6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ayıp ihbarının yazılı ve derhal yapıldığı ispatlanamadığından davanın reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/400 E. 2025/274 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süre

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satımAyıba karşı tekeffül

Gerekçe özeti

Ticari satım sözleşmesinde alıcının gizli/açık ayıp iddiasına dayanarak tazminat talep edebilmesi için, hem satın alınan malın davalıdan geldiğinin somut olarak ispatlanması hem de TTK 23/1-c ve TBK 223 uyarınca ayıbın süresinde ve yazılı olarak satıcıya bildirildiğinin ispatlanması gerekir; ayıp ihbarı yazılı yapılması gereken bir husus olduğundan tanık deliliyle ispat edilemez ve istinaf aşamasında ilk kez sunulan deliller HMK 357 gereği dikkate alınmaz. Ayrıca maddi tazminat davasının tamamen reddi halinde AAÜT'nin ilgili maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi ücrete hükmedilmiş olması, HMK 304 kapsamında her zaman düzeltilebilir nitelikte olduğundan tek başına kararın kaldırılması sebebi oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Ayıplı malın davalıdan alındığının ispatlanamaması → ret

İddia: Davacı vekili, davalının ayıplı olduğunu kabul ettiği ürünleri iade aldığını, iade ve reklamasyon faturalarının davalıdan alınan mallardan kaynaklandığının bilirkişi raporlarıyla ispat edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının davalıya iade ettiğini belirttiği faturalarda malların ayıplı olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamakta olup, davalı vekili bu iadenin davacının malları kullanmaması nedeniyle yapıldığını belirterek davacının iddiasını kabul etmemiştir. Talebe konu ürünlerin davacının davalıdan aldığı ürünler olduğu somut olarak belirlenememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ayıp ihbarının süresinde ve yazılı olarak yapılıp yapılmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, ekte sundukları 28/07/2017 tarihli e-posta ile müvekkilinin davalıya ihbarda bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince malın ayıbı teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde, açıkça belli değilse 8 gün içinde inceleyip ayıbı satıcıya ihbarla yükümlüdür; diğer durumlarda TBK 223/2 uygulanır. TBK'nın 223. maddesine göre alıcı, satılanı işlerin olağan akışına göre gözden geçirip ayıp görürse uygun süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır; bildirimde bulunmazsa satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde ise bu ayıbın sonradan anlaşılması durumunda hemen satıcıya bildirilmesi gerekir, bildirilmezse ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Davacı vekili yargılama aşamasında sunduğu delil dilekçesinde e-posta yazışmalarına dayanmış ancak bu yazışmaları sunmamış, ayrıca yazılı ayıp ihbarına dair başka bir delil de sunmamıştır. İstinaf dilekçesi ekinde sunulan e-postalar ise HMK'nın 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında yeni delil sunulamayacağından dikkate alınmamıştır. Mahkemenin tanık dinletme talebini kabul etmemesi de isabetlidir; kaldı ki yazılı olması gerekli ayıp ihbarının tanık deliliyle ispatı da mümkün değildir. Davacı, ayıbı davalıya hemen bildirdiğini ispat edememiştir; davalının bu hususu süresinde sunduğu cevap dilekçesinde ileri sürmesine gerek bulunmamaktadır, kanunun açık hükmü karşısında mahkemece re'sen dikkate alınacaktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Maddi tazminat davasının tamamen reddi halinde uygulanacak vekalet ücreti türü → ret

İddia: Davacı vekili, davanın maddi tazminat istemine ilişkin olmasına rağmen AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 13/4. maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur; bu maddede belirtilen ücret 4.080-TL maktu ücrettir. Davacının maddi tazminat niteliğindeki talebi tamamen reddedildiğinden mahkemece 4.080-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 7.300-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir; ancak bu husus HMK'nın 304. maddesine göre mahkemesince her zaman düzeltilebileceğinden kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Ayıp ihbarının yazılı ve derhal/süresinde yapılması gerektiği, bunun tanık deliliyle ispat edilemeyeceği ve istinaf aşamasında ilk kez sunulan delillerin HMK 357 uyarınca dikkate alınmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer ticari satım uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca, malın ayıbı teslim sırasında açıkça belli ise alıcı bunu 2 gün içinde, açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde inceleyip satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür; diğer durumlarda TBK 223/2 uyarınca ayıp öğrenildiğinde derhal ve yazılı olarak satıcıya bildirilmesi gerekir, aksi halde satılan ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp ayıp ihbarı ispat yükü TTK 23/1-c TBK 223 AAÜT maktu-nispi vekalet ücreti yeni delil yasağı (HMK 357)

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1-c · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 223TBK 223/2TBK 227 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 357HMK 304 · AAÜT — AAÜT 13/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/400

KARAR NO 2025/274

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/11/2021

NUMARASI 2019/520 Esas - 2021/803 Karar

DAVA

Tazminat (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, 2015 yılından beri müvekkilinin simli (metalize) iplik üretimim sürecinde kullandığı solventleri davalıdan satın aldığını; müvekkilinin ürettiği iplikleri alan müşterilerinden ürünlerde renk akması probleminin bildirildiğini, yapılan incelemede sorunun davalıdan satın alınan solvent maddesinden kaynaklandığının tespit edildiğini, buna göre solventlerin taahhüt edilen saflık değerlerinde olmaması ve olması gerekenden fazla su içermesi sebebiyle kaplama işleminde solventlerle karıştırılan özel reçine tekstil uygulamaları için gerekli dayanım şartlarını sağlayacak kürlenmenin oluşamadığını; Sinop 1. AHM'nin 2017/156 D. İş sayılı dosyasındaki delil tespitinde, davalıdan satın alınan etil asetat, metil etil keton, aseton ve metanol maddelerinin olması gereken nitelikte olmadığının Tübitak laboratuvarındaki testle ortaya çıktığını;

müşterilerinin müvekkiline ürünleri iade ederek reklamasyon faturası düzenlediklerini; gizli ayıp nedeniyle davalıya başvurulduğunu, davalının müvekkilinin elindeki ürünleri geri aldığını ama uğradığı zararı karşılamadığını ileri sürerek, şimdilik 50.000-TL'nin ayıbın tespit edildiği 24/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili süresinde olmayan cevap dilekçesinde, ürünlerin üretime başlanmadan önce analizinin yaptırıldığını, davacının 4 ay sonra delil tespiti isteminde bulunduğunu, davacının başka firmalardan da ürün satın aldığından iddiaya konu ürünlerin müvekkilinin olup olmadığının belli olmadığını; depodan çıkan ürünlerin taşıma, saklama ve imalat süreçleri bilinmediğini, aylar sonra davacının tazminat talebinde bulunmasının anlaşılmadığını; analizlere göre sorun olduğu belirtilen aseton ürünü hava almayacak şekilde bekletilmesi gerektiğini, aksi hale su oranının yükseleceğini ve davacının iddialarını ispat edemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacıya müşterisinden iade edilen malların davalıdan alınan ürünlerden kaynaklanıp kaynaklamadığının tespit edilemediği; davacı tarafından davalıdan alınan ürünlerin saklama ve depolama koşullarına uygun saklanıp saklanmadığı ile gizli ayıbın saklama koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığının somut olarak belirlenemediği; bilirkişi raporlarında ürünün gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, ancak gizli ayıplı ürünün davalıdan alınan ürün olup olmadığının belirlenemediğinin bildirildiği, gizli ayıplı ürünü davalı satmış olsa bile ayıp ihbarının davacı tarafından TTK 23/1-c'ye göre 2 ve 8 günlük sürelerde yazılı olarak ihbarda bulunması gerektiği, ayıbın kullanımla ortaya çıkması halinde ise TBK 223/1'e göre derhal ve yazılı olarak davalıya bildirilmesi gerektiği, ayıbın 24/07/2017'de öğrenildiği ifade edilmesine rağmen ayıbın derhal ve yazılı olarak yapıldığına dair delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, süresinde cevap dilekçesi sunmayan davalının soyut savunmalarına göre karar verildiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının ayıplı olduğunu kabul ettiği ürünleri iade aldığını, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, ekte sundukları 28/07/2017 tarihli e-postayla müvekkilin davalıya ihbarda bulunduğunu, konusunda uzman bilirkişilerin verdiği rapora rağmen davanın mali müşavir bilirkişinin raporuna göre reddedildiğini, müvekkiline kesilen iade ve reklamasyon faturalarının davalıdan alınmış mallardan kaynaklandığının bilirkişi raporlarıyla ispat edildiğini ve davanın maddi tazminat istemine ilişkin olmasına rağmen AAÜT uyarınca maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında davacıya ayıplı mal satıldığından bahisle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.

Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir.

Mahkemece, davalının davacıya sattığı mallarda bulunduğunu iddia ettiği ayıbı 24/07/2017 tarihinde öğrendiği ancak ayıbın yazılı olarak derhal davalıya bildirilmediği ve iddia ettiği zararının davalıdan aldığı mallardan kaynaklandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında sunduğu 28/03/2018 havale tarihli delil dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasındaki e-posta yazışmalarına delil olarak dayanmış, davalıya sözlü olarak bildirilen ayıpların yazılı olarak bildirildiğinin ispatlanacağını; tanıklarının da ayıplı ürünlerin sadece davalıdan alındığı, ayıbın davalıya bildirildiği, ayıp nedeniyle müşteriler tarafından mal iadesi ve reklamasyon faturası düzenlenip düzenlemediği konuları başta olmak üzere dava dilekçesindeki iddiaları konusunda beyanda bulunacağını belirtmiştir.

Ancak yargılama aşamasında davalıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair yazılı her hangi bir delil sunmamış, ayrıca delil dilekçesinde belirttiği e-posta yazışmalarını sunmamıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinin ekinde süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunu gösteren müvekkili ile davalı arasında olduğunu belirttiği 28/07/2017 ve 31/07/2017 tarihli e-postaları sunmuştur. HMK'nın 357. maddesinde istinaf aşamasında yeni delillere dayanılamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle davacının istinaf dilekçesinde sunduğu e-postalar dikkate alınmamıştır. Mahkemenin 30/10/2018 tarihli ara kararıyla davacının, tanık dinletme talebi de kabul edilmemiştir. Kaldı ki yazılı olarak yapılması gerekli olan ayıp ihbarının, tanık deliliyle ispat edilmesi imkanı da bulunmamaktadır.

Yine davacı, davalının malların bir kısmındaki ayıbı kabul ettiğinden o malları 12/06/2017 ve 23/09/2017 tarihli iade faturalarıyla iade aldığını belirtmiştir. Ancak söz konusu iade faturalarında malların ayıplı olduğu hususunda her hangi bir kayıt yoktur. Davalı vekili 20/03/2020 tarihli dilekçesinde, davacının o malları kullanmadığı beyanı üzerine iade alındığını ifade etmiş, yani davacının iddiasını kabul etmemiştir. TBK'nın 223. maddesinde de belirtildiği üzere satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Somut olayda davacı, iddia ayıbı davalı satıcıya hemen bildirdiğini ispat edememiştir. Kanunun açık hükmü karşısında, davalı satıcının bu hususu süresinde sunduğu cevap dilekçesinde de sunmasına gerek bulunmamakta olup, mahkemece dikkate alınacaktır. Bu nedenlerle ve talebe konu ürünlerinden davacının davalıdan aldığı ürünler olduğu somut olarak belirlenemediğinden, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin esasa ilişkin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Ancak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 24/11/2020 tarihli RG'de yayımlanmış AAÜT'nin 13/4. maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiştir.

Bu maddede belirtilen ücret ise 4.080-TL maktu ücrettir. Davacının maddi tazminat niteliğindeki talebi tamamen reddedildiğinde, anılan düzenlemeye göre mahkemece davalı şirket lehine 4.080-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 7.300-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus HMK'nın 304. maddesine göre mahkemesince her zaman düzeltilebileceğinden kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74205 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.