Çekte teminat amaçlı temlik cirosuyla devralan bankanın meşru hamilliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/889 E. 2025/439 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir kambiyo senedinin bankacılık uygulamasında kredi borcuna teminat olarak devredilmesi hâlinde, aksi ispatlanmadıkça bu devrin gizli (örtülü) rehin cirosu değil teminat amaçlı inançlı temlik cirosu niteliğinde olduğu kabul edilir; bu iddiayı ileri süren borçlu, devrin gerçekte rehin cirosu olduğunu ispatla yükümlüdür. Çeki elinde bulunduran hamilin çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmadığından (mücerretlik ilkesi), ciro silsilesinde kopukluk yoksa ve hamilin ödeme yasağını bilerek devraldığına dair delil bulunmuyorsa, hamil meşru hamil sayılır ve çekin kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap edildiği ispatlanamadığı sürece istirdat talebi reddedilir; bu durumda çekin lehtarıyla borçlu arasındaki şahsi def'iler de meşru hamile karşı ileri sürülemez.
Ele alınan sorunlar
Çekin gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amaçlı inançlı temlik cirosu mu olduğunun tespiti → ret
İddia: Davacılar, davalı bankanın çeki rehin cirosuyla aldığını, çekte rehin cirosunun geçerli olmadığını, bu nedenle bankanın yetkili hamil sayılamayacağını ve icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, çekle ilgili tüm def'ilerin bankaya da ileri sürülebileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Rehin cirosunda kambiyo senedi üzerinde sadece rehin hakkı tesis edilir, senedin mülkiyeti devralana geçmez; rehin cirosu açık veya gizli (örtülü) şekilde yapılabilir. Bunun dışında, özellikle bankacılık uygulamasında görünüşte temlik cirosu yapılarak kambiyo senedinin teminat amacıyla inançlı temlike konu edilmesi de mümkündür. Görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli rehin cirosu olduğu iddiasının ispat yükü bunu ileri süren borçlu üzerindedir. Uygulamada bankacılık işlemlerinde, kambiyo senedi üzerinde tam hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilmesi nedeniyle teminat amaçlı inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir; bu nedenle aksi ispatlanmadıkça çekin teminat amaçlı inançlı temlik cirosuyla devredildiği kabul edilir. Somut olayda çeklerin dava dışı lehtar şirketin kredi borcuna teminat olarak alınması tek başına cironun rehin cirosu niteliğinde olduğunu kabule yeterli olmayıp, davacı taraf gizli rehin cirosu iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davalı bankanın çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çekin davalılarca kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap edilip edilmediği ve çekin istirdadı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davacılar, çekin lehtar tarafından ...'a verildikten sonra elinden çalındığını/kaybolduğunu, ciro silsilesinin bu nedenle koptuğunu, davalı bankanın çek iptal kararı ve savcılık yazısıyla çekin çalıntı olduğunu bildiğini, bu nedenle kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 792 uyarınca çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmışsa, yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusuru bulunduğu takdirde çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK 790'a göre cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan hakkı anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamakta olup, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır; bu nedenle diğer davalı şirketin de çeki edinme nedenini açıklama zorunluluğu yoktur. Dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığı gibi, davalı bankanın çeki ödeme yasağı kararından önce (16/09/2016) teslim aldığı, ödeme yasağını bilerek devraldığına dair delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacıların, bankanın soruşturma dosyasından gönderilen yazıyla çekin çalıntı olduğundan haberdar olduğu iddiası da, bu yazının bankanın çeki iktisabından sonraki bir tarihte gönderilmiş olması ve içeriğinde soruşturmaya ilişkin somut bir bilgi bulunmaması nedeniyle kabul görmemiştir. Ceza soruşturmasında da şüphelinin çeki müştekiden habersiz aldığına dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu ve çekten dolayı borçlu olunmadığı kanıtlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının lehtar ile arasındaki şahsi def'ilerin davalı bankaya ileri sürülüp sürülemeyeceği → ret
İddia: Davacılar, çekle ilgili muhataba ileri sürülebilecek tüm def'ilerin muhatap bankaya karşı da ileri sürülebileceğini iddia etmiştir.
Gerekçe: Davalı bankanın dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğu ve çeki davacıların zararına kötüniyetle iktisap ettiğinin ispatlanamadığı sonucuna varıldığından, davacının çeklerin lehtarı olan dava dışı şirket ile arasındaki şahsi def'ileri davalı bankaya karşı ileri süremeyeceği kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bankacılık uygulamasında kredi teminatı amacıyla devredilen çeklerdeki cironun görünüşte temlik cirosu mu yoksa gizli rehin cirosu mu olduğunun belirlenmesinde ispat yükünün borçluda olduğu ve tereddüt hâlinde teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun esas alınacağı yönündeki değerlendirme, benzer çek istirdadı davalarında yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ çekin istirdadı↗ meşru hamil↗ gizli (örtülü) rehin cirosu↗ teminat amaçlı inançlı temlik cirosu↗ mücerretlik↗ kötüniyetli iktisap↗ ağır kusur↗ şahsi def'i↗ ciro silsilesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/889
KARAR NO 2025/439
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/12/2021
NUMARASI 2017/442 Esas - 2021/1005 Karar
DAVA
Menfi Tespit ve Çekin İstirdatı
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili, müvekkili ... tarafından keşide edilen ve diğer davacı müvekkili ... tarafından araç alımı için kullanılan ... bank Kazasker şubesinin ... nolu 30.000-TL bedelli çekin, araç alım satım işi yapan dava dışı ...'na teslim edildiğini, çeki çaldıran ..'nin İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2017 /95 esas sayılı dosyasında çek iptali davası açtığını, mahkemece ödemeden men kararı verildiğini; çekin dava dışı ... tarafından davalı ... Bankası Sultanbeyli şubesine verildiğini, davalı bankanın çeke dayanarak İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında kötüniyetle takip başlattığını ve davalıların iyi niyetli olmadıklarını ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve çekin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, çekin müvekkiline kredi müşterisi diğer davalı ... Ltd .Şti. tarafından kullanılan kredinin tahsili adına cirolanarak teslim edildiğini, çekin borçtan mahsubu için icra takibi başlatıldığını, çek müvekkiline tahsilinde bedeli kredi borcundan mahsup edilmek üzere ciro edildiğini, müvekkilin haksız bir işlem yapmadığını, davacının çekten dolayı borcunun bulunmadığına yönelik şahsi defiin müvekkiline değil diğer davalı ... Ltd. Şti.'ye yöneltebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti., davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı ...’ın davaya konu çekin lehtarı, diğer davacı ...’un ise çekin keşidecisi olduğu, çekin incelenmesinde lehtar ...’in, çeki davalı ... Ltd. Şti.’ye, onun da diğer davalı ... Bankasına ciro ettiği, davacı ...’in imza inkarında bulunmadığı, davalı bankanın çekin meşru hamili olduğu, davacı ...’in davaya konu çeki dava dışı ...’na araç satışı için araç satış bedeli olarak verdiğini ve çekin ...'ndayken çalındığı iddiasında bulunduğu; TTK 792 gereğince davacıların çekin çalındığı veya davacıların iradesi dışında elinden çıktığını ispatlayamadığı, öte yandan dava dışı ... tarafından yapılan savcılık şikayeti neticesinde takipsizlik kararı verildiği ve davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, ... isimli şahsın daha önce kendi şirketi olan ... Ltd. Şti.'ye ait ... Bankası Sultanbeyli Tem şubesi tarafından verilen ... ve ... nolu çekleri kendi namına düzenleyerek kendi şahsi cirosundan sonra ... Başoğlu adına sahte ciro ederek (...’nun ismini, başkasının TC kimlik numarası yazarak) kullandığının ortaya çıktığını, bunun üzerine ... tarafından İstanbul Anadolu CBS'ye 2016/148163 soruşturma sayılı dosyasında şikayette bulunulduğunu, bu şahsın verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, çeki elinde bulunduran ... Ltd. Şti. tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ... ve ... esas sayılı icra dosyalarında ayrı ayrı icraya konulduğunu, icra takiplerine karşı İstanbul Anadolu 2.
İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/880 esas ve 2016/981 esas sayılı dosyasında imza itirazında bulunulduğunu, her iki dosyada mahkeme tarafından yapılan icra takiplerinin ... yönünden sahte imza nedeniyle iptaline karar verildiğini; ... isimli şahsın davaya konu çek dışındaki kendi firmasına ait başka çeklere de sahte ciro imzaları atarak piyasada kullandığının ortaya çıktığını, mevcut durumda ...'un davaya konu çeki de çalmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, müvekkillerinden çek kendi namına yazılan ve ilk ciranta ...'ın çeki ... Ltd. Şti.'ye vermediğini; müvekkilinin çeki araç bedeli olarak ... Ltd. Şti. yetkilisi ...'ye verdiğini, çekin bu şahıs tarafından kaybedildiğini, bu kayıp/çalıntı çeki bir şekilde ele geçiren ...'un isimli şahsın çeke şirketi olan ...
Ltd. Şti.'nin kaşesiyle bankaya verdiğini, müvekkilinin bu şirketle ticari faaliyetinin olmadığını, çekin piyasada kullanılması için ... Ltd. Şti.'nin cirosu olması gerekirken çek kayıp/çalıntı olduğu için bu şirket tarafından ciro edilmediğini, ciro silsilesinin koptuğunu, bankanın çek iptal kararıyla ve çeki teslim etmesini bildiren savcılık yazısıyla çekin çalıntı olduğundan haberdar olduğunu, çeki savcılığa teslim etmeyerek kötü niyetli olarak icra işlemleri başlattığını; bankanın çeki kredi teminatı karşılığında rehin cirosuyla aldığını, çekin rehin amacıyla cirosu geçerli olmadığından alacaklı olduğunu iddia eden bankanın yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle bankanın iyi niyetli 3.
şahıs konumunda olmadığını, bankanın diğer borçluya genel kredi alacağı için ayrıca icra takibi de yaptığını, çekle ilgili muhataba ileri sürülebilecek tüm defilerin muhatap bankaya karşı da ileri sürülebileceğini belirterek,kararın kaldırılmasına ve bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi için dava dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. ve TTK'nın 792. maddelerine dayanılarak açılmış icra takibine konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin istirdadı istemine ilişkindir. TTK’nın 792. maddesine göre, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" hükmü düzenlenmiştir.
Çek istirdatı davalarında davacının; çekin yetkili hamili olduğunu, çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır.6102 sayılı TTK'nın 689/1 maddesinde; "Ciro, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rehin cirosunda bir kambiyo senedinin üzerinde sadece rehin hakkı tesis edilmekte, dolayısıyla senedin mülkiyeti devralana geçmemektedir.
Rehin cirosu, açık veya gizli rehin cirosu şeklinde yapılabilmektedir. Ciro şerhinde "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini veya diğer herhangi bir kaydı içeren ciro, rehin cirosu olarak ifade edilmektedir. Gizli rehin cirosu ise, senedin rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin ciro beyanında herhangi bir kaydın yer almadığı ve rehin anlaşmasının cironun tarafları arasında yapılan ciroyu ifade etmektedir. Bunların dışında bir kambiyo senedinin inançlı işlemle teminat amacıyla devri de mümkündür. Bu kapsamda özellikle bankacılık uygulamasında başvurulan görünüşte temlik cirosu yapılarak kambiyo senedinin teminat amacıyla inançlı temlike konu edilmesinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu söz konusudur.
Görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli rehin cirosu olduğu iddia edilmesi mümkün olup, ispat yükü bu iddiayı ileri süren borçlu üzerindedir. Güncel bir HGK kararında benzer uyuşmazlık incelenmiş olup,"Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi hâlinde, uygulamada genellikle hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varmak gerektiği, bankacılık uygulamasında da kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilmesi sebebiyle, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edildiği, dolayısıyla dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu çekin de gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla dava konusu çekin çek tevdi bordrosu ile dava dışı şirketin kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde, davalının dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğunun kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla davacı keşidecinin cironun tarafları arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususunu eldeki davada ileri sürmesine imkân bulunmadığı, o hâlde çekin görünüşte temlik cirosu ile devredilmesine rağmen, taraflar arasındaki özel anlaşmalara göre rehin cirosuyla devredildiğine ilişkin iddianın da davacı tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla çeki inançlı temlik cirosu ile alan davalı bankanın meşru hamil olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararının onanmasına karar verilmiştir (Gaziantep BAM 11.
HD'nin 2022/1317 E., 2022/1990 K. sayılı ve 23/12/2022 tarihli direnme kararı ve bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay HGK'nın 2023/11-589 E., 2024/212 K. sayılı ve 24/04/2024 tarihli ilamı). Somut olayda ...'nın Kazasker Şubesi'ne ait ... nolu 10/02/2017 keşide tarihli 30.000-TL bedelli, keşidecinin davacı..., lehdarının diğer davacı ...-... İnşaat olduğu, çekin üzerindeki ciro zincirine göre lehtar tarafından çekin davalı ... Ltd. Şti.'ye ciro edildiği ve 10/02/2017 tarihinde çekin ibraz edildiği ve İstanbul 1. ATM'nin 2017/95 esas sayılı dosyasından 30/01/2017 tarihli ödeme yasağı kararı verildiğinden işlem yapılamadığına dair şerhin düşülmüştür. Davalı ... Ltd. Şti., söz konusu çeki davalı bankaya 16/09/2016 tarihli çek tevdi bordrosuyla teslim etmiştir.
Davalı banka, davalı şirketin kendisinden 05/02/2016 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandığı ... nolu iskonto kredisi kapsamında çekin kendisine ciroyla verildiğini belirtmiştir. Davalı banka, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 15/08/2017 tarihinde diğer davalı şirkete, şirketin tek ortağı ve temsilcisi kefil ... ile kefil ...'ya genel kredi sözleşmesinden doğan borç için 635.396,81-TL talepli ilamsız takip başlatmış; ayrıca aynı icra dairesinin 2017/10021 esas sayılı dosyasında 14/04/2017 tarihinde davalı şirkete genel kredi sözleşmesinde verilmiş ipoteğin paraya çevrilmesi için 577.756,48-TL talepli ilamlı takip başlatmıştır. Davacılar da, çekin lehtar davacı ...
tarafından ciro edilerek, dava dışı ... Ltd. Şti.'den 17/05/2016 tarihli resmi sözleşmeyle ve faturayla satın aldığı 36.800-TL bedelli araç bedeli olarak 29/08/2016 tarihli tahsilat makbuzuyla davaya konu çekin ... Ltd. Şti. temsilcisi ...'na verildiğini, çekin ...'nin elindeyken bilinmeyen bir sebeple kaybolduğunu, ..'nin 23/01/2017 tarihinde İstanbul 1. ATM'nin 2017/95 esas ve 2017/592 karar sayılı dosyasında çek iptali isteminde bulunduğunu, ancak çekin 10/02/2017 tarihinde ... tarafından bankaya ibraz edildiği ve çekin (eldeki davaya konu dosya) İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takibe konulduğundan bahisle 11/05/2017'de davanın reddine karar verildiğini belirtmiştir.
Davacılar, ... isimli şahsın davalı ... Ltd. Şti.'nin sahibi-temsilcisi olduğunu, bu şahsın başka çeklerde dava dışı ...'nin imzasını taklit ederek cirolar yaptığını, davaya konu çekin de onun tarafından çalınmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, zira davacı ...'in çeki ona vermediğini, onunla ticari bir ilişkisi olmadığını ve ciro silsilesinin koptuğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca ...'nin, ...'u çeki çaldığından bahisle 02/02/2017 tarihinde İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/16628 sayılı soruşturma dosyasında şikayet ettiği, dosyanın incelenmesinde; şüpheli ...'un ifadesinde, müşteki ...'yle bir çok araç satış işi yaptıklarından birbirlerine çek verdiklerini, söz konusu çeki de ...'den aldığını ancak hangi ticaretten dolayı aldığını hatırlamadığını söylemiş;
müşteki ... de ifadesinde, kendi işyerinin bulunduğu sokakta daha önceden şüphelinin esnaflık yaptığını, arkadaşı olduğu için işyerine sık sık geldiğini, çeki ...'ten araç satışı için aldığını, cirolamadan çekmecesinde muhafaza ettiğini, ...'in çekin günü gelmeden borcunu nakit olarak ödediğini, çeki geri istediğinde çekmecede olmadığını fark ettiğini ve çek iptal davası açtığını, çekin ...'nin evine nasıl geçtiğini bilmediğini, çeki kendi izni olmadan alıp kullandığını düşündüğünden şikayetçi olduğunu belirtmiş; 19/04/2018 tarihinde ... ve ...'un araç satış işi sebebiyle birbirlerini tanıdıkları, şüphelinin çeki müştekiden habersiz aldığına ve üzerine atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışından delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.Bu dosya içinde ...'nin başka bir çek için imza sahteciliği sebebiyle ...'tan şikayetçi olduğu 2016/148163 sayılı soruşturma dosyasındaki müşteki ..'nin ifadesinde, ...'un öteden beri kendisiyle araç alım satım işi yaptığını, kendisine ...
marka araç getirdiğini ve kendisinin araç satışı yaparak komisyonunu aldığını söylemiştir. Davalı banka, davaya dayanak teşkil eden çeke istinaden İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında, 21/02/2017 tarihinde davacılar ... ve ...'a karşı 30.000-TL asıl alacak çek bedeli olmak üzere ferileriyle birlikte toplam 33.179,38-TL bedelli kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatmış, ödeme emirlerinin davacılara-borçlulara tebliğ edildiği ve mahkemece 10/07/2017 tarihli ara kararla 4.500-TL teminat karşılığında icra kasasına girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, teminatın 18/07/2017'de yatırıldığı ve aynı tarihte tedbir kararının icra dairesine bildirildiği görülmüştür.
Buna göre eldeki davada, davacıların, davalıların çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini ispat etmesi gerekir. Davalı banka çeki ciro silsilesine göre yetkili hamil olarak görünen diğer davalı şirketten kredi borcu kapsamında teslim almıştır. Bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamakta olup, aksi düşüncenin kabulü çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır. Bu nedenle diğer davalı şirketin de çeki edinme nedenini açıklama zorunluluğu yoktur. Dava konusu çekin ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı gibi çeki ödeme yasağı konulduktan sonra ödeme yasağını bilerek devraldığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi tam tersine davalı bankanın 26/01/2017 tarihli ödeme yasağı kararından önce 16/09/2016'da çeki diğer davalından teslim aldığı belirlenmiştir.Yine davacılar, davalı bankanın çeke ilişkin İstanbul Anadolu CBS'nin 2017/16628 sayılı soruşturma dosyasından kendisine gönderilen yazıyla çekin çalıntı olduğundan haberdar olduğunu belirtmiş ise de, söz konusu yazı bankanın çeki 16/09/2016'da iktisap etmesinden sonra 08/02/2017 tarihinde yazılmış olup, yazıda sadece bir soruşturmaya esas olmak üzere çek aslın istenildiği, soruşturma içeriği ilgili hiç bir bilgi olmadığı ve banka tarafından da 22/02/2017'de cevap verildiği görülmüştür.
Bu durumda davalının çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ve çekten dolayı borçlu olunmadığı kanıtlanamamıştır. Öte yandan davacılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı bankanın çeki rehin cirosuyla aldığını, çekte rehin cirosunun caiz olmadığını, yetkili hamil olmadığından icra takibinin hukuka aykırı olduğu ve çekle ilgili tüm defilerin bankaya da ileri sürülebileceği itirazında da bulunmuştur. Davalı banka çeki kredi sözleşmesine istinaden temlik cirosu ile aldığını, iyiniyetli hamil olması nedeniyle bedelsizlik definin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Bu hususta ispat yükü davacılar-borçlular üzerindedir. Ancak çeklerin teminat (rehin) cirosuyla devralındığı hususu davacı tarafça kanıtlanamamış olup, dava konusu çeklerin gizli (örtülü) rehin cirosuyla devrine dair herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Çeklerin dava dışı lehtar şirketin kredi borcuna teminat olarak alınması da tek başına cironun rehin cirosu niteliğinde olduğunu kabule yeterli değildir. Açıklanan nedenlerle,davalı bankanın dava konusu çeki teminat amacıyla inançlı temlik cirosuyla devralarak meşru hamil olduğu, çeki davacıların zararına kötüniyetli iktisap ettiğinin ispatlanamadığı ,davacının çeklerin lehtarı olan dava dışı şirket ile arasındaki şahsi defileri davalı bankaya karşı ileri süremeyeceği sonucuna varıldığından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74880 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi