Hava taşımasında hasarın taşıma aşamasında meydana geldiği ispatlanamadı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/982 E. 2025/168 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Rücuan Tazminat (Sigorta Halefiyeti, Uluslararası Hava Yolu Eşya Taşıması) ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Taşıma
rücu (taşıma temelli)
Gerekçe özeti
Uluslararası hava yolu taşımasında Montreal Konvansiyonu 18/1. madde uyarınca taşıyıcının sorumluluğu, zararı doğuran olayın hava taşıması esnasında gerçekleştiğinin ispatına bağlıdır; bu ispat yükü zarar görenin/rücu eden sigortacının üzerindedir. Hava taşımasına alınmadan önce kargonun ağırlığında belirgin bir azalma tespit edilmesi ve emtia üzerinde fiziki darbe/zedelenme izi bulunmaması, hasarın hava taşımasından önce başlamış olabileceğine işaret eder ve bu durumda hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiği ispatlanamadığından hava taşıyıcılarının sorumluluğuna hükmedilemez.
Ele alınan sorunlar
Davacı sigortacının halefiyet yoluyla aktif husumeti → ret
İddia: Davalılar, hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğunu, bu nedenle rücu hakkı bulunmadığını ve alacağın temliki hükümlerinin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 1472. madde uyarınca sigortacının halefiyet hakkının doğması için hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında tazminat ödenmiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Davacı sigortacı tarafından sigortalısına 282.407,85-TL hasar ödemesi yapıldığı ve 31/05/2017 tarihli hasar tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belge ile hasara ilişkin hakların davacıya temlik edildiği, bu belge ile akdi halefiyetin gerçekleştiği anlaşılmakla davacının aktif husumeti bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hasar ihbarının Montreal Konvansiyonu m.31 kapsamında süresinde yapılıp yapılmadığı → ret
İddia: Davalılar, sigortalı tarafından gerekli tespit ve ihbar şartlarına uyulmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Montreal Konvansiyonu'nun 31. maddesi hükmüne göre yük hasarı halinde, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve en geç tesellüm tarihinden itibaren 14 gün içinde taşıyıcıya ihbar edilmesi gerekmekte olup aksi halde dava açma hakkı düşmektedir. Dosyaya ibraz edilen davalılar arasındaki 02/01/2017 ve 06/01/2017 tarihli e-posta yazışmalarına göre davalılara hasar ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı → kabul
İddia: Davalılar, hasarın havayolu taşıması sırasında meydana geldiğine ilişkin delil bulunmadığını, kargo ağırlığındaki azalmanın hava taşımasından önce gerçekleştiğini gösterdiğini, cihazda fiziki darbe/zedelenme bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin Montreal Konvansiyonu 11/2. maddesini hatalı yorumladığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Montreal Konvansiyonu'nun 18/1. maddesine göre taşıyıcı, yükün hasarı halinde maruz kalınan zararlardan, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Davalıların emtianın hava taşıması öncesinde ve sonrasında nakliye ve gümrükle ilgili herhangi bir yükümlülük üstlenmediği ihtilaf dışı olup, davalıların hasardan sorumlu tutulabilmesi için hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nun 11/2. maddesinde hava sevk fişindeki ağırlık ve paket sayısına ilişkin ifadelerin taşıyıcı aleyhine kesin olmayan karine oluşturacağı düzenlenmiş, ancak kargonun miktarı, hacmi ve durumuna ilişkin ifadelerin, taşıyıcı tarafından gönderenin eşliğinde kontrol edilmiş ve hava sevk fişinde ya da kargo makbuzunda kontrol edilmiş olarak belirtilmedikleri ya da kargonun görünür durumuna ilişkin olmadığı müddetçe taşıyıcı aleyhine delil teşkil etmeyeceği istisnasına yer verilmiştir. Fatura, çeki listesi ve konişmentoda 14.509 kg olarak belirtilen kargonun ağırlığının 24/12/2016 tarihli kantar fişine göre 13.680 kg ölçüldüğü, yani hasarın meydana geldiği kargonun ağırlığında hava taşıması öncesinde azalma olduğu anlaşılmaktadır. Hava taşıması öncesinde emtianın ambalajının ıslak/hasarlı olduğuna dair antrepo yetkilisi ile firma temsilcisi tarafından 24/12/2016 tarihli tutanak tutulmuştur. Bilirkişi raporunda, cihaza 17 psi basınçta açacak emniyet ventilinin takılmaması nedeniyle helyum gazı kaçağının hem kara hem de hava taşıması sırasında meydana gelen şoklar sonucu gerçekleşebileceği belirtilmiş, ancak helyum gazının bulunduğu ekipman üzerinde fiziki hasar ve darbe izi tespit edilememiştir. Emtianın hava taşıması sırasında sandıktan çıkarılması davalılarca kabul edilmekle birlikte bu husus ilk derece mahkemesince kusur unsuru olarak değerlendirilmişse de, emtia üzerinde fiziki darbe tespit edilememesi, ekipmana gaz kaçağını önleyecek ventil takılmamış olması ve hava taşıması öncesinde emtianın ağırlığının azalmış olması birlikte değerlendirildiğinde, gaz kaçağı şeklinde gelişen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiği belirlenememiştir. Davalıların hasardan sorumlu tutulabilmesi için hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı gerekir; bu ispat gerçekleştirilemediğinden hasarın havayolu aşamasında davalıların sorumluluğunda meydana geldiği hususu ispatlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, Montreal Konvansiyonu 18/1. madde kapsamında hava taşıyıcısının sorumluluğu için zararın hava taşıması esnasında gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiği ve bu ispatın kargo ağırlığında hava taşımasından önce meydana gelen azalma ile fiziki darbe izi bulunmaması karşısında sağlanamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer uluslararası hava yolu eşya taşıması hasar davalarında ispat yükünün dağılımı açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Montreal Konvansiyonu'nun 31. maddesi uyarınca yük hasarı halinde, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve en geç tesellüm tarihinden itibaren 14 gün içinde taşıyıcıya ihbar edilmesi gerekir; aksi halde taşıyıcıya karşı dava açma hakkı düşer.
- Dava şartı
- aktif husumet (sigorta halefiyeti/temlik yoluyla)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Montreal Konvansiyonu↗ hava yolu ile eşya taşıması↗ taşıyıcı sorumluluğu↗ ispat yükü↗ sigorta halefiyeti↗ rücu↗ aktif husumet↗ alacağın temliki↗ hasar ihbarı↗ kesin olmayan karine↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/982
KARAR NO 2025/168
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/03/2022
NUMARASI 2017/1392 Esas - 2022/199 Karar
DAVA
Alacak
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından sigortalı ... Hiz. Ltd. Şti. tarafından Kazakistan'da yerleşik şirkete satılan MR cihazının emtia nakliyat sigorta poliçesi ile nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, emtianın İstanbul'dan Kazakistan'a nakliyesinin davalı ... firması tarafından üstlenildiğini, davalı ... tarafından dava konusu taşıma işinin 21/12/2016 tarihli Uçak Kira Sözleşmesi ile diğer davalı şirkete bırakıldığını, emtianın 14 kap sandıklanmış ve ambalajlanmış halde Sabiha Gökçen Havalimanı'nda davalı ... firmasına teslim edildiğini, yükleme sırasında emtianın sandık ve ambalajının davalı ... firması tarafından söküldüğünü, emtianın naylon ile sarılarak uçağa yüklendiğini, tahliye sırasında naylon ile yapılan ambalajlamanın üst kısmının yırtıldığının ve deforme olduğunun tahliye sırasında çekilen fotoğraflardan anlaşıldığını, emtianın ambalajsız taşınması nedeniyle ünite içindeki helyum gazının boşaldığını ve cihazın hasar gördüğünü, meydana gelen hasarın 80.561,50-USD olduğunun eksper raporu ile tespit edildiğini, müvekkili tarafından 06/06/2017 tarihinde sigortalısına 282.407,85-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğunu belirterek 282.407,85-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
1-Davalı ...AŞ vekili; sigortalı tarafından müvekkiline süresi içinde herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, hasara ilişkin olarak taşıma senedine herhangi bir kayıt düşülmediğini, bu durumun eşyanın hasarsız olarak teslim edildiğini ispatlandığını, davacının sunduğu raporun somut delillere dayanmadığını, emtianın ambalajlanmasının diğer davalı ... firmasına ve sigortalı firmaya ait olduğunu, emtiadaki helyum gazının cihazın iç kısmında bulunduğunu, gazın bulunduğu konum nedeniyle ambalajlamadan doğrudan etkilenmeyeceğini, yalnızca gerçek zararın talep edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalı ...Ltd. Şti. vekili; sigortalı şirket tarafından gerekli tespit ve ihbar şartlarına uyulmadığını, müvekkilinin fiili taşıyıcı olmadığını, müvekkilinin sigortalı ... firmasına danışmanlık hizmeti veren konumunda olduğunu, emtianın antrepoya getirilmesi sürecinde müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, emtianın antrepoya gelişi sırasında hasarlı (ıslak) olduğunun tutanak altına alındığını, emtianın sunta kaplamalarının ne gönderici firmanın ne de müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın ... Taşımacılık firması görevlileri tarafından söküldüğünü,cihazda herhangi bir helyum gazı kaçağına sebebiyet verecek nitelikte bir hasar olmadığının tarafların kabulünde olduğunu, servis raporu ile ekspertiz raporunun birbiriyle çeliştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının, yapılan temlik kapsamında, sigortalıya ödediği bedeli davalılardan talep hakkı bulunduğu, davacı yanın sigortalısı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından 2. El MR cihazının Kazakistan'da mukim firmaya satıldığı, cihazın davacı tarafından Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, cihazın İstanbul'dan Kazakistan'a taşınması işinin sigortalı firma ile davalı ...Ltd. Şti. arasında imzalanan 22/12/2016 tarihli sözleşme ile davalı firmaya verildiği, davalılar arasında imzalanan 21/12/2016 tarihli sözleşme ile taşıma işinin davalı ... Taşımacılık firmasına taşere edildiği, emtianın 28/12/2016 tarihinde ... Taşımacılık firması tarafından alıcısına teslim edildiği, alıcı firma tarafından 29/12/2016 tarihinde cihaz üzerinde yapılan inceleme sonucunda cihaz içerisindeki helyum gazının boşalması nedeniyle cihazın hasarlandığının tespit edildiği, davalılar arasında gerçekleşen 02/01/2017 - 06/01/2017 tarihli e-posta yazışmalarından anlaşıldığı üzere, davalılara hasar bildiriminin teslimden 6 gün sonra süresi içinde yapıldığı, davalılar tarafından gaz boşalmasının cihazın kendilerine tesliminden önce meydana geldiğinin iddia edildiği, delil olarak da emtianın havalimanındaki kantar ölçümü ile teslimden önceki ölçüm arasındaki farka dayanıldığı, faturalarda ve taşıma senedinde 14.509 kg olarak belirtildiği, Havalimanındaki ölçümde ise emtianın brüt ağırlığının 13.680- kg olarak tespit edildiği, aradaki farkın hangi sebepten oluştuğunun kesin olarak tespit edilemediği, ancak ...
Konvansiyonu'nun 11/2. Maddesi uyarınca, taşıma senedindeki kayıtların taşıyıcı aleyhine karine oluşturmakta olup, fiili taşıyıcı olan davalı ... Taşımacılık firması tarafından da emtia herhangi bir çekince konulmadan teslim alındığı, bu nedenle cihazda meydana gelen arızanın karayolu taşıması sırasında meydana geldiğini ispat yükünün davalılara ait olduğu, ancak davalılar tarafından bunu ispata yarar herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, dava konusu emtianın sigortalı tarafından ahşap suntalar ile kaplanmak suretiyle ambalajlanarak davalı fiili taşıyıcıya Havalimanında teslim edildiği, davalıların ise yağan yağmur nedeniyle suntaların şiştiğinden bahisle emtianın uçağa sığmaması nedeniyle ambalajının sökülerek, emtianın naylon ile sarılarak taşındığını ifade ettikleri, davalıların işbu iddiasının dosya kapsamı itibariyle sabit olmamakla birlikte aksi düşünülse dahi, davalılar tarafından ambalajın sökülmesi ve yerine naylon ile sarılması hususunda gönderici sigortalının onayı alınmadığı, dosya kapsamında yer alan fotoğraflar ile bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği üzere, naylon ambalajın boşaltma ventilinin bulunduğu üst kısımdan yırtıldığı, tüm bu tespitlere göre hasarın havayolu taşıması sırasında meydana geldiği kanaatine varıldığı, bilirkişi raporları ile davacı tarafından sigortalısına ödenen 282.407,85-TL tutarın kadri maruf bulunduğu, yapılan ödemenin sınırlı sorumluluk tutarının üzerinde kalması nedeniyle işbu bedelden davalıların ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, 282.407,85-TL alacağın ödeme tarihi olan 06/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davalı ...Ltd Şti vekili; mahkemece bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, temliknamenin ön inceleme aşamasından sonra sunulduğunu, sonradan delil ibrazına muvafakatları bulunmadığı halde temliknamenin delil olarak kabulünün doğru olmadığını, cihazın nakliyeye hazır hale getirilmesinden ... ile ... firmalarının sorumluluğunda olduğunu, fotoğraflarda cihazın üst bölümündeki dolum ve vana kısmının herhangi bir korunma altına alınmadan, streç filmle sarıldığının ve sunta kutu içinde konulduğunun açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunda emtianın palete sabitlenmediğinin belirtildiğini, cihazın antrepoya sevki sürecinden ... firmalarının sorumlu olduğunu, bu süreçte sunta levhaların antrepoya gelişi sırasında ıslanarak deforme olduğunun tutanak altına alındığını, cihazın antrepodan hava limanına sevk edilmesi sürecinden de bu firmaların sorumlu olduğunu, yolun uzunluğunun 105 km olduğu, gümrüksüz alanda ekipmanın indirilmesi ve gümrükleme işlemlerinin yapılması sürecinde, fatura, çeki listesi ve konişmentoda 14.509-Kg ağırlığında olan kargonun 13.680-Kg'ye düştüğünü, kara yolu ile taşıma süreci içinde yükün ağırlığının azaldığını, emtianın uçaktan inmesinden sonra gümrük işlemlerinin ve alıcıya naklinin müvekkili sorumluluğunda olmadığını, müvekkili şirketin hukuki sorumluluğunun havalimanı içinde ekipmanın uçağa yüklenmesi ve uçakla Karaganda'ya taşınmasına ilişkin olduğunu, yırtık naylon iddiasının doğru olmadığını, MR cihazında hiç bir zedelenme ve gaz kaçağına sebebiyet verecek nitelikte bir arıza bulunmadığının taraflarca kabul edildiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında gaz kaçağının hava yolu ile taşıma sırasında meydana gelmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, 07/02/2017 tarihli nakliyat sigortası raporunda cihazın devrilmesi düşürülmesi ile gazın aniden boşalması durumunda şiddetli bir patlama olacağından bu durumun nakliye sürecinde fark edilmemesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, emtianın naylonla sarılıp bantlanarak yüklendiğini ve bu durumun taraflar arasındaki yazışmalarda teyit edildiğini, suntaların sökülmesi ile helyum gazının boşalması arasında bir bağlantı bulunmadığını, taşıma sırasında zaten sunta kasanın sökülmesi gerektiğini, aksini kabulünde her MR cihazının alıcısına tesliminde gazının boşalması gerektiğini, uçağın içinde iken magnet cihazının darbe görmesi, içindeki helyum gazının boşalması ve uçağın hiçbir şey olmamış gibi uçmaya devam etmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, bu tip cihazların taşınmasında kullanılan kasaların, taşıma sırasında söküldüğünü, çarpma-düşme-vurma gibi fiziki darbeye maruz kalmadıkça bu valfin kırılmayacağını, cihazda hiçbir çarpma, düşme, vurma gibi bir emare bulunmadığını, bu hususta ekspertiz raporu bulunduğunu, cihaza emniyet ventili takılmadığını, bu haliyle cihazın her an hasara uğrama riski altında bulunduğunu, ayrıca 11 yaşında ve amortisman süresi dolan, teknik servis tarafından yeniden kullanıma hazırlanmış bir cihazın bu kadar uzak bir mesafeye ve bu kadar farklı taşıma unsurları ile taşınmasının riski artırdığını, fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere kargonun teknik aksamının tamamen açıkta bırakıldığını, cihazın sadece ana gövdesinin streç filmle kaplandığını, darbe emici baloncuklu örtü dahi kullanılmadığını, kargonun gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında defalarca yükleme ve indirme işlemine tabi tutulduğunu, mahkemenin müvekkili aleyhine olarak karinenin gerçekleştiğine dair gerekçesinin de hatalı olduğunu, Konvansiyonun 11/2 maddesi gereğince kargonun taşıyıcı tarafından gönderenin eşliğinde kontrol edilmiş ve hava sevk fişinde ya da kargo makbuzunda kontrol edilmiş olarak belirtilmedikleri ya da kargonun görünürdeki durumuna ilişkin olmadığı müddetçe kargonun miktarı, hacmi ve durumu ile ilgili ifadelerin taşıyıcının aleyhine delil olmayacağını, emtianın müvekkilinin sorumluluğuna teslim edildiği ana kadar yapılan tartımlar sonucu fatura ve belgelere geçen ağırlığın 14.509 kg olduğunu, kantar tartısının emtianın uçağa yüklenmeden önce yapılan en son tartım olduğunu, ...
firması tarafından 14.509 kg olarak paketlenen yükün Havalimanına getirildiğinde brüt ağırlığının 13.680 kg olarak tespit edildiğini, bu durumun gaz kaçağının uçağa yapılan yüklemeden önce gerçekleştiğini gösterdiğini, sigorta şirketinin teminat harici olan hasarı ödemesi nedeniyle rücu hakkını kullanamayacağını, alacağın temliki hükümlerinin uygulanamayacağını, kargonun Karaganda gümrükleme sahasından sigortalı tarafından ihtirazi kayıtsız olarak alındığını, bu nedenle sigortalı tarafından kargonun sağlam olarak alındığının kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı ...Ltd. Şti. vekili; mahkemece bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, temliknamenin ön inceleme aşamasından sonra sunulduğunu, sonradan delil ibrazına muvafakatlarının bulunmadığı halde temliknamenin delil olarak kabulünün doğru olmadığını, Montreal Konvansiyonuna göre taşıyıcının hasarın sadece havayolu taşıması sırasında meydana gelmesi halinde sorumlu olduğunu, bu nedenle hasarın havayolu taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatlanması gerektiğini, emtianın havayolu taşıması sırasında zarar gördüğüne ilişkin hiç bir delil bulunmadığını, 22.12.2016 tarihinde helyum gazının dolumunun ve ölçümünün yapıldığı, 23.12.2016'da cihazın demonte hale getirildiğini, 24.12.2016 tarihinde cihazın 5 mm kalınlığındaki sunta kaplamaları ıslanmış ve deforme olmuş bir şekilde Hadımköy'den Sabiha Gökçen Havalimanı'na 4G ileri Teknoloji ve ...
firmalarının sorumluluğunda nakledilerek Antrepoya teslim edildiğini, sunta levhaların antrepoya gelişi sırasında ıslanarak deforme olduğunun tutanakta belirtildiğini, cihazın antrepodan Havalimanı'na kadar olan kara yolunun 105 km olduğunu ve sorumluluğun ... firmalarında olduğunu, fatura, çeki listesi ve konşimentodaki 14.509- kg emtia ağırlığının 13.680- kg olarak ölçüldüğünü, bu durumun kantar fişinden anlaşıldığını, cihazın kütlesinin müvekkili şirketin sorumluluk alanı dışında azaldığının açıkça görüldüğünü, 25.12.2016 tarihinde cihazın uçağa yüklendiğini, 26.12.2016'da uçaktan gümrük alanına indirildiğini, 27.12.2016 tarihinde ... Firması tarafından teslim alındığını, 29.12.2016 tarihinde adrese getirilerek parçalarının birleştirildiğini, ...
Firması tarafından yeniden ölçüm yapılarak hasar raporunun düzenlendiğini, müvekkilinin tek sorumlu olduğu sürecin havalimanı içinde ekipmanın uçağa yüklenmesi ve ekipmanın uçak içinde İstanbul'dan varış limanına götürülmesi olduğunu, bunun dışında süreçlerin çok daha riskli süreçler olduğunu, müvekkilinin hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, MR cihazında hiçbir zedelenme; deforme; gaz kaçağına sebebiyet verebilecek bir zarar olmadığının tüm taraflarca kabul edildiğini, helyum kaybının havayolu taşıması esnasında gerçekleşmesi durumunun fark edilmemesinin ve bu durumun hava elemanları tarafından tutanak altına alınmamasının mümkün olmadığını, ambalajın uzun zamandır açık alanda bekleyen suntaların şişmesi ve şekil değiştirmesi sonucu uçağın Load masterinin tecrübesi ile uçağın tavan ve yan duvarlarındaki elektrik sistemine zarar verme ihtimaline binaen açıldığını, cihaza hiçbir fiziki etkisi olmadığını, gaz kaçmasının ambalajla alakalı bir durum olmadığını, uçakta veya uçuş sürecince helyum kaybına ilişkin hiçbir rapor bulunmadığını, ...
firmasının servis raporunun kendi sorumluluğundaki taşıma sürecindeki güvenilirliği zedelediğini, bizzat nakliye sigortacısının ekspertiz raporu söz konusu durumun havayolu nakliyesinden gerçekleşmesinin hayatın olağan akışı kapsamında mümkün olmadığını ortaya koyduğunu, cihazın nakliyeye uygun olarak paketlenmesinin göndericinin yükümlülüğünde olduğunu, göndericinin cihazı nakliyeye uygun bir şekilde paketlemediğini, ilk bilirkişi raporunda ve buna bağlı ek bilirkişi raporunda açık bir şekilde MR cihazının istenilmesi halinde bu hasara uğramayacak şekilde paketlenebileceğinin belirtildiğini, 17 psi basınca dayanabilecek bir emniyet ventili ile ani boşalmaların önüne geçilebileceğinin açık bir şekilde ifade edildiğini, ayrıca karara mesnet bilirkişi raporunda da 'cihazın sunta kap içine konulup palete sabitlenmediğinin belirtildiğini, 6.300-kg lık bir yükün kara yolunda ani bir fren veya yükselti geçiminde altındaki palete sabitlenmeden taşınmasının başlı başına riskli bir durum olduğunu, darbe emici örtü dahi kullanılmadığını, ikinci el olan cihazın kullanım ömrünü tamamladığını, cihazın hiç bir kusur olmadan dahi hasara uğrayabileceğini, mahkemenin Montreal Konvansiyonunun 11/2 maddesini hatalı yorumladığını, karinelerin aksinin ispatının her zaman mümkün olduğunu, kantar ölçümünün uçağa binmeden önceki son ağırlığı gösterdiğini, buna göre yük kaybının hava taşımasından önce gerçekleştiği değerlendirildiğinde Konvansiyon 11/2 hükmünün hatalı değerlendirildiğini, davacı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı bedeli müvekkilinden talep edemeyeceğini, ekspertiz raporunda da hasarın teminat dışı olduğunun belirtildiğini, kargonun Karaganda gümrükleme sahasından sigortalı tarafından ihtirazi kayıtsız olarak alındığını, bu nedenle sigortalı tarafından kargonun sağlam olarak alındığının kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, uluslararası hava yolu eşya taşıma sözleşmesi kapsamında taşınan emtianın hasarlanması iddiasıyla davacı ile sigortalısı arasında yapılan poliçe kapsamında davacının yaptığı ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma Türkiye-Kazakistan arasında gerçekleştirildiğinden her iki devletin taraf olduğu uyuşmazlığa Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu konularında ise 6102 sayılı TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir.
Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Somut olayda; davacının nakliyat emtia sigorta poliçesiyle sigortaladığı ... Tic. Ltd. Şti.'ye ait emtianın Türkiye'den Kazakistan'a taşınmasının akdi taşıyıcı olarak davalı ... Ltd. Şti. tarafından üstlenildiği, fiili taşımanın ise diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiği, 24/12/2016 tarihinde emtianın gümrük işlemlerinin tamamlandığı, 25/12/2016 tarihinde emtianın uçağa yüklendiği, 26/12/2016 tarihinde uçağın varış yerine indiği, 27/12/2016 tarihinde yükün uçaktan tahliye edildiği, 28/12/2016 tarihinde gümrük işlemlerinin tamamlandığı ve alıcısına teslim edildiği, 29/12/2016 tarihinde yapılan inceleme sonucunda cihaz içerisindeki helyum gazının boşalması nedeniyle cihazın hasarlandığının tespit edildiği, Montreal Konvansiyonu'nun 31.
maddesi hükmüne göre; yük hasarı halinde, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve en geç tesellüm tarihinden itibaren 14 gün içinde taşıyıcıya ihbar edilmesi gerekmekte olup, aksi halde taşıyıcıya karşı dava açma hakkı düşmekte ise de somut olayda dosyaya ibraz edilen davalılar arasındaki 02/01/2017 ve 06/01/2017 e-posta yazışmalarına göre davalılara hasar ihbarının süresinde yapıldığı, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı firmaya 282.407,85-TL hasar ödemesi yapıldığı, 31/05/2017 tarihli hasar tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belge kapsamında hasara ilişkin hakların davacıya temlik edildiği, her ne kadar davalılarca hasarın poliçe teminatı dışında olması nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğu ileri sürülmüş ise de 31/05/2017 tarihli temlik ve ibraname başlıklı belge ile akdi halefiyetin gerçekleştiği, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, hasarın davalılarca yapılan hava taşıması sırasında meydana geldiğini ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar ise hasarın hava taşıması sırasında meydana gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Bu durumda uyuşmazlık hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiği, hava taşımasını üstlenen davalıların hasardan sorumluluğun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Montreal Konvansiyonu'nun 18/1. maddesine göre; taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde maruz kalınan zararlardan dolayı, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Somut olayda da davalılar tarafından emtianın Türkiye'de havaalanında uçağa yüklenmesinden ve havayolu ile Karaganda/Kazakistan'a taşınmasını üstlenmiş olup, emtianın hava taşıması öncesinde ve sonrasında nakliye ve gümrük ile ilgili herhangi yükümlülük üstlenmediği hususu ihtilaf dışıdır.
Davalılar bahsi geçen hasardan sorumlu tutulabilmesi için hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı gerekmektedir. Montreal Konvansiyonu'nun 11/2. Maddesinde hava sevk fişinde yer alan ağırlık ve paketlerin sayısına ilişkin ifadelerin taşıyıcı aleyhine kesin olmayan karine teşkil edeceği düzenlenmiştir. Ancak aynı hükümde kargonun miktarı, hacmi ve durumuna ilişkin ifadelerin, taşıyıcı tarafından gönderenin eşliğinde kontrol edilmiş ve hava sevk fişinde ya da kargo makbuzunda kontrol edilmiş olarak belirtilmedikleri ya da kargonun görünür durumuna ilişkin olmadığı müddetçe taşıyıcı aleyhine delil teşkil etmeyeceği şeklinde istisnaya yer verilmiştir. Gümrüksüz alanda ekipmanın indirilmesi ve gümrükleme işlemlerinin yapılması sürecinde, fatura, çeki listesi ve konişmentoda 14.509 Kg ağırlığında olan kargonun ağırlığı 24/12/2016 tarihli kantar fişine göre 13.680 -kg ölçülmüştür.
Hasarın meydana geldiği kargonun ağırlığında hava taşıması öncesi azalma meydana geldiği anlaşılmaktadır. Hava taşıma öncesi emtianın ambalajının ıslak/hasarlı olduğuna dair antrepo yetkilisi ile firma temsilcisi tarafından 24/12/2016 tarihli tutanak tutulmuştur. İlk bilirkişi heyeti tarafından cihaz içinde bulunan helyum gazının niteliği ve buna bağlı olarak helyum gazı kaçağı sonucu gelişen hasarın ne şekilde meydana gelebileceği hususunda ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup cihaza 17 psi basınçta açacak emniyet ventilinin takılmaması nedeniyle helyum gazı kaçağının hem kara hem de hava taşıması sırasında meydana gelen şoklar sonucu da gerçekleşebileceği belirtilmiştir. Bunun dışında hasarlanan ekipmanın bulunduğu kargonun hava taşıması sırasında davalılarca sandıktan çıkarıldığı davalılarca da kabul edilmekle birlikte, davalılar, ıslanmaya bağlı olarak şişen ahşap sandığın boyut değiştirmesi ve güvenlik nedeniyle üstünün çıkarıldığını savunmaktadırlar.
Mahkemece taşıtanlardan talimat alınmaması, emtianın ahşap sandıktan çıkarılarak taşınmasında davalıların kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere helyum gazının bulunduğu ekipmanın üzerinde fiziki hasar ve darbe izi tespit edilmemiştir. Bu durumda, emtianın üzerinde herhangi bir fiziki darbe tespit edilememesi, ekipmana gaz kaçağını önleyecek ventil takılmaması, hava taşıması öncesinde emtianın ağırlığının azaldığı dikkate alındığında gaz kaçağı şeklinde gelişen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiği belirlenememiştir. Davalıların hasardan sorumlu tutulabilmesi için hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı gerekir. Hasarın havayolu aşamasında davalıların sorumluluğunda meydana geldiği hususu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hasarın hava taşımasında meydana geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı hava taşıyıcılarının hasardan sorumlu tutulabilmeleri için hasarın hava taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatı gerektiği; hava taşımasına alındığında kargonun ağırlığının önemli oranda düşmüş olduğu; bu durumun gaz kaçağının hava taşımasından önce başladığına işaret ettiğinden istinaf nedenleri yerinde görülen davalı taşıyıcılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2022 Tarih 2017/1392 Esas 2022/199 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın Reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 482,29-TL ve 4.340,54-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.822,83-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.207,43-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davanın ret sebebi ortak olan davalılar yönünden AAÜT 3/2. ve 13/4. maddeleri uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine"Davalı ...Ltd.
Şti. tarafından yatırılan 4.882,83-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı ... AŞ tarafından yatırılan 4.882,83-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davalı .. Ltd. Şti. tarafından yapılan 88,60-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74969 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi