6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Distribütörlük yetkisinin devrinde haksız rekabet iddiasının ispatlanamaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1396 E. 2025/584 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetdiğerKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bir şirketin distribütörlük/satış yetkisinin, o yetkiyi veren firmada önceden yönetici pozisyonunda bulunan bir kişinin sonradan kurduğu/ortağı olduğu şirkete devredilmesi, tek başına haksız rekabet oluşturmaz; bu eylemin haksız rekabet sayılabilmesi için yetki devri sürecinde dürüstlük kuralına aykırı davranış ve uygulamaların (örn. eski işverenden edinilen bilgilerin kullanılması, karşı tarafın kötülenmesi) somut delillerle ispatlanması gerekir, aksi halde tazminat talebi reddedilir. Ayrıca, aynı davada hem maddi hem manevi tazminat talep edilmesi halinde, AAÜT 10/4 gereğince davalı yararına her bir tazminat kalemi için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; tek vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Distribütörlük yetkisinin devrinde haksız rekabet iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı vekili; davalı ...'in dava dışı ... şirketinde genel müdür olarak çalıştığı dönemde edindiği bilgi birikimini (saklama/taşıma koşulları, teklif ve verileri) kopyalayarak ve üretici firma nezdinde davacı şirketi kötüleyerek davacının distribütörlük yetkisinin iptaline sebep olduğunu, bu suretle kendi kurduğu şirket adına aynı yetkiyi aldırdığını, bu eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu ve şirket müdürünün sır saklama/bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bilirkişi raporundaki tespitin ve buna karşı itirazlarının değerlendirilmeden davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Aşının Türkiye'deki satış yetkisinin davacı firmadan alınarak, devir tarihinde yetki veren dava dışı firmada genel müdür olan davalının sonradan ortağı olduğu davalı şirkete verilmesi, tek başına haksız rekabet oluşturan bir davranış değildir; bu eylemin haksız rekabet sayılabilmesi için satış yetkisinin davalı firmaya verilmesi sürecinde dürüstlük kuralına aykırı davranış ve uygulamaların icra edilmiş olması gerekir. Davacı, müvekkilinin üretici firma nezdinde kötülendiğini, davalının yetki devri yaptığı firmada edindiği ve kullanmaması gereken bilgi birikiminden yararlandığını ve bu şekilde distribütörlüğün iptal ettirildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiaları ispat eden bir delil dosya kapsamında bulunmamaktadır. Davalı şirkete yapılan yetki devrinin dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı davranışlarla sağlandığı hususu ispatlanamadığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Maddi ve manevi tazminat taleplerinde ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekliliği → kabul

İddia: Davalı vekili; maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: AAÜT'nin 10/4. maddesi gereğince, manevi tazminat talebinin maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte ileri sürülmesi durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücretine ayrı bir kalem olarak hükmedilmesi gerekir. Davada hem maddi hem de manevi tazminat talep edildiği halde tarife hükümleri gereğince her bir tazminat kalemi yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, ilk derece kararı kaldırılarak davanın reddine ve reddedilen maddi ve manevi tazminat kalemleri yönünden davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararın, bir yöneticinin görevinden ayrıldıktan sonra kurduğu şirkete aynı ürünün distribütörlük yetkisinin devredilmesinin tek başına haksız rekabet oluşturmayacağı, haksız rekabetin varlığı için dürüstlük kuralına aykırı somut davranışların ispatlanması gerektiği yönündeki tespiti, benzer distribütörlük/yetki devri uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca maddi ve manevi tazminatın birlikte talep edildiği davalarda ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekliliğine ilişkin tespiti de usuli emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet distribütörlük yetkisi dürüstlük kuralı ispat yükü sır saklama ve bağlılık yükümlülüğü manevi tazminat vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK 54/16102 sayılı TTK 54/26102 sayılı TTK 55 · AAÜT — AAÜT 10/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1396

KARAR NO 2025/584

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 31/05/2022

NUMARASI 2021/386 Esas - 2022/384 Karar

DAVA

Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat

Davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ...'in, dava dışı ...Ltd. Şti.'de genel müdür olarak çalıştığı dönemde müvekkili şirketin bu şirketten ... adlı aşının distribütörlük yetkisi aldığını, devre ilişkin protokolün 13.05.2019 tarihinde, 13.08.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalandığını, davalı ...'in daha sonra ... şirketindeki görevinden ayrılarak 04/10/2019 tarihli sicil gazetesinde ilan edilen diğer davalı ...A.Ş.'yi kurduğunu, dava dışı üretici ... isimli firmanın 12.05.2020 tarihinde müvekkili şirkete ... satış haklarını veren yetki yazısını sonlandırma mektubu ile iptal ettiğini ve aynı gün davalı ...'in kurucusu olduğu diğer davalı ... A.Ş.'ye yetki verdiğini, müvekkili şirketin, ...

aşısını, uzun çaba ve uğraşları sonucu ... firmasından tek ve münhasır distribütör olarak tutmayı başardığını, müvekkilinin distribütörlüğünü yaptığı ... aşısı için üretici firma tarafından verilen yetki belgesinin düzenli siparişleri olmasına rağmen iptal edilmesine davalıların söz konusu haksız ve kötü niyetli eylemlerinin sebep olduğunu, davalıların kopyaladığı bilgilerle dava dışı ... ile iletişime geçerek ve müvekkili şirketi kötüleyerek, ... aşısına ilişkin müvekkilinin elinde bulunan depolama, müşteri portföyü, fiyat listesi vb. gibi bilgilerle pazarlık yaparak müvekkili şirketin distribütörlüğünü iptal ettirerek kendilerinin anlaşma sağladıklarını, bu nedenle müvekkili şirketin çok ciddi bir kâr mahrumiyetine uğratıldığını belirterek şimdilik 10.000-TL maddi ve 30.000-TL manevi tazminatın haksız fiilin vukuu bulduğu tarihten itibaren avans faizi işletilerek davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; dava dilekçesinde bahsedilen haksız rekabet olgularının gerçek olmadığı gibi müvekkillerinin davacıyla herhangi bir hukuki ya da ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkillerinin, ... unvanlı firmanın kendileriyle sözleşme yapılması için davacıyla olan ilişkisini feshe yönlendirdiğini ispat eder tek bir somut delil bulunmadığını, ... ve dava dışı ... Deposu arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin yalnızca sözleşmenin taraflarını bağladığını, ...’in ... firması ile ilgisi olmadığını, ayrıca ...'in dava dışı ... firmasına yönelik herhangi bir rekabet etmeme, gizlilik, sır saklama vb. taahhüdü de bulunmadığını, ...’dan ... firmasına bir devir yapıldığından bahsedilmişse de bu devri ispatlar bir yazılı sözleşmenin dosya kapsamında bulunmadığını, ...'ın Ekim 2019 tarihinde kurulduğunu ve ...'in %10 paya sahip olduğunu, yani tek başına büyük bir çıkar elde edebilecek bir pozisyona sahip olmadığını, üstelik ...

firması tarafından davalı ...'e yetkilendirme belgesinin veriliş tarihinin Mayıs 2020 olduğunu, söz konusu ilaçların ancak ... tarafından talep üzerinde ve ihale açılarak temin edildiğini, bu nedenle davacının 122.000-Euro zarara uğradığı iddiasının kesinlikle kabul edilemeyeceğini, dava konusu ilaçların depolanması, soğutma koşulları gibi bilgilerin ticari sır niteliğini haiz olmayan standart sektör bilgisi olduğunu, bu nedenle dava dışı ... firmasından bilgilerin kopyalandığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, müvekkilleri tarafından davacının kişilik hakkına saldırı anlamına gelecek herhangi bir eylemde bulunulmadığından manevi tazminat taleplerinin de kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı tarafça davalıların ... aşısının üreticisi ... şirketini yanıltmak sureti ile bu şirket ile aralarındaki distribütörlüğünün feshine sebep oldukları ve ... aşısının distribütörlüğünü davalı şirketin aldığı ileri sürülmüş ise de dosya kapsamında davalılardan ...'in davacı tarafa ilaç distribütörlüğünü devreden ... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nden edindiği birikimi kullanarak ilacın üretici firmasına davacıyı kötülemek, karalamak gibi bir eylemi bulunduğuna ilişkin bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının, ... şirketi ile arasındaki distribütörlük sözleşmesinin bu şirket tarafından feshedilmesine, bu nedenle de bu işten elde edecekleri kardan mahrum kalmalarına, bu şekilde maddi ve manevi zarara uğramalarına davalıların haksız eylemleri ile sebep olduğu hususlarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili;davalı ...'in dava dışı ... firması ile görüştüğü ve müvekkil şirketin distribütörlük yetkisini feshettirip aynı gün kendi şirketi diğer davalı ... adlı şirket adına ... aşısının distribütörlük yetkisini aldığını davalı ...'in, dava dışı ... şirketinin genel müdürü olarak çalıştığını ve müvekkili şirketin ise ... Şirketinden ... aşısının distribütörlük yetkisini devraldığını, ancak davalı ...'in daha sonra 14.06.2019 tarihinde ... şirketinden ayrılarak davalı ...A.Ş.yi kurduğunu, dava dışı ... adlı üretici şirketin, 12.05.2020 tarihinde müvekkili şirkete ... aşısı adlı ilacın Türkiye satış haklarını veren yetki yazısını iptal ettiğini, aynı gün davalı ...A.Ş.ye ... aşısı adlı ilacın Türkiye satış haklarını içeren yetki yazısını imzaladığını, davalı ...'in ...

aşısına ilişkin bilgilerini (tedarik bilgileri, fiyat, müşteri portföyü vb.) kopyalayarak ve kullanarak müvekkil şirketin distribütörlük yetkisini iptal ettirdiğini,davalıların bu eylemleriyle haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandıklarını, davalı ...'in müvekkil şirket tarafından satın alınan ... ilacının niteliği gereği gizli bilgi/ticari sır olarak kabul gören bilgilerini .. şirketinden ayrıldıktan sonra müvekkili şirketi de kötüleyerek, kendi şirketi için kullandığını ve müvekkili şirketin distribütörlük yetkisini iptal ettirerek kendi kurduğu şirkete distribütörlük yetkisi aldığını, dava dışı ... firması tarafından da haksız eylemi kabul edecek şekilde ve aleyhine olacak bir şekilde sözleşme/fesih yazısı imzalamasının beklenmeyeceğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda fesih sebebinin başka gerekçeler olarak gösterildiğinden bahisle haksız rekabetin ispatlanamadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu, rapora karşı itiraz ve taleplerinin değerlendirilmeden davanın reddi cihetine gidildiğini, müvekkili şirketin ...

aşısını sattığı on aylık süreçte yaklaşık 792.000-Euro ciro yaptığını, bu hesaplamaya göre müvekkili şirketin yetki belgesinin iptalinden itibaren geçen bir yıllık süreçte yaklaşık 950.000-Euro zararı olduğunu, şirket müdürünün şirkette çalıştığı esnadaki eylemlerinin etkisi şirketten ayrıldıktan sonra da devam etmesi durumunda şirket müdürünün sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını, mevcut olayda, davalı ...'in kanunun yüklemiş olduğu sır saklama ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirterek kara rın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabet nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır.

Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. Somut olayda davacı, ... isimli firmanın üreticisi olduğu ... adlı aşının, satış haklarının dava dışı ...Ltd Şti'nin elinde iken davacı tarafından bu firmadan distribütörlük yetkisinin 13/08/2019 tarihinden geçerli olmak üzere devralındığı, devir tarihinde davalı ...'in ...Ltd Şti'nin genel müdürü olduğu, ancak üretici ... isimli firmanın, müvekkiline Türkiye'de satış yetkisi veren yetki yazısını 12/05/2020 tarihinde iptal ettiği ve aynı gün davalı ...'in kurucusu olduğu davalı şirkete Türkiye'de satış yetkisi verildiği hususları ihtilaf dışı olup, devir tarihinde dava dışı ...Ltd.

Şti.de genel müdür pozisyonunda çalışan davalı ...'in bu şirketteki görevinden 30/05/2019 tarihinde ayrılıp 27/09/2019 tarihinde diğer davalı ...A.Ş.'yi kurması akabinde bahsi geçen aşının saklanma ve taşınma koşullarını, teklif ve ilgili verileri kopyalayıp, üretici ... firması nezdinde davacı şirketi kötülemek suretiyle davacının distribütörlüğünü iptal ettirerek kendi adlarına anlaşma sağladıklarını iddia etmektedir. Öncelikle; aşının Türkiye'deki satış yetkisinin davacı firmadan alınarak dava dışı yetki veren firmada devir tarihinde genel müdür olan davalı ...'in sonradan ortağı olduğu davalı firmaya verilmesi tek başına haksız rekabet eden bir davranış olmayıp, bahsi geçen eylemin haksız rekabet kabul edilebilmesi için satış yetkisi davalı firmaya verilirken dürüstlük kuralına uygun olmayan davranış ve uygulamalar icra edilmesi gerekir.

Bu kapsamında davacı tarafça, müvekkilinin üretici firma nezdinde kötülendiğini, müvekkiline yetki devri yapan ... firmasında edindiği ve kullanmaması gereken bilgi birikiminden yararlandığı, bu şekilde müvekkili firmanın distribütörlüğü iptal ettirildiği ileri sürülmüş ise de dosyada bu iddiaları ispat eden bir delil bulunmamaktadır. Davalı şirkete yapılan yetki devrinin dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı davranışlarla sağlandığı hususu ispatlanamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Buna karşılık AAÜT'nin 10/4. maddesi gereğince manevi tazminat talebinin, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte ileri sürülmesi durumunda;

manevi tazminat açısından avukatlık ücretine ayrı bir kalem olarak hükmedileceği düzenlenmiştir. Davada hem maddi hem de manevi tazminat talep edildiği halde tarife hükümleri gereğince her bir tazminat kalemi yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine, vekalet ücretine yönelik istinaf nedeni yerinde olan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

Reddine karar verilen maddi ve manevi tazminat kalemleri yönünden davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/386 Esas - 2022/384 Karar sayılı 31/05/2022 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Maddi ve manevi tazminat davalarının reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 615,40-TL harcın, mahkeme veznesine yatırılan 683,10-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 67,70‬-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan maddi tazminat davası bakımından 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan manevi tazminat davası bakımından 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, HMK'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/04/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73585 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.