Finansmaaş sözleşmesinde cezai şart alacağının hesabı ve tenkis
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/417 E. 2025/306 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Cezai Şart Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Sözleşmede belirlenen personel sayısının altına düşülmesi halinde cezai şartın doğması için ayrıca ihtar veya temerrüt şartı öngörülmemişse, alacaklı tarafından cezai şart talep edilebilir; taleple bağlılık kuralı gereği alacak miktarı davacının fiilen talep ettiği kalemlerle sınırlı hesaplanır. Tacir borçlu TBK 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemese de, hakim TBK 27 uyarınca fahiş gördüğü cezai şartı re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Miktarı yargılama sonucunda tenkis suretiyle belirlenen cezai şart alacağı likit ve belirlenebilir nitelikte olmadığından, bu alacak için icra inkar tazminatı şartları oluşmaz.
Ele alınan sorunlar
Genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme hükümlerinin geçersizliği iddiası → ret
İddia: Davalı, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, davalı aleyhine düzenlenen hükümlerin ve cezai şartın bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılması yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Sözleşmenin tarafları tacir olup sözleşme hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından haksız işlem şartı olarak kabul edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şartın doğup doğmadığı ve temerrüt/ihtar şartının gerekip gerekmediği → kabul
Gerekçe: Sözleşmenin 4. maddesi kapsamında, öngörülen personel sayısından daha az maaş ödemesi yapılması halinde cezai şart ödeneceği, cezai şartın 100.000-TL'ye sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bankanın o tarihte kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı üzerinden faiz işletilerek belirleneceği kararlaştırılmıştır. Cezai şart alacağı belirlenirken davalıya herhangi bir ihtar gönderilmesi ve davalının temerrüde düşürülmesi şart öngörülmemiştir. Sözleşme 3 yıllık olup süresi dolduktan sonra yenilenmemiş, ifanın çekincesiz kabulü söz konusu değildir. Bu durumda davacı bankanın davalıdan cezai şart talep etmesine engel bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şart alacağının miktarının hesaplanması → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, cezai şartın sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren işleyen faizle birlikte 172.000-TL olarak hesaplanması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin bu tutarın bir kısmını reddetmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmede ceza bedeli hesaplanırken sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren faiz işletileceği kararlaştırılmış ise de davacı 13/09/2021 tarihli dilekçesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren faiz değil sadece 30 aylık faiz talep etmiştir. Takip talebi ile bağlı kalınarak %26,76 oranı üzerinden 09/07/2018 tarih öncesi 30 ay için re'sen yapılan hesaplamada 66.863,34-TL faiz hesaplanmış olup, taleple bağlılık kuralı gereğince davacının (100.000+66.863,34=) 166.863,34-TL cezai şart alacağı sabittir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şartın fahiş olup olmadığı ve tacir borçlunun tenkis talebi → kısmi kabul
İddia: Davalı vekili, her halükarda cezai şartta tenkis yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de bu özgürlük sınırsız değildir; TBK'nın 27. maddesi bu özgürlüğün sınırını çizmiştir. TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu TBK'nın 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemeyecek ise de TBK'nın 27. maddesi gereğince hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Davacının sözleşme hükümlerine riayet ettiği aylar da bulunduğu dikkate alındığında 166.863,34-TL olarak belirlenen cezada %25 oranında tenkis yapılması somut olayın koşullarına uygun görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Likit olmayan cezai şart alacağında icra inkar tazminatı koşulunun oluşup oluşmadığı → kabul
Gerekçe: Cezai şartın tahsili istemiyle açılan davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir; bu husus önceden takdir ve tespit edilemez. Cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı yargılama ile açıklığa kavuşacağından cezai şart alacağı likit ve belirlenebilir nitelikte değildir. Bu nedenle davanın kabul edilen kısmı için şartları oluşmadığı halde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tacir borçlunun TBK 182/3 uyarınca tenkis isteyemeyeceği hallerde bile hakimin TBK 27 uyarınca fahiş cezai şartı re'sen tenkis etmesi gerektiği ve miktarı tenkis yoluyla belirlenen cezai şart alacağının likit sayılamayacağından icra inkar tazminatına konu olamayacağı yönünden emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart↗ genel işlem koşulu↗ tenkis↗ tacir↗ taleple bağlılık↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/417
KARAR NO 2025/306
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/10/2021
NUMARASI 2018/955 Esas - 2021/839 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/02/2025
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı şirket ile davacı bankanın 1. Sanayi İzmir Şubesi arasında 18/09/2015 tarihinde “Finans Maaş Sözleşmesi" ve sözleşmenin 18. maddesi tadil edilerek 4. maddeden ibaret ek sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme gereğince davalının çalışanlarının aylık maaş ödemelerinin 3 yıl müddetince davacı bankada açacakları hesaplar üzerinden yapılacağını, 16.05.2017 tarihli ek sözleşmenin 2. maddesinde sözleşme kurum personelinin ilk maaş ödemesinin gerçekleştiği tarihten itibaren 18.09.2019 tarihine kadar yürürlükte kalacağı şeklinde taraflar arasında anlaşma yapıldığını, müvekkili bankanın ek sözleşmenin 3. maddesi uyarınca 100.000-TL'yi Finansmaaş Promosyon ödemesi açıklaması ile davalı şirket hesabına ödediğini, davalı şirketin sözleşme süresi 3 yıl olmasına karşın 08.06.2018 tarihinden itibaren sözleşmeye uymamaya başladığını, bunun üzerine davalı şirkete Bornova ...
Noterliği'nin 09/07/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, her ne kadar ihtarnamenin finans maaş sözleşmesine göre düzenlenmiş olsa dahi, ek sözleşme uyarınca davalı kurumun fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 100.000-TL'yi 77.000-TL tutarındaki cezai şart bedelini 09/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizle ödemesi gerektiğimi, davalının sözleşmeyi ihlal etmesi ve davacı banka tarafından keşide edilen ihtarnameye karşın edimlerini yerine getirmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, %20 oranda hesaplanacak icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; icra dosyasında alacaklı olan tarafla davacının aynı olmadığını, öncelikle davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiğini, davaya konu 18.09.2015 tarihli sözleşmede 2015 ve 2016 yılına ait olan alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, sözleşme maddelerinin davalının hiçbir tartışması veya söz hakkı olmadan dayatılarak imzalatıldığını, sözleşmenin iki taraflı borç doğurucu bir işlem olması gerekirken, tüm maddelerin banka lehine matbu formatta düzenlendiğini, tek tarafa borç doğurucu nitelikte ve taahhütname gibi yazılmış olan işbu sözleşme maddelerinin Borçlar Kanunu "Sözleşme Serbestisi" genel prensibine aykırı ve Yüksek Yargı kararları gereği, tek taraflı davalı aleyhine yazılmış olan cezai şartlar ve aleyhe hususların şeklen ve usulen geçersiz olduğunu, davaya konu edilen 18.09.2015 tarihli sözleşmenin noter kanalı ile düzenleme şeklinde yapılmadığını, noterde yapılmayan sözleşmelerde belirlenen cezai şart maddesinin yüksek yargı kararları gereği geçersiz olduğunu, her halükarda tenkis yapılması gerektiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, sözleşmeye konu taahhüt edilen personel sayısı bilgisinin ...'dan sorulması gerektiğini, ancak bir an için bu sayının tutmadığı görülse dahi bu durumun müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, olağanüstü ekonomik nedenlerden dolayı istihdam sayısının yetersiz olduğunu,cezai şart maddesinin geçersiz ve haksız olduğunu belirterek davanın reddine, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; Eylül 2015 ayının ilk uygulama ayı olduğu ve 71 çalışan olduğu, Ekim 2015 ayı için 266 çalışan, Kasım 2015 ayı için 278 çalışan, Aralık 2015 ayı için 283 çalışan, Ocak 2016 ayı için 262 çalışan, Şubat 2016 ayı için 247 çalışan, Mart 2016 ayı için 237 çalışan olduğu, Nisan 2016 ayı dahil takip eden aylarda Eylül 2018 ayı son maaş ödemelerinin sözleşme ile belirlenen asgari ödenecek personel sayısı olan 234 çalışan sayısından düşük olduğunun tespit edildiği, 16.05.2017 tarihli ek sözleşme ile sözleşme süresinin 18.09.2019 tarihine kadar yürürlükte kalacağı, ek sözleşme uyarınca 260 çalışan sayısının %10 altında çalışan eksilmesinin Nisan 2016 ayında başladığı ve sözleşmenin bu Nisan ayından itibaren davalı tarafça ihlal edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda taraflar arasında imzalanan ek sözleşmenin 2.
maddesinin atfıyla 4. maddesi gereği davalının tacir olduğu ve sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüğü ihlal ettiğinden kararlaştırılan cezai şartı ödemesi gerektiği, davacı tarafın cezai şart dışında davalıya yaptığı promosyon maaş ödeme priminin iadesini de talep ettiği, taraflar arasında yapılan finans maaş sözleşmesi yahut ek sözleşmede promosyon maaş ödemesi priminin davacı bankaya iade edileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, somut olayda davacının ceza koşulunun ödenmesini talep ettiği, sözleşmede promosyon ödemesinin sözleşmenin süresinden önce sona ermesi veya ihlali durumunda bankaya iade edileceğine dair hüküm bulunmadığından, davacı banka tarafından icra takibinden önce buna ilişkin davalıya ihtarname de gönderilmediğinden ifaya eklenen cezai şart değil ifa yerine cezai şart talep edilebileceği dikkate alınarak davacının davalıdan 100.000-TL cezai şart alacağı bulunduğu, 2016 yılında başlayan sözleşme ihlali nedeniyle davacı banka tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmakla, davacının ihtarname tarihinden önce işlemiş faiz talep edemeyeceği, yine Bornova ...
Noterliği'nde davacı tarafından davalıya gönderilen 2018 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediği, tebligatın iade döndüğü, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden davacı bankanın işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 100.000-TL asıl alacak, 207,39-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 100.207,39-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden alacak tahsil edilinceye kadar yıllık %26,76 faiz uygulanmasına, fazla taleplerin reddine, 20.041,47-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; müvekkili şirketin sözleşmedeki cezai şart hükmü gereğince sözleşmenin ihlali halinde 100.000-TL'nin ilk maaş ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilerek ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıdan 100.000-TL ve bu tutara ilk maaş ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren işlemiş 72.000-TL faiz olmak üzere toplam 172.000-TL alacaklı olduğunu, bu miktar yönünden alacak ihtarname tarihinde kat ettiğinden 172.000-TL'ye asıl alacak olarak hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin ihtar şartının yerine getirilmediğinden bahisle 72.000-TL kat öncesi faiz ile 1.513,60-TL işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili; icra dosyasında alacaklı olan tarafla davacının aynı olmadığını, öncelikle davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddinin gerektiğini, davaya konu 18.09.2015 tarihli sözleşmede 2015 ve 2016 yılına ait olan alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, sözleşme maddelerinin davalının hiçbir tartışması veya söz hakkı olmadan dayatılarak imzalatıldığını, tek taraflı davalı aleyhine yazılmış olan cezai şartlar ve aleyhe hususların geçersiz olduğunu, davaya konu edilen 18.09.2015 tarihli sözleşmenin noter kanalı ile düzenleme şeklinde yapılmadığını, noterde yapılmayan sözleşmelerde belirlenen cezai şart maddesinin yüksek yargı kararları gereği geçersiz olduğunu, her halükarda tenkis yapılması gerektiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, sözleşmeye konu taahhüt edilen personel sayısı bilgisinin ...'dan sorulması gerektiğini, ancak bir an için bu sayının tutmadığı görülse dahi bu durumun davalının kusurundan kaynaklanmadığını, olağanüstü ekonomik nedenlerden dolayı istihdam sayısının yetersiz olduğunu, sözleşme sonrasında son yıllarda yaşanan ülkesel ve küresel krizler, 15 Temmuz darbe girişimi, seçimler, siyasi ve ekonomik sebeplerle olağanüstü yıllar yaşandığını, müvekkili şirketin etkilendiğini, bu nedenle de davalının hiçbir kusuru ve sorumluluğunun olmadığını,bilirkişi raporunun yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı şirket çalışanlarının maaşların davacı banka kanalı ile ödenmesine ilişkin sözleşmesi kapsamında cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka, davalı ile aralarında sözleşme uyarınca davalı şirketin çalışanlarının maaşlarının müvekkili banka aracılığıyla ödendiğini, personel sayısının sözleşmede taahhüt edilen miktarın altına düşmesi nedeniyle cezai şart alacağının oluştuğunu belirterek davalı hakkında 208.308-TL asıl alacak, 4.645,27-TL işlemiş faiz, 207,39-TL ihtar masrafı ve 3,56-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 213.164,22-TL alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının sözleşmeyi ihlal edip etmediği, davacının cezai şart alacağının doğup doğmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.Davacı banka ile davalı şirket arasında 18.09.2015 tarihinde Finansmaaş Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 5.
maddesine göre davalı şirketin sözleşmenin yürürlüğü süresinde her ay toplam 300 adet personelin maaş ödemesinin banka aracılığı ile yapılacağını taahhüt ettiği, davacı banka tarafından davalı şirkete ödenecek promosyon bedelinin 120.000-TL olarak belirlendiği, ancak ek sözleşmenin 2. maddesi uyarınca personel sayısının 260 adet olarak değiştirilerek aylık maaş ödemesi yapılacak olan personel sayısının 260 adedinin %10'una tekabül eden tutar kadar düşmesi halinde davalının bu sözleşmenin 4. maddesinde yer alan cezai şart bedelini bankaya ödemeyi taahhüt ettiği şeklinde, promosyon bedelinin ise 100.000-TL olarak tadil edildiği anlaşılmaktadır. Ek sözleşmenin 4. maddesinde; "...Kurumun bu sözleşme ve bilcümle eklerinde yazılı taahhütlerinden herhangi birini gününde ve tam olarak yerine getirmemesi veya sözleşme süresi içerisinde sözleşmenin uygulanmasını fiilen durdurması, vazgeçmesi ya da sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde, kurum, bankanın fazlaya dair zararını talep haklı saklı kalmak kaydıyla söz konusu durumun meydana geldiği günü takiben 3 iş günü içerisinde 100.000-TL'yi sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bankanın o tarihte kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte herhangi bir ihtara, ihbara gerek kalmaksızın ve herhangi bir itiraz ve def'i iddiasında bulunmaksızın derhal bankaya ödemeyi taahhüt eder...'' şeklinde cezai şart düzenlemesine yer verilmiştir.Bankanın sözleşme kapsamında 100.000-TL'yi 23.12.2015 tarihinde davalı şirket hesabına ödediği, 2015/Eylül döneminden 2018/Ağustos da dahil olmak üzere 3 yıllık dönemde 7.
aydan sonra, sözleşmede kararlaştırılanın personel sayısından daha az sayıda maaş ödemesi yapıldığı hususu ihtilaf dışıdır. Davacı banka tarafından davalı borçlu şirkete gönderilen Bornova ... Noterliği'nin 09.07.2018 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin imzalanması akabinde muhatabın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ve sözleşmeyi ihlal ettiğinden bahisle finans maaş sözleşmesinin 19. maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği ve yine 19. madde uyarınca 88.308-TL tutarlı cezai şartın 09.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte toplam 208.308-TL'nin en geç 3 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Aynı ihtarnamede 18.09.2015 tarihli finans maaş sözleşmesine istinaden firmaya ödenen toplam tutarın 120.000-TL olduğu belirtilmiştir.
Ancak banka ödeme dekontuyla da sabit olduğu üzere davacı bankanın davalıya 23.12.2015 tarihinde ödediği tutar 100.000-TL olup bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekili tarafından yargılama sırasında sunduğu beyan dilekçesinde takipteki alacaklarının ek sözleşmenin 4. maddesindeki cezai şart alacağı olduğu, sözleşmenin bu hükmü kapsamında 100.000-TL'ye sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bankanın o tarihte kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı işletilerek 09/07/2018 tarihli ihtarname ile alacağın faizle birlikte kat ettiğini ve takipte kat sonrası 172.000-TL asıl alacak ve 09/07/2018 tarihinden sonraki işlemiş faizleri talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı vekili tarafından, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler taşıdığı ve bu nedenle müvekkili aleyhine olan hükümlerin geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.
Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşme yapılması, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Bunun dışında sözleşmenin tarafları tacir olup sözleşme hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart da dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyecektir. Bu nedenle davalının sözleşme hükümlerinin geçersizliğine yönelik istinaf nedenleri haklı bulunmamıştır.Sözleşmede öngörülen personel sayısından daha az sayıda maaş ödemesi yapılması halinde sözleşmenin 4. maddesi kapsamında cezai şart ödeneceği, bahsi geçen sözleşme hükmünde cezai şart, 100.000-TL'ye sözleşmenin en başından itibaren bankanın o tarihte kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı üzerinden faiz işletilerek belirleneceği kararlaştırılmıştır.
Cezai şart alacağı belirlenirken davalıya herhangi bir ihtar gönderilmesi ve davalının temerrüde düşürülmesi gibi bir şart öngörülmemiştir. Diğer taraftan taraflar arasındaki sözleşme 3 yıllık sözleşme olup sözleşme süresi dolduktan sonra sözleşme yenilenmemiştir. Diğer bir ifade ile ifanın çekincesiz olarak kabulü söz konusu değildir. Bu durumda davacı bankanın davalıdan cezai şart talep etmesine engel bulunmamaktadır. Davacı banka, gerek takip talebindeki gerekse 09/07/2018 tarihli ihtarnamesindeki talebine açıklık getirmiştir. Davacı vekili tarafından 13/09/2021 tarihli dilekçede alacak aylık %2,40 (yıllık: 28,80) faiz oranı üzerinden 100.000+72.000=172.000-TL olarak hesaplanmıştır. Sözleşmede ceza bedeli hesaplanırken sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren faiz işletileceği kararlaştırılmış ise de davacı 13/09/2021 tarihli dilekçesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren faiz değil sadece 30 aylık faiz talep etmiştir.
Takip talebi ile bağlı kalınarak %26,76 oranı üzerinden 09/07/2018 tarih öncesi 30 ay için re'sen yapılan hesaplamada 66.863,34-TL faiz hesaplanmış olup, taleple bağlılık kuralı gereğince yapılan değerlendirmede davacının (100.000+66.863,34=) 166.863,34-TL cezai şart alacağı sabittir. Bununla birlikte cezai şartın fahiş nitelikte olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de bu özgürlük sınırsız ve sonsuz değildir. TBK'nın 27. maddesi bu özgürlüğün sınırını çizmiştir. TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlunun TBK'nın 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemeyeceği düzenlenmiş ise de TBK'nın 27.
maddesi gereğince hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Davacının sözleşme hükümlerine riayet ettiği aylar da bulunduğu dikkate alındığında 166.863,34-TL olarak belirlenen cezada % 25 oranında tenkis yapılması somut olayın koşullarına uygun görülmüştür. Ceza bedelinin tenkisi sonucunda belirlenen 125.147,50-TL asıl alacağa temerrüt tarihinden takip tarihine kadar (15/07/2018-23/07/2018) kadar 734,02-TL faiz hesaplanmıştır.Diğer taraftan, cezai şartın tahsili istemiyle açılan davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Bu hususun önceden takdir ve tespit edilmesi mümkün değildir. Cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı yargılama ile açıklığa kavuşacağından cezai şart alacağı, likit ve belirlenebilir nitelikte değildir.
Bu nedenle davanın kabul edilen kısmı için şartları oluşmadığı halde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; alacağın eksik hesaplanması ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davalının itirazının 125.147,50-TL cezai şart alacağı, 734,02-TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 207,39-TL ihtarname masrafı toplamı 126.088,91-TL üzerinden iptaline; 125.147,50-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %26,76 oranında faiz işletilerek devamına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2021 Tarih 2018/955 Esas - 2021/839 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile; İstanbul 25. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile, takibin 125.147,50-TL cezai şart alacağı, 734,02-TL işlemiş faiz, 207,39-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 126.088,91-TL alacak bakımından itirazın iptaline ; 125.147,50-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %26,76 oranında faiz işletilerek devamına, 41.715,84-TL'nin tenkis nedeniyle olmak üzere fazlaya ilişkin talebin reddine, Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 8.613,13-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 2.574,50-TL ve icra veznesine yatırılan 1.065,82-TL olmak üzere toplam 3.640,32-TL harcın mahsubu ile kalan 4.972,810-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 3.676,22-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 800-TL bilirkişi ücreti ve 338,05-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.138,05-TL yargı giderinin kabul edilen kısma isabet eden 895-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 1.712-TL, davalı 1.712-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan 71,50-TL istinaf yargı giderinin kabul edilen kısma isabet eden 56-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74679 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi