kayıtlardan davalının ilgili üretimde, ARGE biriminde bir teknisyen veya mühendis olduğuna ilişkin açık bir kayıt bulunmadığı, ancak davacı şirket hizmet buluşu iddiasında olup patent sahibi olarak bulunan davalının zamanında bildirim yapmadığını savunduğu, hizmet buluşu yapıldığında, buluşçunun derhal işverene bildirimde bulunmasının zorunlu olduğu, bununla birlikte dava 09.11.2017 açılmış olduğu halde patent başvurusu 14.04.1998 rüçhan tarihli olarak gerçekleştiği, Uluslararası başvurunun ise PCT/TR99/00018 no ile 14.04.1999 tarihinde yapıldığı, her iki aşama bakımından patent başvuru sahibi davalı ... olduğu, patent başvurusu yasal olarak «ilana» çıkmakta, bültende yayınlanmakta olduğu, diğer taraftan patentin ... tarafından başvuruya konu edildiği şirket yöneticileri tarafından bilindiği, «hizmet sözleşmesi» kapsamında olsa bile buluşçu tarafından işverene bildirilen ve işveren tarafından sahiplenilmeyen, yasal sürede tescil yoluna gidilmeyen buluşlar da serbest buluş olarak kabul edileceği ve buluşçu işçi tarafından başvuruya konu edilebileceği, dolayısıyla 551 sayılı KHK'nın 13 üncü maddesi uyarınca yasal olarak uyulması gereken 2 yıllık süre geçirildikten sonra bu davanın açıldığı, patent gaspı iddiası 13 üncü maddenin ikinci paragrafı uyarınca patent ilanı tarihinden itibaren 2 yıl içinde ileri sürülmeli, dava edilmesi gerektiği, bununla birlikte kötü niyet halinde davanın, koruma süresi boyunca açılabileceği, davacı, kötü niyet ileri sürmüşse de; buna ilişkin bir kanıt gösteremediği, dinlenen tanıklar da patent başvuru tarihlerine denk gelen olaylar hakkında bilgiler verdikleri, patent üzerinde davalı dışında Sinan Bey'in de çalıştığını, bu projenin TÜBİTAK'tan destek aldığını, patent başvurusundan sonra TÜBİTAK'ın projeye onay verdiğini, patent sürecini kimin takip ettiğini bilmediklerini ifade ettikleri, davalının şirkete düzenli gelmediğini belirttikleri, buluş fikrinin ne vakit doğduğu, netleştiği konusunda «kesin» bilgiler sunamadıkları, tescilinin Smarteks firmasının faaliyeti sırasında bittiğini, Tulga'nın da bu «şirketin müdürü» olduğunu ifade ettikleri, ancak şirkete ait yazılı kanıtlarla ...'in şirketteki görev «tanımı», patent süreci ile ilgili görevi, şirket yönetim kurulunun patent çalışmalarına ilişkin kararları, ARGE raporları, patent fikrinin filizlenmesi ve gelişmesi ve ilgili olaylar şirket kayıt ve raporları ortaya konmadığı, başvuru tarihinden çok uzun yıllar sonra, aslında, patentin Tulga yanında başka kişilerin de katılımıyla geliştirildiği yönünde soyut bilgiler verildiği, kötü niyet iddiasının tersine tarafların birlikte davrandıklarının anlaşıldığı, yazılı kanıtlarla; iş yeri «görevlendirme», iş «bölümü» kayıtları, iş raporları, «yönetim kurulu» kararları ile ortaya konması gerektiği, bu bakımdan hizmet buluşunun gaspı iddiasının kanıtsız kaldığı, patent başvurusu tarihi itibariyle işlemlerin şirket yetkil …
… konusu patentle ilgili 551 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, 551 sayılı KHK'nın 13 üncü maddesi gereğince patent gaspı ile ilgili talep ve dava hakları patentin «ilanı» tarihinden itibaren iki yıl içinde ve «kötü niyet» halinde patentin koruma süresinin bitimine kadar kullanılabileceği, davacı tarafça dava konusu patentin ilanı tarihinden itibaren iki yıl geçtikten çok sonra 09.11.2017 tarihinde dava açıldığı, TÜRKPATENT'den gelen evraklar arasında bulunan dava konusu patentin sahibi ve lisans veren olarak davalı ... ile dava dışı Günkol A.Ş. arasında patent tescil numarası da belirtilerek yapılan Menderes Noterliğinin 25.04.2003 tarih 04503 numaralı ev tipi çamaşır makinası akıllı balans sistemi patent lisansı sözleşmesinde davacı şirketin hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da imzaları bulunduğu, bu sözleşmeden davacı şirketin bu tarihten itibaren dava konusu patentin davalı tarafından başvuru yapılarak davalı adına tescil edildiğinden haberinin ve bilgisinin bulunduğu, ayrıca davalı ile davacı şirketin çoğunluk hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun ortak oldukları Semteks Makina ve Teknoloji A.Ş.'nin satışına ilişkin düzenlenen 27.03.2008 tarihli hisse alım sözleşmesinin "patent ve makine tasarımlarının kullanım hakkı" başlıklı 6.2 maddesinde" Tolkar ile Smarteks makinelerinde kullanılan smart balans sisteminin patent ve dizayn haklarının sahibi olan satıcılardan ... arasında bir lisans sözleşmesi akdedilecektir." şeklinde olup, davacı «şirketin müdür» ve hissedarı Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da bu sözleşmede imzaları bulunduğu, ayrıca davacı şirket ile dava dışı Tolkar şirketi arasında imzalanan 17.03.2018 tarihli «protokolde» dayanak başlığı altında ilk sırada Semteks Şirketi 'nin «hisse devir sözleşmesi», ikinci sırada ise Tolkar ile davalı Tolga Şimşek arasında akıllı balans sistemi başlıklı patentin kullanım haklarını düzenleyen sözleşmenin gösterildiği, protokolün 3. maddesinde üretim için gereken balans kartının Enko şirketi tarafından üretilmekte olduğunun açık bir şekilde yazıldığı, davacı şirket bu protokol gereği Tolkar ile Tolga Şimşek arasındaki smart balans sistemi anlaşmasının yürürlükte kaldığı süre boyunca tedarik etme «garantisi» vermeyi kabul ve «taahhüt» ettiği, hatta davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu tarafından İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/138 E., 2017/90 K. sayılı dosyasında davalı ...'in 2008 yılında Tolkar A.Ş. ile yapmış olduğu lisans «sözleşmesinden doğan» alacağın 1/2'sini talebi istemi ile açtığı davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu' …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hizmet buluşu niteliğindeki dava konusu buluşu patent isteme hakkı «münhasıran» müvekkine ait olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli şekilde adına tescil ettirdiğini,bu nedenle 2 yıllık «hak düşürücü sürenin» söz konusu olmadığını, patentin koruma süresinin devam ettiği süreçte davanın süresi içerisinde açıldığını, davalının dava konusu patenti kötü niyetle kendi adına tescil ettirdiğini, davalının patenti kendi adına tescil ettirmesi için hakkı ve haklı bir gerekçesi bulunmadığını bu konuda patent hakkını nasıl sahiplenebildiğine ilişkin bir açıklama da ortaya koyamadığını, TÜRKPATENT kayıtlarında buluşçu olarak Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun davalı tarafın beyanına dayalı olarak tescil edildiğini, davalının sicil kayıtlarına ilişkin hiçbir açıklama da getiremediğini, bu durumda dahi davalının kötü niyetli olduğunu gözler önüne serdiğini, davalının davaya konu patenti kendi adına tescil ettirmesinden davacının haberi bulunmadığını, yargılama sürecinde dinlenen tanıklarca patentin davalının kendi adına tescil ettirmesine ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir bilgisinin olmadığının da açıklandığını, müvekkili tarafından davaya konu buluşa ilişkin ticari faaliyetlerde bulunulduğunu, davalının dava dışı 3. kişilerle patentin kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler akdettiğini, müvekkilinin haberi olmaksızın kendisine ait olmayan bu hak üzerinden haksız maddi menfaat elde ettiğini, davalının müvekkiline karşı yazılı olarak buluşa ilişkin bildirimde bulunma yükümlülüğü altında olmasına karşılık bu yükümlülüğünü kasdi olarak yerine getirmediğini, davaya konu buluşun hizmet buluşu niteliğinde olduğunu, davalının müvekkili şirket nezdinde iş sözleşmesi ile çalışmakta olduğunun SGK kayıtları ile ortaya konduğunu, davalının bu çalışması gereğince ve müvekkili şirketin deneyim ile çalışmalarına dayanarak davaya konu buluşun ortaya çıkarıldığının aynı proje kapsamında çalışan tanık beyanlarıyla ortaya konduğunu, buluşun ortaya çıkması sürecinde davalının yanı sıra pek çok çalışanın da katkı ve çalışmalarının olduğunun tanıklarca ifade edildiğini, müvekkili şirketin buluşa ilişkin çalışmalarda bulunduğu TÜBİTAK projelerinin ve desteklerinin olduğunun beyan edildiğini, tüm tanık beyanları ile davalının işi dolayısıyla ve müvekkili şirketin deneyim ve çalışmalarına dayanarak söz konusu buluşun ortaya çıkmasına hizmet ettiğinin doğrulandığını, buluşun hizmet buluşu olması karşısında işveren konumundaki müvekkilinin patent isteme hakkı da «dahil» olmak üzere buluş üzerindeki hakların gerçek sahibi olduğunu, davalı tarafın bu durumun aksine buluşun kendi adına tescilini haklı gösterir nitelikte bir delil dahi ortaya koyamadığını, davaya konu buluş yalnızca mekanik bir sistem olmadığı gibi müvekkili şirketin faaliyet alanının da yalnızca elektronik sistemlerden ibaret olmadığını, müvekkili şirketin ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiği sektörlerden birinin de davaya konu buluşun ağırlıklı olarak kullanıldığı sektörlerden biri olan sanayi tipi çamaşır makineleri sektörü olduğunu, buluşa konu üretimlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığının davalı tarafça da açıkça kabul edildiğini, davalının kötü niyetli olarak davaya konu patenti kendi adına tescil ettirdiğini, bu sebeple müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara sebebiyet vermesi nedeniyle bu zararları tazminle yükümlü olduğunu, davalının 3. kişilerle lisans sözleşmeleri akdederek lisans bedeli alarak maddi menfaat temin ettiğini, bu durumun bir örneğinin davalının Tolkar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile akdetmiş olduğu sözleşmeler olup İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/138 E., 2017/90 K. sayılı dosyası kapsamında Tolkar Şirketi'nin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde gerçekleştirilen inceleme neticesinde davalının 860.791,33 euro kazanç sağladığının anlaşıldığını, müvekkilinin patent hakkı gaspedilmeseydi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7254 E. 2016/623 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece,davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2015 günlü ilamıyla «yargılama giderinin» kabul ve red oranına göre paylaştırılması gerekçesiyle davacı yararına bozulması kararına karşı davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15124 E. 2012/13533 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava · iltibas
Benzer bu karardaBu durumda, davalıya ait "AKILLI İPLİK" markası ile başvuru konusu "TUNÇ AKILLI İPLİK" ibaresi 556 sayılı KHK'nun 8/1-b bendine göre ilişkilendirme ihtimali de «dahil» olmak üzere «iltibas» tehlikesine yol açabilecek derecede benzer bulunduğu halde, yazılı gerekçe ile TPE, YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7156 E. , 2022/1644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13.07.2017 tarih ve 2016/138 E- 2017/90 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.09.2020 tarih ve 2017/1956 E- 2020/770 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı ile davalının PCT/TR 1999/000018 başvuru numaralı "Smart Balans Sistemi" isimli patentinin ortak sahipleri olduğunu, 28.03.2008 tarihinde davalının Tolkar A.Ş. ile patent kullanımına ilişkin bir sözleşme ifa ettiğini, ancak davalının 2008 yılından beri sözleşme karşılığında patent için almış olduğu bedele ilişkin patentin yarı hak sahibi konumundaki davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, bu konuda davalıya tebliğ edilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek davalının, dava dışı Tolkar Makine San. Tic. A.Ş'den patent hakkının kullanımı ile ilgili aldığı tüm bedellerin geçmişe dönük olarak tespiti ile fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının patent üzerinde hiçbir hak sahipliği olmadığını, akıllı balans sistemi başlıklı buluşun müvekkili davalı tarafından bugüne kadar yaklaşık 200.000 Euro masraf yapılmak suretiyle ortaya çıkarılmış bir sanayi yeniliği olduğunu, TPMK tarafından "TR 2000/02994 B" nolu patent numarası ile 14.04.1999 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile patent sahibi olarak davalı adına tescil edildiğini, bu durumun patent tescil belgesiyle anlaşılacağını, davalının ABD'de de aynı buluşun patent sahibi olduğunu, ayrıca Avrupa Patent Ofisi nezdinde de söz konusu buluşun PCT/TR 1999/000018 uluslararası başvuru numarasıyla patent hakkını aldığını, davacının patentin tescilinin hiçbir aşamasında patent üzerinde hak sahibi olduğu hakkında herhangi bir itiraz ya da talepte bulunmadığını, davacının, davalı ile dava dışı Tolkar A.Ş arasında imzalanan lisans sözleşmesini 2008 yılından beri bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı adına kayıtlı ve buluşçusu ... olan "akıllı balans sistemi" adlı 2000/02994 nolu bir patentin bulunduğu, davacının patent sahibi olarak kayıtlı olmadığı, davalı ile dava dışı Tolkar arasındaki sözleşmenin ancak taraflarını bağlayacağı, tarafların ortak malik oldukları bir patent tesciline rastlanmadığı, davacının söz konusu patentin davalı tarafından kullanılması veya üçüncü kişilere kullandırılması sebebiyle alacak talep etmesinin Patent KHK kapsamında dayanağının bulunmadığı, davacının anılan patentte mucit olarak adının geçmesinin kendisine mali bir hak sağlamayacağı, patentin mali hak sahibinin davalı olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davanın reddine dair verilen mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK. 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, “akıllı balans sistemi” isimli patentin dava dışı şirkete lisans yolu ile kullandırılması nedeniyle patent gelirinin paylaşımından doğan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının, patent sicil belgesine göre buluşu yapan sıfatını taşıdığı, patent sahibi olmadığı, patentten kaynaklanan mali hakların davalıya ait olduğu ve davacının mali hak talep etmesinin mümkün bulunmadığı esasından hareketle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine de bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir.
Ancak dosya kapsamında bulunan ve bizzat tarafların imzasını taşıyan 27.03.2008 tarihli şirket hisse devir sözleşmesinde ve yine taraflar arasında imzalanmış olan ve davalı yan tarafından dosyaya sunulan 15.08.2000 tarihli sözleşmede dava konusu patentle ilgili lisans kullanım durumunda mali hakların nasıl paylaşılacağı konusunda hükümler düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki bu özel sözleşmeler akit tarafları için bağlayıcı olup, davacının talebinin sadece lisans bedeline yönelik olduğu gözetilerek alacak taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile nihai olarak aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/751677300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz