6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinin haksız feshinde kar mahrumiyeti ve cezai şart birlikte istenebilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1510 E. 2025/1426 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalGörev ve yetki

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinde, dağıtıcının sözleşmeyi bayinin borca aykırı davranışı nedeniyle feshetmesi halinde, sözleşmede ayrı ayrı düzenlenmiş olması koşuluyla kar mahrumiyeti ile cezai şart birlikte talep edilebilir. Kar mahrumiyeti süresi, sözleşme sonuna kadar değil, davacının aynı bölgede yeni bayilik kurması için gerekli makul süre esas alınarak hesaplanmalıdır. Tacirin cezai şarttan indirim talep hakkı kural olarak bulunmasa da, cezai şartın tacirin ekonomik yıkımına neden olacak derecede fahiş olması halinde tenkis mümkündür; ancak kısmi davada, dava konusu edilmeyen (saklı tutulan) kısımdan tenkis yapılamaz, tenkis yalnızca dava/ıslah ile talep edilen miktar üzerinden uygulanabilir. Cezai şartın fahişliğinin ancak yargılama sonucunda hakim tarafından takdir edilebilecek bir husus olması nedeniyle, tenkis edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Yetki itirazı → ret

İddia: Davalı vekili, mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Elbistan mahkemeleri olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin 36. maddesinde, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İstanbul mahkemelerinin yetkili kılınmış olması nedeniyle davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olması ve cezai şart hükmünün geçersizliği → ret

İddia: Davalı vekili, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içerdiğini ve bu nedenle aleyhine olan cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılması yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Sözleşmenin tarafları tacir olup sözleşme hükümleri kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından haksız işlem şartı olarak kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin haksız feshi ve fesih sorumluluğu → ret

İddia: Davalı vekili, istasyondan tahliyesinin kendi kusuru dışında gerçekleştiğini, bu durumun kendisi için de mücbir sebep sayılması gerektiğini, sözleşmeyi ayakta tutmaya çalıştığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflarca imzalanan bayilik sözleşmesinin 2. maddesinde bayinin yasal prosedürleri tamamlayarak otogaz bayilik lisansı almakla mükellef olduğu düzenlenmiştir. Davalı tarafça tek taraflı olarak bayilik lisansının iptali sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup, davalının işlettiği taşınmazdan tahliye edilmiş olması bu durumu ortadan kaldırmamaktadır; zira davalının tahliyesine davacının sebebiyet verdiğine dair herhangi bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı sözleşmeyi fesihte haklıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kar mahrumiyeti ve cezai şartın birlikte talep edilebilirliği → ret

İddia: Davalı vekili, bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart olduğundan, sözleşmede açıkça belirtilmediği için kar mahrumiyeti ile cezai şartın aynı anda talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 32. maddesinde; a bendine göre davacının, bayinin sözleşmeye aykırı feshi nedeniyle maruz kaldığı zarar ve mahrum kaldığı kâr karşılığı tazminat talep edebileceği, b bendine göre ise 32.a maddesindeki yükümlülükten ayrı olarak, LPG alım miktarı esasına göre hesaplanacak bedelin cezai şart olarak ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm karşısında davacı, davalı bayiden sözleşmenin haklı nedenle feshine bağlı cezai şart ile birlikte fesih nedeniyle uğramış olduğu kar kaybını da talep edebilecektir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kar mahrumiyeti miktarının hesabı → ret

Gerekçe: Kar mahrumiyeti süresinin hesabında, davacının bölgede yeni bayilik kurup kurmadığının tespiti, kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşme sonuna kadar değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre belirlenerek net kar olarak hesaplanması gerekir. Somut olayda davacının yeni bayilik kurmuş olduğuna dair iddia ve delil bulunmadığından yeni bayilik tesisi için makul sürenin tespiti gerekmektedir. Fesih tarihi itibariyle sözleşmenin 5 yıllık süresinin tamamlanmasına 3 ay 11 gün kaldığı görülmekle, mahkemece bu süreye isabet eden kar kaybı alacağına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şartın tenkisi (fahişlik denetimi) → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, cezai şarttan yaklaşık %95 oranında tenkis yapılmasının sözleşmedeki iradeyle örtüşmediğini; davalı vekili ise sözleşmeye göre hesaplanacak cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 22. maddesi gereğince tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, genel yargı uygulamasında tacirin ekonomik olarak yıkımına yol açacak derecede yüksek olduğu saptanan cezai şarttan indirim yapılabileceği kabul edilmiştir. Dava kısmi dava olarak açılmış olmakla, dava konusu yapılmamış ve başka bir davanın konusu olabilecek talep hakkında indirim yapılması mümkün değildir; ancak kısmi davadaki talep miktarının tacirin mahvına neden olabilecek derecede fahiş olması halinde bu miktar üzerinden indirim yapılması mümkündür. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borçlunun borcunu yerine getirmemesi nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırılığın ağırlığı ölçü alınarak, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun tespit edilmelidir. Somut olayda sözleşmenin uzun süre ifa edilmesi, günlük alım miktarı, davalının kusur derecesi ve sözleşmeye aykırılığın ağırlık ölçüsüne göre, dava konusu cezai şart tutarından yaklaşık %70 oranında indirim yapılması uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tenkis edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti ve yargı gideri → kabul

İddia: Davacı vekili, cezai şartın tenkisi nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi ve müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir; davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle sözleşme ile tayin edilen cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmelerinde kar mahrumiyeti ile cezai şartın birlikte talep edilebilirliği, kar mahrumiyeti süresinin makul süre esasına göre hesaplanması, kısmi davada tenkisin dava konusu miktarla sınırlı olması ve tenkis edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti/yargı gideri hükmedilemeyeceği hususlarında emsal niteliğinde bir daire kararıdır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Sözleşmede yetkili mahkeme kararlaştırılmışsa, sözleşmeden doğan ihtilaflarda bu yetki sözleşmesinde belirtilen mahkeme yetkilidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi cezai şart kar mahrumiyeti genel işlem koşulu cezai şartın tenkisi kısmi dava haklı fesih TTK 22

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 22

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1510

KARAR NO 2025/1426

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/05/2022

NUMARASI 2020/731 Esas - 2022/399 Karar

DAVA

Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 22/12/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/09/2025

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının 03.07.2014 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile müvekkilinin bayiliğini yaptığını, EPDK internet sitesinde davalının otogaz bayilik lisansının 18.10.2018 tarihi itibariyle sonlandırıldığının görüldüğünü, davalının sözleşmenin asli devamlılık unsurlarından biri olan lisansını sonlandırmasının açıkça sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle sözleşmenin fiilen ve hukuken uygulanamaz hale geldiğini, bu sebeplere binaen Kadıköy 32. Noterliği'nin 22.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile davalı ile imzalanan bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davalının, sözleşmenin haksız şekilde feshine sebebiyet vermekle bayilik sözleşmesinin 32/a maddesine göre müvekkilinin uğradığı müspet zararı tazmin etmek durumunda olduğunu, sözleşmenin süresinden önce davalının kusuru ile sona ermesi sebebiyle müvekkilinin kar kaybına uğradığını, ayrıca davalının sözleşmenin 32/b maddesine göre, sözleşmeye aykırı davranışlarıyla sözleşmeyi feshettiğinden cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, cezai şart hesabının, bayinin LPG alımı yaptığı dönemde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımıyla hesaplanacağını, bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart, ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğundan, hem kar mahrumiyeti hem de cezai şartın aynı anda talep edilebileceğini, ayrıca sözleşme imzalanırken davalıya ariyeten teslim edilmiş olan emtianın da sözleşmenin feshiyle birlikte müvekkiline iade edilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.500-TL kar mahrumiyeti ve 5.000-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ariyet olarak teslim edilen emtianın müvekkiline iadesine, emtianın iadesinin mümkün olmaması halinde 2.000-TL rayiç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 07.02.2022 tarihli dilekçesiyle kar mahrumiyeti alacağını 10.646,89-TL, cezai şart alacağını ise 50.000-TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili akaryakıt istasyonunda kiracı olup, kiraya veren tarafından tahliye istemiyle Elbistan İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/141 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bunun üzerine müvekkilinin 2018 yılında istasyonu boşaltmak zorunda kaldığını, bu durumun müvekkilinin dışında gerçekleştiğini, olası bir denetlemede sorun yaşanmaması amacıyla iş yerinden tahliye edilmesinin akabinde müvekkilinin bayilik lisansının iptali için başvuru yaptığını, tüm bunların dağıtıcı firmaya bildirildiğini ve yeni iş yerinde devam etmek üzere taraflar arasında bir sözleşme daha imzalandığını, ancak o dönemde piyasada yaşanan problemler nedeniyle davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmediğini ve müvekkilinin de bu nedenle başka bir firma ile anlaşma yaptığını,kiraladığı yerden istemi dışında çıkarılan müvekkilinin, sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranmadığını, sözleşmeyi ayakta tutabilmek için elinden geleni yaptığını ve yeni bir yer kiralayarak yeniden sözleşme imzalamak istediğini, TBK'nın 138.

maddesinde de belirtildiği üzere sözleşmenin değişen şart ve durumlara göre uyarlanmasının mümkün olduğunu, 2014 yılında imzalanan sözleşmenin 35. maddesinde LPG teslimat yerlerinin değişmesinin sadece davacı taraf için mücbir sebep sayıldığını, sözleşmenin maddeleri genel işlem koşulu niteliğinde olup, bu maddelerin çoğunu davacının kendi lehine kaleme aldığını, dolayısıyla sözleşmede belirtilen mücbir sebep hallerinin müvekkili için de uygulanması gerektiğini, müvekkilinin istasyondan tahliye edilmesi nedeniyle LPG teslimat yeri değişmiş olup, bu durumda müvekkili açısından da bir mücbir sebep oluştuğunu, kar mahrumiyeti ve cezai şartın birlikte talep edilebilmesi için sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunması gerektiğini, ancak sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmadığından davacının hem müspet zarar hem de cezai şartı aynı anda talep etmesinin mümkün olmadığını, ayrıca sözleşmenin 32/b maddesine göre cezai şart hesabının, bayinin LPG alımı yaptığı dönemde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpılmasıyla hesaplanacağı düzenlenmiş olup, hesaplanacak cezai şartın fahiş olduğunu, dava yetkisiz mahkemede açılmış olup, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri olan Elbistan mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 03.07.2014 tarihli LPG satışı konusunda bayilik sözleşmesi akdedildiği, davacının ariyet malların iadesi isteminin, dava açıldıktan sonra davacıya iade edilmekle konusuz kaldığı, alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin 10.646,89-TL kar kaybı hesaplandığı, ayrıca 397.691,14-TL cezai şart hesaplaması yapıldığı, davalının bayilik sözleşmesini 18.10.2018 tarihinde sonlandırdığı, ancak sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine dair ispata elverişli delil sunmadığı, dolayısıyla sözleşmenin haksız feshedildiğinin kabulünün gerektiği, davacının kar kaybı isteminin yerinde görüldüğü, bununla birlikte vergi beyannamesine göre davalının 2017 yılında 81.573,10-TL, 2018 yılında ise 31.396,40-TL kâr elde ettiği, bu durumda 397.691,14-TL cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceğinin değerlendirildiği ve takdiren 15.000-TL cezai şarta hükmedildiği gerekçesiyle, davacının emtianın iadesi talebinin konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, kar mahrumiyeti talebinin kabulü ile 10.646,89-TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (alacağın 1.500-TL'lik kısmına 22/12/2020 tarihinden, 9.146,89-TL'lik kısmına 07/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine), cezai şart talebinin kısmen kabulüne, 15.000-TL cezai şartın davalıdan tahsili ile avans faizi ile birlikte davacıya verilmesine (alacağın 5000-TL'lik kısmına 22/12/2020 tarihinden, 10.000-TL'lik kısmına 07/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine), fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili; cezai şartın davalının mahvına neden olması durumunda, cezai şartın tenkisi sonucu reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretinin hükmedilmesi ve müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 397.691,14-TL cezai şart hesaplaması yapılmasına rağmen, mahkemece bu bedelden yaklaşık %95 oranında tenkis yapılmasının, tarafların sözleşmeyle kurulan iradeleriyle örtüşmediğini, sembolik düzeyde bir cezai şarta hükmedilmesinin, cezai şartın tenkisine ilişkin Yargıtay kararları ile de bağdaşmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; mahkemece müvekkilinin tahliyesine ilişkin Elbistan İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/141 esas sayılı dosyasında verilen işyerinden tahliyesine ilişkin kararın Yargıtay 8. HDnin 12.09.2018 tarihli kararı ile onanması sonucunda müvekkilinin 18.10.2018 tarihinde istasyondan cebren tahliye edildiğini, müvekkilinin bu tarihten sonra yeni bir işyeri arayışına girdiğini, ancak 22.03.2019 tarihinde LPG piyasasındaki mevzuat değişikliği sonucunda lisans tadilinin dağıtıcı firma yükümlülüğünde olmasına rağmen davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararın tazminini isteyemeyeceğini, mahkemece yetki itirazlarının dikkate alınmadığını, sözleşmenin teslimat yerlerinin değişmesinin sadece davacı taraf için mücbir sebep sayan 35.

maddesi genel işlem koşulu niteliğinde olup, bu durumun müvekkili açısından da mücbir sebep olduğunu, sözleşmenin devam edebilmesi mümkün olup, müvekkilinin başka bir istasyon kiralayıp sözleşmenin bu şekilde devam etmesi için elinden geleni yaptığını, ancak davacının kötü niyetli bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, bayilik sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart ifaya eklenen cezai şart olduğundan, hem kar mahrumiyeti hem de cezai şartın aynı anda talep edilemeyeceğini, zira bu durumun sözleşmede açıkça belirtilmediğini, ayrıca sözleşmeye göre hesaplanacak olan cezai şartın fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshine bağlı kar kaybı ve cezai şart istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile davalı arasında 03.07.2014 tarihli 5 yıl süreli LPG bayilik sözleşmesi akdedildiği, davalı bayinin EPDK nezdindeki otogaz bayilik lisansını 18.10.2018 tarihi itibariyle iptal ettirdiği, bunun üzerine davacı tarafça keşide edilen 22.03.2019 tarihli ihtarname ile, davalının bayilik lisansını iptal ettirerek sözleşmeyi uygulanamaz hale getirdiği gerekçesiyle bayilik sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça mahkemenin yetkisiz olduğu ileri sürülmüş ise de, bayilik sözleşmesinin 36. maddesinde, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İstanbul mahkemeleri yetkili kılınmış olmakla, davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.

Davalı vekilince, sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içerdiği ve bu nedenle müvekkili aleyhine olan cezai şart hükmünün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşme yapılması, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Sözleşmenin tarafları tacir olup sözleşme hükümleri de kolayca anlaşılabilecek niteliktedir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart da dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyecektir. Bu nedenle davalı vekilinin sözleşme hükümlerinin geçersizliğine yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Bayilik sözleşmesi uyarınca, cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı dağıtıcının sözleşmeyi feshetmesi veya davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir.

Taraflarca imzalanan bayilik sözleşmesinin 2. maddesinde, bayinin yasal prosedürleri tamamlayarak yetkili makam ve mercilerden çalışma izni, işyeri çalışma ruhsatı ve otogaz bayilik lisansı almakla mükellef olduğu düzenlenmiştir. Davalı tarafça tek taraflı olarak bayilik lisansının iptali, bu kapsamda sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup, davalı bayinin istasyonu işlettiği istasyonun bulunduğu taşınmazdan tahliye edilmiş olması da bu durumu ortadan kaldırmamaktadır. Zira davalının tahliyesine davacının sebebiyet verdiğine dair herhangi bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı sözleşmeyi fesihte haklıdır. Sözleşmenin 32. maddesinde; bayinin sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak feshetmesi veya davacının bayinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmeyi feshetmesi halinde, a bendine göre, davacının, bayiden sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sebebiyle maruz kaldığı zarar, ziyan ve anlaşma süresinin sonuna kadar hesaplanmak üzere mahrum kaldığı kâr karşılığı tazminat talep edebileceği;

b bendine göre ise 32.a maddesindeki yükümlülükten ayrı olarak bayinin davacının LPG alımı yapacağı dönem içinde LPG alımının en yüksek olduğu aydaki LPG miktarının fesih tarihindeki perakende satış fiyatı ile çarpımı sonucu bulunacak bedeli, cezai şart olarak bayinin davacıya ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm karşısında davacı, davalı bayiden sözleşmenin haklı nedenle feshine bağlı cezai şart ile birlikte fesih nedeniyle uğramış olduğu kar kaybını da talep edebilecektir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda;

03. 07.2014 tarihli 5 yıllık sözleşmenin süre sonu olup sözleşmenin davacı tarafça süre sonundan 3 ay 11 gün önce 22.03.2019 tarihinde feshedildiği, davacının ortalama kar marjı %3,2639 olup, 3 ay 11 günlük kar kaybının 10.646,89-TL olduğu, davalının en yüksek alım yaptığı 2018 Temmuz ayındaki alım miktarı 103.296,43 litre olup fesih tarihindeki LPG satış fiyatı olan 3,85-TL üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının 397.691,14-TL cezai şart bedeli talep edebileceği, davalının 31.12.2018 tarihli bilançosunda öz kaynakları 256.043,20-Tl olarak belirlenmiş olmakla, cezai şartın davalının yıkımına neden olacağı bildirilmiştir.Sözleşmenin davacı tarafça haklı sebeple feshi nedeniyle, davacının kar mahrumiyeti talep hakkı bulunmaktadır.

Kar mahrumiyeti süresinin hesabında ise, davacının bölgede yeni bayilik kurup kurmadığının tespiti, kurulmamış ise kâr mahrumiyeti süresinin, fesihten sözleşme sonuna kadar değil, davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makûl süre belirlenerek net kar olarak hesaplanması gerekmektedir. Somut olayda davacının aynı bölgede yeni bayilik kurmuş olduğuna dair bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir. Bu durumda yeni bayilik tesisi için makul sürenin tespiti gerekmektedir. Mahkemece bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış ise de, somut olayda fesih tarihi itibariyle sözleşmenin 5 yıllık süresinin tamamlanmasına 3 ay 11 günlük süre kaldığı görülmekle, mahkemece kalan bu süreye isabet eden kar kaybı alacağına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshetmesi nedeniyle, davacının sözleşmenin 32.b maddesine dayalı olarak cezai şart talep hakkı doğmuş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da sözleşmede kararlaştırılan hesap yöntemine göre cezai şart hesabı yapılmıştır. TTK'nın 22. maddesi gereğince, kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, genel yargı uygulamasında tacirin ekonomik olarak yıkımına yol açacak derecede yüksek olduğu saptanan cezai şarttan indirim yapılabileceğini kabul edilmiştir. Somut olayda davalının incelenen mali durumuna göre, cezai şartın ekonomik olarak yıkımına neden olacağı belirlenmiştir. İşbu dava kısmi dava olarak açılmış olmakla, dava konusu yapılmamış ve başka bir davanın konusu olabilecek bir talep hakkında indirim yapılması mümkün değildir.

Bununla birlikte kısmi davadaki talep miktarının tacirin mahvına neden olabilecek derecede fahiş olması halinde de bu miktar üzerinden indirim yapılması mümkündür. Bu kapsamda somut olayda davacı tarafça ıslah dilekçesiyle birlikte 50.000-TL cezai şart talep edilmiş olup, ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranış ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli, cezai şart miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Buna göre somut olayda sözleşmenin uzun süre ifa edilmesine, günlük alım miktarına, davalının kusur derecesi ve sözleşmeye aykırılığın ağırlık ölçüsüne göre, mahkemece dava konusu cezai şart tutarından yaklaşık %70 oranına isabet eden miktarda indirim yapılması somut olayın özelliklerine göre uygun bulunmuştur.

Bununla birlikte, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığının takdiri hakime aittir. Davacının bunu önceden takdir ve tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir. Buna rağmen mahkemece reddedilen kısım bakımından davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece cezai şarttan indirim yapılması sonucunda reddedilen kısım bakımından davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne,tenkis nedeniyle davalı taraf yararına yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2022 Tarih 2020/731 Esas - 2022/399 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Emtianın iadesi talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,Kar mahrumiyeti talebine ilişkin davanın kabulüne, toplam 10.646,89-TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (alacağın 1.500-TL'lik kısmına 22/12/2020 tarihinden, 9.146,89-TL'lik kısmına 07/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine), Ceza şart talebinin kısmen kabulüne, 15.000-TL cezai şartın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (alacağın 5.000-TL'lik kısmına 22/12/2020 tarihinden, 10.000-TL'lik kısmına 07/02/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine),Fazlaya ilişkin istemin cezai şart isteminin tenkis nedeniyle reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 1.751,93-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 1.069,86-TL'nin mahsubu ile bakiye 682,07-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 1.124,26-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 3.000-TL bilirkişi ücreti, 112,60-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.112,60-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Alınması gereken 1.751,93-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 437,99-TL harcın mahsubu ile kalan 1.313,94-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından sarf edilen 89-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

24/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73504 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.