Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7773 E. 2022/483 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, davacıların takip dosyasında borçlu olmadıkları, davalı takip alacaklısı bankanın kötü niyetli takip başlattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, asıl alacağın %20'si olan 187.322,68 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15946 E. 2013/23047 K.
Ortak:Borçlu olmadığının tespiti
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı sözleşmesi · tüketici kredisi · üçüncü kişi · kredi sözleşmesi · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının hesabındaki paranın «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğu, bireysel «kredi sözleşmesinin» dava dışı kişi tarafından düzenlendiği, kredi kartının davacı adına düzenlenmekle birlikte dava dışı kişiye «teslim» edildiği ve kullanıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 14.322,43 TL'nin faiziyle tahsiline, davacının dava konusu «tüketici kredisi» sözleşmesi ve «kredi kartı sözleşmesi» nedeniyle borçlu olmadığına dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7153 E. 2013/11674 K.
Ortak:Borçlu olmadığının tespiti
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı sözleşmesi · tüketici kredisi · üçüncü kişi · kredi sözleşmesi · menfi tespit · vekalet ücreti · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının hesabındaki paranın «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğu, bireysel «kredi sözleşmesinin» dava dışı kişi tarafından düzenlendiği, kredi kartının davacı adına düzenlenmekle birlikte dava dışı kişiye «teslim» edildiği ve kullanıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 14.322,43 TL'nin faiziyle tahsiline, davacının dava konusu «tüketici kredisi» sözleşmesi ve «kredi kartı sözleşmesi» nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmiştir.
2-Davacı taraf, hesaptan usulsüz çekilen paraya ilişkin alacak talebi dışında ayrıca «tüketici kredisi» sözleşmesi ve «kredi kartı sözleşmesi» nedeniyle borçlu olmadığına dair «menfi tespit» talebinde bulunmuş olup, mahkemece tüm talepler kabul edilmiş olmasına rağmen sadece alacak talebi dikkate alınarak «vekalet ücretine» hükmedilip menfi tespit talepleri yönünden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7773 E. , 2022/483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2020 tarih ve 2020/66 E. - 2020/216 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacılar hakkında yapılan ilamsız icra takibinin asıl borçlusunun ... Marketçilik Gıda Temizlik Tic. Ltd. Şti. olduğunu, bu şirketin davalı bankadan kullanmış olduğu kredi için davacıların taşınmazları üzerinde ipotek tesis edildiğini, dava konusu 23.12.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin 31. sayfasında davacıların ipotek borçlusu sıfatıyla imza attıklarını, bu sözleşmeye kefil olmadıklarını ileri sürerek, başlatılan ilamsız icra takibinde davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların 23.12.2010 tarihli genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulduğunu ileri sürerek davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamanın sonucunda, davacıların takip dosyasında borçlu olmadıkları, davalı takip alacaklısı bankanın kötü niyetli takip başlattığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıların takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, asıl alacağın %20'si olan 187.322,68 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 47.985,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20/01/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava konusu genel kredi sözleşmesi 23.12.2010 tanzim tarihli olup, davacıların 07.07.2010 tanzim tarihli ipoteği sözleşmeden önce, 14.12.2011 tanzim tarihli ipotek ise sözleşmeden sonra tesis edilmiştir.
23.12.2010 tarihli kredi sözleşmesinin 31.sahifesindeki kefil bölümü, davacılar tarafından ipotek borçlusu oldukları yazılmak suretiyle imzalanmıştır.
Sözleşmenin düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484.maddesi hükmüne göre kefiller açısından sözleşmede kefalet şartları yerine getirilmiştir.
Kaldı ki davacıların, 07.07.2010 tarihinde ipoteği tesis etmelerine rağmen, 23.12.2010 tarihinde kredi sözleşmesinin kefil hanesini ipotek borçlusu olarak imzalamalarının başka bir anlamı bulunmamaktadır.
Bu halde alacaklı bankanın icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetli olmamıştır.
Bu yöne ilişkin davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/737635800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz