Menfi Tespit ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7362 E. 2022/327 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargılama giderinden sorumluluk↗ resmi belgede sahtecilik↗ yazılı delille ispat↗ yemin deliline dayanma↗ yemin delili↗ ihtisas mahkemesi↗ sahtecilik↗ alacağın temliki↗ ihbar olunan↗ kötüniyet tazminatı↗ yemin↗ ciro↗ tbk 99↗ temlik↗ vade↗ ihbar↗ yargılama gideri↗ kötüniyet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece tanzim ettirilen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince hazırlanan 09/05/2016 tarihli raporda ve ceza dosyasında bulunan 17/12/2012 tarihli uzman raporunda senetteki imzanın şirket yetkilisi ...’ın eli ürünü olduğu tespit edilmiş ise de, kesinleşen Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/254 Esas 2018/769 Karar sayılı kararında ''.... Microsoft Corporation şirketinin yazısına göre senet üzerindeki yazının calibri italic olduğunun, bu yazı tipinin resmi olarak 30/01/2007 tarihinde kullanıma açıldığının belirtildiği, bu haliyle sanık ...'ın şirket yetkilisi olmadığı dönemde gerçekten şirketin alacaklısı olmayan... (...) adına bahse konu bonoyu düzenlemek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ...'' gerekçesiyle davacı şirket yetkilisi ...’ın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın gerekçesinde belirtilen maddi vakıaların senedin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 818 […]K.'nun 53. maddesi (TBK 74. maddesi) gereği mahkemeyi bağladığından, senedin ihbar olunan ...'ın yetkili olmadığı dönemde ve yürürlükte olmayan yazı tipi ile hazırlandığı sonucuna varıldığı, ceza mahkemesinin davalı ...'nin ticari ilişkisini kanıtlayan belgesi bulunmadığı gibi, davalı ...'ın da Seyyare'den alacaklı olduğuna dair ticari ilişkiyi kanıtlayan belgesinin bulunmadığına ilişkin kesinleşen kararı, davalılardan ...’in Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimat yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ''...daha sonra borcu ödeyemeyince bana senedi vermeyi teklif etti, tahminen 2009-2010 yılıydı, bu senedi ciro ederek bana verdi...'' şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... de ceza mahkemesinde tanık olarak alınan beyanında ''......benden parayı isteyince tahminen 2010 yılında amcamın bana getirmiş olduğu senedi ciro ederek Serkan'a verdim...'' yönündeki ve aşamalarda verdiği ''...senet bana geldiğinde 2 yıl bekledi, sağlıklı düşünemediğim için icra takibi yapmadım, daha sonra borcum karşılığında 2010 yılında senedi Serkan'a verdim...'' şeklindeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, senedin 20/11/2008 vade tarihinden sonra diğer davalıya ciro edildiğinin anlaşılması sebebiyle alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, senetteki hakkın yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı ...'ın bu yönde bir delil sunamadığı, her iki davalının yemin deliline dayanmadıkları gerekçesiyle davacı şirketin her iki davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali talebinin reddine, davalıların kötüniyetli oldukları sabit olmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddine ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı lehine hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderinin davalılardan alınmasına karar verilmişse de, davalıların yargılama giderinden sorumluluğu müşterek ve müteselsil olduğundan, yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, “müştereken ve müteselsilen” ibaresinden söz edilmeksizin karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5302 E. 2022/2319 K.
Ortak:alacağın temliki · temlik
İncelediğiniz kararda… i'nde talimat yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ''...daha sonra borcu ödeyemeyince bana senedi vermeyi teklif etti, tahminen 2009-2010 yılıydı, bu senedi «ciro» ederek bana verdi...'' şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... de ceza mahkemesinde tanık olarak alınan beyanında ''......benden parayı isteyince tahminen 2010 yılında amcamın bana getirmiş olduğu senedi ciro ederek Serkan'a verdim...'' yönündeki ve aşamalarda verdiği ''...senet bana geldiğinde 2 yıl bekledi, sağlıklı düşünemediğim için icra takibi yapmadım, daha sonra borcum karşılığında 2010 yılında senedi Serkan'a verdim...'' şeklindeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, senedin 20/11/2008 «vade» tarihinden sonra diğer davalıya ciro edildiğinin anlaşılması sebebiyle «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, senetteki hakkın «yazılı delillerle ispat» edilmesi gerektiği, davalı ...'ın bu yönde bir delil sunamadığı, her iki davalının «yemin deliline dayanmadıkları» gerekçesiyle davacı şirketin her iki davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali talebinin reddine, davalıların «kötüniyetli» oldukları sabit olmadığından «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. tarafından bankaya «ibraz» edildikten sonra davalı bankaya devredildiği için söz konusu devrin TBK'nın 183. ve devamı maddelerinde yer alan «alacağın temliki» hükmünde olduğu, dava dışı Serkan İnşaat Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · i̇i̇k 258 · ticari faiz · kötü niyet tazminatı · istirdat · kötü niyet · dava sebebi · ibraz
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü 2015/«258») Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %20'si oranında (14.000.- TL) «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; icra müdürlüğü tarafından gönderilen «tahsilat makbuzunda» davacıdan yapılan tahsilatın 28.04.2016 tarihinde icra müdürlüğü hesaplarına alındığı anlaşıldığından «istirdadına» hükmedilen tutar için faizin bu tarihten başlatılması gerekirken 28.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsil hükmü kurulması yerinde olmamış, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasın …
Şti.'nin mevcut olmayan alacağını davalı bankaya devrettiği, davacının dava konusu çekler «sebebi» ile davalı bankaya da borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıdan tahsil edilen 130.000.- TL'nin tahsilat tarihi olan 28.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Trabzon İcra Müdürlüğü'nün 2015/103275 (eski Trabzon 3.
Şti. tarafından bankaya «ibraz» edildikten sonra davalı bankaya devredildiği için söz konusu devrin TBK'nın 183. ve devamı maddelerinde yer alan «alacağın temliki» hükmünde olduğu, dava dışı Serkan İnşaat Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4427 E. 2022/3449 K.
Ortak:kötüniyet tazminatı · ciro · kötüniyet
İncelediğiniz kararda… i'nde talimat yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ''...daha sonra borcu ödeyemeyince bana senedi vermeyi teklif etti, tahminen 2009-2010 yılıydı, bu senedi «ciro» ederek bana verdi...'' şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... de ceza mahkemesinde tanık olarak alınan beyanında ''......benden parayı isteyince tahminen 2010 yılında amcamın bana getirmiş olduğu senedi ciro ederek Serkan'a verdim...'' yönündeki ve aşamalarda verdiği ''...senet bana geldiğinde 2 yıl bekledi, sağlıklı düşünemediğim için icra takibi yapmadım, daha sonra borcum karşılığında 2010 yılında senedi Serkan'a verdim...'' şeklindeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, senedin 20/11/2008 «vade» tarihinden sonra diğer davalıya ciro edildiğinin anlaşılması sebebiyle «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, senetteki hakkın «yazılı delillerle ispat» edilmesi gerektiği, davalı ...'ın bu yönde bir delil sunamadığı, her iki davalının «yemin deliline dayanmadıkları» gerekçesiyle davacı şirketin her iki davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali talebinin reddine, davalıların «kötüniyetli» oldukları sabit olmadığından «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesi'nde görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği ve başkaca delil de sunulamadığı, davanın ödeme ile «istirdat» davasına dönüştüğünden davalı lehine tazminata da karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının takibe konu senedin «teminat senedi» olduğunu iddiasına karşılık, davalı (alacaklı) yargılamanın tüm aşamalarında senedin «mücerret borç ikrarı» olduğunu belirterek savunmada bulunduğu, «senedi talil» etmediği, dava konusu senedin 6102 sayılı Kanun'un 776. maddesi uyarınca zorunlu şartları taşıması nedeniyle mücerret borç ikrarı olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesi uyarınca «ispat yükü» kendisinde olan davacının «ibraz» ettiği delillerin senedin mücerretlik niteliğini kaldırmadığı, daha önce avukatı olan ...’ın, davalı ... ile işbirliği içinde bu kez onun avukatı olarak hareket ederek kendisini yanılttıklarını ve ...’ya olan 275.000.- TL borcuna karşılık «lehtarı» olduğu 745.000,00 TL'lik bonoyu davalıya «ciro» ettirdiklerini, kendi avukatı ile davalının kendisini bu bonoyu kendi namına tahsil edecekleri konusunda kandırdıkları iddiasına karşılık dava dışı avukat ... hakk …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · mahkeme dışı ikrar · mücerret borç ikrarı · talil · kısmi kabul · borç ikrarı · mücerretlik · teminat senedi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının takibe konu senedin «teminat senedi» olduğunu iddiasına karşılık, davalı (alacaklı) yargılamanın tüm aşamalarında senedin «mücerret borç ikrarı» olduğunu belirterek savunmada bulunduğu, «senedi talil» etmediği, dava konusu senedin 6102 sayılı Kanun'un 776. maddesi uyarınca zorunlu şartları taşıması nedeniyle mücerret borç ikrarı olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesi uyarınca «ispat yükü» kendisinde olan davacının «ibraz» ettiği delillerin senedin mücerretlik niteliğini kaldırmadığı, daha önce avukatı olan ...’ın, davalı ... ile işbirliği içinde bu kez onun avukatı olarak hareket ederek kendisini yanılttıklarını ve ...’ya olan 275.000.- TL borcuna karşılık «lehtarı» olduğu 745.000,00 TL'lik bonoyu davalıya «ciro» ettirdiklerini, kendi avukatı ile davalının kendisini bu bonoyu kendi namına tahsil edecekleri konusunda kandırdıkları iddiasına karşılık dava dışı avukat ... hakk …
Mahkemece, davacı tarafın senette yazan miktarda borcu olmadığı iddiasını kanıtlayamadığı, davalının poliste verdiği ifadenin mahkeme «dışı ikrar» olduğu, davalının yargılama aşamasında bu ifadesini inkar ettiği ve davacının da bunun aksini ispatlayamadığı kabul edilmiştir.
Davalının, polisteki bu beyanının iradesi hilafına alındığına dair dosyada herhangi bir delil olmayıp, bu durumda mahkemece taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinde davacının borcu 275.000.-TL kabul edilerek buna göre bonodan dolayı «kısmi kabul» kararı verilmesi gerekirken davanın reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2787 E. 2024/644 K.
Ortak:vade
İncelediğiniz kararda… i'nde talimat yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ''...daha sonra borcu ödeyemeyince bana senedi vermeyi teklif etti, tahminen 2009-2010 yılıydı, bu senedi «ciro» ederek bana verdi...'' şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... de ceza mahkemesinde tanık olarak alınan beyanında ''......benden parayı isteyince tahminen 2010 yılında amcamın bana getirmiş olduğu senedi ciro ederek Serkan'a verdim...'' yönündeki ve aşamalarda verdiği ''...senet bana geldiğinde 2 yıl bekledi, sağlıklı düşünemediğim için icra takibi yapmadım, daha sonra borcum karşılığında 2010 yılında senedi Serkan'a verdim...'' şeklindeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, senedin 20/11/2008 «vade» tarihinden sonra diğer davalıya ciro edildiğinin anlaşılması sebebiyle «alacağın temliki» hükümlerine tabi olduğu, senetteki hakkın «yazılı delillerle ispat» edilmesi gerektiği, davalı ...'ın bu yönde bir delil sunamadığı, her iki davalının «yemin deliline dayanmadıkları» gerekçesiyle davacı şirketin her iki davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali talebinin reddine, davalıların «kötüniyetli» oldukları sabit olmadığından «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… maddesi gereğince dava açmak için süre verildiğini ve bu davayı açtıklarını, müvekkilinin açık bonoyu aldığı dönemde bir süre evinde tuttuğunu sonrasında dava dışı «keşidecinin» ilgili «bononun» akıbetini kendisine sorması üzerine bonoyu aradığını ancak bulamadığını, bononun kaybolduğunu fark ettiğini, dava konusu bononun davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurularak icra takibine konulduğunu, davalının «bedelsiz» senedi davacının «rızası» dışında ele geçirmiş olup, kötü niyetli olduğunu, davacı ile bono keşidecisinin eski karı-... olduğunu, senedin taraflar arasında «teminat» amacıyla verildiğini, davacının elinden rızası hilafına çıkmış olan senedin bedelinin bulunmadığı ve teminat amaçlı davacıya verildiğinin davalı tarafından bilindiğini ileri sürerek borçlusu (keşidecisi) ... ... ... olan ve 24.06.2012 tanzim, 24.06.2013 «vade» tarihli ve 85.000,00 TL bedelli ... muharrer bonoyu kötü niyetli olarak devralan davalıdan «istirdatına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanık delili · meşru hamil · yetkili hamil · lehdar · lehtar · aktif husumet · bedelsizlik · eş rızası
Benzer bu kararda… di ödemeyince ben icra takibine başladım ve bu takip sebebiyle müşteki bana iddianameye konu suçlamaları yöneltti." şeklindeki ifadesinde açıkça mezkur senedin esas «lehtarının» ... ... kendisi olduğu iddia edildiği, oysa ki senette lehtar davalı gözüktüğünü, aynı senet ile ilgili bir biri ile çelişen beyanların söz konusu olduğunu, senedin tedavül amacı dışında doldurularak davacının «rızası» dışında davalıya geçtiğini, bu davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin «meşru hamil» olduğunu ispat bakımından «keşidecisi» ile kendisi arasındaki ilişkiye ilişkin yazılı ve diğer delillere ve ayrıca «tanık deliline» dayandığını, tanık listesi «ibrazı» ve tanık ismi bildirildiği taktirde davacının «aktif husumet» varlığı bakımından ibraz edilen diğer belgelerle birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken bu değerlendirmenin Mahkemece yapılmadığını belirterek …
… maddesi gereğince dava açmak için süre verildiğini ve bu davayı açtıklarını, müvekkilinin açık bonoyu aldığı dönemde bir süre evinde tuttuğunu sonrasında dava dışı «keşidecinin» ilgili «bononun» akıbetini kendisine sorması üzerine bonoyu aradığını ancak bulamadığını, bononun kaybolduğunu fark ettiğini, dava konusu bononun davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurularak icra takibine konulduğunu, davalının «bedelsiz» senedi davacının «rızası» dışında ele geçirmiş olup, kötü niyetli olduğunu, davacı ile bono keşidecisinin eski karı-... olduğunu, senedin taraflar arasında «teminat» amacıyla verildiğini, davacının elinden rızası hilafına çıkmış olan senedin bedelinin bulunmadığı ve teminat amaçlı davacıya verildiğinin davalı tarafından bilindiğini ileri sürerek borçlusu (keşidecisi) ... ... ... olan ve 24.06.2012 tanzim, 24.06.2013 «vade» tarihli ve 85.000,00 TL bedelli ... muharrer bonoyu kötü niyetli olarak devralan davalıdan «istirdatına» karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eski eşi ... ... ...’ın «keşidecisi» olduğu ve «lehtar» sıfatıyla kendisine verilmiş olan ve ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin işbu senedi dava dışı ... ... ...'dan aldığını ve «meşru hamil» olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7362 E. , 2022/327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.07.2020 tarih ve 2015/606 E. - 2020/470 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan...'in lehtar, diğer davalının hamil, müvekkili şirketin ise keşideci olarak yer aldığı 550.000,00 USD bedelli bir adet bonoya dayalı olarak davalı hamil ... tarafından müvekkili aleyhine takibe girişilmiş ise de senetteki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı gibi, yetkiliye ait olduğu saptansa bile bononun gerçek bir alacağı temsil etmediğini, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçuna konu oluşturduğunu, müvekkili şirket ile yetkilisi olan ... arasında husumet olması nedeniyle adı geçen yetkili tarafından kötüniyetli bir şekilde davalılarla birlikte hareket edilerek bononun keşide edildiğini, davalı takip alacaklısı ...'in de bedelsiz olduğunu bilerek bonoyu devraldığını, şirket yetkilisi ve davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulması nedeniyle hazırlık soruşturmasının sürdüğünü, davanın şirket yetkilisi ...'a ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürerek, takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitiyle % 40 oranında tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilince diğer davalı lehdar...'e verilen borç para karşılığında ciro yoluyla senedin devralındığını, müvekkilinin iyi niyetli hamil olup, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada senet üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olduğunun da saptandığını belirterek, davanın reddini savunmuş ve % 40 oranındaki tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Diğer davalı ... (...) vekili, davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilince davacı şirkete verilen borç para karşılığında davaya konu senedin alındığını ve müvekkilinin de diğer davalı hamil ...'e olan borcuna karşılık senedi ciro ettiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Dava ...' a ihbar olunmuş ise de yanıt vermemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece tanzim ettirilen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince hazırlanan 09/05/2016 tarihli raporda ve ceza dosyasında bulunan 17/12/2012 tarihli uzman raporunda senetteki imzanın şirket yetkilisi ...’ın eli ürünü olduğu tespit edilmiş ise de, kesinleşen Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/254 Esas 2018/769 Karar sayılı kararında ''.... Microsoft Corporation şirketinin yazısına göre senet üzerindeki yazının calibri italic olduğunun, bu yazı tipinin resmi olarak 30/01/2007 tarihinde kullanıma açıldığının belirtildiği, bu haliyle sanık ...'ın şirket yetkilisi olmadığı dönemde gerçekten şirketin alacaklısı olmayan...
(...) adına bahse konu bonoyu düzenlemek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ...'' gerekçesiyle davacı şirket yetkilisi ...’ın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın gerekçesinde belirtilen maddi vakıaların senedin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 818 […]K.'nun 53. maddesi (TBK 74. maddesi) gereği mahkemeyi bağladığından, senedin ihbar olunan ...'ın yetkili olmadığı dönemde ve yürürlükte olmayan yazı tipi ile hazırlandığı sonucuna varıldığı, ceza mahkemesinin davalı ...'nin ticari ilişkisini kanıtlayan belgesi bulunmadığı gibi, davalı ...'ın da Seyyare'den alacaklı olduğuna dair ticari ilişkiyi kanıtlayan belgesinin bulunmadığına ilişkin kesinleşen kararı, davalılardan ...’in Ankara 12.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimat yoluyla ve tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ''...daha sonra borcu ödeyemeyince bana senedi vermeyi teklif etti, tahminen 2009-2010 yılıydı, bu senedi ciro ederek bana verdi...'' şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... de ceza mahkemesinde tanık olarak alınan beyanında ''......benden parayı isteyince tahminen 2010 yılında amcamın bana getirmiş olduğu senedi ciro ederek Serkan'a verdim...'' yönündeki ve aşamalarda verdiği ''...senet bana geldiğinde 2 yıl bekledi, sağlıklı düşünemediğim için icra takibi yapmadım, daha sonra borcum karşılığında 2010 yılında senedi Serkan'a verdim...'' şeklindeki beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, senedin 20/11/2008 vade tarihinden sonra diğer davalıya ciro edildiğinin anlaşılması sebebiyle alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, senetteki hakkın yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı ...'ın bu yönde bir delil sunamadığı, her iki davalının yemin deliline dayanmadıkları gerekçesiyle davacı şirketin her iki davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptali talebinin reddine, davalıların kötüniyetli oldukları sabit olmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddine ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı lehine hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderinin davalılardan alınmasına karar verilmişse de, davalıların yargılama giderinden sorumluluğu müşterek ve müteselsil olduğundan, yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, “müştereken ve müteselsilen” ibaresinden söz edilmeksizin karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5. ve 6. bendinde yer alan “davalılardan” ibaresinden sonra “müştereken ve müteselsilen” ibaresi yazılmak suretiyle kararın bu şekliyle davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 47.778,41 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/732931400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz