6102TTK Türk Ticaret Kanunu

El yazısı şartı taşımayan kefalet sözleşmesinin geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1557 E. 2025/1408 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi TBK 583 uyarınca geçerlilik şartıdır ve mahkemece re'sen gözetilir; bu şekil şartları yerine getirilmediğinde kefalet sözleşmesi geçersizdir. Kefilin asıl borçlu şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisi olması ya da ticari işlemlerde teselsül karinesini düzenleyen TTK 7. madde, TBK 583'teki bu zorunlu şekil şartlarını ortadan kaldırmaz.

Ele alınan sorunlar

Ön inceleme duruşması yapılmamasının usule aykırılık oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemece ön inceleme duruşması yapılmadığından iddialarını genişletme imkânı bulamadığını, HMK 141 uyarınca bu hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı vekili yargılama sürecinde bu usuli eksikliğe itiraz etmemiştir. Gelinen aşamada usul ekonomisine aykırı olan bu istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kefalet sözleşmesinin TBK 583 uyarınca şekil şartlarına uygunluğu → ret

İddia: Davacı vekili, davalının kefil olduğu şirketin tek ortağı ve imza yetkilisi olduğunu, ticari işlerde TTK 7. maddesinin uygulanması gerektiğini, TBK 583'ün göz ardı edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğü mahkemece re'sen göz önünde tutulmalıdır. Somut olayda davalı tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil sıfatı el yazısı ile yazılmadığından kefalet sözleşmesi geçerli değildir. TTK 7. maddesindeki teselsül koşulları, kefaletin TBK 583'te düzenlenen zorunlu şekil koşullarını ortadan kaldırmaz; bu nedenle davalının asıl borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması ile ticari teselsül karinesine dayanan istinaf nedeni yerinde değildir. Ayrıca TBK 584/1'e 28.03.2013 tarihinde eklenen 3. fıkra uyarınca, kefilin asıl borçlunun tek ortağı ve yetkili temsilcisi olması halinde kefalet için eşin rızası gerekmez; ancak bu durum kefaletin şekil şartlarına uygunluk zorunluluğunu etkilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefilin asıl borçlu şirketin tek ortağı/yetkilisi olması ve ticari teselsül karinesinin (TTK 7), TBK 583'teki el yazısı ile azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil sıfat belirtme şeklindeki zorunlu geçerlilik şartlarını ortadan kaldırmayacağı yönündeki tespit, benzer kefalet-şekil şartı uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali müteselsil kefalet kefalet sözleşmesinin şekil şartı el yazısı şartı teselsül karinesi re'sen gözetilme usul ekonomisi ön inceleme duruşması

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583TBK 584/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 7 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 141

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1557

KARAR NO 2025/1408

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/10/2021

NUMARASI 2018/388 Esas - 2021/1150 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 02/04/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/09/2025

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı ile davalının temsilcisi olduğu ...Ltd Şti firması arasında 161.660-USD bedelli bir alım-satım sözleşmesi imzalandığını,satım bedeli olarak şirket tarafından keşide edilen ...bankası Şirinevler Şubesine ait 15.11.2017 keşide tarihli,200.000- TL bedelli,15.12.2017 keşide tarihli 188.064,54- TL bedelli, 15.01.2018 ve 187.500- TL bedelli çeklerin verildiğini ;vadesi gelen ilk ikisinin İstAnadolu 22. İcra Dairesinin ..., son çekin ise 2018/2143 sayılı icra dosyasında icraya konulduğunu, davalı ... aleyhine başlatılan ilamsız takibe itiraz ettiğini,şirket aleyhine başlatılan icra takiplerinde sonuç alınamadığını, sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca"..., sözleşme kapsamındaki ödemelerin teminatı olarak borca müteselsil kefil olduğunu kabul eder." hükmü olduğunu, davalının;çek bedellerinin tamamından, yasal icra takip masrafı ve tüm ferileriyle birlikte müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu belirterek davalının İst Anadolu 22.

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline,davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya süresinde cevap vermemiş ise de davalı vekili; verdiği dilekçesinde davacı tarafın fatura, cari hesap ekstresi ve teslimin yapıldığı hususundaki sevk irsaliyelerini dosyaya sunmadığını,davalının temerrüde düşürülmediğini beyan ederek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; Davacı ile dava dışı şirket arasında 21/06/2017 tarihinde kesintisiz güç kaynağı satışı için yazılı sözleşme yapıldığı, alıcı şirketin satım bedelini ödemediği, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, TBK nın 583 hükmü uyarınca kefalet tarihinin, kefil olunan miktarın ve müteselsil kefil olunması halinde bu yönde bir ibarenin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığını bu koşullar, geçerlilik şartı olduğundan kefaletin de geçersiz olduğu , bu hususun re’sen dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili;sözleşmenin davacı tarafından yerine getirildiğinin ispatı evrakların tam olarak istenmediğini,şirketin ilgili BA formları getirtilseydi faturanın kabul edilip kayıtlara işlendiğinin görülebileceğini, davalı tarafın cevap dilekçesi vermediğini,HMKnın 141. maddenin ilk fıkrası "Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler" hükmü uyarınca davacıların iddialarını genişletebileceğini, Mahkemece ön inceleme duruşması yapılmadığından sadece dava dilekçesinden ibaret bir dava açmak zorunda bırakıldıklarını, davalı tarafın kefil olduğu şirketin tek ortağı ve imza yetkilisi olduğunu, ticari işlerde uygulanması gereken ve TBKnın 583.

maddesine göre de özel hüküm teşkil eden TTK nın 7. maddesini dikkate almamasının hukuka aykırı olduğun; ticari sözleşmelere uygulanması gereken teselsül karinesini düzenleyen TTKnın 7. maddesinin göz ardı edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; duruşmaların ilk üç celsesinde usulü eksiklikler nedeniyle ön inceleme duruşmasının yapılmasının ertelendiği ;daha sonra unutularak doğrudan tahkikat a geçildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili ;yargılama sürecinde bu usulü eksikliğe itiraz etmemiştir.Gelinen aşamada da usul ekonomisine aykırı istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davacı ile dava dışı şirket arasında kesintisiz güç kaynağı alım satımına ilişkin 21.06.2017 tarihli sözleşme imzalandığı, işbu sözleşmenin 7.2 maddesi ile davalının sözleşme kapsamındaki ödemelerin teminatı olarak şirkete müteselsil kefil olduğunu kabul ve taahhüt ettiği, satım bedeli olarak verilen çeklerin karşılıksız çıktığı ve icra takibinden sonuç alınamadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili dava dışı şirketin BS formlarının getirtilmediğini ileri sürmüş ise de asıl borçlunun borcunu ödemediği hususunda ihtilaf olmayıp takiplerin kesinleştiği anlaşılmaktadır.Tahkikatın ihtilaflı konularda yapılması gerekir.Davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılmaktadır.Davalı asıl borçlu şirketin tek ortağı ve yetkili temsilcisidir.Bu nedenle TBK’nın 584/1.

maddesine 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile eklenen 3. Fıkra uyarınca davalının kefaleti için eşin rızası gerekmez TBK'nın 583. maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir. Kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünün mahkemece re'sen göz önünde tutulması gerekir. Bu kapsamda somut olayda davalı tarafından imzalanan kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil sıfatı el yazısı ile yazılmadığından kefalet sözleşmesi geçerli değildir.TTK nın 7 maddesinde ki teselsül koşulları kefaletin zorunlu koşullarını ortadan kaldırmadığından bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.Açıklanan nedenle;kefaletin geçerlilik koşulları yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının yatırılan 3.553,93-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 2.938,53-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73521 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.