Tacirler arası satımda gizli ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve husumet
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1074 E. 2025/679 K. · · İlk derece: İSTANBULANADOLU12 ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Ayıplı Mal Nedeniyle Sözleşmeden Dönme mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Tacirler arası ticari satımda, satılan malın ithalatçısı olup satıcısı olmayan ve garanti belgesinde taraf olarak görünmeyen davalıya ayıptan dolayı husumet yöneltilemez; bu davalı hakkındaki dava pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilir. Satıcı davalı yönünden ise, defalarca yapılan müdahalelere rağmen giderilemeyen ve araçtan beklenen faydayı engelleyen gizli/üretim kaynaklı ayıp söz konusuysa, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması aşırı bir dengesizliğe yol açmadığından bu hak geçerlidir; alıcının aracı kullanmış olması, satıcının da bedeli kullanmış olması karşısında bedelden mahsup gerektirmez. Sözleşme bedeli, tahsili tebliğ öncesinde gerçekleşmiş döviz alacağı ise döviz cinsinden hükmedilebilir. Sözleşmeden dönme halinde iadesine karar verilen bedele, birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı malın satıcıya fiilen iade edildiği tarihten itibaren faiz işletilir.
Ele alınan sorunlar
İthalatçı davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği → kabul
İddia: Davalı ithalatçı, aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı olduğunu, ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunmadığını, garanti belgesinde garanti verenin kendisi olmadığını, bu nedenle husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı ithalatçı konumundadır. Taraflar tacir olup satış ticari satım niteliğinde olduğundan, ithalatçının ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle ayıp nedeniyle ancak garanti yükümlülüğü mevcutsa ithalatçının sorumluluğuna gidilebilir. Dosyaya ibraz edilen garanti belgesinde garanti veren ithalatçı değil, dava dışı başka bir şirket olarak belirtilmiştir. Bu durumda ithalatçıya husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Satıcı davalı yönünden ayıbın niteliği ve sözleşmeden dönme koşullarının oluşup oluşmadığı → kabul
İddia: Davalı satıcı vekili, bilirkişi raporunun araç üzerinde teknik inceleme yapılmadan düzenlendiğini, arızanın davacının araca taktırdığı yan eteklikten kaynaklandığını, raporun hatalı olduğunu ve itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Ayıp ihbar süreleri bakımından, arızanın kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olması nedeniyle TBK'nın 223. maddesi uygulanır; arızanın zincirleme devam ettiği ve ihtar öncesinde davacının birçok kez yetkili servise başvurduğu gözetildiğinde ayıp ihbarı süresindedir. Her iki bilirkişi raporunda da yan etekliğin hava akımını engellemediği, ... ünitesinin ısınmasının bu üniteden kaynaklanmadığı, hükme esas alınan ikinci raporda arızanın kaynağının AdBlue sisteminden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla tespit edilen ayıp üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğindedir. TBK'nın 227. maddesi uyarınca alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılmasına veya bedel indirimine karar verebilir; bu nedenle sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının tarafların hak ve menfaatleri gözetilerek aşırı bir dengesizliğe yol açıp açmayacağı değerlendirilmelidir. Arızanın yetkili servislerce defalarca yapılan müdahaleye ve ... ünitesinin değiştirilmesine rağmen giderilemediği, aracın halen arızalı şekilde otoparka çekilmiş vaziyette bulunduğu ve bu durumun araçtan beklenen faydayı elde etmeyi engellediği tespit edildiğinden sözleşmeden dönmenin yasal koşulları oluşmuştur. Davacının aracı kullanmasının karşılığında davalı satıcının da kendisine ödenen satış bedelini kullandığı gözetildiğinden, aracın kullanımı nedeniyle elde edilen faydanın satım bedelinden mahsubu talebi de yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bedelin yabancı para (Euro) cinsinden hükmedilip hükmedilemeyeceği → ret
İddia: Davalı satıcı vekili, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat değişikliği nedeniyle yabancı para cinsinden hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 99. maddesine göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenmeyen borçta seçim hakkı borçludadır; vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı alacaklıya geçer. Dayanak faturaların tamamının Euro üzerinden düzenlenmiş olması, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. 13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ve buna dayalı 2018/32-52 sayılı Tebliğin 8/9 maddesinin son fıkrasına göre, döviz cinsinden/dövize endeksli kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili gerçekleştirilmiş alacaklar bu hükmün kapsamı dışındadır. Somut olayda araç satış bedeli, Tebliğin yürürlük tarihi öncesinde ödenmiş olduğundan kapsam dışıdır; bu nedenle davacının alacağını yabancı para cinsinden talep etmesine engel yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
İade edilecek bedele faiz işletilip işletilmeyeceği ve faiz başlangıç tarihi → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, aracın 01.08.2019 tarihinden itibaren kullanılamaz halde otoparkta beklediğini, bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereğince, iadesine karar verilen bedele ayıplı aracın davalıya fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince hatalı gerekçeyle davacının faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın; ithalatçının garanti belgesinde taraf olmadığı hallerde ayıptan sorumlu tutulamayacağı, ticari satımda ayıp ihbar sürelerinin TBK 223 kapsamında değerlendirilmesi, sözleşmeden dönmenin dengesizlik testi ve döviz cinsinden tahsil edilmiş alacaklarda döviz yasağının uygulanmayacağı hususlarındaki gerekçesi, BAM 12. Hukuk Dairesi'nin bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşıyan tespitleridir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet ehliyeti
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp↗ ayıba karşı tekeffül↗ sözleşmeden dönme↗ pasif husumet ehliyeti↗ ticari satım↗ birlikte ifa kuralı↗ döviz cinsinden borçlanma yasağı↗ ihbar süresi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1074
KARAR NO 2025/679
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBULANADOLU12 ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
TARİHİ 16/02/2022
NUMARASI 2020/73 Esas - 2022/98 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2018 yılı Haziran ayının ilk haftasında davalı ... San. Tic. AŞ'den 2018 model ... marka çekici satın aldığını ve aracın müvekkiline teslim edildiğini, aracın yaklaşık bir buçuk ay sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, bu tarihten sonra uyarı ekranında arıza uyarıları belirerek söz konusu arızaların ortaya çıkmaya başladığını, bunun üzerine davalının bilgilendirildiğini ve davalıların en yakın yetkili servis ile arızaya müdahale ettiğini, arızanın giderildiği söylenerek müvekkiline tesliminden sonra arızaların belli aralıklarla tekrarlamaya başladığını, her seferinde arızanın giderildiği söylenerek aracın teslim edildiğini, sonuç olarak aracın ilk arıza verdiği tarih olan 2018 Temmuz ve Ağustos aylarından itibaren 1 yıllık süreçte aynı arızalar nedeniyle yetkili servislere 15-20 kez götürüldüğünü, tüm bakım, onarım ve parça değişimlerine karşın aracın halen arızalı bir şekilde otoparkta çekilmiş olduğunu, müvekkilinin TBK'nın 227.
maddesindeki seçimlik haklardan sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, ancak davalının bir adım atmadığını, araç bedeli olan 99.250-Euro'nun ve meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini noktasında distribütör firma ... AŞ ile ... temsilcisi.. Ltd. Şti'nin müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, araç bedeli olan 99.250 Euro'nun 01/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde düzenlenen faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkili aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı olduğunu, ayıptan sorumluluğu bulunmadığından davanın bu nedenle reddinin gerektiğini, davacının iddia ettiği sorunun davacının araca yaptığı yanlış müdahaleden, bu kapsamda araca yan eteklik adı verilen parçanın takılmasından kaynaklandığını, bu tür araçlara yan eteklik takılmaması gerektiğini, etekliğin aracın hava sirkülasyonunu engellediğini, bu nedenle aracın beyninin sıcaklık nedeniyle dozajlamayı kestiğini, araca eteklik takılması yasak olduğundan ... yetkili servisinin bu işlemi yapmasının imkansız olduğunu, dolayısıyla davacının ... yetkili servisi olmayan bir üçüncü kişiye giderek aracına yan eteklik monte ettirdiğini, davacının monte ettirdiği yan etekliğin yetkili servisçe çıkarıldığını, ancak yan eteklik çıkıncaya kadar davacının birden çok kez sorun yaşadığını, araç ayıplı olmayıp aracın beyninin aracın soğuk bir yerine montesiyle sorunun giderilebileceğini, davacının kendisinin sebebiyet verdiği arıza nedeniyle sözleşmeden dönmesinin mümkün olmadığını, davacının karşılaştığı sorunun sözleşmeden dönmeyi gerektirecek mahiyette olmadığını, ayrıca sözleşmeden dönme hakkının uygulanması halinde davacının dava konusu aracı kullanarak elde ettiği gelirin satıcıya iadesinin gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin aracın üreticisi değil satıcısı olduğunu, davacıya ait aracın 3 adet servis kaydı bulunduğunu, işlemler neticesinde aracın davacıya eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacının aracı satın aldıktan sonra yan eteklik olarak tabir edilen bir parça taktırdığını, takılan bu parçanın aracın soğutmasını engellediğini, bu nedenle aracın beyninin oluşan sıcaklığı tehlike olarak algılayarak dozajlamayı kestiğini, araca yan eteklik müvekkilince takılmamış olup bu parçanın kim tarafından takıldığının bilinmediğini, bu nedenle aracın ayıplı olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının ayıp iddasına dayanak gösterdiği sorun kendi kullanımından kaynaklı ve giderilebilir olduğundan, davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin ölçülü olmadığını, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde satılandan elde ettiği yararla birlikte aracı da iade yükümlüğü bulunduğunu, davacı tarafından süresinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafça aracın arıza bildirimi ile yetkili servise götürüldüğü davalı tarafça da onarılması gerektiği tespit edildiğinden, arıza bildirimi ile ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, 22/11/2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; dava konusu araçta AdBlue sistemi ve sistemdeki arızaya bağlı olarak motor devrinin güvenlik amaçlı olarak sınırlandırılması arızasından başka bir arızanın olmamasının,... ünitesinden kaynaklı bir arızadan ziyade AdBlue sisteminde arıza olduğunu gösterdiğini, üretim kaynaklı olan Adblue sistemindeki arızanın gizli ayıp olduğu ve ayıbın hala devam ettiği, mevcut haliyle aracın güvenli bir şekilde kullanımın mümkün olmadığı, davacının aracı ticari amaçla satın aldığı, bu nitelikteki bir ayıptan dolayı aracın sık sık servis gördüğü,ticari faaliyette bulunmak için satın alınan araçtan beklenen faydanın görülmesinin mümkün olmadığı, araçtaki ayıbın üretimden kaynaklanması nedeniyle davalıların müteselsilen sorumlu oldukları, ancak ayıplı da olsa dava konusu aracın davacı tarafından kullanılageldiği, bu araçtan ticari kazanç elde edildiği, davacının ödediği satım bedelinin de davalı yanca kullanıldığı,davacının satış bedelinin faiziyle iadesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu araç satış bedeli 99.250-Euro'nun davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, dava konusu aracın davalı ...
AŞ'ye iadesine,faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; aracın arıza nedeniyle 01.08.2019 tarihinde kullanılamaz halde otoparka çekildiğini ve halen orada beklediğini, müvekkilinin ticari kazanç elde edemediğini, bu nedenle mahkemece faiz taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak satış bedeline 01.08.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; müvekkili aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı olduğundan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunmadığını, ithalatçının ancak garanti belgesi kapsamında sorumlu tutulabileceğini, ancak davacının sunduğu garanti belgesinde garanti veren müvekkili olmayıp ... şirketi olduğunu, bu nedenle müvekkili yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, araçtaki arızanın davacının araca yan eteklik taktırmasından kaynaklandığını, bu parçanın takılmasının ...
ünitesinde aşırı ısınmaya yol açtığını, ancak mahkemece alınan bilirkişi raporunun araç üzerinde teknik inceleme yapılmadan düzenlendiğini, uyuşmazlıkla ilgili uzmanlığı bulunmayan bilirkişilerce düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını, rapordaki teknik değerlendirmelerin hatalı olduğunu,mahkemece rapora itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili;davacıya ait aracın müvekkilinde sadece 3 adet servis kaydı bulunduğunu, işlemler neticesinde aracın davacıya eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacının aracı satın aldıktan sonra yan eteklik olarak tabir edilen bir parça taktırdığını, takılan bu parçanın aracın soğutmasını engellediğini, bu nedenle aracın beyninin oluşan sıcaklığı tehlike olarak algılayarak dozajlamayı kestiğini, araca yan eteklik müvekkilince takılmadığı, bu nedenle yaşanan arızalardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporunda da ayıbın zamanla kullanıma bağlı olarak ortaya çıkabilecek bir ayıp olması nedeniyle satıcı müvekkilinin ayıpta kusurlu olmadığının belirtildiğini, davacının ayıp iddasına dayanak gösterdiği sorun kendi kullanımından kaynaklı ve giderilebilir nitelikte olduğu, davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebinin ölçülü olmadığını, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde satılandan elde ettiği yararlarla birlikte aracı da iade yükümlüğü bulunduğunu,, mahkemece yabancı para cinsinden hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak sözleşmeden dönme istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Dava konusu aracın davalı ... şirketince davacıya 23.05.2018 tarihinde satılarak 05.06.2018 teslim edildiği, davacının aynı arıza şikayetleri ile 16.10.2018 tarihinden itibaren 20.11.2018, 07.12.2018, 18.12.2018, 09.01.2018, 15.03.2019, 22.06.2019 tarihlerinde davalının yetkili servislerine başvurduğu, yetkili servislerce yapılan onarım ve müdahalelere rağmen arızaların devam ettiği, davacı tarafından davalı satıcıya keşide edilen 01.08.2019 tarihli ihtarname ile süregelen arızalar nedeniyle halen aracın otoparka çekilmiş olarak kullanılamadığı belirtilerek sözleşmeden dönme hakkı kullanılarak araç bedelinin iadesi talep edilmiştir.
Araçtaki ayıbın ortaya çıkması üzerine davacı tarafından, yukarıda belirtilen tarihlerde aracın yetkili servislere götürülerek onarım için başvurulduğu sabit olup, söz konusu arızanın kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olması nedeniyle, ihbar süreleri bakımından TBK'nın 223. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Arızanın zincirleme olarak devam ettiği ve ihtar tarihi öncesinde davacı tarafça bir çok kez yetkili servise başvurulmasına göre, davacının ayıp ihbarı süresindedir. Davalı ..., aracın ithalatçısı konumundadır. Taraflar tacir olup araç satışının da ticari satış niteliğinde olması nedeniyle, aracın ithalatçısının ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle ayıp nedeniyle ancak garanti yükümlülüğü mevcutsa ithalatçının sorumluluğuna gidilebilecektir. Somut olayda dosyaya ibraz edilen garanti belgesinde ise garanti veren ... olmayıp, açıkça dava dışı ... olarak belirtilmiştir. Bu durumda somut olayda ayıp nedeniyle davalı ... şirketine husumet yöneltilemeyeceğinden davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerekmektedir. Diğer davalı satıcı ... aleyhine açılan dava bakımından ise mahkemece alınan ilk bilirkişi kurulu raporunda; yan etekliklerin araç üzerinde bulunmadığı, yetkili servislerce garanti kapsamında ... ünitesinin değiştirildiği, bu ünitenin ısınma etkisi ile arızaya maruz kalmaması için fabrika çıkışındaki konumundan farklı bir konuma takıldığı, ancak aracın çalıştırılmasında aynı arızaların sürücü ekranında ortaya çıktığı, araca monte edilen yan etekliğin aracın hava akımı üzerinde olumsuz bir etkisi olmayacağı, sonuç olarak araçta oluşan arızaların yan eteklikten kaynaklanmadığı belirtilmiştir.
22. 11.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise; araçta bulunan yan etekliğin 04.05.2019 tarihinde yetkili servisçe sökülmesine rağmen arızanın devam ettiği, araçta meydana gelen temel arızanın ECU ünitesinin düşük veya açık devre yapmasından kaynaklandığı, ilk bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu, dava konusu araçtaki arızanın etekliğin sökülmesine rağmen devam ettiği, arızanın ... ünitesinin aşırı ısınmasından kaynaklanmadığı, arızanın kaynağının AdBlue sisteminden kaynaklandığı, AdBlue sistemine yönelik tamiratlara rağmen sorunun çözülemediği, sorunun çözümüne yönelik ...ünitesinin de değiştirilmesine rağmen sorunun devam ettiği, araç üretimden kaynaklı gizli ayıplı olup yapılan müdahalelere rağmen ayıbın giderilemediği, bu durumun araçtan beklenen faydayı engellediği görüşü bildirilmiştir.
Araca davacı tarafından yetkili servisler dışında yan eteklik tabir edilen parça monte ettirilmiş olup, davalılarca arızanın yan etekliğin hava akımını engellemesinden kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Ancak arıza şikayetleri üzerine yapılan onarımlara ve yan etekliğin çıkarılmasına , ... ünitesinin değiştirilmesine rağmen arızanın devam ettiği belirlenmiştir.Her iki bilirkişi raporunda da yan etekliğin konumu ve boyutlarına göre etekliğin hava akımını engellemediği ve bu nedenle ... ünitesinin ısınmasının bu üniteden kaynaklanmadığı, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda, arızanın kaynağının yan eteklik olmayıp AdBlue sisteminden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla tespit edilen ayıp, üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğindedir.
TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiş, ancak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Eldeki davada davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması nedeniyle, ayıbın niteliğine göre sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının tarafların hak ve menfaatleri gözetilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekir.
Bu kapsamda somut olayda arızanın yetkili servislerce defalarca gerçekleştirilen müdahale, ... ünitesinin değiştirilmesine rağmen giderilemediği, halen aracın arızalı şekilde otoparka çekilmiş vaziyette bekletildiği, son bilirkişi kurulu raporunda da bu durumun araçtan beklenen faydayı elde etmeyi engellediği tespit edilmesine göre. sözleşmeden dönmenin yasal koşulları oluşmuştur. Bu nedenle davalılar vekillerinin ayıbın niteliğine ve bilirkişi raporlarındaki tespitlere yönelik olarak ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca davacının aracı kullanmasının karşılığında davalı satıcı da kendisine ödenen satış bedelini kullandığından aracın kullanımı nedeniyle elde edilen faydanın satım bedelinden mahsubu talebi yerinde değildir.
Davalı ... vekilince, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu ve bu hususta yapılan mevzuat değişikliği nedeniyle mahkemece yabancı para cinsinden hüküm verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "... Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder.
Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı alacaklıya geçmektedir. Yine uyuşmazlık konusu dayanak faturaların tamamı yabancı para (Euro) birimi üzerinden düzenlenmiş olup, bu durum taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir.
13. 09.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararında; Türkiye’de yerleşik kişilerin bakanlıkça belirlenen haller dışında kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı, bu kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin, bakanlıkça belirlenen haller dışında, Türk parası olarak taraflarca yeniden belirleneceği belirtilmiştir.
Bu karara dayalı olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 16.11.2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 2018/32-52 sayılı Tebliğin 8/9 maddesinde, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarının mümkün olduğu, maddenin son fıkrasında ise, bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar ile gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar için bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda dava konusu araç satış bedeli toplam 99.250-Euro olarak 2018/32-52 sayılı Tebliğin yürürlük tarihi öncesinde ödenmiştir. Dolayısıyla somut olayda tahsili gerçekleştirilmiş olan araç bedeli, söz konusu tebliğin 8/9 maddesinin son fıkrası gereğince kapsam dışındadır. Bu nedenle davacının alacağını yabancı para cinsinden talep etmesine engel yoktur.Diğer yandan TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca, sözleşmeden dönme halinde birlikte ifa kuralı gereğince, iadesine karar verilen bedele ayıplı aracın davalıya fiilen iadesi tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, mahkemece hatalı gerekçeyle davacının faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı ...
AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; aracın satıcısı olmayıp ithalatçısı olan ve garanti sorumluluğu bulunmayan davalı ... şirketine husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeksizin mahkemece bu davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi, ayrıca diğer davalı bakımından iadesine karar verilen araç satış bedeline fiilen iade tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken davacının faiz isteminin reddine karar verilmesi ve doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ...
AŞ aleyhine açılan davanın kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı Bursa ... Tic. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2022 Tarih 2020/73 Esas - 2022/98 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... San. Tic. AŞ aleyhine açılan davanın kabulüne, sözleşme konusu 2018 model, ... marka, ... model, ... motor no'lu, ... şase no'lu çekici, ... yarı römork çekicisi niteliğindeki aracın takyidatsız olarak davalı ... AŞ'ye iadesine, iade konusu araç bedeli olan 99.250-Euro'nun aracın fiilen davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesinde düzenlenen faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken 40.521,31-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 11.246,79-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 29.274,52-TL'nin davalı ...
San. Tic. AŞ'den alınarak Hazineye gelir kaydına,"Davacı tarafça yatırılan 11.301,19-TL peşin harçların davalı ... San. Tic. AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.400-TL bilirkişi ücreti, 1.077,25-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.477,25-TL yargı giderinin davalı ... San. Tic. AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan 2.250-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, Davalı ... San. Tic. AŞ tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 86.548,64-TL vekalet ücretinin davalı ... San. Tic. AŞ alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...
Tic. Ltd. Şti. lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalı ... San. Tic. AŞ'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 40.521,31-TL istinaf karar harcından Davalı ... San. Tic. AŞ tarafından peşin yatırılan 11.665,45-TL harcın mahsubu ile kalan 28.855,86-TL harcın Davalı ... San. Tic. AŞ'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan 11.666-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 144,50-TL istinaf yargı giderinin davalı Davalı ...
San. Tic. AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/04/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74505 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi