Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7501 E. 2022/937 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sıfat yokluğu↗ yediemin↗ izafeten dava↗ olumsuz oy↗ tüzel kişilik↗ alacak davası↗ komisyon↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, otopark ve çekici ücretleri ile araçların güncel değerlerinin belirlenmesi, davalı idarenin görev ve sorumluluğunda olmayıp, bu araçların otopark ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğü'nün bağlı olduğu T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait otoparkta muhafaza edilen araçların ödenmeyen ücretleri ile çekici ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece otopark ve çekici ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğünün bağlı olduğu Çevre Şehircilik Bakanlığının görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukukunun değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır.( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, I. Cilt, s. 1195)
Öte yandan Anayasanın muhtelif maddelerinde (m.29/4, 46/1, 82/1, 128/1, 161/1) “Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri” ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeden, Devletin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Devlet kişi topluluğu şeklinde bir kamu tüzel kişisidir. Devlet, kendisini oluşturan kişilerin dışında ayrı bir hukuki kişiliğe sahiptir. Kişiler, devlet tüzel kişiliğinin organlarını oluştururlar ve devlet adına işlem ve eylemler yaparlar. Tüzel kişi olması hasebiyle devlet, haklara ve borçlara ehil olup, hukukî muameleler yapabilir, mahkemelerde davacı veya davalı olabilir. Devlet, başkent teşkilatı (Cumhurbaşkanlığı, Cumhur Başkanlığı Kabinesi, Bakanlıklar…), taşra teşkilatı (il, ilçe,..) ve bunlara bağlı kimi kuruluşlar (Emniyet Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü… gibi) ile birlikte tek bir tüzel kişiliği ifade etmektedir. Bu merciler, kendi görev alanları itibariyle devlet tüzel kişiliği adına işlem ve eylemler yapmaktadırlar. Bu anlamda, bakanlıkların devlet tüzel kişiliğinin dışında ayrıca bir tüzel kişiliğe sahip oldukları söylenemez.
Somut olayda, dava dosyası içindeki belgelerden Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 06/07/2006 tarih, 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının otoparkının yediemin otoparkı olarak hizmet vermesine karar verildiği, aynı sayılı kararda ayrıca muhafaza altına alınacak araçların türüne göre de günlük muhafaza ücretinin belirlendiği görülmüştür. Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir tüzel kişiliğinin bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının yediemin otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde husumetin devlet tüzel kişiliğine izafeten (temsilen) Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3748 E. 2022/6398 K.
Ortak:husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaÇevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıya ait otoparkta muhafaza edilen araçların ödenmeyen ücretleri ile çekici ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece otopark ve çekici ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğünün bağlı olduğu Çevre Şehircilik Bakanlığının görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet tüzel kişiliğine «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Benzer bu karardaÇevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3416 E. 2024/1275 K.
Ortak:yediemin · izafeten dava · olumsuz oy · tüzel kişilik · temsil · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaYukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet tüzel kişiliğine «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek olumlu-«olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… aliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06.07.2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet «tüzel kişiliğine» «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı belirtilerek mahkemece işin esasına girilerek olumlu-«olumsuz» bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… 0/7501 E. ve 2022/937 K. sayılı kararıyla Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 06.07.2006 tarih, 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının otoparkının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesine karar verildiği, aynı sayılı kararda ayrıca muhafaza altına alınacak araçların türüne göre de günlük muhafaza ücretinin belirlendiği, bakanlıkların ... başına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmadığı, devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli ...
Müdürlüğü'nün bağlı olduğu T.C. ... ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · müterafik kusur · ıslah · yasal faiz · kusur · dahili dava
Benzer bu kararda… ulunmasına rağmen hareketsiz kalarak zararın artmasına sebebiyet verdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesi gereğince davacının «müterafık kusuru» takdiren % 50 oranında indirim yapılmasının uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.139.035,00 TL otopark ve çekici ücretinin 7.500,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 1.131.535,00 TL'sine «ıslah» tarihi olan 19.02.2018 tarihinden itibaren işletilecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 22.03.2023 tarih, 2022/708 E. ve 2023/242 K. sayılı kararı ile dava konusu «yedieminde» bulunan araçların «rayiç değerlerinin» 9.112.280,00 TL olarak tespit edildiği, 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli ...
Müdürlüğü'nün konusuna «dahil» olduğunu, bu nedenle de ... ve Şehircilik Bakanlığı'na yöneltilmesi gerektiğini, İçişleri Bakanlığı ile ilgisinin bulunmadığını, «izafeten» açılsa bile davanın İçişleri Bakanlığı'na yöneltildiğini, kararın fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2100 E. 2022/4370 K.
Ortak:yediemin · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut olayda, dava dosyası içindeki belgelerden Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 06/07/2006 tarih, 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının otoparkının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesine karar verildiği, aynı sayılı kararda ayrıca muhafaza altına alınacak araçların türüne göre de günlük muhafaza ücretinin belirlendiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet tüzel kişiliğine «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Benzer bu kararda… mına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu araçların davacı tarafından muhafaza edilmesi amacıyla ve özellikle hiç «yediemin» otoparkı bulunmaması nedeniyle davacı tarafından hizmete açılması yönünde teşvik edilerek yakalanan araçların yediemin deposunda muhafaza edilmesi, bu araçların uzun süre bu otoparkta muhafaza edilmesi, satış işlemlerinin çoğu araçta yapılmaması, bu haliyle davacının alacağının birikmesine neden olması nedeniyle alacağına ulaşamadığının anlaşıldığı, bu haliyle davacının alacağının sözleşme kurulmuş olması nedeniyle ödenmesi gerektiği, dava konusu araçların değerlerinin tespit edildiği, Milli Emlak Genel Tebliği ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 14. maddeye eklenen düzenlemeye uygun olarak satış bedelinin %25'inin geçemeyeceği yöntemi benimsenerek hesaplama yapıldığı, buna göre dava konusu araçların değerinin 219.980.- TL olduğu %25'inin 54.995.- TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, 7.500,00 TL araç otopark ücretinin dava tarihi olan 27/08/2010 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Ankara 14.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · zamanaşımı
Benzer bu kararda… mına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu araçların davacı tarafından muhafaza edilmesi amacıyla ve özellikle hiç «yediemin» otoparkı bulunmaması nedeniyle davacı tarafından hizmete açılması yönünde teşvik edilerek yakalanan araçların yediemin deposunda muhafaza edilmesi, bu araçların uzun süre bu otoparkta muhafaza edilmesi, satış işlemlerinin çoğu araçta yapılmaması, bu haliyle davacının alacağının birikmesine neden olması nedeniyle alacağına ulaşamadığının anlaşıldığı, bu haliyle davacının alacağının sözleşme kurulmuş olması nedeniyle ödenmesi gerektiği, dava konusu araçların değerlerinin tespit edildiği, Milli Emlak Genel Tebliği ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 14. maddeye eklenen düzenlemeye uygun olarak satış bedelinin %25'inin geçemeyeceği yöntemi benimsenerek hesaplama yapıldığı, buna göre dava konusu araçların değerinin 219.980.- TL olduğu %25'inin 54.995.- TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, 7.500,00 TL araç otopark ücretinin dava tarihi olan 27/08/2010 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen Ankara 14.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/752 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kabulüne, 47.495,00 TL araç otopark ücretinin dava tarihi olan 02/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, birleşen davanın TBK 146 md. düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açılmış bulunmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1944 E. 2022/6985 K.
Ortak:yediemin · komisyon · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut olayda, dava dosyası içindeki belgelerden Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 06/07/2006 tarih, 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının otoparkının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesine karar verildiği, aynı sayılı kararda ayrıca muhafaza altına alınacak araçların türüne göre de günlük muhafaza ücretinin belirlendiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet tüzel kişiliğine «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Benzer bu kararda… sayılı Şanlıurfa Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığı kararı ile davacının işletmekte olduğu, Şanlıurfa'da Mardin yolu üzeri Sırrın mevkiinde bulunan otoparkının «yedieminli» otopark olarak kullanılmasına ilişkin karar verildiği ve bu kapsamda davacının otoparkına araçların konulduğu sabit olup artık davacı ile davalı arasında fiilen «saklama sözleşmesi» ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerektiği, Şanlıurfa İl Trafik Komisyonunun 04/03/2008 tarih 2008/12 sayılı kararı ile davacıya ait otoparkın “yed-i eminli otopark” olarak işletilmesine karar verildiği ve aynı «komisyon» tarafından “yed-i eminli otopark ücretleri” belirlenmiş olup, davacının otoparkına idari işlemle çekilen araçlar yönünden artık bu tarifedeki ücretin ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinde, trafikten men edilerek alıkonulan araçların sahipleri tarafından 6 ay içinde «teslim» alınmayan ve aranmayan araçların Hazine'ce satılarak bedellerinin emanet hesabına alınarak, bu işlemler sırasında yapılan «masrafların» satış bedelinden «mahsup» edileceği düzenlenmiş olup, bu yasanın uygulanmasına yönelik çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Araçları kaldıran ve çekenler ile araç sahiplerinin sorumluluğu” başlıklı 121/b-2. bendine göre, araç sahiplerinin, araçlarının kaldırılıp götürülmesi sebebiyle yapılmış olan bütün masrafları ödemek zorunda olduğu yönünde paralel bir hükme yer verilmiş ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceğinin belirtildiği,açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında asıl sorumluluğun araç sahiplerine ait olması ve yedieminlik işi ile iştigal eden davacının «hizmet bedelini» en «son» çare olarak hizmete konu araçların satışı sonrasında satış suretiyle elde edilecek paradan tahsil edebilmesi gerektiği, ne var ki; uyuşmazlığa konu olayda davacının yedieminli otoparkında bulunan araçların satışı için tanınan yasal 6 aylık süre geçmesine rağmen satışın yapılmadığının da dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu durumda yedieminlik işini meslek edinen davacının mevcut mevzuat kapsamında kendisine teslim edilen araçların satışının Hazine tarafından yapılmasını sağlamak, otopark hizmet ücretinin tahsili için gerekli girişimlerde bulunmak konusunda yeteri kadar çaba sarfetmemesi sonucu otopark ücretinin araçların değerini aşacak boyutlara kadar ulaşmasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda araçların hurda olduğu ve tüm özelliklerinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle ortalama olarak «keşif» tarihindeki hurda bedelinin 165.500.- TL olarak tespitinin yapıldığı, ancak bu miktardan TBK’nın 52 maddesi gereğince davacının «müterafık kusuru» ve araçların niteliklerinin tam belirlenememesi nedeniyle takdiren %25 indirim yapılması gerektiği, sonuç olarak, dava konusu alacağa esas teşkil eden araç bedellerinin 123.750.- TL olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceği yönündeki düzenleme de nazara alınarak belirlenen araç bedelinin %25'i olan 30.937,50 TL davacının otopark ücreti alacağı olduğu kanaatine varıldığı, dosya kapsamında «ıslaha» rastlanılmadığı, davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500.- TL alacağının ödetilmesini istediği, bu durumda taleple bağlı kalınarak davacının davalıdan 7.500.- TL alacağı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 7.500.- TL alacağın 23.06.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · hizmet bedeli · müterafik kusur · keşif · muacceliyet · mahsup · ıslah · dosya masrafı
Benzer bu kararda… sayılı Şanlıurfa Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığı kararı ile davacının işletmekte olduğu, Şanlıurfa'da Mardin yolu üzeri Sırrın mevkiinde bulunan otoparkının «yedieminli» otopark olarak kullanılmasına ilişkin karar verildiği ve bu kapsamda davacının otoparkına araçların konulduğu sabit olup artık davacı ile davalı arasında fiilen «saklama sözleşmesi» ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerektiği, Şanlıurfa İl Trafik Komisyonunun 04/03/2008 tarih 2008/12 sayılı kararı ile davacıya ait otoparkın “yed-i eminli otopark” olarak işletilmesine karar verildiği ve aynı «komisyon» tarafından “yed-i eminli otopark ücretleri” belirlenmiş olup, davacının otoparkına idari işlemle çekilen araçlar yönünden artık bu tarifedeki ücretin ödenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinde, trafikten men edilerek alıkonulan araçların sahipleri tarafından 6 ay içinde «teslim» alınmayan ve aranmayan araçların Hazine'ce satılarak bedellerinin emanet hesabına alınarak, bu işlemler sırasında yapılan «masrafların» satış bedelinden «mahsup» edileceği düzenlenmiş olup, bu yasanın uygulanmasına yönelik çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Araçları kaldıran ve çekenler ile araç sahiplerinin sorumluluğu” başlıklı 121/b-2. bendine göre, araç sahiplerinin, araçlarının kaldırılıp götürülmesi sebebiyle yapılmış olan bütün masrafları ödemek zorunda olduğu yönünde paralel bir hükme yer verilmiş ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceğinin belirtildiği,açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında asıl sorumluluğun araç sahiplerine ait olması ve yedieminlik işi ile iştigal eden davacının «hizmet bedelini» en «son» çare olarak hizmete konu araçların satışı sonrasında satış suretiyle elde edilecek paradan tahsil edebilmesi gerektiği, ne var ki; uyuşmazlığa konu olayda davacının yedieminli otoparkında bulunan araçların satışı için tanınan yasal 6 aylık süre geçmesine rağmen satışın yapılmadığının da dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu durumda yedieminlik işini meslek edinen davacının mevcut mevzuat kapsamında kendisine teslim edilen araçların satışının Hazine tarafından yapılmasını sağlamak, otopark hizmet ücretinin tahsili için gerekli girişimlerde bulunmak konusunda yeteri kadar çaba sarfetmemesi sonucu otopark ücretinin araçların değerini aşacak boyutlara kadar ulaşmasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiği, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda araçların hurda olduğu ve tüm özelliklerinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle ortalama olarak «keşif» tarihindeki hurda bedelinin 165.500.- TL olarak tespitinin yapıldığı, ancak bu miktardan TBK’nın 52 maddesi gereğince davacının «müterafık kusuru» ve araçların niteliklerinin tam belirlenememesi nedeniyle takdiren %25 indirim yapılması gerektiği, sonuç olarak, dava konusu alacağa esas teşkil eden araç bedellerinin 123.750.- TL olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek-14. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceği yönündeki düzenleme de nazara alınarak belirlenen araç bedelinin %25'i olan 30.937,50 TL davacının otopark ücreti alacağı olduğu kanaatine varıldığı, dosya kapsamında «ıslaha» rastlanılmadığı, davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500.- TL alacağının ödetilmesini istediği, bu durumda taleple bağlı kalınarak davacının davalıdan 7.500.- TL alacağı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 7.500.- TL alacağın 23.06.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… iyetinde olduğu ve tevdi ücretinin kararlaştırılmadığı idarenin mevzuatına göre otopark sahibinin alacağının aracın gerçek malikine iadesinden veya satışından sonra «muaccel» hale geldiği, davalı idarenin tevdii ettiği araçlar nedeniyle davacının iş hacmi artmakta ve menfaat de temin ettiği, hacizli yakalamalı araçlar ya da adli merci k …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4097 E. 2024/1800 K.
Ortak:yediemin · komisyon · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaYukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir «tüzel kişiliğinin» bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının «yediemin» otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde «husumetin» devlet tüzel kişiliğine «izafeten» («temsilen») Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıya ait otoparkta muhafaza edilen araçların ödenmeyen ücretleri ile çekici ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece otopark ve çekici ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğünün bağlı olduğu Çevre Şehircilik Bakanlığının görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 6.09.2020 tarihli ve 2018/636 E., 2020/1609 K. sayılı kararıyla; Şanlıurfa Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığı kararı ile davacının işletmekte olduğu otoparkının «yedieminli» otopark olarak kullanılmasına ilişkin karar verildiği ve bu kapsamda davacının otoparkına araçların konulduğu, davacı ile davalı arasında fiilen «saklama sözleşmesi» ilişkisinin kurulduğu, aynı «komisyonun» kararı ile yedi eminli otopark ücretlerinin belirlenmiş olduğu, davacının otoparkına idari işlemle çekilen araçlar yönünden artık bu tarifedeki ücretin ödenmesi gerektiği, 2918 sayılı Kanunu’nun Ek-14 üncü maddesine göre trafikten men edilerek alıkonulan araçların sahipleri tarafından 6 ay içinde «teslim» alınmayan ve aranmayan araçların Hazinece satılarak bedellerinin emanet hesabına alınarak, bu işlemler sırasında yapılan «masrafların» satış bedelinden «mahsup» edileceğinin düzenlendiği, bu yasanın uygulanmasına yönelik çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Araçları kaldıran ve çekenler ile araç sahiplerinin sorumluluğu” başlıklı 121/b-2. bendine göre araç sahiplerinin, araçlarının kaldırılıp götürülmesi sebebiyle yapılmış olan bütün masrafları ödemek zorunda olduğu yönünde paralel bir hükme yer verildiği ve 2918 sayılı Kanunu’nun Ek-14 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceğinin belirtildiği, açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında asıl sorumluluğun araç sahiplerine ait olması ve yedieminlik işi ile iştigal eden davacının «hizmet bedelini» en «son» çare olarak hizmete konu araçların satışı sonrasında satış suretiyle elde edilecek paradan tahsil edebilmesi gerektiği, ancak davacının yedieminli otoparkında bulunan araçların satışı için tanınan yasal 6 aylık süre geçmesine rağmen satışın yapılmadığının da dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu durumda yedieminlik işini meslek edinen davacının mevcut mevzuat kapsamında kendisine teslim edilen araçların satışının Hazine tarafından yapılmasını sağlamak, otopark hizmet ücretinin tahsili için gerekli girişimlerde bulunmak konusunda yeteri kadar çaba sarfetmemesi sonucu otopark ücretinin araçların değerini aşacak boyutlara kadar ulaşmasında müterafik kusurunun bulunduğu, bilirkişi raporunda araçların hurda olduğu ve tüm özelliklerinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle ortalama olarak «keşif» tarihindeki hurda bedelinin 165.500.00 TL olarak tespitinin yapıldığı, ancak bu miktardan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi gereğince davacının «müterafık kusuru» ve araçların niteliklerinin tam belirlenememesi nedeniyle takdiren %25 indirim yapılması gerektiği, bu durumda sonuç olarak dava konusu alacağa esas teşkil eden araç bedellerinin 123.750,00 TL olduğu, yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereğince satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceği yönündeki düzenlemeler nazara alınarak belirlenen araç bedelinin %25'i olan 30.937,50 TL davacının otopark ücreti alacağı olduğu kanaatine varıldığı, davacının «ıslahı» bulunmadı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL alacak telep edildiğinden taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 7.500,00 TL alacağın 23.06.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacağın «zamanaşımına» uğradığını, «husumetin» davalı idareye yöneltilemeyeceğini, davacının varsa otopark ücretini araç sahiplerinden talep etmesi gerektiğini, çekici ücretlerinin idare tarafından ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacının «teslim» alınmayan araçların satımını isteme ve bu satış üzerinden otopark ve yedi eminlik ücretini tahsil etme hakkı mevcut olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · hizmet bedeli · müterafik kusur · keşif · muacceliyet · kazanılmış hak · mahsup · ıslah
Benzer bu kararda… 6.09.2020 tarihli ve 2018/636 E., 2020/1609 K. sayılı kararıyla; Şanlıurfa Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığı kararı ile davacının işletmekte olduğu otoparkının «yedieminli» otopark olarak kullanılmasına ilişkin karar verildiği ve bu kapsamda davacının otoparkına araçların konulduğu, davacı ile davalı arasında fiilen «saklama sözleşmesi» ilişkisinin kurulduğu, aynı «komisyonun» kararı ile yedi eminli otopark ücretlerinin belirlenmiş olduğu, davacının otoparkına idari işlemle çekilen araçlar yönünden artık bu tarifedeki ücretin ödenmesi gerektiği, 2918 sayılı Kanunu’nun Ek-14 üncü maddesine göre trafikten men edilerek alıkonulan araçların sahipleri tarafından 6 ay içinde «teslim» alınmayan ve aranmayan araçların Hazinece satılarak bedellerinin emanet hesabına alınarak, bu işlemler sırasında yapılan «masrafların» satış bedelinden «mahsup» edileceğinin düzenlendiği, bu yasanın uygulanmasına yönelik çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin “Araçları kaldıran ve çekenler ile araç sahiplerinin sorumluluğu” başlıklı 121/b-2. bendine göre araç sahiplerinin, araçlarının kaldırılıp götürülmesi sebebiyle yapılmış olan bütün masrafları ödemek zorunda olduğu yönünde paralel bir hükme yer verildiği ve 2918 sayılı Kanunu’nun Ek-14 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve işlemler hakkında doğabilecek tereddütleri gidermek amacıyla çıkarılan 03.08.2005 tarih ve 296 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği'nin 2. maddesinde satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceğinin belirtildiği, açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında asıl sorumluluğun araç sahiplerine ait olması ve yedieminlik işi ile iştigal eden davacının «hizmet bedelini» en «son» çare olarak hizmete konu araçların satışı sonrasında satış suretiyle elde edilecek paradan tahsil edebilmesi gerektiği, ancak davacının yedieminli otoparkında bulunan araçların satışı için tanınan yasal 6 aylık süre geçmesine rağmen satışın yapılmadığının da dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu durumda yedieminlik işini meslek edinen davacının mevcut mevzuat kapsamında kendisine teslim edilen araçların satışının Hazine tarafından yapılmasını sağlamak, otopark hizmet ücretinin tahsili için gerekli girişimlerde bulunmak konusunda yeteri kadar çaba sarfetmemesi sonucu otopark ücretinin araçların değerini aşacak boyutlara kadar ulaşmasında müterafik kusurunun bulunduğu, bilirkişi raporunda araçların hurda olduğu ve tüm özelliklerinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle ortalama olarak «keşif» tarihindeki hurda bedelinin 165.500.00 TL olarak tespitinin yapıldığı, ancak bu miktardan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi gereğince davacının «müterafık kusuru» ve araçların niteliklerinin tam belirlenememesi nedeniyle takdiren %25 indirim yapılması gerektiği, bu durumda sonuç olarak dava konusu alacağa esas teşkil eden araç bedellerinin 123.750,00 TL olduğu, yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereğince satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücretlerinin satış bedelinden düşüleceği ve otopark ücreti olarak ödenecek bedel tutarının araç satış bedelinin %25'ini geçemeyeceği yönündeki düzenlemeler nazara alınarak belirlenen araç bedelinin %25'i olan 30.937,50 TL davacının otopark ücreti alacağı olduğu kanaatine varıldığı, davacının «ıslahı» bulunmadı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL alacak telep edildiğinden taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 7.500,00 TL alacağın 23.06.2010 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… yetinde olduğu ve tevdi ücretinin kararlaştırılmadığı, idarenin mevzuatına göre otopark sahibinin alacağının aracın gerçek malikine iadesinden veya satışından sonra «muaccel» hale geldiği, davalı idarenin tevdii ettiği araçlar nedeniyle davacının iş hacminin arttığı ve menfaat de temin ettiği, hacizli yakalamalı araçlar ya da adli merci …
… L davacının otopark ücreti alacağı olduğu, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL nin tahsilini istediği ancak herhangi bir «ıslah» talebi bulunmadığından taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7501 E. , 2022/937 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.06.2020 tarih ve 2016/792 E. - 2020/217 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin her çeşit vasıtanın kurtarılması, çekilmesi, muhafazası ve otopark işletmeciliği alanında faaliyet gösteren gerçek kişi tacir olduğunu, davalının ise muhtelif tarihlerde ve çeşitli sayıda vasıtayı çektirerek muhafaza edilmek üzere müvekkiline teslim ettiğini, ancak herhangi bir ücret ödemediğini ileri sürerek, beher vasıtanın otoparka çekilmesi için çekici ücreti ile beher vasıtanın muhafaza ücreti olmak üzere toplam 7.500,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile çekici ücreti ile muhafaza ücreti bedeli talebini 2.509.877,00 TL artırarak, 2.517.377,00 TL 'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, husumet itirazlarının bulunduğunu, idarenin bu davanın davalısı olmadığını, davanın araç sahiplerine yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinde hangi araçların otopark ve çekici ücretlerine ait alacağın istendiğinin belli olmadığını, araçların teslim tarihlerinin belli olmadığını bu yönden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, Balıkesir Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler tarafından 2006-2007-2008-2009-2010 yılı sonuna kadar toplam 17.699 aracın Pekdemir Otoparkına 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun değişik maddelerine istinaden çektirildiğini, yasal süresi içinde başvuran araç sahiplerinden otopark ve çekici ücretlerinin tahsil edilerek sahiplerine teslim edildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34-91- 20/e-61-48/5 vb.
maddelerinden bağlı bulunan araçların 2918 sayılı kanuna eklenen ek-14. maddesine istinaden satışları yapılır denildiğinden çeşitli tarihlerde bağlanan araçların 6 aylık yasal süreyi doldurduktan sonra satışı yapılmak üzere yazı ile Milli Emlak Müdürlüğü'ne bildirildiğini, davacının araçların satışı yapılıp otopark ve çekici ücretleri ödendikten sonra tesliminin yapılacağı hususunu bilerek araç kabulü yaptığını, otopark ve çekici ücreti ödenmeksizin otoparktan teslim alınan araç olmadığından bir borcun da olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, otopark ve çekici ücretleri ile araçların güncel değerlerinin belirlenmesi, davalı idarenin görev ve sorumluluğunda olmayıp, bu araçların otopark ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğü'nün bağlı olduğu T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait otoparkta muhafaza edilen araçların ödenmeyen ücretleri ile çekici ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece otopark ve çekici ücretlerinin ödenmesi konusu, Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-14 maddesi kapsamında Milli Emlak Müdürlüğünün bağlı olduğu Çevre Şehircilik Bakanlığının görev ve sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukukunun değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir.
Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır.( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, I. Cilt, s. 1195)
Öte yandan Anayasanın muhtelif maddelerinde (m.29/4, 46/1, 82/1, 128/1, 161/1) “Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri” ifadesi yer almaktadır. Bu ifadeden, Devletin kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Devlet kişi topluluğu şeklinde bir kamu tüzel kişisidir. Devlet, kendisini oluşturan kişilerin dışında ayrı bir hukuki kişiliğe sahiptir. Kişiler, devlet tüzel kişiliğinin organlarını oluştururlar ve devlet adına işlem ve eylemler yaparlar. Tüzel kişi olması hasebiyle devlet, haklara ve borçlara ehil olup, hukukî muameleler yapabilir, mahkemelerde davacı veya davalı olabilir. Devlet, başkent teşkilatı (Cumhurbaşkanlığı, Cumhur Başkanlığı Kabinesi, Bakanlıklar…), taşra teşkilatı (il, ilçe,..) ve bunlara bağlı kimi kuruluşlar (Emniyet Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü… gibi) ile birlikte tek bir tüzel kişiliği ifade etmektedir.
Bu merciler, kendi görev alanları itibariyle devlet tüzel kişiliği adına işlem ve eylemler yapmaktadırlar. Bu anlamda, bakanlıkların devlet tüzel kişiliğinin dışında ayrıca bir tüzel kişiliğe sahip oldukları söylenemez.
Somut olayda, dava dosyası içindeki belgelerden Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyon Başkanlığının 06/07/2006 tarih, 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının otoparkının yediemin otoparkı olarak hizmet vermesine karar verildiği, aynı sayılı kararda ayrıca muhafaza altına alınacak araçların türüne göre de günlük muhafaza ücretinin belirlendiği görülmüştür. Yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde bakanlıkların tekbaşına bir tüzel kişiliğinin bulunmayıp Devletin kamu tüzel kişiliğinin bir organı olduğu, anılan tarihte Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Maliye Bakanlığına bağlı bir müdürlük olduğu ve ayrıca Balıkesir Valiliği İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 06/07/2006 tarih 2006/77 sayılı kararı uyarınca davacının yediemin otoparkı olarak hizmet vermesi hususu birlikte değerlendirildiğinde husumetin devlet tüzel kişiliğine izafeten (temsilen) Maliye Hazinesine yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/743064300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz